Şıçepşıne ile arkaik bir yolculuk (3. Bölüm)

0
507

İnsan var oldukça bir şeyler üretiyor, üretecek de, fakat bu üretilen şeyi biraz boş bırakıp ilgilenilmediğinde yok oluyor. Şıçepşıne ile ilgili üretilmiş kültürün yok olmaması için okullar açılmalı, ne var ki devlet okul açmak yerine kapatıyor, bu gidiş dört tellininin varlığını sürdürmesini zora sokuyor. Doğru, Adigey’i ele alırsak “Jıu”nun çalışmaları sonucunda ilkokullarda bölümler açıldı. Çocukları şıçepşıne’nin tarihini anlatıyor, yapımını, çalmayı öğretiyoruz, dört yıl Adigey’de çalıştık. Şıçepşıne eğitimi alan çocuklardan çok zeki ve yetenekliler çıktı. Bunlar Ğuağue Damir, Paştı Gupse, Suriye’den dönüş yapan Tlıbzıxue’lerden Catın, Şan, Osman, Nuray. Şimdi de çok yetenekli genç bir kızımız yetişiyor. 15 yaşında bu genç kızımız, bir yıl oldu aramıza katılalı. Damir ve Gupse’nin şıçepşıne çalarak Nalmes’e eşlik ettiklerini görünce heveslendi, öğrenmek için aramıza katıldı. Her gün geliyor, becerisini sürekli geliştiriyor.
Öğrencilerimize sadece şıçepşıne çalmasını öğretmiyoruz, kadim Adige şarkılarını haçeş’lerde söyleyebilecek eğitimi de veriyoruz.
Şıçepşıne eğitimi verilen okullara ihtiyacı olan sadece biz değiliz, Türkiye’deki Adige’lerin de ihtiyacı var. Küçük bir atölyemiz olmalı, şıçepşıne imal edilen; insanların ulaşabileceği ucuzlukta… İmal edilenler çok az olduğu için pahalı, isteyenlerin çoğu satın alamıyor.
Öyle ki, birbirinden farklı şıçepşıne’ler istiyoruz; birini tutup “Budur şıçepşıne, diğerleri bir işe yaramaz” demek doğru değildir. Örneğin akordeonu ele alalım… Garmon, Adigelerin eski zamanlarında yoktu, ancak yüz yıl olmuştur hayatımıza gireli; sanki bin yıldır kullandığımızı zannediyor, şarkılar besteliyor, şiirler yazıyoruz. İnsanlar canı gönülden kabul ettiklerinde, tamamen kendilerine aitmiş gibi sahip çıkıyorlar, değer veriyorlar. Şıçepşıne’yi de gerçek değerini verebilecek konuma getirmeliyiz. Bu yazının Şıçepşıne’nin eski günlerdeki değerine kavuşmasına yardımı olacağını inancındayız.

– “Jıu”nun kurulduğu günlere dönecek olursak; “Jıu”yu kurarken ne gibi bir amacınız vardı?
-“Jıu”nun doğuşu şıçepşıne yapımıyla ilintili. Ben 1986 yılında Maykop’a taşındım, o günden bu güne 30 yıl geçmiş. Otuz yıllık bu süre içerisinde çocuklara eğitim verdim, Adige el becerilerini öğrettim. Şıçepşıne yapmayı çok istiyordum, Neğuey Zaur, Şıke Xazret, Staş Yura’nın da içinde olduğu bir grup oluşturdum. Zaur ve Xazret, aralarından çalışkanlıklarıyla sıyrıldılar. Zaur, kadim Adige halk şarkılarını söylemeye bu grupta “Hajı ile Domuz” şarkısıyla başladı.
Çalışmalarımı yürütebileceğim bir atölyenin inşasına başladığımda devletten çok da istenmediğime dair bir işaret alınca öylece bıraktım. Bir süre geçtikten sonra bakan beni çağırtıp; “filarmoniye bağlı, kadim Adige halk şarkılarını söyleyecek bir grup” kurmamı istedi. Bunun üzerine, öğrencilerimden Neğuey Zaur kalmıştı burada, ona uğradım. Diğer taraftan da kolejde öğrencim olan Staş Kaplan ile Madine’ye anlattım. Toplandık, herkes söylemek istediği wored’i seçti. Ben “Şxaguaşe’nin Şarkısı”nı seçtim, diğeri “Hajı ile Domuz” şarkısını zaten biliyordu, onu seçti. İşte böyle böyle 30’a tamamladık şarkı sayısını ve bir yıl birlikte çalıştık. Sonrasında filarmonide toplanıp sınava girdik, o güne kadar yaptığımız çalışmaları sunduk. Profesyoneller gibi eğitim almamıştık; onlar gibi davranmıyor, onlar gibi söylemiyorduk, yani kısaca artist değildik. Biz tamamen farklı bir amaçla hareket etmiştik; amacımız artist olmak değildi. Önümüze koyduğumuz hedef, eskiden haçeş’lerde kadim Adige halk şarkıları nasıl icra ediliyorsa öyle söylemekti. Bunu anlayamadılar, orayla olan ilişkimiz böylece bitti, bizi uzaklaştırdılar. Ortada kalakaldığımızı gören üniversitenin rektörü bize sahip çıktı. Dört-beş yıl şarkılara çalıştıktan sonra üç adet CD albüm çıkardık. Birincisi, “Haçeş Woredleri”, ikincisi “Düğün Şarkıları”, sonra en zorunu, “Nartıj Pışınalexer”i çıkardık. Bu çalışmalarımız devletin hoşuna gitmemiş olacak ki üniversiteye yapılan ödemeyi kesince orada da fazlalık oluverdik. Kendi kendimize projeler geliştirmeye başladık. Öğrencilerden Ergant, ve Selim (Tokat’tan gelmişti, Kunıjıkue’lerden) eğitimlerini bitirmiş, dağılmışlardı; kalanlarla bütün gücümüzü bir araya getirip çalışmaya devam ettik. Türkiye’ye geldiğimizde gençler de bize katıldılar (Selim, Ergan, Ali), tekrar grup olduk, şarkılarımızı söyledik. Uzun zaman bir araya gelemediysen, tekrar buluştuğunda insan sanki ilk defa söylüyormuş gibi oluyor. Almanya’da yaşıyan Adigeler bizi Berlin’e davet ettiklerinde Erhan, Zaur ve Ali’den oluşan küçük bir grup gönderebildik. Hamburg’a davet edildiğimizde küçük bir grup oluşturup oraya da gittik. Yidciblağe Neğerokue Kazbek’in konser salonunda şıçepşıne çalıyor, kadim Adige şarkılarının yayılmasını sağlıyoruz. Bugün de bir albüm çıkaracak şarkı biriktirdik fakat yayımlamaya gücümüz yetmedi. Uzun ve özverili bir çalışma gerektiriyor albüm çıkarmak, aynı kitap yazmak/basmak gibi. Diski elinize aldığınızda sanki gökyüzünden düştü zannediyor insan ama çok fazla emek gerektiren bir iş. “Jıu”nun kuruluşundan bugüne tarihçesi kısaca böyle.

– Şimdi “Jıu” tamamen dağıldı mı?
-Eskiden çalıştığımız gibi çalışamıyoruz fakat dağıldı da diyemeyiz. Şunu yapalım dediklerinde, yaşımdan dolayı ben pek katılamıyorum. Birkaç kişi var zorlanmadan birlikte bir şeyler yapabilen… Ben bir işe başladığımda diğer işlerin hepsini bir kenara itiyorum. Şarkıları uzun süre söylemeyince insan unutuyor. Kendi adıma konuşacak olursam; artık hafızam eskisi gibi güçlü değil. Şıçepşıne üstadı, 94 yaşındaki Stas Blut sağır oldu, gözleri de görmüyor artık, ayağının biri yok; vücudunda bu kadar eksiği olmasına rağmen öyle güçlü bir hafızası var ki! Sonra Kazbek’in hafızası da güçlüdür. İlginç olan, işittiği/duyduğu şeyi anında öğreniyor, sanki teybe kaydedilmiş gibi. Ben dinleyerek değil, ancak kağıda yazılı formundan öğrenebiliyorum. Şarkı söyleyelim, bir şeyler yapalım dediklerinde de artık yerimden zor kalkar oldum, yoruldum; son enerjimi de kitap bitirdi. Bazen atölyede, çocuklar da yokken, tek başıma kaldığımda şıçepşıne’yi alıp kendi kendime yavaş yavaş Nart destanlarından parçaları söylediğim oluyor. Oradan geçen biri, Zamudin iyice bunadı herhalde dese de avazım çıktığı kadar bağırarak zevkle söylüyorum.
Kısacası eski Jıu yok artık; fakat başka gruplar var. Kazbek’in grubu “Cenıkue Mafe”, Xakurınexable’de küçükleri bir araya getirip bir grup kurmuşlar. Kaberdey’de Zığazej Timur, bu tarafta Keref Tembolet, “Xağudj” grubu, sizin oralarda gençler. Fakat sizin oralarda ne oluyor? Yedi telliyi daha çok kullanıyorlar, kafe makamına vermişler kendilerini. Şarkı söylemek için dili bilmek gerekiyor. Dili artık o kadar iyi bilmiyorlar; sonra, bu işi öğreten, bilen yok, bunu için de daha çok müziğe vermişler kendilerini, güzel çalıyorlar. Ya dili bilmiyorlar; bilseler bile söylediklerinde dinleyenler anlamıyorsa, söylememelerinin en büyük nedeni bunlar olabilir. Görüyor musun, söylediğimiz gibi, şıçepşıne şarkıya götürüyor, şarkı söz (dil) istiyor, halkımızın tarihine götürüyor insanı. Anavatanda da dilimizin yaşaması zora giriyor. Eskiden dili ilk duyduğumuz kişi büyüklerimizdi, bugünkü büyüklerimiz artık dili bilmiyor veya konuşmuyor, peşi sıra gelenler internette çakılıp kaldıkları için gençler olaylardan uzak kalıyor. “Dilimizi öğretin!”, “Dilimizi öğrenmemiz lazım!” diye diye zaman akıp gidiyor, dili de beraberinde götürüyor.

-Bugün Adigey’de, Kaberdey’de, Çerkes’te halkımızın kültürünün yaşatılması, yeni nesillere aktarılması için yapılan çalışmalar hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Bu tür çalışmalar devlete bağlı. Aynı zamanda ekonomi ile de ilgili. Devlet yapmadığı zaman insanlar bir araya gelip kendileri yapmalı. Bu kitabı ele alırsak; işte, bunu iş edinip bir grup insan bir araya geldik ve yayımladık. Bunda devletin bir yardımı olmadı. Doğrudur, devlet bu kitabı okulların müfredatına alıp kitabı da okullara sağlamalı, bunu yapabilir diye düşünüyorum. Başka yönden ele alacak olursak, devlet kendine bir yol seçmiş, kendi bildiği gibi o yolda ilerliyor olabilir. Bizim Adige düşünürlerinin istedikleri ile devletin yolu örtüşmüyor olabilir. Kadim Adige halk şarkıları okullarda yok, destanlarımız yok, destanların olması için bunları öğretecek eğitmenlerin olması lazım; bunların enstrümanları, alet edevatı olmalı, bir program çerçevesinde verilmeli; CD, albüm ve yazılı belgelerle desteklenmeli. Bütün bunları bir araya getirmek için para lazım, bu eğitmenlere maaş ödemek lazım. Devlet okullara ayırdığı ödeneği azaltma yoluna gidiyor, artırmıyor. Şu an bulunduğumuz ekonomik sıkıntılardan devlet bir gün kurtulur; fakat dilimiz, kültürümüz açısından geriye dönülmesi zor bir yola girmiş olacağız. İşte benim Türkiye’ye geldiğimde gözlemlediğim bir olay: Misafir olduğum evin büyüğü torunuyla Türkçe konuşuyordu. O çocuk Adigabze bilmeyecek. Sen kadim halk şarkılarını söylemezsen o hiç duymayacak, ne kadar güzel olduğunun da farkına varmayacak. Biraz yaşı ilerledikten sonra dilini öğrenmek isteyeceğini varsayıyorum. Çeşitli teknolojik gelişmeler var dil öğrenmek isteyenlere yönelik. Ancak bu teknolojileri doğru kullanabilmek için kendi dilinin özelliklerini içeren bir sistem kurman gerekir, çalışmaları birlikte yapabileceğin yerleri düzenlemen gerekir. Bunu devlet kabul eder mi, etmez mi? Her türlü teknik ve maddi sorunu çözmüş olsanız bile, devletin politikasına ters düşebilir, çeşitli nedenler yaratarak buna izin vermeyebilir.
Her türlü zorluğa, engellemelere rağmen, bugün bir araya gelip yapmamız gerekenleri yapamazsak, aradan on yıl geçtikten sonra tekrar peşine düşsek de bunu toparlamamız, tamamlamamız imkansız olacaktır.

Not: Röportajın Adıgece yazımı için K’eref Albuz Gergin ve Bak Madina’ya, Adıgece redaksiyonu için Hasuk Raya’ya, Türkçe yazımı için de Erdoğan Yılmaz’a teşekkür ederim.
(Bitti)

ЦIыхур щыIэхукIэ зыгуэр щыIэщ, а цIыхум лъэныкъуэ зыригъэзмэ щыIари мэкIуэдыж. ШыкIэпшынэм епха культурэр мыкIуэдыжыным щхьэкIэ еджапIэхэр къызэIухын хуейщ, ауэ къэралым еджапIэхэр зэхуищIыу аращ, къызэIуихыркъым, абы бзэпсиплIыр зэвыпIэм ирегъэувэ. Пэжщ, Адыгейр къапщтэмэ «Жьу»-м и фIыгъэкIэ къэралым къызэIуихащ сабий еджапIэ къудамэ. ЦIыкIухэр IуэрыIуатэм хуедгъаджэу, шыкIэпшынэм едгъасэу илъэс ебланэ хъуауэ абы дыщолажьэ. Ди шыкIэпшынауэ цIыкIухэм зэчий гъэщIэгъуэн зыбгъэдэлъ къахэкIащ. Ар Гъуагъуэ Дамир, Пащты Гупсэ, Сирием къикIыжауэ ТлIыбзухэ ящыщу Джатин, Шан, Уэсмэн Нурай сымэщ. Иджыпсту пщащэ цIыкIу гъэщIэгъуэн къокIуэ. Абы и ныбжьыр илъэс 15 мэхъур, зы илъэс фIэкIа хъуакъым къызэрыкIуэрэ. Абы Дамир, Гупсэ сымэ шыкIэпшынэм еуэу, «Налмэсыр» къагъафэу щилъагъум, ехъуапсэри къэкIуащ, зригъэщIэну. Махуэ къэсыхукIэ къокIуэ, и IэщIагъэм хегъахъуэр.
Ди гъэсэнхэм едгъащIэр шыкIэпшынэ еуэкIэ къудейкъым, уэрэдыжь хьэщIэщым зэрыщыжаIэу щытам тету жаIэфу идогъасэ.
ШыкIэпшынэм щыхуагъасэ еджапIэхэм хуэныкъуэр хэкум исым ди закъуэкъым, Тыркум щыIэ адыгэ къуажэхэри хуейщ. Фабрикэ цIыкIу диIэн хуейщ, шыкIэпшынэ ищIу, цIыхухэм ягъуэтын хуэдэу пуду. ЯщIыр мащIэщи, лъапIэщ, хуей псоми къахуэщэхуркъым.
Аращи, шыкIэпшынэ зэхуэмыдэхэм дыхуейщ, зыр къатщтэу, мыращ шыкIэпшынэр, адрейр зыри хъунукъым, жытIэныр щыуагъэщ. Мис, пшынэр къапщтэмэ, гармоникэр, адыгэм игъащIэм яIакъым, зы илъэсищэ хуэдиз хъуауэ аращ къызэрытщтэри, илъэс минищэкIэ яIам хуэдэу къафIэщIу, уэрэдхэр хуаус, усэхэр хузэхалъхьэ. ЦIыхум псэкIэ къыщащтам деж, езым ей дыдэм хуэдэу егъэлъапIэ. ШакIэпшынэри апхуэдэу тщIыжын хуейщ. Мы тхылъыр а лъэныкъуэмкIэ хуэлэжьэну догугъэр.

-«Жьу»-м и къежьапIэм дыкъытехьэнщ. «Жьу»-р къыщызэбгъэпэщым сыт хуэдэ къалэнт зыхуэбгъэувыжар?
-«Жьу»-м и къэхъукIар шыкIэпшынэ щIыным епхащ. Сэ 1986 гъэм Мейкъуапэ сыкъыдэтIысхьащ, абы лъандэрэ илъэс щэщI хъуащ. А илъэс щэщIым и кIуэцкIэ цIыкIухэр изогъаджэ, адыгэ IэщIагъэ яхызолъхьэ, шыкIэпшынэ щIыным сэ псэкIэ сыхуэлIэти, езгъэжьащ Нэгъуей Заур, ШыкIэ Хьэзрэт, Стащ Юрэ сымэ яхэту зы гуп къызэзгъэпэщри. Нэхъ жану къахэкIащ Зауррэ Хьэзрэтрэ. Заур и уэрэд жыIэнри а гупым къыщыщIидзащ «Хьэжьымрэ кхъуэжьымрэ» уэрэдымкIэ.
Сыщылэжьэн унэ сщIыну езгъажьэри, къэралыр къысхуэмеищэу зыкъызигъэлъэгъуати, къэзгъэнэжауэ щытащ. Зэманыр кIуатэри, ди министрыр къызэджэри: «Гуп зэхэшэ, – жиIащ, – филармонием епхауэ уэрэдыжьхэр жаIэну». Арати, а цIыкIуу згъэсахэм щыщу Нэгъуей Заурыр къыдэнат мы къалэми, зыхуэзгъэзащ. МыдэкIэ колледжым щезгъаджэу Стащ Къаплъэнрэ Мадинэрэ яжесIащ. Дызэхыхьэри, щхьэж игу ирихь уэрэдыр къыхихащ. Сэ «Щхьэгуащэ и уэрэдыр» къэсщтащ, адреим «Хьэжьымрэ Кхъуэжьымрэ» ищIэрти, ар къыхихащ. Мис апхуэдэу уэрэд 30 хуэдиз иридгъэкъури, илъэскIэ делэжьащ. Иужьым филармонием дыщызэхуашэсри экзамен ттащ, зэдгъэщIар къапщытащ. Абдежми дызэныкъуэкъуащ. Професссионалхэр зэресам хуэдэу дыщыттэкъым, дыартисттэкъым. Дэ зыхуэдгъэувыжа къалэныр зыдмыгъэартисту, ипэкIэ хьэщIэщым зэрыщыжаIэу щытам хуэдэу жытIэныр арат. Ар къагурыIуакъым, сытми абы дыкъыIуагъэкIыжащ. Утыкум дыкъыщинэм университетым и ректорым дыкъищтащ. Илъэс зыплIытхукIэ уэрэдхэм делэжьри, CD альбомищ къыдэдгъэкIащ. Япэр – «ХьэщIэщ уэрэдхэр», етIуанэр – «Джэгу уэрэдхэр», итIанэ, нэхъ гугъу дыдэу – «Нартыжь пшыналъэхэр». Апхуэдэурэ къэралым университетым кърит ахъшэр пиупщIыу щIидзэри, дэрикI лей дыхъужащ. Дэр-дэру проект гуэр зэхэдгъэувэу дыхуежьащ. Студентхэу хэтахэм Эргант, Селим (Токъад щыщщ, Къуэныжыкъуэ) еджэныр къаухри зэбгырыкIыжати, къэнэжахэр ди къарур зэхэтлъхьэри дылэжьащ. Тыркум дыкъыщыкIуам щыгъуэ, щIалэхэр къекIуалIэри (Селими, Эргани, Алии) гуп дызэрыгъэхъущ, зыкъэтщIэжри уэрэдыр щыжытIауэ щытащ. Куэдрэ узэхуэмызами, а ущызэрихьэлIам щIэщыгъуэу зэдыжыбоIэ. НэмыцэмкIэ щыпсэу адыгэхэм Берлин дыщрагъэблагъэм Эрхьан, Заур, Алий сымэ гуп цIыкIуу дгъэкIуащ. Гамбург драгъэблэгъати, зы гуп цIыкIу дызэрыгъэхъури абыи дыкIуащ. Иджыблагъэ Нэгъэрокъуэ Казбек и хьэщIэщыр едгъэкIуэкIащ: шыкIэпшынэ йоуэ, уэрэдыжьхэр дэгъуэу егъэIу. Нобэ иджыри зы альбом техуэн уэрэдхэр тщIэрт, ауэ ди къару хурикъужакъым дызэхуэзэурэ, дыздэлажьэурэ къыдэдгъэкIыну. АрикI лэжьыгъэшхуэщ: альбомыр тхылъым хуэдэщ. Дискыр къыщатым деж уафэм къехуэхауэ къыпфIэщI щхьэкIэ, абы куэд дыдэ лэжьыгъэу пылъщ.
«Жьу»-м и тхыдэр мис апхуэдэурэ къекIуэкIащ.

-Иджы зэхэкIыжауэ щыт «Жьу»-р?
-ИпэкIэ дызэрылэжьам хуэдэу дылажьэкъым, ауэ зэхэкIыжауэ жыпIэ хъунукъым. Мыр дывгъэщI жаIэмэ, сэ си ныбжьым теухуауэ тIэкIу къызэхьэлъэкI хъуащ. ЩыIэщ цIыху Iуэху зы-тIущ здахьыфу, къемыхьэлъэкIыу. Сэ зы Iуэхум зестамэ, адрей Iуэхухэр зыри щыIэжкъым. Уэрэд куэдрэ жумыIэм, пIэщIокIыр, пщогъупщэр. Сэ си щхьэкIэ апхуэдэу щIэж быдэ сиIэжкъым. Нэхъ шыкIэпшынауэ Iэзэ дыдэу илъэс бгъущIрэ блырэ зи ныбжьу Стащ БлутI и деж нэгъабэ дыщыIащ. Ар Зауэшхуэ блэкIам хэтащ. ГъэщIэгъуэныракъэ, езы тхьэмыщкIэр дэгу хъуащ, и нэми илъагъуркъым, и лъакъуэ лъэныкъуэ пытыжкъым, апхуэдиз фэбжь зиIэм щIэж бэлыхь иIэщ. ИтIанэ, Казбек щIэж дэгъуэ иIэщ. ГъэщIэгъуэныракъэ, абы зэхихамэ, зрегъэщIэфыр, магнитофоным итхам хуэдэу. Сэ седаIуэкIэ схузэгъащIэкъым, кIэлъымпIэм тетхамкIэ зэзгъащIэу аращ. Уэрэд жыдвгъыIэ, зыгуэр дывгъащIэ жаIэми, зыIэтыгъуей сыхъуащ, сезэшащ, тхылъым сишхыпащ. Ауэ, иныкъуэхэм деж, лэжапIэм сэ сыщыIэу цIыкIухэри щымыIэмэ, шыкIэпшынэр къызощтэри нартыжь пшыналъэхэм щыщу зыгуэр сэр-сэру къыхызодзэ. Зыгуэр абдежым блэкIмэ, Замудин и щхьэр зэIыхьагъэнщ, жаIэгъэнщ, ауэ си макъыр утIыпщауэ, згъатхъэу жызоIэ.
Аращи, «Жьу»-р ипэкIэ зэрыщыIам хуэдэу щыIэжкъым, ауэ нэгъуэщI гупхэр щыIэщ. Мис, Казбек и гуп «Джэныкъуэ мафIэр», Хьэкурынэхьэблэ гуп цIыкIу зэхуашэсауэ яIэщ, Къэбэрдейм Зыгъэзэж Тимур, мыдэкIэ КIэрэф Темболэт, «Хьэгъэудж» гупыр, фи лъэныкъуэмкIи щIалэхэр. Ауэ фи лъэныкъуэмкIэ сыт къэхъур? БзэпсиплIым нэхъ зратащ. къафэ макъамэм нэхъ епхахэщ. Уэрэд жыпIэн щхьэкIэ, бзэр пщIэн хуейщ. Бзэр апхуэдэу яIурылъыжкъым, итIанэ, а Iуэхум хэзышэн, Iуэхум хэзыщIыкI щыIэкъыми, мэкъамэм нэхъ зратауэ дахэу кърагъэкI. Бзэр яIурымылъмэ, къедаIуэхэм нэхъыбэм къагурымыIуэмэ, аращ уэрэд щIыжамыIэм и щхьэусыгъуэ нэхъыщхьэр. Плъагъуркъэ, зэрыжытIауэ, шыкIэпшынэм уэрэдым ухуешэ, уэрэдым бзэм ухуешэ, лъэпкъым и тхыдэм ухуешэж. ХэкумкIи бзэр зэвыпIэм йоувэ. Ипэм бзэр къызыпахыу щытар нэхъыжьхэрати, нобэрей нэхъыжьхэм ар апхуэдэу яIурылъкъым, къыкIэлъыкIуэхэр интернетым къыхэнащи, щIалэгъуалэр пэжыжьэ мэхъу. «Бзэр дывгъащIэ!» «Бзэр зэдгъэщIэн хуейщ!» – жаIэурэ зэманыр макIуэ, бзэри здехь.

