Çerkes Aile İlişkilerinde Kültürel Gelenekler

0
701

Her toplumda olduğu gibi Çerkes toplumunda da gelenek göreneklerin değişmesini ekonomik gelişim belirler. Çerkes yaşamında bazı eski gelenekler şekil değiştirse de bugüne dek varlığını sürdürmüştür. “Çerkes halkının en belirgin özelliklerinden biri kişisel dinamiklerin çok fazla olmasıdır. (…) Çerkes, (…) özgün kültürel değerlerini koruması”dır.(1)
Çerkesler’de kaç-göç olarak adlandırılan gelenek, evlilik süreci içinde olan kız ve erkeğin birbirleri ve kendi aileleri ile adetler çevresinde kurmuş oldukları ilişkilerdir. Kaç-göç, evlilik süreci başlangıcında veya sonunda da olur. Günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir, ancak eski Çerkes aileleri arasında görülür.
Ne gelinin ne de damadın evlilik sürecinde ve düğünde, aile ortamında ve akrabalar ile diğer insanlar arasında ortalıkta görünmemeleri gerekir. Evlilikten hemen sonra gelin, kocasının ailesinin evine taşınmaz. Çoğunlukla “Atalık” olarak tanımlanan ayrı bir odaya taşınır. Çerkes yeni gelini evliliğinin ilk ayını o odada geçirir. Buranın dışına çıkmaz. Bir balayı dönemi olan bu nazik dönemde, damadın da kendi ailesi ile aynı evde oturması gelenekler göre yasaklanmıştır. Damat, gelinden ayrı, akrabalarının herhangi birisinin evinde kalır. Damat, karısını bu aylarda gündüz veya gece hiç kimseye görünmeden ziyaret eder. Arada bir hafta geçer, damat ailesinin evine kabul edilir. Bu bir törenle kutlanır. Damat bu kutlama sırasında, bulunan misafirlere ve ailesine, akrabalarına hediyeler verir. Hediye vermesi Çerkes geleneklerinde zorunludur. Aylar sonra, belki de bir yıl sonra gelin ve damat, ailesinin evine katılır. Bu katılmayı kendi aralarında kutlamak için “büyük düğün” düzenlenir. Burada yapılan kutlama “düğün” olarak adlandırılır. Tüm aile, akrabalar, dostlar toplanırlar. Şaka, neşe, espriler yapılır. Danslar, oyunlarla yemekli, müzikli bir tür eğlence, şenlik düzenlenir.
Adığelerde, Abazalarda, Çeçenlerde, Osetinlerde (Alanlar) kaç-göç, büyük farklılıklar göstermez. Öz aynıdır. Biçimde yöresel farklılıklar vardır. Örneğin; Çeçenlerde, düğünden birkaç gün önce hem gelin hem damat baba evini terk edip bir yakın akraba ya da arkadaşının evine taşınırken; Abazalarda evlilik başlayınca gelin ve damat akrabalarının evinde kalır, geceleyin ancak el ayak çekilince kimseye görünmeden birbirlerini ziyaret edebilirler. Bazen de iki hafta kadar damat, arkadaşları tarafından ağırlanır ve saklanır.
Çerkesler arasında bu eski gelenekler katı biçimde yaşatılırdı: “Eski geleneklerin yoğun olarak yaşatıldığı aileler, kültür düzeyi düşük olan ailelerdi.”(2)
Çerkeslerde baba evin reisi olarak görülmektedir. Babanın her söylediği itirazsız olarak yapılır. Babanın karşısında karısı ve kızlarından başkası oturamaz. Ailenin diğer bireyleri saygıyla ayakta beklerler. Karısı da dâhil hiç kimse baba ile yemeğe oturamaz. Ancak karısı çocuk sahibi olduktan sonra yemeğe oturabilir. Aile içinde yaşlılar oldukça otoriterdir. Bu bir hiyerarşik yapı oluşturur. Büyükler kendi küçükleriyle aralarına bir mesafe korlar. Baba, küçük çocuklarını yılışık bir tarzda sevip okşayamaz. Kız çocuklarını evde misafir kabul ettikleri için, kızlara sevgi, anlayış gösterirler. Erkek çocuklarla yüz-göz, senli-benli olmazlar. Aile içinde baba öldükten sonra mirası erkek çocukları bölüşür. Kızlara miras verilmez. Kız çocuklarına hediye verilir. Baba hayattayken, mülkiyeti istediği gibi kullanır. Aile içerisinde kadın kocasına adıyla hitap etmez. Çocuk dünyaya geldikten sonra, bütün akrabalar kutlamaya giderler. Çocuğun eğitiminden anne sorumludur. Baba çocuğuna isim takmaz. Dedesi, akraba ya da dostları isim takar. Eskiden Çerkeslerde doğum olduğu gün evde bir konuk varsa, misafirlerine olan saygılarının gereği, doğan çocuğa onun adını verirlerdi. Evliya Çelebi bir yazısında şöyle der: “Burada birinin oğlu olsa, evinde misafir olan ister Müslüman ister Kâfir, onun ismi çocuğuna verilir.”(3)
Çerkes boyları arasında çok eski bir gelenek daha vardı. Andlaşma. Tarihi derinlere dayanıyordu. Savaşların, kötü koşulların dayattığı bir gelenekti. Andlaşma; Çerkes ezilen sınıf ve tabakaları olan Pşıtlı ve Fekollerin, hâkim sınıfları olan Pşı ve Vorklerin uyguladığı haksızlıklara karşı ortaya çıkmıştır. Bu geleneği hayat öğretmiştir. Genellikle Çerkes yoksulları arasında karşılıklı dayanışmalardan kaynaklanmıştır. Bu söz verme, sözünü tutma ile başlar. Andlaşan taraflar, her türlü zor ve güç durumlarını yardımlaşarak aşmaya çalışırlar. İki veya daha fazla ailenin, ya da sülalenin -soyun- tasa ve kıvançlarını paylaşmak için kendi aralarında birbirlerine “and” vermeleriyle başlar. Andlaşanlar, kendilerini kan bağı ile birbirlerine bağlanmış sayarlar. Aralarında dayanışmayı, fedakârlığı geliştirirler. Saldırı, savunma ve savaşta birbirlerine ölesiye destek olurlar. Acıyı, sevinci, mutluluğu, Andlaşmayla paylaşırlar.

1- Ersoy, Hayri – Kamacı, Aysun. Çerkes Tarihi, Tümzamanlar Yayıncılık, 1993. İstanbul.
2- Ersoy, Hayri – Kamacı, Aysun. Çerkes Tarihi, Tümzamanlar Yayıncılık, 1993. İstanbul.
3- Güneş, M. – Bağ, Y. Evliya Çelebi’nin ve Haşim Efendi’nin Çerkesistan Notları. İst.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz