Süreli Yayınlarımız 17

0
305

Kafkasya Birlik Mecmuası

İlk sayısı 1970 yılı Haziran ayında yayınlanan dergi, “Tekrar Başlarken” yazısı ile “Kafkas Mecmuası” dergisinin devamı olduğunu söylüyor.
Jıneps’in Eylül ve Ekim 2016 sayılarında Kafkas Mecmuası’nı vermiştik. Hatırlatmış olalım.
Bilgi ve yorum özetle şöyleydi: “1954 yılı Nisan ayında Kafkas Mecmuası yayınlanır. Ayda bir yayın olarak başlamasına karşın ikinci sayı ancak Aralık ayında yayınlanır.
İlk sayıda dergi künyesinin sahip kısmında Turhan Yavuz Marşan ismini görüyoruz. Sonraki sayılarda ise üç isim dergi sahibidir; Şeref Terim, Mehmet Ketey, İnal Şaplı.
İkinci sayıdaki Turhan Yavuz Marşan imzalı ‘Doğru yol hangi semtten geçer’, birleşik 8-9. sayıdaki Şeref Terim imzalı ‘Bir muhasebe’ genel bakış açısını yansıtan yazılardır…
Yazılarda çok açık anti-Sovyet yaklaşımı ve Türkiye’ye sadakat bildirimi dikkat çekmektedir. 1917 Ekim devrimi sonrası Kafkasya’da özerk bölge oluşumları, anadil eğitimine yönelik düzenlemeler ve diğer olumlu gelişmeler yok sayılmakta; Türkiye’de Cumhuriyet dönemi ile derneklerin ve anadille eğitim veren okulun kapatılmasına, 1946 yılına kadar dernek dahi kurulamamasına hiç değinilmemektedir. Haklı olarak II. Dünya Savaşındaki Sovyet uygulamaları eleştirilmekte ve mahkûm edilmektedir.”
Süleyman Yançatoral’ın Kafdağı Dergisinde (1987) Kafkasya Birlik Mecmuası (KBM) hakkında yazdıkları:
“Siyasi, sosyal, kültürel ve turistik amaçlı aylık derginin sahipleri Şerafettin Terim ve Turhan Yavuz, Yazı işleri Müdürü Dr. İsmail Arzın’dır.
1953 yılında yayınlanan Kafkas Mecmuası’nı çıkartan ekip tarafından organize edilen derginin görüşleri, çıkış amaçları, ‘Tekrar Başlarken’ başlıklı yazıda şu şekilde açıklanır. ‘Şunu açıkça belirtmek isteriz ki, biz her şeyden önce Türk vatandaşı ve Türküz. Bu bakımdan aziz vatanımız Türkiye’nin yüksek menfaatlerini her şeyin üstünde görürüz. Devletimizin güttüğü siyasetin kayıtsız şartsız içindeyiz. Cumhuriyet ve demokrasi rejiminin ve onun inkılâplarının savunucusuyuz. En ileri demokrasilerde görüldüğü veçhile, dinimize ve onun icaplarına bağlıyız. Birlik içinde yapıcı ve ilerici olmak şaşmaz hedefimizdir.’
Kuzey Kafkasya’ya (KK) ilişkin daha önceki süreli yayınlarda görev almış bazı kişilerle olan düşünce ayrılıklarını dile getirilerek onları eleştiren dergi, kendisinin Türkiye’de mevcut Kafkasya, Asya ve Kırım Türklerine ait siyasi olmayan bütün derneklerin ve köylerin fahri organı olduğunu duyurur.
Dergide çıkan yazılarda genellikle Abhazlara ilişkin bilgi ve haberlere daha çok yer verilir. Çeşitli dergi ve gazetelerde çıkan, dergi amaçları doğrultusundaki yazılar iktibas edilerek basılır. Dergi doğrudan olmazsa dahi, Kafkas Abhaz Kültür Derneğinin bir yayın organı olarak faaliyetlerini sürdürür. Haziran 1970›te başlayan yayın yaşamını 1971›de tamamlayan dergi, KK’ya ilişkin süreli yayınlar içerisinde bir ekol niteliği taşımadığı gibi K. Kafkasyalıların toplumsal sorunlarının çözümüne ilişkin herhangi bir tezin savunucusu da olmamıştır.”
Derginin ilk sayısından KBM imzalı “Tekrar Başlarken” yazısını veriyoruz. Yine ilk sayıdan Turhan Yavuz Marşan imzalı “Dünün, Bugünün ve Yarının Gerçeği” yazısı, “birlik ve beraberlik” üzerine. 1970’den günümüze tekrarlana gelen ve açık ki gelecekte de tekrarlanacak bu “sihirli” sözcüklerden –sözlük anlamı ötesinde- kimin ne anladığını anlamak gerekiyor sanırım.
“Anlama” konusuna küçük bir örnek olarak, derginin ikinci sayısında yayınlanan “Türkiye Kafkas-Abhazya Kültür Derneğinden Bildirilmiştir” yazısına da –sadece bir durum tespiti açısından- yer verdik.

Kafkasya Birlik Mecmuası

Sayı: 1 Haziran-1970

İçindekiler

-Tekrar Başlarken Kafkas Birlik Mecmuası
-Abhazya’da Arkeolojik Araştırmalar Dr. İsmail Arzın
-Dünün, Bugünün ve Yarının Gerçeği Turhan Yavuz Marşan
-Başarıda İnanmanın Önemi M. Kâzım Taymaz
-Mayıs Ayının Özelliği Kafkasya Birlik Mecmuası
-Kafkasya’da İstiklâl Mücadelesi Pşimaho Kosok
-Ahbazlar Kimlerdir Şeref Terim
-Dernek Haberleri Kafkasya Birlik Mecmuası
-Türkiye, Kafkas – Abhazya Kültür Derneği Tüzüğü

Tekrar Başlarken

Kafkas Mecmuası, 1953 yılında sıhhatli ve gürbüz bir yavru olarak doğmuştu. O tarihlerde bununbüyük mana ve ehemmiyetini tam bir kavrayışla takdir ederek, böyle mühim bir vazifeyi üzerinealmak cesaretini gösterenlerin başında İsmail Ziya Bersis vardı. Tecrübeli, idealist ve feragatli olan bu değerli hemşerimizin önderliğinde ele alınan bu mukaddes davanın hizmetlileri arasında bizler de elimizden geldiği kadar gayret göstermiştik, fakat maalesef şimdi burada tekrarında fayda görmediğimiz bir takım nedenler dolayısıyla büyük zorluklar karşısında bırakılmıştık.
Hakiki idealist bir insan olarak bütün bu vaziyetlere evvelden hazırlıklı bulunduğu, sabırlı, tahammüllü ve bilgili olduğuna şüphe olmayan İsmail Ziya Bersis’in bu sıralarda vakitsiz olarak hayata gözlerini kapaması üzerine ilk iş olarak şahısların egoizmine muhatap olduk ve idealimize taban tabana zıt fikir ve taleplerle karşı karşıya bırakıldık ve nihayet yüzbinlerce hemşerinin haklı seslenişlerini dünyaya duyurmak vazifesiyle mükellef olan mecmuamız bu suretle kapanıp gitmişti. Daha sonra bu mühim davayı tek başına yürütmeye yeltenenler oldu, fakat bu kadar mühim ödevler liyakattan mahrum bir takım münferit şahıslar elinde elbette semeredar olamazdı, nitekim olmadı da! Fakat her şeye rağmen behemehâl bu davanın müspet yolda yürütülmesi lâzım geldiğine inanan bizler, bir kaç hemşeri bir araya gelerek el ele verdik ve “KAFKASYA BİRLİK MECMUASI” adıyla tekrar dünyaya seslenmeye başladık. Ticari bir zihniyete asla yer vermeyen, hadise ve hakikatleri en doğru şekilde aksettirecek olan bu mecmuanın sütunları, müspet yolda çalıştığına emin olduğumuz herkese açık tutulacaktır.
İdealist insanlar hiç bir zaman şöhret ve mevki mefhumlarına kıymet vermezler, çünkü onun, ancak feragat ve fazilet yolundan geldiğini bilirler. Şunu açıkça belirtmek isteriz ki, biz her şeyden önce Türk vatandaşı ve Türküz. Bu bakımdan, aziz vatanımız Türkiye’nin yüksek menfaatlerini her şeyin üstünde görürüz. Devletimizin güttüğü siyasetin kayıtsız şartsız içindeyiz. Cumhuriyet ve demokrasi rejiminin ve onun inkılâplarının savunucusuyuz. En ileri demokrasilerde görüldüğü veçhile dinimize ve onun icaplarına bağlıyız. Birlik içinde yapıcı ve ilerici olmak şaşmaz hedefimizdir.
İşte senelerden beri yukarıda izahını yaptığımız sebepler dolayısıyla zaman zaman inkıtalar ve ufak gecikmelerle sesini ve davasını dünyaya duyuran mecmuamız bizim kadar sizlere de üzüntü verdiğine emin olduğumuz uzunca bir vakfeden sonra, öteden beri tahakkukuna uğraştığımız kolektif zihniyet esasının en mükemmeline ulaşmış bir halde, insanlık idealine kalbini bağlamış, azimli insanların elbirliğiyle tekrar meydana getirilmiş bulunmaktadır. Yolumuza ve mücadelemize hep beraber devam edeceğiz. Netice olarak şunu tekrar edelim ki, hepimizin müşterek malı ve aynı gaye için birlikte çarpan kalplerimizin şahdamarı ve fikirlerimizin maskesi olan mecmuamızla tamamıyla zinde, cesur ve kırılmaz bir azimle şerefli ve aydınlık yolumuza devam ediyoruz. Gayret bizden, tevfik Allahtan.

Kafkasya Birlik Mecmuası

Semeredar: Verimli
Behemehâl: Her durumda, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, kesin bir biçimde.
İnkıta: Kesilme, kesinti.
Vakfe: Durma, duruş.
Tevfik: Başarıya ulaştırma

Kafkasya Birlik Mecmuası

Sayı: 1 Haziran-1970

Dünün, Bugünün ve Yarının Gerçeği

Turhan Yavuz Marşan

Adımız andımız ve amacımızdır. En küçük topluluk olan ailede huzur, saadet, güven, dosta düşmana karşı örnek olacak şekilde geçim ve bereket nasıl ki birbirinin kişiliğine karşılıklı sevgi ve saygı göstermek, birlik ve beraberlik üzere olmak şartlarına bağlı ise, ulusların yaşamaları da geniş ölçüde aynı şartlara titizlikle bağlı bulunmaları ile mümkündür. Bu hepimizin, herkesin bildiği, bilmesi gereken bir gerçektir. Birlik ve beraberlik içerisinde bulunmayan uluslar kendi yurtlarında bağımsız olarak yaşamak şansını yitirmiş durumdadırlar. Mutsuz, umutsuz, güçsüz ve başarısızdırlar ve nihayet kuvvetlilerin irade ve arzularına ram olmak, çaresiz, âciz ve miskin baş eğmek durumundadırlar. Yerin üstü bu örneklerle doludur. Yerin altı, bu gerçeği kavramamış ve benimsememiş olan gafillerin ve bu gafillerin gafletlerinin kurbanı olmuş binlerin, yüzbinlerin, milyonların toz olmuş cesetleriyle doludur.
Ulusların en değerli varlıklarını, binbir ihtimam ile büyüttüğü genç nesillerini nahak yere kan ve ateş içerisinde ölüme sürükleyen bu lânet olası gaflet niye? Bu affedilmez ağır suçun vebali, suçluluğu altından nasıl kalkılır. Genci, ihtiyarı, kadını, erkeği, masum yavruları ile milyonlarca hemcinsini, aynı kandan, aynı soydan canberaber yurttaşını esarete, sefalete, hakarete ve ölüme mahkûm etmeye ne hakkımız vardır. İdrakimizi körleyen, vicdanlarımızı karartan kötü huyumuzu, huylarımızı ne zaman üzerimizden atacağız. Herkesin ezbere bildiği en basit bir problemdir ki birlikten kuvvet doğar. Kocaman bir ekmeği evvelâ dilim dilim keserek, sonra lokma lokma kopararak rahatça ve afiyetle yeriz. Eti, sebzeyi, meyveyi de öyle; ağzımıza uygun duruma getiririz.
Bir Kuzey Kafkaslı olarak esefle, üzüntü ile itiraf etmek gerekirki biz kendi ulusumuzu, kendi özvarlığımızı kendi ellerimizle aynı duruma getirmekten, yani parça parça kesmekten, lokma lokma bölmekten hâlâ vazgeçmiyoruz. Etrafımızda iyi ve kötü nice nice ibret verici örnekler gördüğümüz halde. İşteAmerika Birleşik Devletleri; birlik ve beraberliğin en büyük ve güzel misali. Hemde dün denecek kadar yakın bir zamanda kurulmuş, altın hırsıyla dünyanın dört bucağından kopup gelmiş, bugün dahi filmlerde seyrettiğimiz şekilde birbirlerini tepeleyen haydut yaradılışlı insanların meydana getirdiği köksüz ve kokteyl bir topluluğun, devşirme bir milletin yöneticileri aklıselimini kullanarak yaşamak için kuvvetli olmak, kuvvetli olmak için de birlik ve beraberlik kurmanın birinci şart olduğu nu idrak ederek kırksekiz küçük devletin birleşmesiyle dünyanın en zengin ve en kuvvetli devletini kurmuşlardır.
