OSETLERİN SESİ-Osetlerde Davet Yemeği Gelenek ve Kuralları-Nisan 2018

0
124

Osetler, son iki yüz yıldan uzun bir süre boyunca büyük sosyo-politik değişmelerin yaşandığı çağlar boyunca atalarıyla olan bağlarını, geleneklerini ve törelerini korumayı başardılar. Oset Sofra Görgü Kuralları (yakışır/yakışmaz; yapılmalı/yapılmamalı) oldukça ayrıntılı kurallarıyla belki de bunların en ilginç ve önemli olanlarındandır.

""

Osetlerde Davet Yemeği Gelenek ve Kuralları

Yemeğin Akışı

Osetler, son iki yüz yıldan uzun bir süre boyunca büyük sosyo-politik değişmelerin yaşandığı çağlar boyunca atalarıyla olan bağlarını, geleneklerini ve törelerini korumayı başardılar. Oset Sofra Görgü Kuralları (yakışır/yakışmaz; yapılmalı/yapılmamalı) oldukça ayrıntılı kurallarıyla belki de bunların en ilginç ve önemli olanlarındandır. Bu gelenekler, komşu köyler arasında ya da belirli bir topluluğun kökenine bağlı olarak küçük farklılıklar gösterse de, yüzyıllar önce ortaya çıkmış ve bu kadim ulusun karakterini ve ruh dünyasını gösteren temel kuralları içerir. Aşağıda Oset davet yemeklerinin genel kurallarını tanıtmaya çalışacağız. Umarız sadece Osetler tarafından değil, aynı zamanda Sarmat-Alan-Osetlerin tarihine ve kültürüne meraklı farklı kökenli insanlar tarafından da ilgiyle okunacaktır.

Osetler için, geleneksel davet yemekleri hiçbir zaman sadece yeme, içme ve sohbet amaçlı bir ortam olmamıştır. İnanç, yaşam biçimi ve davranış normlarıyla da yakından bağlantılıdır bu yemekler. Osetya’da halen daha uyulan Sofra Görgü Kuralları, bugüne kadar bu sofralarda hiç bulunmamış birine, bu yazılı olmayan kurallar ve sınırlamalar garip ve aşırı derecede katı görünebilir. Fakat bir Oset için bu normlar onun varlığının, dünya görüşünün, manevi ve ahlaki mirasının bir parçasıdır.

Ne İbrahimi dinlerin Osetya’daki geçmişi fazla geriye gider ne de bunlar derine kök salabilmiştir. Bu yüzden Osetler sofrada çoğunlukla “Huısaw” (Tanrı) ve “Zuar”lar (Huısaw’ın insanlarla ilişkilerini düzenleyen yardımcıları) için dua edegeldiler. İşte bu nedenle Sofra (Fıng / фынг, sözlük anlamıyla “masa”) sadece yemek yeme yeri değil aynı zamanda kutsal bir yerdi ve burada etik olmayan davranışlara ve benzer serbestliklere kesinlikle izin verilmedi. Bir süre önce (artık aramızda olmayan), ünlü Oset aktör Watatı Bibo, genç insanlara şöyle demişti: “Atalarımızın kiliseleri ve camileri yoktu. Sofra onların en erişilebilir kutsal yerleriydi. Osetler sofranın başında dua ettiler, bir araya geldiler ve en önemli kararlarlarını aldılar. Bu nedenle sofrada kutsal bir yerde olunduğu bilinciyle davranılması gerektiğini unutmayın. “

""

Oset Sofra Görgü Kuralları                  

Yemekten önce masanın düzgün kurulması önemlidir. Genellikle bu süreç konuk sayısına ve beğenilerine göre yapılır, ancak buna ek olarak Osetya’da diğer gelenek ve normlar tarafından da düzenlenir. Osetya’daki “bærægbon” (kutsal gün) ve kutlama sofraları şöyle düzenlenir: sofranın başında oturan büyüğün (“Xiştær”) yüzü Güneş’in doğduğu yöne bakar, yer darsa veya sofra bu şekilde kurulamıyorsa, xiştær girişin tam karşısında oturur yani giren çıkan herkesi görebilecek bir konumda. (Bilindiği gibi Kafkasya’da “baş köşe” kapıdan en uzak noktadır. UG)

Öncelikle sofraya tuz ve bıçak konur. Sonra, yemek için belirli bir hayvan kesilmişse (inek, öküz veya koyun gibi), dikkatlice temizlenmiş ve haşlanmış başı (alt çenesi ve dili alınmış olarak) ve boynu büyük bir tabak içinde sofranın büyüğünün önüne konur. Yemek mutlu bir kutlama içinse, hayvanın boynu kafanın sol tarafına konulur. Cenaze yemeği içinse sağ tarafına. (Bunun nedenleri bir sonraki paragrafta açıklanacaktır.)

Sonra, Sofranın Büyüğü’nün (en önemli kişinin)önüne üç adet “Wælibæx” (geleneksel Oset Böreği) ve içkiler konur. Daha sonra iri parçalar halinde haşlanmış etler, beş-altı kişiye bir tabak olacak şekilde sofraya konur. Ayrıca, sofranın büyüğünün önüne hayvanın sağ omuz bölgesi (“Bajıg”), tek parça olarak en üstteki üç sağ kaburga ve ön sakatattan (karaciğer, ciğer ve kalp) hazırlanmış ve iç yağına sarılarak (“æhşænbal”) pişirilmiş şiş üç wælibæx’in üzerine konur. Osetya’nın birçok bölgesinde insanlar hayvanın başının üstüne sağ kürek kemiğini de koyarlar. Atalarımız kurbanın kürek kemiğinden geleceği okurlardı. Bu yüzden bu kemiği etinden iyice ve bıçak değdirmeden temizlerlerdi. Etinden iyice ayrılan bu kemiği el ile kırmak gerekirdi. Şimdilerde büyük şehirlerde kurbanlar kesiliyor olsa da artık kürek kemiğinden anlam çıkaran kalmadı.

Beklenen misafir sayısı 5’in üzerindeyse, masanın üzerine yerleştirilen ve her biri üzerine üç wælibæx bulunan birkaç tane tabak olur. Yalnızca 5-6 konuk bulunuyorsa, masada tek bir set tabak ve tek sayıda olacak şekilde içecek konur. Masa hazır olduğunda, birisi yemeğin organizatörüne “Wınaffægænæg” veya küçük bir davetse ailenin büyüğüne bunu bildirir. Bunu takiben bu kişi, önceden belirli olan sırayla, xiştær yani masanın yöneticisinden başlayarak (“fıncı xiştær” veya “badtı xiştær”) konukları masaya davet eder. Ancak masanın yöneticiliğinin mevcut en yaşlı kişiye verilmesi gerekmez. Ancak, bu kişinin yaşlılardan biri olan, kendini bilen, bilge, ağzı laf yapan ve insanların saygısını kazanmış birisi olması gerekir. Bu kişinin içkiye dayanıklı olması da gerekir ayrıca.

Misafirler eve geliyorlarsa ve yemek sebebi buysa, evin büyüğü veya yaşlı akrabalarından biri “xiştær” görevini alır. Düğünler, (gelin alma, gelin gönderme) büyük kutlamalar (“Kuıvd”) durumunda, masanın yönetici xiştær’i ve yapılacak işler evin büyüğü tarafından belirlenir ve Oset kültüründe xiştærlik sorumluluk gerektiren çok önemli bir görevdir. Herkesin altından kalkabileceği bir iş değildir bu. Masada, Oset normlarının ve geleneklerinin düzeninin yanı sıra, konukların iyi vakit geçirmesi ve ruh hali xiştære bağlıdır. Xiştær masanın başında, doğuya bakacak şekilde oturmalıdır. Xiştær’den sonra herkes, yaşına uygun bir şekilde sırayla oturur: xiştær’in sağ tarafına ikinci xiştær, soluna üçüncü xiştær…

Daha eski zamanlarda (bugün bile resmi kutlamalarda: düğünler, dini bayramlarda), kadınlar erkeklerle aynı masada oturmadı. Kadınların masasında da Oset gelenek ve göreneklerine uygun bir düzen olurdu. Zamanımızda, genç insanların yemeklerinde genellikle kadın erkek karışık oturulur, ancak her zaman sofranın başında yine yaşça büyük erkekler oturmaktadır.

Davetliler oturunca, yaşlılar üç-beş genci çağırırlar. Bunlar gelip sağında dururlar. Xiştær, üç wælibæx’ı sağa sola çeker ki yukardan bakıldığında üç tane olduğu belli olsun. Üsttekini xiştær kendi soluna doğru, onun altındakini sağına doğru çeker en alttaki yerinde kalır. Neden böyle yaparlar? Bana göre, üç wælibæx, dünyayı yaratan, eşsiz, büyük ve kutsal Huısaw’a dua içindir. En üstteki wælibæx’ı kendi soluna çekerken aslında bunu Huısaw’ın sağ tarafına çekmiş ve O’nun nazarına sunmuş olur. Çünkü burada önemli olan biz değil dua edilendir. (Osetler’de sağ tarafa bir kutsiyet atfedildiği için en üsttekinin sola çekilmesini açıklıyor yazar. UG)

Ardından, yaşlının müsadesiyle, masaya hizmet eden gençlerden bir tanesi, xiştær’den başlayarak masanın başındaki üç büyüğün bardaklarını doldururlar. Osetlerin kutsal günlerinde (“bæræg bontæ”) Tanrı adına yapılan ilk dua ile xiştærin önündeki üç wælibæx de kutsanmış olur. Sofranın büyüklerine dua için gereken Oset birası genellikle ahşaptan ve güzelce oyulmuş özel bir kap (waşamonga) içinde sunulur. Burada Oset arağı veya votka gibi sert içkilerin kullanımı geleneklerden sapma olarak görülür.

Xiştær, sağ elinde bira kabı ve kesilen hayvanın omuz kısmı (“bajıg”) sol elinde olmak üzere ayağa kalkar. Ondan sonra sofradaki herkes ayağa kalkar. İkinci büyüğün (birincinin sağında oturan) sağ elinde bardak ve sol elinde üç kaburga olur. Üçüncü xiştærin (soldan birinci kimse) ise sağ elinde bardak ve sol elinde sakatattan yapılmış şiş vardır. Osetya’nın farklı vadi (“Kom”) ve köylerinde (“Khæw”) şişler farklı olabiliyor.

Xiştær’in elinde waşamonga, sağındaki ikinci xiştærin sağ elinde içki sol elinde üçlü kaburga ve solundaki üçüncü xiştærin sağ elinde içki sol elinde şiş.

Yemek resmi olarak başlıyor

Xiştær, Huıtsaw’a (Tanrı) ve Osetler tarafından inanılan kutsal yardımcılarına (“Zuar”lara/“Jæt”lere) sesli olarak dua eder ve üç wælibæx’ı kutsar. (“Ærtæ kærzını barştkuıvd wæt!” diyerek) Yaşlı tarafından söylenen her cümleden sonra konuklar “Amen Huıtsaw!” (Amin Tanrım) ünlemi ile eşlik ederler, dua bitene kadar. Daha sonra, genç konuklardan biri üstteki wælibæx’in ucundan bir parça ağzına alır simgesel olarak, (“atsahodın”) ve bira kabı ile “bajıg”’ı büyüğün elinden alır. Osetya’nın birçok köyünde, önce biraz bira içmek ve daha sonra wælibæx’ten bir parça almak önemlidir. Hayvanın “bajıg” (omuz eklemi) güç, güven ve dayanıklılığı simgelediğinden, genç misafirlere “bajıg” ın verilmesi sembolik bir jesttir. Üstteki wælibæx’ın da gençlere verilmesi adettendir bunu eleştirmek bize düşmez. Dolayısıyla büyüğün önünde iki wælibæx kaldığından ve duaların üç wælibæx üzerine yapılması gerektiğinden, mutfaktan bir wælibæx daha istenip alınan wælibæx’ın yerine konulur ki yeniden üçe tamamlanmış olsun. Bu şekilde duanın gereklerinin bozulmaması sağlanmış olur. Büyük duasını tamamlayıncaya kadar önünde bozulmamış üç wælibæx olması sağlanmış olur. Büyük, Huıtsaw’a duasını tamamlamadan, O’nun şerefine “kadeh kaldırmadan” ve Huıtsaw’ın adıyla bu wælibæx’leri kesmezden evvel önündeki wælibæxler değiştirilemez ve alınamaz.

Sonra Tanrı adına dua sırası ikinci xiştære geçer. Bu kişinin duası, İlkinden daha uzun olamaz. Bu kişinin duasındaki ve ardından gelecek dualarda her cümleye masadakiler “Amen Huıtsaw!” ile cavap verirler. Duasının sonunda O da elindeki kadehi ve üç kaburgayı sağındaki daha genç bir konuğa ya da ayakta duran gençlerden birine verir. Üçüncü xiştær de benzer şekilde Tanrı’ya dualarını dile getirir ve elindeki kadehi ve şişi solundaki daha genç birine ya da ayakta duran gençlerden birine verir. Büyüklerden bu yiyecek ve içecekleri “Kuvinægtæ”leri alanlar, birkaç kelimeyle teşekkür ederler, Huıtsaw’ı över ve kadehi içerler ya da birer yudum alırlar. Bundan sonra, hizmet edenlerden “wırdıglæwwæg” bardakları tekrar doldurmalarını isterler ve onları sırasıyla üç büyüğe geri verirler. Gençlere kadeh yerine waşamonga verilmişse, elden ele geçirilerek bu kap boşalana kadar hepsi birer yudum alırlar.

Gençler kemiği etten ayırarak “bajıg”’ı alırlar. Kesilen hayvan bir koç ise, kemik elden ele gençlere geçer ta ki birisi herhangi bir alet yardımı olmaksızın çıplak elle bunu kırana kadar. Nadiren hiçbiri onu kıracak kadar güçlü olmadığında büyükler genç nesile nazikçe ve dostça takılırlar. Bununla birlikte, “bajıg’ı kıracak olan kişi, yaşlılardan bir onurlandırma kadehi kazanır. Bu gencin güç kazanmaya devam etmesini ve her zaman sadece ailesi için değil bütün Osetya’ya yardım etmek için her durumda birinci olmasını diler xiştær. Fakat bütün bunlar daha sonra,”xiştær” ilk birkaç dua ve temennisini yaptıktan sonra gerçekleşir.

Xiştærlerin bardakları tekrar doldurdurulduktan sonra “xiştær” Tek, Kutsal ve Büyük Tanrı için (“Yunæg Kadcın ‘Ştır Huıtsaw”) bir dua edip, bardağını önce ikinci, daha sonra da üçüncü yaşlıyla tokuşturur ve içkisini içip oturur. Daha sonra, sofradakiler büyükten küçüğe, dualarını edip, iki bardakla tokuşturup içer ve oturlar. Osetya’da dua edilmeden içki içilmesi normal değildir. Herkes sıradaki dua/temenni üzerine, uzun bir konuşmadan bir iki kelimeye kadar ama mutlaka bir şeyler söyleyecek ve biri karşısındaki biri de yanındaki (toplam ÜÇ kişi olarak) iki kişiyle de tokuşturduktan sonra içkisini içip oturacaktır. Genellikle elinde kadehi tutan sadece üç kişi ya da nadiren beş kişi olur. Sadece cenaze törenlerinde, insanlar çift sayılarda tokuştururlar kadehlerini: sadece karşında oturanla yani, yine de yanlarında onlarla beraber kadehini kaldırmış biri daha vardır ve toplamda yine üç kişidirler. Bu şekilde dua/temenni ve içki içmeler sofranın sonuna kadar devam eder. Sofranın diğer ucuna doğru kadehlerdeki içki giderek azalır: gençlerin kadehlerine büyüklerden daha az içki konulur.

Benim fikrime göre bu kadeh tokuşturma nispeten yeni bir adettir ve muhtemelen Çarlık ordusunda görev alan subaylar tarafından bize aktarılmıştır. Atalarımız sofrada otururken dua ederler ve içkilerini boğa boynuzundan içerlerdi. Bu şekilde üç boynuz sofranın başından sonuna elden ele geçerdi bunların tokuşturulmaları da zor olsa gerek.

Xiştær, üç geleneksel wælibæx’ı kutsadıktan (Şidt) sonra sunucu veya gençlerden birisi, wælibæxleri masanın ortasına getirir ve onları merkezden sekiz parçaya keser. Bunu yaparken tabağı çeviremez. Gençin ısırdığı üst pastanın parçası şimdi ona aittir.

""

Sadece Huıtsaw adına yapılan ilk dualar bittikten sonra yemek yemeye izin verilir, bundan önce içki içilmez veya yemek yenmez. Xiştær Tanrı’ya dua edip üç wælibæx’in kutsanması bitene kadar çocuklar bile yiyeceklere dokunamaz. Bir xiştær kadeh kaldırıp konuşmaya başlarsa, yemek yemeyi durdurmanın yanısıra konuşmayı durdurmak ve büyüğü dikkatle dinlemek şarttır. Her zaman Osetler, ziyafetlerde ve diğer yemekler sırasında çok mütevazıydılar. Bir deyim vardır: “Ziyafete giderken tok, ayrıldığınızda aç olun”. Bu atasözü oburluğun çok utanç verici olduğu gerçeğini vurgular ve son derece acıkmış olsanız bile (eski zamanlarda yeterince yiyecek olmadığı da göz önüne alınırsa), iştahınızı göstermeden yavaş yavaş yemeniz gerektiğini belirtir. Bu kural sadece misafirlikte değil kendi evinizde yemek yerken de geçerliydi.

Osetya’da xiştærlerin her bir dua/söylevinden herhangi bir şeyin atılmasına izin verilmiyor, ancak duanın anlamını gereği bazı şeyleri eklemelerine izin veriliyor. Dua masadaki son kişiye ulaştığında ayağa kalkıp yüksek sesle: “Sevgili Xiştærler! dua’nız bize kadar ulaştı” der. Bu, Xiştære artık bir sonraki duaya uygun gördüğü bir zaman geçebileceğini belirtir.

Oset geleneksel masasındaki ikinci dua her zaman erkeklerin, savaşçıların, gezginlerin ve eşiklerin koruyucusu olan Waştırci’nin onuruna yapılır. Osetya’da Hıristiyanlığın gelişiyle birlikte, Hristiyanlığı benimseyen Osetler Waştırci’yi Aziz George’un görüntüsüne benzer bir şekilde resmetmeye başladılarsa da esasen Waştırci Geleneksel Oset Dininin (İrondin/Ætsægdin/Waşdin) bir figürüdür. Waştırci, tüm Oset kutsal varlıklarının en saygın üyesidir. Onun için de yapılan dualar ve içilen içkilerin ayakta yapılması gerekir. İnsanlar, Waştırci’den Osetya’nın şanslı, mutlu ve sadık arkadaşları olan gerçek erkeklerle dolu olmasını; Osetya’nın barış ve bolluk içinde zorluklardan azade bir biçimde var olmasını; ve, vatanlarını koruma konusunda genç nesile güç, cesaret ve kararlılık gücü vermesini dilerler. Bu dua da, bundan sonrakiler de aynen ilk dua gibi xiştær tarafından telaffuz edildikten sonra masada başından ucuna doğru ilerler.

Üçüncü dua bu kutlama yemeği sebebiyle (kutlamanın yapıldığı Zuar için, genç çiftin mutlu evliliği için, askerlik hizmetinden sağlıkla dönüş için, yeni doğan oğullar için vb.) yapılır. Bu dua da ayakta iken söylenir (aileye, yaşlılara ve vesilenin kaynağına duyulan saygı gereği). Herhangi bir kutlamada, dua ayakta iken yapılırsa, içkiyi de ayakta dururken içmek gerekir. Bununla birlikte, cenaze töreninde, kişi ayakta dururken bir dua yapmış olsa bile, önce oturup sonra içkiyi içmelidir.

Üçüncü duadan sonra xiştær, demokratik ilkeler ya da katılımcılara saygı gereği, ilk konuşmayı ikinci xiştærin yapmasına izin verebilir. Birçok durumda genellikle bu kişi etkinliğe ev sahipliği yapan ailenin temsilcisidir ve bu nedenle çoğunluk bu konuşma misafirler hakkında olur ve kutlamalarında onları varlıklarıyla onurlandırdıkları için misafirlere teşekkür edilir. Ev sahibinin veya yaşlıların adına, tüm konuklara özel bardak veya kadehlerle içki verebilir. Osetya’daki bu kadeh, özel saygı ve saymanın bir işaretidir. Bu teklifi reddetmek gerçekten alınganlık yaratabilir. Çok içtiğini ve artık içmek istemediğini söylemek adet ve görenekleri saymamak anlamına gelir. Bununla birlikte, bu bir bardak dolusu votka içmek zorunda olduğunuz anlamına da gelmez.

Öncelikle, iyi konaklar misafirleri sarhoş olmaktan korurlar ve onların işini kolaylaştırmaya çalışırlar. İkincisi, bu özel bardakların sunulmasıyla, bu güzel geleneğin saygı ve şükran sözlerinin edilmesi geleneğinin devamına verilen önem gösterilir yoksa sarhoş olunması veya içeceğin miktarı önemli değildir. Bunu anlamayanlar Oset sosyal hayatının kurallar bütünü olan “Æğdaw”’a şiddetle ters düşen insanlar oluyor. Daha az alkollü bir içki içmek veya daha az miktarda içki içmek sorun değil. Kişi gerçekten iyi nedenlerden dolayı içki alamazsa ya da hiç içmiyorsa, sadece simgesel küçük bir yudum alıp, mazeretini bildirip içmeyebilir de, doğru olmak kaydıyla, hiç içki içmediğini ya da araba kullanacağını söylemesi yeterlidir. * Bu özel kadehleri alan herkes, onurlandırma amaçlı şükran sözlerini “arfæ” telaffuz ederek ev sahiplerine mutluluk, şans ve refah diler ve aynı zamanda bu gibi pek çok kutlama vesilesi olup bu özel kadehleri sunmalarını diler. İnsanlar masada en son kişiye ulaşıncaya kadar yine üçlü düzende içerler.

Bu özel kadehleri / bardakları sunan ikinci xiştær, en genç konuk içkisini bitirene kadar ayakta beklemelidir. Bundan sonra, temennilerini daha kısa bir şekilde tekrarlar ve ilk xiştære konuşma sırasını verir, çünkü ondan önce içmesine izin yoktur. Xiştær ayağa kalkıp bu iyi ve güzel arfesi için ikinci xiştære teşekkür eder. Kutlamanın konuklara da teşekkür eder ve kendi iyi dileklerini söyleyip içkisini içer. Daha sonra bu temenniler masanın ucuna doğru yeniden aynı şekilde ilerler, ancak bu kez misafirler sadece ev sahiplerinin ve tüm katılımcıların sağlığı için içki içerler.

Erkekler ve kadınlar aynı masada oturmadığında, yalnızca bir standart kurallar seti vardı. Zamanla, gençler kendi demokratik ve özgür standartlarını oluşturdu. Genellikle iki kısma ayrılır: zorunlu ve daha serbest kısımlar. Törenin başındaki ilk 3-5 dua / temenni ve sonundaki 2-3’ü zorunlu kısmı oluşturuyor. Bunların arasında, masadaki insanlar genel konuşma yeteneklerine ve dünya görüşlerine dayanarak, genellikle doğaçlamalı temennilerini dile getiriyorlar.

Tören, orta yaşlı insanlardan oluşuyorsa, yemek organizasyonu yüz yıl öncesi ile hemen hemen aynıdır. İlk 3-4 duadan sonra, xiştær arka-arkaya şu şekilde “arfe”ler yapar:

– “Binati hitsau” (Evin koruyucusu), böylece ev sahibinin evini ve ahalisini her türlü sıkıntıdan korur. Katılanların evlerinin de kötülükten uzak olmasına dua edilir.

– Ev halkının sağlığı ve bolluğu refahı “farn” için.

– “Horı Watsilla”, “Fosı Fælværa” (Hasatların Koruyucusu Watsilla’nın ve Evcil Hayvanların Koruyucusu Fælværa), “Madı Mæyræm”’a ise genellikle kadınların masalarında dua edilir ve kadınların sağlığı ve mutluluğu ile çocuklarını sağlık, mutluluk içinde büyütebilmelerini sağlaması dilenir.

Osetya’nın değişik yerlerinde insanlar o bölgenin yerel “Zuar”larını da içtenlikle hatırlarlar: Xætæcı Waştırci, Tutır, Rekomı Zuar, Nışanı Waştırci, Tarancelos, Şærı Zuar, Alardi, Zıvğişı Zuar, Mıkalgabırtæ ve diğer Zuarlar için. Eskiden, bayramlar ve kutlamalar uzun sürerdi, genellikle birkaç gün sürerdi ve masada birçok dua / Temenni edilirdi. Bununla birlikte, bu kutlamalarda kimse sarhoş olmazdı, çünkü sarhoş bir kişi kendisine unutulmayacak bir utanç verebilir. Bu ayıp ölmekten bile kötü sayılırdı.

Davetin xiştæri yaşlılar için de dua eder: yaşayanlara sağlık ve uzun ömürler diler, artık aramızda olmayanların da isimlerinin unutulmaması için dua eder. Başka dualar da eder xiştær: Tüm davetlilerin sağlığı ve refahı, tüm komşuların sağlığı ve uzun ömürleri, (çünkü onların yardımları olmadan, Oset yaşantısını hayal etmek zor olacaktı) sülalenin üyelerinin yaşamı ve refahı dünya barışı, Osetya’nın ışığının sönmemesi, Osetya’nın birlik, bereket ve refahı, atalarının geleneklerinin devamı için. Kutlamanın gerekçesine bağlı olarak, hayatlarını vatanlarını düşmanlardan kurtarmak için feda eden atalar, Şınzıkhæv’daki selde hayatını kaybedenler, 2004 Beslan trajedisinin kurbanları ve Karmadon’daki buzulun altında ölenler anılabilir bu dualarda. Digor bölgesinin köylerinde ise XIV. yüzyıldaki Timur işgali sırasında çocukların koruyucusu olan Zadaleski Nana’nın aydınlık anısına da içilir. Ancak tüm bu duaları sofranın büyüğü yönlendirir. Artık sofrada bulunamayacakların da isimleri anılarak sofraya biraz içki dökülür ki bu sadece ölüm vesilesiyle verilen yemeklerde olur.

Masada, kutlamanın Osetya’nın hangi bölgesinde yapıldığına bağlı olarak çok sayıda şerefe kadeh kaldırma dua/temenni olabilir. Bunlar köyden köye farklılıklar gösterse de değişmeyen bazı zorunlu unsurlar vardır.

Kutlamanın ortalarında bir yerde, xiştær (özellikle düğün partisinde veya aile kutlamalarında) masanın düzenini sağlayan kişiden mutfakta yemekleri pişiren kadınlara (genellikle komşular) kadar teşekkür etmelerine izin vermesini ister. Çünkü bu etkinliği mümkün kılan kişiler bu kadınlardır (æfşintæ). İzin alındıktan sonra, konuklardan üç erkek tabağa üç bardak ve yiyecek (genellikle bir parça haşlanmış et) koyup “æfşin”lere götürürler. Bu özel adetin kutlama yemeği sırasında yapılmasına fırsat olmaz ise yemekten sonra ayağa kalkıldığında mutlaka yapılması gerekir.

Bu üç kişiden büyük tarafından görevlendirilen birisi yemeği hazırlayan kadınlara “æfşin”lere” arfæ eder, onlar için küçük bir konuşma yaparak hazırladıkları lezzetli yemekler için teşekkür eder ve pişirme becerilerini her zaman mutlu kutlamalar ve düğünlerde sergilemelerini diler. Bundan sonra üç genç, arfæ kadehlerini en yaşlı üç kadına verirler. Bu onurlandırma karşılığında onlar da konuklarına teşekkür ederler ve uluslarının güzel geleneklerini izleyerek yüksek ahlak ve onur normlarına uymalarını isterler. Kadınlar nadiren bu içkileri içerler. Genellikle “onur ve saygı/içmek karşılıklı olmalı” anlamına gelen “Nuazen Dıwwærdæm u” sözcükleri ile onları konuklara geri verirler. Bardaklar Oset birası “begenı” veya şarap gibi hafif bir içki ile doluysa, kadınlar bunu içebilirler, ayıp değildir. Bu durumda, bardakların iade edilmeden önce tekrar doldurulmaları gerekir. Bardakları alan gençler de tek tek “æfşin”lere teşekkür ve dua edip içerler. Genellikle bardaklara bir kağıt para koyarlar (nispeten yüksek değerdedir) ve geri verirler, kendilerine tatlı bir şeyler almalarını söyleyerek. Boş bardaklarla masaya dönen üç kişi, büyüklere görevlerini tamamladıklarını anlatıp, “æfşin”ler tarafından edilen şükran sözlerini aktarır ve yeniden masaya oturmak için izin alırlar.

Üç misafir mutfakta olduğu süre zarfında kutlama sona ermez. Temenniler yapılır, şarkılar söylenir, havadisler aktarılır ve neşeli hikayeler anlatılır. Belli bir anda, xiştær, sol yanındaki kişiye ya da onun yanındakine (5. kişi) sağ kulağı hayvanın başından kesmesini ister. (baş sol tarafa yatırılır ki sağ kulak üstte kalsın) O kişi sağ kulağı kökünden keser, daha sonra dikine hafifçe iki kez daha keser, böylece kulak tam ayrılmamış üç kısma bölünmüş olur. Yaşlı, bu kulağı sol eline alır, kadehi de sağ elinde olur; genç kuşağa tembihler / bilgeliği anlatır (bu, genç kuşağa bir dua / temenni olarak söylenebilir). Sonra onlara kadehi ve kulağı verir. Bu kadehin sembolik önemi çoktur, çok eski bir gelenektir. Yaşlıların hayat deneyimini ve bilgeliklerini gençlere aktarmalarını sembolize eder. Gençler yaşlıları can kulağıyla dinlerse gelecek hayatlarında faydasını görürler, öğrenmiş olurlar hayatı. Şöyle olur dua: “Büyüklerini dinleyen küçükler hiç yanlış yapar mı?” Bugünün hayatında bu duanın geçerliliği pek kalmadı gerçi. Cenaze vesilesiyle verilen yemeklerde kulak ile ilgili bu ritüel yapılmaz.

Böylece genç bir konuk bardağı alır ve kulağı üç parçaya böler. Genellikle yanında şükran duygularını dile getirdikten sonra bardaklarındaki içkiyi içip kulaktan kendilerine düşen payları yiyen iki genç daha vardır. Bu kez bardaklar büyüklere boş olarak geri verilir. Xiştær ayakta dikilerek genç kuşak için dua ve temennilerini söyler. Huıtsaw ve Waştırci’ye gençleri mutsuzluk ve sıkıntılardan, kötü arkadaşlardan, kötü yola düşmekten ve ihanete uğramaktan korumaları için dua eder. Gençlerin her yer ve koşulda ruhsal açıdan sağlam ve fiziksel olarak güçlü olmalarını, cesur olmalarını, kılıçlarının keskin olmasını ve Oset adına halel getirmeden ve onu yücelterek yaşamalarını diliyor. Ayrıca, gençlerin atalarını sık sık ve saygıyla anmalarını diliyor. Onlara atalarının her zaman utanç verici bir duruma düşmektense ölmeyi tercih ettiklerini hatırlatıyor. Yaşlı bardağını bitirdikten sonra sıra ikinci xiştære gelir ve oturan diğer konuklar da her seferinde üç kişi olarak içerek sofranın ucuna kadar gelir yine dua / temenni faslı. Yaşlı ayakta iken dua edip içtiyse, diğerlerinin de saygı göstermesi ve ayakta dua edip içmesi gerekir. Pek çok yerde gençler için dua edilmesi daha erken de olabiliyor. “İçki kabı” da elden ele oturan gençlere kadar tekraren gider. Küçükler dua etmeden önce büyükler bu dua kabını etten de bir pay ile gençlere verirler. Gençler içkilerini içerler, yeniden doldurur ve büyüklere geri verirler. Bundan sonra gençlerin hayatları için temennilere sıra gelir.

Yemeğin bitimine yakın bir zamanda gençler, büyüklerden konuşmak için izin isterler. Bunun için, bir tabakta üç dolu bardakla ve simgesel bir yemekle (genellikle haşlanmış, dilimlenmiş et parçaları) büyüklerin yanına gelirler. Bunlardan biri, genç kuşağa verdikleri önem ve dikkat için büyüklere şükran duygularını dil getirerek büyüklerin masanın başında oturup gelecek yıllar boyunca bilgeliklerini yeni nesillere aktarmalarını diler. Bu ikramları büyüklerin sağ tarafından yapmaları gerekir. Büyükler de içkileri alırken bizi düşündüğünüz için ve adetlerimize uygun davrandığınız için teşekkür ederiz der. Bu arfælerle içkilerini içerler. Üç büyük içkilerini içtikten sonra bardaklar tekrar doldurur ve bunları sunan üç gence geri verilir. Bir kere daha yaşlılara kısaca arfæ edip içerler ve geri yerlerine dönüp büyüklerin arfælerini gençlere iletirler. Bu adet ara sıra tartışma konusu olur, bu adet çok eski olmadığından vazgeçilebilir bir adettir. Karşı çıkanlar bunun inanılması zor olduğunu iddia ederler, çok eskiden sofralarda dua içkileri üç adet boynuzla servis edilirdi, küçükler sofradan kalkıp büyüklere içkilerini bu boynuzlarla doldurarak getirirlerdi.

Artık, kutlama yemeğinin sonuna doğru geliniyor. Xiştær, dirlik ve bereket veren Mikalgabırtæ’ye dua eder. Bu evde ve tüm katılanların evlerinde bolluk “bærkad”, ekmek ve tuzun eksik olaması temennilerini dile getirir. Herkesin, aile üyeleri için, konuklar için ve hatta düşmanları için bile ihtiyaçları olan her şeye sahip olmalarını diler.

Bu dua da masanın sonuna gelince, xiştær bu kez Khæşærı Waştırci’ye (Eşiğin Koruyucusu Waştırci) için bir dua edip içer. İlkin davet kimin evinde olduysa onun evinin, sonra da hepsinin evlerinin eşiklerinin sağlam olması için dua eder: eşiklerinden kötü haber geçmesin; şanssız, mutsuz bir misafir geçmesin; evleri her daim şanslı olsun; evleri hep iyilik dolsun; güzel haber getiren misafirlerle dolu olsun. Bu dua da sofranın ucuna kadar gider. Son zamanlarda, eğer küçük bir davet ise, bereket ve eşik duaları bir defada yapılarak kısaltılır oldu. Kutlama yemeğinin son kısmını kısaltmak için yapılan bu uygulama ancak yaşlıların izniyle olabilir.

Bundan sonra herkes ayağa kalkar ve masanın düzenini sağlayan kişi Fændagşær (yolun başı) Waştırci için dua edip içer. Ondan, bu davet için uzaklardan gelen herkesi korumasını ve güvenli bir şekilde evlerine dönmelerini, ailelerine sağlık ve iyilikle kavuşmalarını diler. Bu dua ile içildikten sonra artık kimse tekrar masaya oturamaz. Son iki dua eğer birleştirilmişse, dualar arada oturulmadan ayakta yapılır.

Kutlama yemeği bitti. Tüm konuklar, davete ev sahipliği yapanlara teşekkür ederler, evlerinde yine mutlu davetler olmasını dilerler ve evlerine dönerler.

""

Kurallar

Osetlerin geleneğinde evlerine giren her konuk “Tanrı tarafından gönderilmiş” kabul edilir. Osetya’yı ziyaret eden yabancılar genellikle Oset misafirperverliğine çok şaşırır ve etkilenirler. Osetler “Evinize düşmanınız bile gelse ona iyi niyetle ve onurlu bir konuk olarak davranmalısınız” derler. Oset Sofrasında uyulması gereken katı kurallar vardır, bunların arasında en temel olanları şunlardır.

• Her medeni sofrada da kabul gören evrensel adap kuralları Oset sofrası için de geçerlidir. Bunlara ek olarak, bir Oseti bağlayan kurallar şunlardır:

• Sofra kutsal bir yerdir. Sofranın başındayken dedikodu yapmak, tartışmak ve bağırarak konuşmak yasaktır. Ayrıca köpek, eşek, domuz, sürüngenler veya diğer “kirli” sayılan hayvanlardan bahsetmek uygun değildir. Yanlışlıkla bunlardan bahseden kişi “sofra beni affet” ya da “sofranın huzurunu kaçırdığım için özür dilerim” (tabu fıncı farnæn) diyerek içtenlikle özür diler.

• Oset sofrasında ailenin büyükleri ve küçükleri beraber oturamazlar: torunlar dedeleri ya da onların kardeşleriyle, baba ve oğlu, amcası ve yeğeni, kayınbaba ve damadı, kardeşler (eğer yaş farkı çok ise) bir masada bir araya gelemezler. Kızı istenmeye gelinen baba da kız istemeye gelenlerle oturamaz. Evlenmemiş yeni yetme erkeklerin sofraya oturması da kesinlikle yasaktı. Bu kuralları çiğneyen gençler büyüklerine hakaret etmiş sayılırlardı.

• Eğer davet özel bir nedenle verilmiş değilse, ailenin başı (en yaşlı erkek) misafirlerin yaşlarına bakılmaksızın sofranın başında oturur. Eğer büyük bir kutlama, bayram veya bir düğün yemeği söz konusu ise, ev sahibi masada oturmaz. O, devamlı etrafı gözler, davetin başarısı için tüm konukların ihtiyaçlarını davetten sorumlu kişiye ileterek bunların karşılanmalarını sağlar.

• Sarhoş olmak büyük bir ayıptır. Tüm konukların kendi içki sınırlarını ve zamanında durmayı bilmesi gerekir. Sarhoş olunca “Oset geleneklerine uymak istediğimden dolayı sarhoş oldum” diyen kişi tam da bu esas adeti çiğnemiş olur. Osetya’da içki içmeyen bir kişi asla eleştirilmemiş, ancak alkol bağımlısı olmak ya da sarhoş olmak her zaman büyük bir utanç olmuştur.

• Zaten davete sarhoş gelmek de uygun değildir. Sarhoş kişi kendisini kontrol etmekte güçlük çeker. Sofradan sorumlu olanlar, böyle insanları masadan uzak tutmak için gerekli iradeyi göstermek zorundadır. Sarhoş kişi bütün bir daveti mahvedebilir ve misafirlerin huzurunu, neşesini kaçırır.

• Sofrada sigara içmek de yasaktır. Sofrada sigara içen herkese saygısızlık etmiş sayılır. Iki-üç saat sigara içmemeye dayanamayacak müptelalar sofraya da oturmasınlar. Görüyoruz ki sigara içmek için biri ayağa kalkınca herkesi de yerinden oynatıyor, sofranın düzeni bozuluyor. Burada sofranın başına bir görev düşüyor. Davetin sonuna kadar dayanamayacaklar var ise sigara içenler için ara(lar) vermek görevidir bu. Ancak her halükarda ilk üç dua faslı bitmeden bu tür bir ara istenemez ve verilemez.

• Oset sofrasından büyüklerden izin almaksızın oturup kalkmak yasaktır. Bu tür davranış büyüklere ve masadaki diğer kişilere saygısızlık sayılır.

• Bir kimse davetin başlangıcına geç kalmışsa, yaşına bakmaksızın sofradakilere selam verir ve masanın sonuna oturmalıdır. Misafir uzaktan geliyorsa, onu büyüklerin yanına çağırırlar. Büyükler onlara geç kalan misafire sunulan hoşgeldin kadehini “æmbælæg” verirler. Misafir de onlara “gelen misafirleriniz hep iyilikler getirsinler” diye “arfæ” eder. Sonra içkisini içer ve onun için baştan ayrılan yere oturur.

• Oset davetlerine temiz ve uygun bir kıyafetle gelmek gerekir. Eski püskü kıyafetle, şortla, karnı açık bırakan kıyafetle, sporcu kıyafetleriyle ve benzeri ile sofraya oturulmaz. Aynı zamanda, bir Oset toplantısında uygun görülmeyen davranışlar sofrada da uygun görülmezler: başkasına bağırmak, başkasını rencide etmek, büyüklerle iddialaşmak, ya da erkeklerin masasında otururken çocuklarla ilgilenmek, kucağına almak ya da yanına oturtmak gibi şeyler uygun değildir.

• Büyüklerin yaptığı dualar arasında diğerlerinin ayrı dualar yapıp içmeleri de yasaktır. Sofrada özel bardaklarla içki de dağıtılamaz büyüğün talebi dışında. Yine dualarda içilenin dışında içki içilmesine de izin verilmiyor ancak su ve tatlı içecekler içilebilir aralarda. Bu kural içkiye düşkün insanların keyiflerine göre davranmalarına ve sarhoş olmalarına engel olmak içindir. Bu şekilde Oset geleneklerinin çiğnenmesine engel olunmuş olunur. Sofrada fazla içmeye çalışan kişilerin çabaları hemen durdurulmalıdır.

• Yaşlılar başka bir dua için ayağa kalkarsa herkesin de ayağa kalkması gerekir. Son zamanlarda Kuzey Osetya’da dışardan gelme bir adet çıktı. Herkes ayağa kalktığında gençlerden bir tanesi oturmaya devam ediyor ve xiştær duasını bitirip oturunca O da ayağa kalkıyor. Bu doğru değildir. Osetliğe yakışan sofrada büyük dua için ayağa kalktığında istisnasız herkesin ayağa kalkmasıdır. Bu kişiye sofranın bekçisi “fıng ghaghghænæg” diyorlar, sofranın beklenmeye ihtiyacı yoktur, bir yere kaçmaz.

 

• Oset sofra geleneklerine göre içki bardağını / kadehini her zaman sağ elde tutmak ve elden ele geçiriliyorsa da bunu sağ el ile yapmak gerekir. İçki doldururken de bardak sağ elde şişe sol elde olur.

• Sofrada bir kişiden daha yüksekte oturan kişiler dua edip içkilerini içmedikçe aşağıda oturan birisi bunları yapamaz. Önceki duala canı gönülden dinlenilmelidir, söylenen sözleri tamamen anlamak için gereklidir bu.

• Büyüklerin dikkatini bir şeylere çekmeye veya onlara bir şeyler önermeye müsaade edilmez. Sofra adetleri değişmezdir bunlardan dolayı sitemde bulunmak da yakışık almaz, içine sinmese bile. Özellikle bir başkasını gereğinden fazla içmeye zorlamaya çalışan kişi Oset sofra geleneklerini bozan bir kişi sayılır.

• Sofrada büyüklük sırasına göre oturmak da çok önemlidir. Masanın başında en büyük oturur, ikinci sırada ev sahibi sülalenin büyüğü sonrada misafirlerin büyüğü gelir, daha sonra diğer büyükler masaya yaşlarına göre zikzak şeklinde oturur, bu düzen masanın sonuna kadar devam eder. Bu hiyerarşi dua edilme sırasını da belirler. Dua ettikten sonra içki içerken de önce karşısındaki sonra da yanındaki ile tokuşturur kadehini. Bardaklarını kaldıran kişi sayısı da tek olmalıdır (3 ya da 5). Sadece cenaze yemeklerinde çift olarak içilir: 2 ya da 4 kişi olarak.

• Büyüklerden birisi bir dua yaparken, gençler cümlelerin bitiminde hep beraber ”Amen Huıtsaw!” Ya da “Amen wæd!” diye yüksek ses ile ünlerler. Bununla birlikte, cenaze törenlerinde sadece dua dinlenir, bir cevap verilmez.

• Sofranın büyüğü oturanlardan birine birtakım minnettar sözler söylemeye başlarsa o kişi ayağa kalkmalı ve bu sözleri sonuna kadar ayakta dinlemelidir. Büyüğün sözü bittiğinde genç olan asilce teşekkür edebilir ya da Huıtsaw hepimize nasip etsin diyebilir.

• Osetya’da dini bayramlar (Waştırciyı Bon, Hetacı Bon, Rekom, Watsilla vb.) için hazırlanan sofralara kanatlı hayvanların eti veya yumurta konmaz. Bayram kutlamalarında bunlar yenmez. Etli olan tüm yemekler sığır eti veya koyun etinden hazırlanmalıdır.

• Osetya’da dini bayramlar için hazırlanan sofralarda domuz eti veya onunla hazırlanan yemekler masanın üzerinde olmamalıdır. Pikniklerde, doğum günlerinde ve diğer yemeklerde konulabilir. Ancak burada bile, domuz eti ürünleri xiştær Tanrı’ya dua ederek üç wælibæxı kutsadıktan ya da ilk üç duayı bitirdikten sonra masaya konur.

• Eğer yemek mutlu bir nedenden dolayı veriliyor ise her zaman şarkılar, espriler eşlik eder. Bunu sağlamak da çoğu zaman gençlerin sorumluluğundadır. Ancak, yaşlılardan önce bir şarkıyı başlatmamaları gerekir. Çok zaman büyükler bu haklarını küçüklere bırakır ve gençlerden müzik yapmalarını şarkı söylemelerini isterler.

Evde ya da bahçede kurulan kutlama yemeklerinde neşe doruğa çıktığında, 3 ya da 5 kuıwd’dan sonra gençler xiştærden dans faslını başlatmasını isteyebilirler. Büyük de sağında ve solunda oturanlara danışıp bu izni verir.

""

Yemek sorumlusunun (Wırdıglæwwæg) görevleri

Osetya’daki kutlama davetlerine genellikle birçok kişi katılır. Belirli bir grup gencin, komşunun ve yakınlarının (özellikle oğulların ve ailenin damatlarının) yardımı olmadan olayı organize etmek neredeyse imkansızdır. Sofrayı kendi aralarında paylaştırır ve herkes kendi bölümüne hizmet eder. Bu gençler sofranın sağ tarafında, içki şişeleri sol ellerinde olacak şekilde, kendi bölümlerinin hizasında sıralanıp ayakta dikilirler. Bunlara “wırdıglæwwæg” denir ki bu sözlük anlamıyla “ayakta dikilen” demektir. Cenaze yemeklerinde ise bu kez xiştærin sol tarafına gelecek şekilde sıralanırlar.

Dualar büyükten küçüğe sofrada ilerlerken, her bir wırdıglæwwæg kendinin sorumlu olduğu kişilerin bardaklarını sırası geldikçe doldurur. Her bir seferinde yalnızca üç ya da beş kişinin bardağını doldurular, çift sayıda değil. İçki kabı şişesi boşalırsa wırdıglæwwæg hızlıca kilere gider ve kabını doldurur. Her zaman sofraya bakar ve bir eksiklik olursa gidip kilerden alıp tamamlamaya hakkı vardır. Yemekte sıcak sunulması gereken eti, fıdcınları, et suyunu da istenildiğinde sofraya getirip oturanlara sırasıyla dağıtmak da onun görevidir.

“Wırdıglæwwæg” eskiden her bir davettin olmazsa olmaz bir parçasıydı. Çoğu zaman, erkekler yalnızca bir tür içki içerlerdi: İron Araqq (viski tarzı sert bir Oset içkisi). Bira kapları da genellikle sofraya konurdu. Günümüzde zenginleşmeye paralel olarak artık sofralarda pek çok çeşit içki olabiliyor. Wırdıglæwwæg ile araqq sunumu ilişkisi de eskisi gibi değil doğal olarak. Çok zaman üç-beş duadan sonra büyükler insanları serbest bırakıyor ve herkes sofrada gönlünce içebiliyor. Bu yüzden Wırdıglæwwæg’leri de salıyorlar, dikilmelerine gerek yok diye. Ancak bu doğru değildir: çünkü onların içki servis etmeleri kadar büyüklerin konuşmalarını dinleyip akıllarına kazımaları da önemlidir. Bu bir bilgelik okuluydu: wırdıglæwwæg’ler sofranın başında kendilerini eğitir, konuşma yapmayı ve sofra adetlerini öğrenirlerdi.

Ölü için verilen yemeklerin bazı özellikleri

Osetya’da bir kimsenin cenaze töreninden senesi doluncaya kadar farklı zamanlarda ölü için yemekler verilir. Ölü için hazırlanan sofralar kutlama sofralarından oldukça farklıdır.

Ölü için hazırlanan sofralar hem yemek hem de içecekler bakımından sade olurlar. Cenaze yemeğinde İron Arakh, şerbetler, büyük parçalar halinde haşlanmış et, wælibæxler, ekmek ve doğranmadan konulmuş sebzeler olur. Bu sofralarda votka, konyak, şarap, hazırlanmış sıcak yemekler, tatlılar ve diğer farklı yemeklerin olması adete terstir. Bu sofralar insanlar mükellef yemekler yesinler içsinler diye hazırlanmaz ölüye iyi temenniler “ruxş zæğın” dilemek içindir. Kişi öldükten sonra seneyi-devriye yemeği yemeği verilir (plæw) tek bir sıcak yemek (pilav) ile olur bu. Pilav, sene yemeği yani, büyüklerin yanına konur başsağlığı dileği için. Bundan sonra pek çok sözler edilir pilav’ı kutsamak amacıyla. Bu konuda ne yol tutmamız gerektiğini söylemek çok zordur. Pilav, Oset ölü sofrasında bir fazlalık olsa da, artık o kadar yerleşmiştir ki bugün bunu değiştirmeye artık imkan yoktur.

Kişinin ailesi, akrabaları ve yakınlarından başka farklı yiyecek ve içecek getirenler de olur. Çokluk şunlar getirilir: wælibæxler, kekler (çift sayıda), farklı meyveler, et, mümkünse balık, tavuk, şekerlemeler ve diğer tatlılar. Ölenin sevdiği yemekler de özel olarak konulur. İçki ve içecekler de sofraya çift sayılarda konur (2 şişe vodka, 2 şişe şarap, 2 şişe su vb.). Bu günlerde bir buzağı ya da dana kesilir. Baş ve boyun bölgesi de masaya konur ki sofra kutsansın (başın sağına konur boyun). Bu masada tuz, bıçak ve temiz suyla dolu bir bardak olmalıdır. Bu sofra da fıdcın, şiş kebap, hayvanın kürek kemiği, omuzu ve üst üç kaburgası da yer almaz. Bunlar mutlu sofraların yemekleri ve sunularıdır.

Cenaze töreni için hazırlanan her şey ayrı bir masaya konmalıdır. İki ya da dört erkek masaya gelip bunları ölen kişiye helal ederler. Bu, sağ elinde bir bardak araqq tutan bir xiştær tarafından yapılır. Bu kişi sözlerini eder en sonunda da ölenin aydınlıklar içinde olmasını diler. Bu işlem tamamlandıktan sonra, gençlerden biri masadaki her şeye sembolik olarak küçük bir miktar tuz serpip bir bıçak ile her şeye dokunuyor. Kadınlardan birisi (genellikle bir dul) su dolu bardağı bahçeye, aile üyeleri tarafından kullanılan yolun kenarına döker. Bu şekilde helal etme faslı tamamlanmış olur. Bu masadakiler de davetlilerin masasına konulur. Önce tuz, bıçak, baş ile boyun, iki wælibæx ve daha sonra da diğer yemekler.

Erkekler ve kadınlar farklı masalara otururlar. Çok yerde cenazenin mezara konulacağı günün sabahında üç wælibæx üzerine dualar edilir ve ev halkı Huıtsaw’a emanet edilir. (Ölü henüz toprağa gömülmediğinden daha üzerine güneş değmektedir diğer iki kutsal katman (Huıtsaw ve toprak) da zaten hem ölüler hem de diriler için her zaman mevcuttur.)

Şimdiki zamanlarda ölü sofrasında büyüklerin önce oturması gerekir ama bu konuda farklı adetler vardır. Çok yerde kutlama ve cenaze sofralarında oturma düzeni aynıdır: En büyük en başta ve sonrakiler sırayla… Cizæl ve Dıgor köylerinde sofranın başında kimse oturmuyor. Xiştær sofranın sol başında oturuyor, ikinci büyük de sağ başında oturuyor, üçüncü sol tarafta en büyüğün aşağısında. Sofrada, büyükten başlayarak, içerken kadehini sadece yanındakiyle beraber kaldırarak içerler. Bence eskiden de şimdi de doğru olan bu şekildir. Ölü sofrasının görünüşü de içeriği de kutlama sofralarınkinden farklıdır.

Sofranın büyüğünün ilk duası Huıtsaw içindir. Ancak eskilerin düşüncesine göre Huıtsaw’a iki wælibæx ile dua edilemeyeceğinden büyüklerin önünde yine de üç wælibæx olur. Büyük bu şekilde duasını edip içkisini içtikten sonra bu wælibæxlerden birini kaldırıp gençlere verir ve xiştærin önünde de iki wælibæx kalmış olur. Ölünün ışıklar içinde yaşaması dileklerini bu iki wælibæx üzerine eder xiştær. Ancak Osetya’da pek çok yerde büyüğün önüne iki ya da dört wælibæx koyuyorlar. Osetler birbirlerine “hep üç wælibæx’in başında buluşmayı dilerim: diye boş yere dua etmezler. Bence bu yüzden ölü sofrasına iki wælibæx’ın konulması bana daha doğru geliyor.

""

İkinci dua masasının büyüğü tarafından, ölenin ruhunun huzuru için yapılır. Herkes aya kalkmalı ve “ruxşag u” diyerek, eskiden yapıldığı gibi, masanın üstüne, tabağa veya daha önce yapıldığı gibi wælibæx ya da ekmek diliminin üzerine bardaklarından bir miktar içki dökmelidirler. Duaların ve temennilerin kısa tutulması ve alçak sesle söylenmesi gerekir. Yine de bu sözleri yanındakiler açıkça duyabilmelidirler. Sözleri bittikten sonra oturur ve içkisini oturarak içer. Kimse cenaze töreninde ayakta içemez, ayrıca, bardaklar tokuşturulmaz veya “Amen!” / “Amen Huıtsaw!” denmez. Bunlar bayram ve neşeli sofraların yakışanıdır. Yine bu sofralarda farklı olarak ikişer ikişer içilir. Bu yüzden ya iki ya da dört kişi bardaklarını kaldırırlar.

Xiştær, üçüncü duayı ölünün yakınlarının sağlığına ve refahına: ölen kişinin ailesi ve yakın akrabalarına eder. Dördüncü sıradaki dua ölünün ev ahalisinin, akrabalarının, ondan önce gidenlere, kendisi kimlere ruxş dediyse onların adına edilir. Bu seferde sofraya biraz damlatmak gerekir, ”ruxşag” ya da “ölüler” denmez tek tek isimleri saymak gerekir. Oset topluluklarındaki pek çok temsilcinin bakış açısı budur. Osetya ‘Ştır Nıxaş’ının görüşü de bu doğrultudadır.

Bir sonraki dua ölü evine yardım edenlere, zahmetli işleri paylaşanlara, onların yanında olanların ömürleri için edilir. Bu dua sırasında ölü evinin ev sahibi (ya da ailenin en büyük temsilcisi) herkese ayrı ayrı teşekkür eder. Kendisi sofrada oturmaz. Akrabalarından ve komşularından iki erkeğe ( yani kendisiyle, sofranın ikinci büyüğü olan akrabası ile birlikte toplam dört kişi olarak) söyler sofraya geçin diye. Tabaksız olarak (ellerinde tutarak ) iki kaburga ile büyüğün sol tarafına geçerler. Gelenlerden biri büyüklere geliş sebeplerini anlatır: ev sahibi baş sağlığına gelen misafirlere arfæ eder. Bundan sonra dua için hazırlanan bardaklardaki içkinin içilmesini ister. Üç büyük içerler. Bu adetten sonra ölü sofrasında bir daha içki içilmez. Sofranın büyüğü dört bardak doldurtur: birini sofrada oturan ölü sahibi sülalenin büyüğüne verir, diğerlerini de arfæ edenlere verir. Bunlar bir kez daha dua / arfæ ederler: bugün kimler geldiyse, kimler sofrada dikilip hizmet ettiyse, komşulara, kim hizmet ettiyse onlara içerler içkilerini.

Osetya’da birçok yerde ölü sofrasında otururken aşağıda oturan büyük önüne kökünden kestirdiği sol kulağı koydurur. Kulağı tam koparmadan bıçakla ikiye böler, üzerine biraz tuz serper ve kesilmiş tarafı büyüklere doğru gelecek şekilde geri kafanın üzerine koyar.

Ölü için son dua Ölülerin Mıkalgabır’ı adına içilir ve evin ekmeği tuzu için ve bu evin ahalisine iyilikler diler. Bu son içkiden sonra artık geri sofraya oturulmaz. Bundan sonra birisi yeniden içmek isterse bu kişi sertçe uyarılır.

Pek çok köyde, ölümün seneyi devriye yemeğinde xiştær ölülerin Mıkalgabır’ı için dua ettikten sonra ev halkı büyüğün önüne üç wælibæx getirirler büyük de bunların önünde Huıtsaw’a dua eder. Ev halkına dua eder ve bundan sonra evlerine konukların sadece kutlamalar ve keyifli vakitler için gelmesini diler.

Gençler de Mıkalgabır için içtikten hemen sonra oturan herkes ayağa kalkar ve bahçeye çıkıp iki sıra halinde dizilirler. Ev sahipleri eve yakın tarafta eve yemeğe gelen akrabalar ve komşular da kapıya yakın tarafta dururlar. Misafirlerden büyük yerinde oturan bir adım öne çıkar. Kısa bir şekilde üç-beş kelime ile ev halkına, sülaleye, o mahalleye, köye, ölüye gösterilmesi gereken saygıyı hakkıyla gösterdikleri için arfæ eder ve bundan sonra uzun yıllar bir acı daha yaşamamalarını ve ölü sofraları yerine bayram ve kutlama sofralarında buluşmalarını dileyerek arfæsini tamamlar.

Sofranın büyüğü olan ailenin temsilcisi de misafirlere zor zamanlarında yanlarında olup acılarını paylaştıkları için teşekkür eder. Onlara yolculuklarının iyi geçmesi, sağlıkla evlerine varmaları ve ailelerini sağlık ve mutluluk içinde bulmaları için arfæ eder.

Bundan sonra herkes evlerine gider.

 

Yazan: KUÇİTI RUSLAN

Çeviri: Aguzatı Elmas Güneş- Atsætı Ufuk Güneş

www.ossetians.com web sitesinin genç ziyaretçilerinden gelen istekler üzerine yazılmıştır. İngilizce’ye çeviren: Anastassia Grankina

Bu materyali kullanırken veya bastırırken lütfen yazının kaynağını belirtiniz.

http://ossetians.com/eng/news.php?newsid=597&f=29

2007, 25.04.2015 tarihinde kimi değişiklikler yapıldı.

Not: Ossetians internet sitesinde yayınlanan ‘Ştır Nıhaş Başkanı Kuçitı Ruslan’ın (Руслан Кучиты) kaleme aldığı “İron Fıncı Æğdaw” (Osetlerde Davet Yemeği Gelenek ve Kuralları)-(ИРОН ФЫНДЖЫ ÆГЪДАУ http://ossetians.com/iron/news.php?newsid=152) yazısının çevirisidir.

Yazıyı Aguzatı Elmas Güneş ile beraber Osetçe aslından, İngilizce çevirisi ile kıyaslanarak, Atsætı Ufuk Güneş çevirmişlerdir.

Oset sofrasında insanlar kendi bardaklarını dolduramazlar. Eğer wırdıglæwwæg yok ise, bunu ancak yanınızda oturan sizin küçüğünüz bir kişi yapabilir. Yine de 2-3 genç yemeden sofranın etrafında dolaşıyor ve masayı kolaçan ediyorlar.

Bu şekilde wırdıglæwwæg’lerin görevlerini üstlenmiş oluyorlar. Sofrada dünyanın her yerinden çeşit çeşit sert içkiler yine de dursun ancak wırdıglæwwæg’ler de eksilmeseydi iyi olurdu.

 

Sayı : 2018 04

Yayınlanma Tarihi: 0000-00-00 00:00:00