Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

“Ağlamayacağız, Unutmayacağız, Affetmeyeceğiz”

23 Şubat 1944 ve sonrasında yaşananlar Mukhazhar Cebrailova’nın aklından hiç çıkmadı. Zandak köyünün karşısındaki tepeden askeri kamyonların gelişini gördüğünde annesinin nasıl telaşlandığını bugün gibi hatırlıyor. 13 yaşındayken yaşadığı o günü, “Annem yol kenarına oturdu ve gözyaşlarına boğuldu. Neden ağladığını sordum. Kamyonların bizi alıp uzaklara götüreceğini söyledi” diyerek anlatıyor.
Gece yarısı evlerin kapılarını çalan askerler eşyalarını toplamalarını emredince annesinin ne demek istediğini anlamıştı Mukhazhar…
Ertesi gün ve gece boyunca sadece o köyün değil tüm Çeçen halkının kapıları çalınmış ve diktatör Stalin’in emriyle insanlar evlerinden edilmişti.
Nazilerle işbirliği yapmakla suçlanan insanlar Orta Asya’ya sürülecekti. Böylece Lentil Operasyonu başlamıştı.
Hayvan taşımakta kullanılan yük vagonlarına tıkılanlar belki de en şanslılarıydı çünkü hastalar, bebekler ve seyahat engeli olduğu varsayılanların çoğu katledilmişti. Kaçmaya çalışanlar da aynı kaderi paylaştı.
Mukhazhar o gece dört akrabasının öldürüldüğünü söylüyor. Dereden su getiren teyzesi askerler tarafından öldürülmüş. İki kuzeni, annelerinden yadigar kalan küpeleri almak için evlerine girmek isteyince öldürülmüş. Çocuklarının öldürülmesine şahit olan amcası ise eve doğru koşarken öldürülmüş.
Mukhazhar, “Kuzenlerim ve amcam gömülmedi. Sadece üzerlerine toprak atıldı. Bugün hala orada küçük bir tümsek var” diyor.
Mukhazhar ve sağ kalan diğer aile bireylerinden bir kısmı hayvan vagonlarıyla Kazakistan’ın çıplak steplerine, bir kısmı da Kırgızistan ve Sibirya’ya gönderilmiş. Dört hafta sonra Kazakistan’a vardıklarında açlıktan ölmek üzereymişler. Kazakistan’a geldikten kısa bir süre sonra babası, iki erkek kardeşi, annesi ve iki kız kardeşi ölmüş.
Nazilerle işbirliği yaptığı iddia edilen halkın Hitler birliklerine karşı cephede savaşan 40 bin askeri bile sürgünden muaf tutulmamış.
Stalingrad cephesinde Nazilerle savaşan Salman Dudayev de sürülenler arasındaydı. Oysa Salman, Kızıl Ordu’ya katılmak için evden kaçtığında henüz 13 yaşındaymış. Salman’ın sürüleceği haberini veren kumandanı Ukraynalı Mykola Kotov gözyaşları içinde “Oğlum, birkaç gündür sana bunu söyleyemiyorum ama mecburum. Emirlere karşı gelemem” demiş.
Terhis edilen Salman bir yük trenine bindirilerek Çin sınırı yakınındaki Leninogorsk şehrine gönderilmiş.
Çeçenlerin “Aardakh” diye adlandırdığı ve binlerce insanın ölümüne sahne olan 27 günlük korkunç yolculuğun ardından Kazakistan’a varmış. 6 ay boyunca akrabalarını bulmaya çalışmış. Gönderildikleri yerden ayrılmaları halinde verilecek olan “25 yıl hapis” cezasını göze alıp Kırgızistan’a gitmiş ve ailesini orada bulmuş.
Bu korkunç sürgün sonrasında hayatta kalanların anavatanlarına dönmelerine Stalin’in ölümünden üç yıl sonra 1956’da izin verilmiş. Haritadan silinen ülkelerini tanımakta zorlanan Çeçenlerin evlerine başkaları yerleştirilmişti. Camileri, eski el yazmaları yakılmış; mezar taşları sökülmüş ve dağlardaki binlerce yıllık kuleleri yerle bir edilmişti.
Birçoğu tekrar Kazakistan’a döndü. Mukhazhar ve Salman Çeçenya’da kaldı. Bugün Kremlin yanlısı Ramzan Kadirov 23 Şubat anmalarını yasaklamış olsa da sürgünü asla unutmadılar.
Mukhazhar, babasının vasiyetini her hatırladığında ağlıyor. Babası kızının Çeçenya’ya dönmesini, atlara ve arılara sahip çıkmasını ve köy halkı için mısır ekmeği pişirmesini istemiş. Mukhazhar, “Buraya döndüğümüzde ne atlarımız ne de arılarımız kalmıştı. Babamın anısına ekmek pişirip dağıttım ama mısır unu bulamadığım için buğday unundan yapabilmiştim. Babamın vasiyetini yerine getirememiştim. Bu acı yüreğimi dağlıyor” diyor. (rferl.org)

Çeviri: Serap Canbek

1944, Şubat…
O yılın kışı işte, o yılın,
Sivri kama misali,
İnsanın bağrına saplanıp da yaşanan
Kışı işte o yılın!
O yılın hiç yazı olmadı ki…
Kanayan yüreğimin yarası kapanmadı ki hiç!
İçimi kavurarak süren o yılın kışı
On üç buzlu ayaza dönüştü
Ve daha bir başka soğudu
Tamı tamına on üç kez!
Sibirya’da dona dönmüş on üç yıl
Saplanır içime on üç anıt misali.
On üç yıldan uzun süren o tam on üç yaraya
Deva olmaz zaman denen sonsuzluk!

Zelimhan Yandarbiyev

Çeviri: Tarık C. Kutlu

Yazarın Diğer Yazıları

“Evvelden Sonra” 18 Mayıs’ta “Bir Yazar, Bir Eser”de

Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) “Bir Yazar, Bir Eser” adlı programının konuğu gazetemiz yayın kurulu üyesi Birgül Asena Güven. Güven’in Aralık 2023’te yayımlanan “Evvelden Sonra” romanının...

21 Mayıs’ta “Turnanın Dansı”

Çerkes sürgünü temalı "Turnanın Dansı Film Projesi"nin öyküsünü anlatan belgeselin gösterimi 21 Mayıs Salı akşamı 19.00-20.30 saatleri arasında olacak. Projenin ilk toplantısı 26 Ekim’de Ankara’da...

“Derneklerimiz kültürel temelde örgütlenmeler olmakla birlikte sürgün ve soykırım, anadili, dönüş hakkı gibi taleplerimizin aslında siyasetin konusu olduğu açık”

-Nasıl bir KAFFED/Federasyon/Birlik hayaliniz var? Üye derneklerle ilişkiler, uluslararası kurumlarla ilişkiler, sürgün, soykırım, başta anadili olmak üzere kimliğe ve kültüre dair her konuda nasıl...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img