-Нобэ Адыгейм, Къэбэрдейм, Шэрджэсым лъэпкъ культурэм теухуа щIэныгъэр яхъумэн щхьэкIэ ирагъэкIуэкI лэжьыгъэр сыт хуэдэу къэплъытэрэ?
-Апхуэдэ Iуэхухэр къэралым епхащ. Ар мылъкуми епха Iуэхущ. Къэралым щемыпхам деж, цIыхухэр езыр-езыру зэгухьэу зэфIагъэкIын хуейщ. Мы тхылъыр къапщтэмэ, мис, ар зы Iуэхугъуэ дахэу цIыхубэр дызэхыхьэри къыдэдгъэкIащ. Мыбы къэрал Iуэху апхуэдэу хэлъкъым. Пэжщ, къэралым еджапIэхэм щIилъхьэнущ, ар зы Iуэхугъуэу зэфIигъэкIыфынущ. НэгъуэщI лъэныкъуэкIэ къапщтэмэ, къэралым езым зы гъуэгу гуэр къыхихащи, абы тетщ, къызэрыгурыIуэм хуэдэу. Абы хиубыдэркъым ди адыгэ гупсысакIуэхэм я Iуэху еплъыкIэр, къагъэсэбэпкъым. Адыгэ уэрэдыжьыр еджапIэм щIэлъкъым, IуэрыIуатэр щIэлъкъым. IуэрыIуатэр щIэлъын щхьэкIэ езыгъэджэныр уиIэн хуейщ, абы Iэмэпсымэхэр иIэн хуейщ: ирехъу ар программэ гуэру, CD-альбому, тхылъу. АрщхьэкIэ, ахэм ахъшэ ептын хуейщ. Къэралым еджапIэхэм ирит мылъкур пиупщIыурэ макIуэ, игъэбагъуэкъым. иджыпсту дызэрыт щытыкIэ гугъум къэралыр зэ къикIынщ, ауэ ди бзэмкIэ, культурэмкIэ къэгъэзэжыгъуей хъунущ. Псоми къыпхуегъэгъэзэжынукъым. Мис, сэ Тыркум сыкъыщыкIуам щыгъуэ си нэгу щIэкIар: сыздеблэгъам я нэхъыжьыр и къуэрылъхум зэрыдэпсалъэр тыркубзэт. А сабийм ищIэнукъым адыгэбзэ. Уэ дапхуэдэу уэрэдыжьыр къыжумыIами абы зэхихынукъым, и IэфIыгъуэри зыхищIэнукъым.
ЗригъэщIэну хуейуэ дощI нэхъ къыдэкIуэтея нэужь. Технологие гуэрхэр щыIэщ бзэр зэзыгъэщIэну хуейхэм папщIэ. Ауэ а технологиер бгъэлэжьэн щхьэкIэ уэ уи лъэпкъым и бзэм хуэкIуэу зэхэбгъэувэн хуейщ, уащыдэлэжьэнур зэбгъэпэщын хуейщ. Ар къэралым къыпхуидэн, къыпхуимыдэн? Мылъкури зэчийри уиIэми, и политикэм къемызэгъмэ, щхьэусыгъуэ къигъуэту узэбгырихужыфынущ.
Сыт хуэдэ гугъуехь пымыщIами, Iэмал дыхуекIуэу нобэ тхуэщIэнур дымыщIэмэ, илъэсипщI дэкIауэ яужь уихьэжкIэ, ар пхуригъэкъужынукъым.
(Ыухыгъ)

 

Önceki İçerikXabze’de her kuralın bir denklemi var
Sonraki İçerikBİR GÜN
Çurmit Sebahattin
Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Çerkes Kuşçular Köyü’nde 1973 yılında doğdu. İlkokulu köyünde okudu. Lise 1’den sonra okul hayatını bitirip inşaatlarda çalışmaya başladı. 1990 yılında İstanbul’a gitti. Orada İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin gençlik kollarında ve sosyal faaliyet kollarında yer aldı. 2005 yılında yayınlanmaya başlayan Jıneps gazetesinin yakınında, okuru olarak başladığı yayın serüvenine yayın kurulu üyesi olarak devam ediyor. Şimdilerde ise köyünde organik tarım yapma gayretinde.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz