Аланты Хъæлæс – Osetlerin Sesi – Ekim 2017

0
30

Beslan Melekleri Anıt-Korusu ve Anıtı

Beslan Trajedisi

1 Eylül 2004’te Kuzey Osetya’daki Beslan kentinde, Cihadist bir grubun (Çeçen, İnguş, Rus, Oset gibi farklı halklardan oluşan) gerçekleştirdiği ilkokul baskını bir katliama dönüşmüş, 186’sı bebek ve çocuk olmak üzere 334 kişi hayatını kaybetmiş, 800’e yakın kişi yaralanmış ya da sakat kalmıştı.
İlk eğitim günü töreni heyecanıyla bir araya gelen, hemen hemen tamamı çocuk ve kadınlardan oluşan binden fazla kişiyi rehin almışlardı. Önce yetişkin erkekleri öldürdüler, her tarafa bombalar döşeyip RF’nin (Rusya Federasyonu) kabul etmeyeceği baştan belli talepleri dile getirdiler: “Tüm tutuklular salınsın, Çeçenya’ya bağımsızlık tanınsın!”. Amaçları eninde sonunda yapacağı kurtarma operasyonunda yüzlerce sivilin canını yitirmesi ile RF’yi dünya kamuoyunda zor duruma düşürmek, bu arada da “şehit” olarak cennete gitmeyi garantilemek idi.
1994 yılındaki ilk savaş sonrası RF ile Çeçenya arasında ateşkes imzalanıp görüşmeler sürerken RF’de iktidar değişimi ile 1999’da ikinci savaş başladı. Sonuçta Çeçenlerin ulusal bağımsızlık mücadelesi parçalanmış, farklı gruplar kendi insiyatifleri ile farklı eylemlere yönelmişti. Bir grup da Beslan’daki bu terörist eyleme girişti. Her iki savaşta 40 bin çocuk yitiren Çeçen halkından birilerinin, çocuklara yönelik böylesine bir terörist eylemi gerçekleştirebilmesi akılla açıklanabilecek bir durum olmasa gerek. Aynı halka mensup hakkında ölüm emri olan Mashadov’un ve o dönem Osetya Meclis Başkanı olan Taymuraz Mamşurov’un arabuluculuk tekliflerini dinleyen olmadı.
Üç gün sonra 3 Eylül’de bir patlama oldu ve teröristler içerideki düzenekleri patlatıp etrafa ateş etmeye başladı. RF güvenlik güçleri de içerideki sivil tutsakları göz ardı ederek ağır silahlarla saldırmıştı. Sonuç yüzlerce ölü ve bine yakın yaralı. Teröristlerin okulun içerisinde yaptıklarını anlatmaya kimsenin dili varmıyor, sorulunca “evet doğru” diyebiliyorlar. Bunların en hafifi, üç gün boyunca su ve yemek verilmeyen bu insanların kendi idrarlarını içmek zorunda kalmaları ki pek çok anmada bunun izlerini görebiliyoruz. Bu “susuzluk” çekilen tüm diğer acılara da işaret ediyor bir yanıyla.

Beslan Melekleri Anıt-Korusu

Bu trajedi tüm insanlığın olduğu gibi Türkiye Osetlerinin kalbinde de derin bir yara açmıştı. Türkiye Osetleri her yıl yaptıkları anmaların ötesinde bu yıl kaybettikleri Beslan çocukları anısına bir Anıt – Koru oluşturdular.
Köyden kente göçü yoğun bir şekilde yaşayan Türkiye Osetlerinin üç tane köyü kalmıştı. Bunlardan en büyüğü olan Poyrazlı Köyü’nde (Boğazlıyan-Yozgat) gerçekleştirilen bu Anıt-Koruyu 1989 yılında kurulan ve halen Türkiye Osetlerinin tek vakfı olan ALAN KÜLTÜR ve YARDIM VAKFI öncülüğünde tüm Türkiye Osetleri elbirliği ile gerçekleştirdiler. (Projenin fikir babalığını Ufuk Güneş yapmıştı. Jıneps).
Oset geleneklerine göre ölüler iki welibeh (dairesel Oset böreği) eşliğinde anılırlar. Anıt-Koru’da, ölen herbir çocuğun adı verilecek birbirini yarı örter iki daire şeklinde 186 akasya ağacıyla oluşturulmuş, ortasında oluşan boşlukta bir heykel ve anma toplanma alanı bırakılmıştır.

Bu Anıt-Korunun haricinde yine Poyrazlı’da yaklaşık 60 meyve ağacıyla bir de “Beslan Hayrat Bahçesi” oluşturuldu. Herkes buradan ölen çocukların anısına dilediğince meyve yiyebilsin diye. (Bu bahçe için arsasını bağışlayan Mustafa Kılıç ve Poyrazlı organizasyonunu yapan İsa Şahingöz’e teşekkürler).
Bunlardan başka yine Poyrazlı’da ve diğer iki Oset köyü olan Boyalık ve Karabacak’ta (Sarıkaya/Yozgat) 2500’den fazla çam ağacıyla üç ayrı “Beslan Hatıra Ormanı” da oluşturuldu. Bu köylerimizdeki Beslan Melekleri Hatıra Ormanları için köy bazında Alan Kültür ve Yardım Vakfı adına köylerimizde organizasyonu yüklenen Poyrazlı’daTsoriti İsa Şahingöz (ve emeklerini esirgemeyen Zagguti Ahmet Dinç’e); Boyalık’ta Badtı Muammer Tekin’e; Karabacak’ta Boliatı Kenan Daştan’a ve üç köyümüzdeki çalışmalarda yardımlarını esirgemeyen muhtarlarımız Tsoriti Hüseyin Şahingöz’e (Poyrazlı); Ælbægtı Mehmet Yıldırım (Boyalık) ve Boliatı Mahmut Daştan’a (Karabacak) ve bu köylerimizdeki tüm soydaşlarımıza sonsuz teşekkürler!
Nisan ayında dikimleri yapılan bu Koruluk ve Hatıra Ormanları ile Osetya’dan gelen sanatçı gençlerin yaptığı Anıt-Çeşme 9 Eylül’de Alan Vakfı Yönetim Kurulu, Osetyalı sanatçılar, köylerimizden ve şehirlerden gelen soydaşlarımızla bu tören için Osetya’dan gelen evlatlarını Beslan’da yitiren üç annenin de katılımıyla yapıldı. Vakıf Başkanı Kuşatı Sadrettin Kuşoğlu Osetçe ve Türkçe yaptığı konuşmasında ölenlerin soyadlarına bakınca çoğunun buradaki ailelerin de akrabaları olduklarının anlaşılacağını belirtip bu projeye hiç düşünmeden ve tüm gücüyle destek veren köylerimizin Oset diasporası için öneminden bahsedip bizden sonraki nesillerin terör belasını yaşamamasını diledi. Vakfın Ankara temsilcilerinden Atsætı Ufuk Güneş, RF’deki birçok anıt bir yana Avrupa ülkelerinde bile Beslan Anıtları açılmışken, diasporanın en kalabalık olduğu Türkiye’de bunun olmamasının eksikliğinin hissedilmesinden Anıt-Koru fikrinindoğduğunu belirtip, öncelikle bir koru oluşturma düşüncesinden yola çıktıklarını ve koruyu kendisi de bir anıt olacak şekilde tasarladıklarını belirtti. Türkiye diasporasının bu duyarlılığının bu kez Portal Ekibi’ni harekete geçirdiğini ve bu ölümsüz eserin meydana geldiğini belirtti. Beslan Anneleri Derneği’ni temsilen gelen Beslan’da yitirdiğimiz meleklerden biri olan Alana Doğan’ın (1995-2004) annesi Gadiætı Aneta da yaptığı konuşmada bu eserlerin tüm Osetlerin birliğini temsil ettiğini söyledi ve emeği geçen herkese tek tek teşekkür etti. Tören sonrası diğer iki anne ile beraber Beslan Melekler Şehri’nden (Anıt Mezarlık) getirdikleri toprağı Anıt-Koru’daki ağaçların altına serptiler. Alana’nın babası, baskın öncesinde Türkiye’den Osetya’ya göçmüş olan, Atsætı Seyfi Doğan da baskını gerçekleştiren teröristlerin Kafkas geleneklerinden ne kadar uzak olduklarından bahisle bunların Hitler’den de beter olduklarını söyledi. Herkese teşekkür edip bundan sonra daha mutlu vesilelerle buluşmayı diledi.
Açılışta çok duygulu anlar yaşandı. Beslan Annelerinin “Acımızın buradaki soydaşlarımızca bunca hissedilmesi ve bu kadar emek harcanıp yapılan eserler acımızı bir nebze hafifletti, çok teşekkür ederiz” sözleri hepimizin yüreğine su serpti.

***

Sanat Yolculuğu

Osetyalı sekiz sanatçının Sanat Yolculuğu çok zorlu geçti doğrusu. 18 Haziran sabahı Vladikavkaz’dan yola çıkan grup, 18 Haziran gecesini Kazbek’da geçirmiş, yağmurlu ve zorlu doğa şartları altında 19 Haziran’da Kob üzerinden 2.196 m. yüksekliğindeki Gudaviri’ye ulaşmıştı. 20 Haziran’da öğleden sonra Perival’e ulaşan grup 22 Haziran’da Tiflis’e, 27 Haziran’da ise Batum’a varmıştı.

Ekip 4 Temmuz akşamı Türkiye’ye giriş yapmış, şiddetli yağmur altında seyahat ederek gece Rize’ye varmış ve konaklamıştı. 5 Temmuz yine zorluklarla geçmiş, şiddetli yağmur altında seyahat etmişler, bisikletlerinin lastikleri yarılmış ve büyük güçlüklerle Trabzon’a varmışlardı. 8 Temmuz’da Giresun’a, 9 Temmuz’da Ordu’ya varan grup 10 Temmuz’da Samsun’a doğru yola çıkmıştı. Samsun’da onlara İstanbul’dan gelen iki Oset (Serkan Canpolat ve Abdullah İlçin) daha katıldı. 12 Temmuz’da Yozgat Poyrazlı Köyü’ne doğru yeniden pedal basmaya başladılar, bu kez on kişi olarak.
Kafkas Dağlarını sonra da Karadeniz Dağlarını aşarken yağmura hatta doluya yakalandılar, enerjileri bittiği noktada çadırlarını kurup yattılar. Tüm bu zorluklardan gocunmadılar çünkü Portal gençlerinin bu yolculukta bir amaçları da atalarının dayanıklılığını yeniden kazanmak, kendilerinden başka bir şeye güvenmeden zorluklara göğüs germekti.
Sadece Osetler değil tüm Kuzey Kafkasya kökenliler bu yolculuktan haberdar olunca heyecanlandılar. Samsun Birleşik Kafkasya Derneği, Kafkas adetlerine uygun olarak gençleri şehir girişinde karşıladılar ve sonrasında misafir ettiler. Onlar da dernek binasına çok güzel bir duvar resmi işlediler.

12 Temmuz’da Yozgat Poyrazlı Köyü’ne doğru yeniden pedal basmaya başladılar bu kez on kişi olarak. Sanatçılar, Yozgat-Sarıkaya’daki Boyalık ve Karabacak köylerini de ziyaret ettikten sonra nihayet 20 Temmuz’da Poyrazlı’ya vardılar ve coşkuyla karşılandılar.
Poyrazlı köyünde çalışmalarına devam ederken 30 Temmuz’da yapılan Alan Kültür ve Yardım Vakfı’nın yeni merkezinin açılışından önce iki duvar resmi yapmak üzere İstanbul’a geldiler ve şahane iki eser de burada yaptılar. Ana salonun karşılıklı iki duvarına bir Oset motifi ve Türkiye’ye gelen Oset sülalelerinin çıktıkları köyleri gösteren bir harita tasarlayıp işlediler.

Yine Kafkas mutfağının Türkiye’de en tanınan temsilcisi olan Beyoğlu’ndaki FICCIN Restaurant’ın duvarına da muhteşem ve esprili bir eser “Kozmik Biber” resmettiler.

Tüm bu çalışmalarının sonucu, 29 Temmuz’da Alan Kültür ve Yardım Vakfı’nın gerçekleştirdiği “Oset Kültür Günü”’nde, Kuzey Osetya Kültür Bakanının huzurunda, kendilerine verilen plâketlerle onurlandırıldılar.

***

Poyrazlı Köyü’nün Hişter’i (Büyüğü) Zoloyti Ali İhsan Aydoğan’ın törende yaptığı konuşma

Değerli Misafirlerimiz ve PORTAL Gurubu üyeleri
Göçten yaklaşık 150 yıl sonra Yozgat’ın 3 Asetin köyü olan Poyrazlı, Boyalık ve Karabacak’a gelen ilk grup, en azından köyüm Poyrazlı’ya gelen bu ilk grubun gelişleri bizleri çok mutlu etti. Gelme sebepleri yüreklerimizi yakan Beslan Katliamı anısına kurulan Beslan Melekleri Korusu olsa bile.
Bu korunun oluşmasını sağlayan Alan Vakfı ve Ankara Temsilciliği Oset Ankara ve tüm gönüllü soydaşlarımızın oluşturduğu Beslan Melekleri anısına oluşturulan bu koru ve diğer hatıra ormanları ile hayrat bahçesi Türkiye Osetleri adına, vakıf başkanımız Sadettin Kuşoğlu’nun da dediği gibi, 100 yılın projesidir. Hatta belki de Türkiye’ye gelmemizden bu yana ilk kez bu denli kapsamlı bir girişim olmuş ve elbirliği ile kalan üç Oset köyümüzde bu kalıcı eserler verilmiştir.
Osetya’da bunu duyan yürekli genç insanlarımız da “Biz de gidelim bir anıt yapalım” demişler, bir çeşme yapmayı planlamışlar. “Ancak akan suya insanlar ulaşamayacak” demişler. Bunu duyunca çok şaşırdık, “neden” diye sorduk, dediler ki “Beslan’da rehin alınan çocuklarımız üç gün boyunca suya ulaşamamışlardı.” Bu cevap bizleri çok duygulandırdı, tüylerimiz diken diken oldu. Müthiş bir fikirdi gerçekten, çok da güzel oldu, başarı ile yaptılar eserlerini. Şimdi Alan Vakfı, Oset Ankara ile üç köyümüzden insanlarla, Osetya’dan gelip açılışımızı onurlandıran evlatlarını Beslan’da yitirmiş yüreği yanmış üç annenin de katılımı ile açılışımızı yapıyoruz.
Bu yürekli sanatçı kardeşlerimiz köyümüzde kaldıkları süre içerisinde çok güzel anılarımız oldu. Köyümüz onları bağrına bastı, onlar da gençlerimizle büyük dostluklar kurdular, dil konusunda da faydaları oldu. Çocuklarımız şimdi Kafkasya ile iletişime geçtiler. Hepsine canı gönülden teşekkür ediyorum.
Köyümüzün kuruluşundan bu yana ilk kez bir anıt yapıldı, duvarlara güzel resimler yapıldı, atasözleri yazıldı, her akşam başka bir yerde yemek verildi ve yemek sonrası sohbetler yapıldı, düğünler kuruldu. Kısaca köyümüz kendilerinden çok memnun kaldı, onlar da mutlu bir şekilde Anavatan’a dönüyorlar şimdi.
Ayrıca misafirlerimizin ağırlanmasında yükün ağırlığını çeken başta Mustafa Kılıç (Cansoğda) ve ailesi, Ahmet Dinç (Caggoyta) ve ailesi ile İsa Şahingöz (Tsoriti) ve ailesiyle katkısı olan herkese teşekkür ederiz.

***

Osetya’dan Uzanan El

Türkiye’de oluşturulan Beslan Hatıra Ormanları ve Anıt-Koru’nun haberleri sosyal medya ortamlarında paylaşıldıkça Osetya’da da heyecanla karşılandı. 19. asrın ortasında anavatanlarını terketmiş ve on yıllarca demir perdenin iki ayrı tarafında kalmış soydaşlarının acılarını paylaşmaları, başta Beslan Faciasını yaşayanlar olmak üzere, Osetya’daki herkesi çok duygulandırdı.
Togoytı Albert önderliğindeki PORTAL’da sekiz genç sanatçı var. Kimi ressam kimi heykeltraş kimi de müzisyen. PORTAL, “Yaratıcı Laboratuvarı Açık Sanat Alanı” Kuzey Kafkasya’da bu alanda açılan ilk çağdaş sanat mekânıdır. Kuzey Osetya’nın Vladikavkas (yerel ismi Zæwcıkæw) kentinde bir kaç yıldır heyecan verici bir sanat ortamı oluşturan bu sanatçılar iki yıldır Ulusal Müze yapımı için ayrılan ancak inşaat yıllardır donduğundan şehrin göbeğinde bir mezbeleliğe dönüşen bir alanı kullanıyorlardı. Burada pek çok sanat eseri, enstalasyon, konser, el sanatları fuarı, ulusal yemek yarışmaları, dans etkinlikleri gerçekleştirmişlerdi. Tüm bunlar gerçekleştirilirken bir yandan da kaybolmaya yüz tutan geleneksel Oset sanatları ve genel olarak Oset Kültürünü korumayı da kendilerine şiar edinmişlerdi. Yeniden başlayacak olan ulusal müze inşaatı dolayısıyla bu alanın ellerinden alınmasının ardından yeni yerlerini oluşturma çabalarının yanısıra soydaşlarının yıllar önce yaptığı göçü bu kez “Sanat Göçü” olarak yapmaya karar verdiler ve bisikletleriyle toplam 2000 km. yapmak üzere yola çıktılar. Güney Osetya ve Gürcistan üzerinden Türkiye’ye gelip yol boyu Oset Kültürünü yansıtan sanat eserleri yapmayı amaçladılar. Albert Togoev’in fikir babalığını ve liderliğini yaptığı Portal’ınSanat Yolculuğuna katılanlar şunlar: VladKhokhoyev, ZaurGergiev, MaharAghasiyev, AtsamazDaurov, TembolatGugkaev, GermanKaitukov ve IristonAbayev.

Ancak Portal’ın Sanat Yolculuğunun (#portalsbalc) odak noktası bu yolculuğu yapma nedenleri olan Poyrazlı’daki Anıt-Koru’da inşa edecekleri Anıt-Çeşme idi.

3x3x2 m. boyutlarında düzensiz petekler şeklinde yapılacak bir kafes ve ortasındaki bir çeşmeden oluşacak bu eserde suya sadece kuşlar ulaşabilecek, insanlar ulaşamayacak. Bu kuşlar, günlerce su içmeleri yasaklanıp birçoğu ölmezden önce kendi idrarını içmek zorunda bırakılan çocukların ruhlarını temsil ediyor olsalar gerek, artık rahatsız edilmeden doya doya su içebilsinler diye! Anıt hamborudan yapıldığı için kısa sürede paslanacak ve tuğla rengini alacak. Bu nedenle Anıt aynı zamanda tuğla bir yapı olan baskına uğrayan okulu da temsil ediyor. Eserin kırık döküklüğü silahların bombaların patladığı o kaos anını da yansıtıyor. İçerde akan kana rağmen müdahale edememenin çaresizliğini de ortadaki çeşme sembolize ediyor. Beslan Annelerinin getirdikleri çıngıraklar açılışa katılanlar tarafından Anıtın üzerine bağlandılar ve sanatçıların kafalarındaki tasarımın son detayı da böylece tamamlanmış oldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here