Khuşatı Hayri Ata’dan Kafkas Gençlerine Çağrı

0
6

Gençler; Ayağa Kalkın Ve Dans Edin, Tıpkı Nart Kahramanları Gibi…
Sosyal medyadaki birçok paylaşımda genç arkadaşlarımızın büyüklerden birçok konuda şikayetçi olduklarını okuyorum…
“Bize iyi örnek olmuyorsunuz, “agdau”larımızı, “xabze”mizi uygulamadığınız gibi bize de öğretmiyorsunuz; aranızda anlamlı anlamsız tartışıp duruyorsunuz…”
Bu türden eleştirilerin haklı yanları da var kuşkusuz, ama o çok acımasızca eleştirdiğiniz büyüklerinizin hangi süreçlerden geçerek bu günlere geldiklerini de hesaba katmalısınız…
Sizlerin dedelerinizin dedeleri, babaları bu ülkeye geldiklerinde sizin aklınıza hayalinize dahi gelmeyecek zorluklar yaşadılar…
Bu ülkeye gelmeden önceki yaşadıkları olaylar da insanlık tarihinin en zorlu ve en trajik olaylarından sayılır…
Çoğunuz bunları biliyordur sanırım; muradım bu konuları yeniden ele almak değil, günümüzden ve sizden bahsetmek istiyorum…
Muhteşem bir tarihin ve kültürün taşıyıcılarıdır Kuzey Kafkasya’nın sayıca küçük ama tarihsel önemleri çok büyük olan halkları; bizler ve sizler…
Amerika’nın, Rusya’nın, Avrupa’nın, Ortadoğu’nun, Asya’nın ve diğer tarihlerinden ve kültürlerinden, geleneklerinden çok daha anlamlı ve değerlidir bizim tarihimiz ve kültürel geleneklerimiz…
Küresel dünya birçok avantajının yanı sıra birçok da dezavantaj barındırıyor bizimle ve tüm halklarla ilgili olarak…
Bir yandan, örneğin, bizlerin saniyeler içinde birbirimizle iletişime geçebilme, anında bilgi ve enformasyona ulaşma olanakları sunarken diğer yandan dünyayı tekleştirip düzleştiriyor; tüm farklılıkları ortadan kaldırıyor, yok ediyor…
Bir dil, bir kültür, bir halk yok olurken aslında tarih yok oluyor…
Küreselleşme denilen süreç engellenemez, o kendi mantığı ve ihtiyaçları çerçevesinde yoluna devam edecek; ama onun bizi, tarihimizi, dilimizi, kültürümüzü yok etmesini engelleyebiliriz, bu bizim elimizde, daha çok sizlerin…
Bizler sizin yaşınızda iken, inanın, çoğumuz masallardaki “Kafdağı’nın ötesi”nden farklı olmayan hayali bir “Ata Yurdu – Kafkasya” imajına mahkûmduk; ne kim olduğumuzu ne de nereden geldiğimizi biliyorduk…
Büyüklerimizin çoğu da bilmiyordu, ya da konuşmuyorlardı birçok nedenden ötürü…
Adetlerimiz, dilimiz, kimliğimiz “Türk” kimliği içinde eriyip gitme, yok olma noktasına gelmişlerdi, çok az oranda yerel istisnalar dışında…
“Küreselleşme” büyük oranda sınırları kaldırıp ülkeler arasındaki mesafeleri olağanüstü kısaltınca “Kafdağı’nın ardı” göründü ve biz de “kendimizle tanıştık”…
Bizler, “büyükleriniz”, kendimizle tanışma, anlama, araştırma ve öğrenme kuşağıyız; sizler de elinizdeki bu olağanüstü olanaklardan yararlanıp sahiplenme, koruma ve geliştirmekle yükümlüsünüz…
Şikayet etmeyi bir kenara bırakın ve kolları sıvayın; merak edin, okuyun, araştırın, öğrenin ve size ait olan tarihinize, dilinize, kültürünüze sahip çıkın…
Dil bilmiyorsanız öğrenin, kaynak bulamıyorsanız, araştırın, bulun, …
Kısaca demem o ki, şikayet etmeyin, “Ayağa kalkın ve dans edin, tıpkı Nart Kahramanları gibi”.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here