Diğer tarafta Osmanlı İmparatorluğu idaresi altında bir bütün olan Arap yarımadası, Birinci Dünya Savaşından sonra dünyaca meşhur İngiliz siyasetinin tesir ve tensibiyle parça parça bölünmüş ve o günden bugüne kuvvetli, liyakatli, realist ve ileri görüşlü devlet adamlarının yetişmemiş olması sebebiyle bugüne kadar birleşmek imkânını bulamadıktan başka birbirlerinden örnek alırcasına peş peşe meydana gelen hükümet darbeleriyle daha da zayıf düşerek sonunda kuvvetli olmanın şartlarını çok iyi bilen ve lâyıkıyla tatbik eden bir avuç Yahudinin karşısında Arapça tabiri ile kahkari bir hezimete uğrayarak zelil ve hakir olduktan başka bütün İslam aleminin bağrında derin bir yara açmışlardır.
Bizler Kafkaslı olarak takdir ve idrak kabiliyeti kıt, ahlâk kurallarını bir tarafa itmiş, milliyet ve iman duygularım yitirmiş bir topluluk değiliz. Aksine bütün bunlara, insanlık idealine, ananelerine ve mukaddesatına sımsıkı bağlı şerefli ve vakarlı örnek bir topluluğuz. Tüm insanlığın ve demokrasinin beşiği olan bir ülkenin çocuklarıyız. Fakat gelgelelim ne kadar acı bir gerçektir ki, bünyemize yapışmış olan benlik ve böbürlenme, kabile olarak birbirimize karşı olan üstünlük telâkkimiz müzmin bir hastalık halinde sürüp gitmektedir. Bunlara kıskançlık ve çekememezliği de tereddütsüz ilâve edebiliriz. Çünkü bunun misallerini de gördük ve burada biraz bahsetmeyi faydalı buluyoruz.
Moskova radyosu 7-8-9.02.1955 günleri yaptığı yayınlarda üç gün üst üste aynı metni tekrarlayarak o zamanlar neşrettiğimiz (Kafkas Mecmuası) sahip ve yazarlarına tehditler yağdırmak suretiyle, hemşehrilerimizin binlerce yıllık anayurtlarında maruz kaldıkları zulüm ve işkenceleri dile getirip dünyaya duyurmamızın faydadan hali kalmadığını ispat etmiş olmaları sebebiyle mecmuamız için bir reklâm mahiyeti arzeden bu olay üzerine bir grup burada mecmuayı elimizden almaya uğraşırken ultrapolitik bir grup da Ankara’da Adnan Menderes’in yakın arkadaşı değerli hemşehrimiz Hamza Osman Bey vasıtasıyla bizi susturmak gayretine düştüler. Sebep; sanki Kuzey Kafkasya hemen yarın hürriyetine kavuşacak ve bizler koşa koşa gidip bu beyler için hazırlanmış koltukları kapacağız. Bu acı bir gerçektir.Bu dereceye varan mevki ve menfaat hırsı sahibini en kestirme yoldan vatan hainliğine ve elinde güç ve kuvvet varsa mensup olduğu topluluğu felâkete götürür.
Dünya bugün bu misallerle dolup taşıyor. Dolayısıyla bu konuda fazla söz söylemeyi lüzumsuz addediyoruz.
Yurdunun ve yurttaşlarının kurtuluşu ve selâmeti gibi mukaddes bir gaye için çalışmak, duygu, ruh ve vicdan yoksulu, menfaat ve ikbal hırsının tesiriyle dejenere olmuş insanların kârı değildir. Bu bir fazilet ve feragat işidir. Bu iki mühim unsuru nefsimizde bir araya getirmek imkânına sahip olduğumuz gün birlik ve beraberliğin temelini atmış, beklediğimiz, beklemekte haklı olduğumuz mutluluğa yönelmiş ve yaklaşmış oluruz.
Bizim amacımız en ufak bir şahsi menfaat gözetmeden bu sonuca ulaşmak, talihsiz ve çilekeş ulusumuzun birlik ve beraberlik içerisinde mesut bir aile hüviyeti arz ettiğini ve bu suretle şerefli bir ulus olarak yaşayabilmek için gerekli olan gücü tam anlamıyla elde ettiğimizi görebilmek mutluluğuna ermektir.
Kısaca tekrar edelim; Bilhassa bugün yaşamak için kuvvetli olmak, kuvvetli olmak için de birlik ve beraberlik üzere bulunmak. Gerçek budur. Bundan gayrısı hiçliktir, hüsrandır ve ölümdür. Parça parça, tek tek ne kadar cesur ve kahraman olursak olalım, parça parça birer intihar ekibi olmaktan, bir adım öteye geçemeyiz.

Ram olmak: Boyun eğmek, itaat etmek
Nahak: Haksız, gereksiz
Kahkari: Birdenbire geri dönme, aniden arkaya dönme
Zelil: Küçük ve aşağı görülen, aşağılanan, horlanan
Vakar: Ağırbaşlılık
Telâkki: Görüş, anlayış. Kabul etme, öyle sayma
Feragat: Hakkından vazgeçmek, el çekme

Kafkasya Birlik Mecmuası

Sayı: 2 Temmuz 1970

Türkiye, Kafkas-Abhazya Kültür Derneğinden Bildirilmiştir

İstanbul, Türkiye Kafkas Kültür Derneği, Gençlik Kolu idarecileri tarafından maksatlı olarak derneğimiz üye ve mensuplarına bir takım mektuplar, davetiyeler gönderilmekte ve tertip ettikleri gezi, toplantı ve saireye çağırılmakta, bu suretle, sanki kendi derneklerinin üyesi imiş gibi davranarak, akıllarınca, Abhaz Kültür Derneği alakalıları arasında bir takım tereddütler yaratmak hevesine kapıldıkları görülmektedir. Nitekim bazı üyelerimiz, bize mektup, telefon ile veya bizzat müracaat ederek işin mahiyeti hakkında bilgi istemektedirler. Yapılan soruşturma sonunda, filhakika bu yüzden bazı kimselerin aldatılmış ve beyhude yere masraflara girmiş oldukları anlaşılmıştır. Yakışıksız olan bu davranışı yapan kimseler arasında derneğimize mensup oldukları halde, burada aradığını bulamayan, fazla heyecanlı bazı gençlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır ve ihtimal üyelerimizin adresleri bu kanaldan ellerine geçmiş bulunmaktadır. Biz yalnız İstanbul Kafkas Kültür Derneği değil, Türkiye’de mevcut diğer bütün Kafkas Derneklerini kardeş bilir ve gönülden bağlılık duyarız. Kaldı ki içimizde, adı geçen dernekte üye olmuş, vazife almış ve hatta kurucuları arasında bulunmuş ve uzun zaman en ön safta, ciddi hizmetlerde bulunmuş kimselerde mevcuttur, ancak, maalesef açıklanmasında fayda bulmadığımız nedenler yüzünden bu dernekle alakamızı daha ziyade devam ettiremediğimiz içindir ki bu günkü Türkiye, Kafkas-Abhazya Kültür Derneği etrafında toplanmış bulunuyoruz.
Açıkça bir kere daha beyan edelimki, biz aşırı heyecanları, ölçüsüz atılganlıkları tasvip etmiyoruz. Cumhuriyet kanunlarının çerçevesi içinde, mütevazı ve tüzüğümüzde yazılı belli bir gaye etrafında toplanmış kendi yağımızla kavrulma çabası içindeyiz. Elimizden geldiği kadar devletimize ve vatanımıza hayırlı evlatlar yetiştirmek ve aynı zamanda fert ve cemiyet olarak da şerefli bir zümre halinde yaşamak istiyoruz. Nitekim bu uğurda ilk tedbir olarak ele alınmış olan bir yurt temini hususundaki teşebbüs, bu işi deruhte eden beş kişiden müteşekkil sayın komitemiz tarafından muvaffakiyetle yürütülmektedir.
Türkiye, Kafkas-Abhazya Kültür Derneği mensuplarına bir nevi uyarma ve bildiri mahiyetinde olan bu yazımıza, itibarlı mecmuanın bir köşesinde yer verilmesini rica ederiz.

Yönetim Kurulu

Önceki İçerikKurban Kampanyası
Sonraki İçerik“Sizin anlattığınız Çerkesleri etrafımda görmüyorum” (3. Bölüm)
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz