Queque (КIуэкIуэ) Jan Kök

0
66
Türkiye’de doğup yetişmiş Abaza bir genç kızın anavatanda devam eden kendisiyle barışık yaşamı

 

Jan’ın bence önemli bir özelliği de diasporadan gelmiş ve burada evlilik yapmış ilk kızımız olması! Yani ilk örnek olması. Jan’ın eşi Balkar Kazbek de bir kültür emekçisi. Hatti dans ve müzik grubunun kurucusu ve yöneticisi iyi bir Adige genci.

 

 

 

 

Jan’ın burada kalma kararında Adigeceyi biliyor olması etkili olduysa da Kazbek’le tanışmış olması da kalış kararını pekiştirmiştir bence.
Nalçik’in en eski caddelerinden olan ve yakın zamanda restore edilerek araç trafiğine kapatılıp özgün bir cadde olarak düzenlenen Kabardey caddesinde Wer-Ser adında mağazası var Jan’ın. Ressam arkadaşı Keref Albina ile birlikte hazırladığı özgün tasarım ürünler, hediyelik eşyalar, takılar, deri ürünler ve daha pek çok çeşit el yapımı ürünler var. Her ikisi de kendi yaptıkları ürünleri alıcılarıyla buluşturuyorlar mağazada.
Yolunuz Nalçik’e düşer de, Kabardey caddesinde Wer-Ser’e uğrarsanız mutlu ayrılırsınız emin olun!

İrtibat +7 928 701 25 55
İnstagram: wor.ser

***

Cesur bir karar, hele de genç bir kız için. Pek çok kişinin seyahat planlarında dahi olmayan -adı anavatan bile olsa- bir yere önce üniversite öğrencisi olarak gelme kararı sonra buraya yerleşme ve hatta bir xeku delikanlısı ile evlenme kararı! Cesurca demek az bile! İlk örnek olması benim için ayrıca önemli.
Jan, yeteneğini eğitimle destekleyerek çizdiği yolda, ilk kişisel sergisiyle kendini tanıtmak adına geçenlerde Nalçik’te ilk adımını attı.

-Kendini tanıtır mısın?
-Uzunyayla’nın Altıkesek köyündenim. Kayseri’de doğdum, Adana’da yaşadım. Liseyi Adana’da bitirdim. Ailem hala orada yaşıyor. Liseden sonra bir yıl İstanbul’da Güzel Sanatlar Lisesine devam ettim. Daha sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine başvurdum ancak ikinci yedekte iken beklemeden KAFFED kontenjanı ile buraya geldim. Kabardey Devlet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümünü bitirdim.

-Kabardey-Balkar’a gelmeye nasıl karar verdin?
-Abazayım ancak babaannem Kabardeydi. Onun dizinin dibinde anavatan hikâyeleriyle büyüdüm. Babaanneme de büyüklerinden geçen bir anavatan sevdası ve özlemi vardı. Tüm bu duyguları bana aktardı diyebilirim. Çocuk yaşlarda da bende Xeku düşüncesi bu şekilde oluşmuştu. ‘Tabi ki giderim, orada yaşarım’ diyemiyorsunuz çocukken ancak yaşantınızın daha sonraki evlerinde bu alt yapı bazı kararları vermenizi kolaylaştırıyor. Bazı tesadüfler de kararımı kolaylaştırdı sanırım.
Türkiye koşullarında yaşayan bir genç kız için “Ben anavatanda yaşamaya gidiyorum, hadi hoşçakalın!” demek olmuyor. Bu nedenle ben de en uygun koşulları aramaya başladım. Anavatanda üniversite eğitimi en iyi gerekçeydi. İşte bu şekilde geldim ve okul bitince de kalarak burada kendime bir yaşam kurdum.

-Çerkes El Sanatları ile özellikle de gümüş işleme takı sanatıyla tanışman nasıl oldu?
-İlk olarak İstanbul’da, Dışeg Ayşe ve Elmas Eşsiz büyüklerimizin evine gittiğimizde gördüm ve hayran oldum onların sanatına. Ben de yapmaya karar verdim ve yengem Tsey Bengün Gül ile birlikte yapmaya başladım. Üniversitede dersler de görüyorduk zaten. Üniversite eğitimim ilgi alanıma paraleldi. Altı yıllık eğitim süresinde metal işleme sanatıyla ilgili dersler de aldım. Daha sonra bir yıl kadar da Madina Saralp Sanat Atölyesinde çalıştım. Bu süreç bu sanata olan ilgimi daha da artırdı. Kitaplardan da destek alarak yapmaya devam ettim.

-Neredeyse sekiz yıldır Çerkes takıları yaptığını biliyorum. Sergi açmak için neden bu kadar bekledin?
-Bu işin ana malzemesi gümüş olduğu için çok maliyetli bir uğraş. Aralıklarla yaptığım takıların bir kısmını satarak geri dönüşümü sağladım ve 4,5 yıldır satmadan sürekli ürettim. Çok da zaman alan bir uğraş o yüzden de sergi açacak bir sayıda ürün biriktirmem gerekti. Asıl neden bu.

-Nalçik’teki serginin yansımaları iyi oldu, çok ilgi gördü. Bundan sonra başka sergi planın var mı, genel olarak bu işle ilgili hedeflerin neler?
-Yakında Moskova, Maykop ve Çerkesk’te sergilerim olacak. Aslında daha da ileriye taşımak istiyorum.
“Çerkes Takıları” adıyla büyük bir uluslararası sergide yer almayı istiyorum.

-Anavatana üniversite eğitimi için gelen genç kızlarımız önceleri de vardı halen de var. Ancak okul bittikten sonra burada kalma kararı veren pek yok aralarında. Sen kalmaya nasıl karar verdin?
-Bu kararı verirken gerçekten hiç zorlanmadım. Çok benimsediğim için mi çok mu kendimi buraya ait hissettim, neyse de zor bir karar değildi benim için. Adigeceyi bildiğim için işim daha da kolaylaştı. Babaannem bana sadece anavatan sevgisi değil bir de adı Adigece olan hazineyi verdi. Dili bilmenin getirdiği avantajla burada kalmam biraz daha kolaylaştı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here