“Unutmuyoruz, Susmuyoruz”

0
9

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun düzenlediği panelde, Maraş’ın münferit bir olay olmadığına ve Maraş Katliamı’nın Türkiye rejiminin karakteristiğini ortaya koyduğuna dikkat çekildi.
Maraş ve Roboski katliamlarının yıldönümleri sebebiyle ‘Gün utandı, Güneş utandı, katledenler utanmadı. Maraş Katliamı’nın unutmuyoruz, Susmuyoruz’ başlığıyla düzenlenen panel, İstanbul Cezayir Restauran’ta yapıldı.
Panele çok sayıda kişi katıldı. Moderatörlüğünü HDK MYK Üyesi Murad Mıhçı’nın yaptığı panel, katliamlarda hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

“İslamiyet doğduğu topraklara gömüldü”
Panelde ilk konuşmayı yapan ilahiyatçı, araştırmacı yazar İhsan Eliaçık, katliamların dini temellerinin olup olmadığına dikkat çekti. Katliamlarda dini sloganların kullanıldığını belirten Eliaçık, “Geriden bakan birinin İslamiyet’in bu olduğunu düşünerek yapıyor. Bunların İslamiyetle bir alakası yok. Tam tersine bir her Alevi, Ermeni, Kürt öldürüldüğünde peygambere bir kurşun sıkılıyor, İslamiyete bir kurşun sıkılıyor” dedi.
Katliam kültürünün çıktığı yerin Kerbela olduğuna vurgu yapan Eliaçık, İmam Hüseyin’in Kerbela’da katledilerek kafasının günlerce yerlerde sürüklenmesinin ardından İslamiyetin ilerlemesinin durduğunu belirterek “İslamiyet doğduğu topraklara gömüldü. Hala orada yatmaktadır. Peygamberin vefatıyla beraber İslamiyetin ilerlemesi durmuştur” diyen Eliaçık’ın konuşmasının ardından Birina Raş (Kara Yara) belgeselinin gösterimi yapıldı.

“Alevilerin payına hep yanmak düşüyor”
Demokratik Çerkes Kongresi Girişimi Üyesi Leyla Kar, azınlık bir halkın mensubu olarak azınlık olma duygusu üzerinden konuşarak, “Alevilerin payına bu coğrafyalarda hep yanmak, yangınların ortasında olmak düşüyor. Matematik hesap olarak az olan bir taraftaysan ezilen bir kesim olmak zorunda kalıyorsunuz. Sürekli haksız güçlülükle mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz” dedi.
Maraş’ta Alevileri katleden güruhun yaşamayı sadece kendileri gibi olan insanlara hak gördüklerini belirten Kar, bu güruhların birbirlerinden destek aldıkça daha da saldırganlaştığını kaydetti.
Egemenlerin bu topraklarda hep tek tipleşme istediklerine dikkat çeken Kar, “İstiyorlar ki hep tek dil konuşulsun, tek inanca bağlı olunsun. Çok kültürlülükle birlikte yaşamanın zor olduğu bu topraklarda gün geçtikçe birbirimizle aynı kalıpların içine doğru itiliyoruz. Bir renk yanında diğeri olmazsa anlamı olmaz. Diller birbirlerini beslerler, güçlendirirler. Birinin var olması diğeri için zenginliktir” dedi.
Etrafları baskı çemberiyle çevrilen azınlıkların kültürlerini koruyamamaktan korku duyarak kendilerini kapalı tuttuklarını ifade eden Kar, “Dillerinin, inançlarının güzelliklerini ortaya koymaktan korkarlar. Hepimiz çoğunlukların olduğu yerlerde iki kişilikle davranıyoruz. Hayatımızı iki farklı insan gibi devam ettirmek zorunda kalabiliyoruz. Kökeni bin yıllara dayanan mitolojik öğelerimiz dört duvarın içinde kalıyor. Şarkılarımızı, türkülerimizi yüksek sesle söyleyemiyoruz” ifadelerini kullandı.
Katliamın sözlükteki anlamının ‘Kendini savunamayan insanları öldürmek’ olduğunu söyleyen Kar, Maraş Katliamı’nın bu tanıma çok uyduğuna işaret etti. Devlet yöneticilerinin isimlerinin değişmesine rağmen katliamların değişmediğini belirten Kar, “Alevilerin payına yanmak değil yaşamak, sürülmek değil olduğu topraklarda yaşamak düşsün. Biz halkız ve hep birlikte bu topraklardayız diye yüksek sesle bağırmamız gerekiyor. Bizler bugün varız yarın da var olacağız” dedi.

“Biz insan değil miyiz?”
Kar’ın ardından söz alan araştırmacı yazar Namık Kemal Dinç, birkaç gün önce TRT arşivinden çıkan Maraş Katliamı’yla ilgili 20 dakikalık habere vurgu yaparak, haberde konuşan insanların “Biz insan değil miyiz?” dediklerini ve bu sözleri yaşanan tüm katliamlarda duyduğunu vurguladı.
Maraş Katliamı’na tarihsel perspektiften bakmanın altını çizen Dinç, AKP vekilleri tarafından mecliste katliam sözcüğünün incitici bulunmasına dikkat çekerek Maraş’ın bir katliam olduğunu belirtti. “İsmi konmazsa yara kapanmaz, yüzleşme mümkün olmaz. Olayların çarpıtılması tarihsel hafızada unutturulmaya çalışılmasını ortaya koyuyor” diyen Dinç, Maraş Katliamı’nın Türkiye rejiminin karakteristiğini ortaya koyduğuna ve faillerinin hiçbir zaman gerçek anlamda yargılanmadığına işaret etti.
Maraş Katliamı’nı sadece Aleviler açısından ele almanın yetersiz kalacağını belirten Dinç, katliamda rol oynayan aktörlere iyi bakmak gerektiğini devlet ve siyasal aktörler kadar halkın katılımının da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ederek, “Yüzyıllardır Müslüman olduğunu söyleyen çok büyük kalabalıklar onun adına katliam yapmaktan hiç çekinmediler. Bu kitlenin bu hali beni korkutuyor. Korktuğum insan ve devletin kendisinden çok kapı komşumdur” dedi.
Panelde, konuşmaların ve soru-cevap bölümünün ardından katliam tanıkları konuştu. (pirha.net)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here