Kuzey Kafkasya halkları “seçmeli anadil dersi”ne tepkili

0
5

“Rusya Federasyonu Eğitim Sisteminde Değişiklik Yapılmasına Dair 438863-7 sayılı Kanun Taslağı” 19 Haziran’da gerçekleştirilen ilk oylamada kabul edildi. Tasarı, Rusya Federasyonu Cumhuriyetleri’nde kullanılan ulusal dilleri seçmeli hale getiriyor. Yasa tasarısı oylamasında 450 koltuklu Duma’da oy kullanan 377 milletvekilinden 373’ü yasanın kabulü yönünde oy verirken, 3 milletvekili çekimser kaldı, 1 milletvekili de ret oyu verdi

Adigey ve Kabardey-Balkar halkları anadillerinin seçmeli ders olarak okutulmasını öngören yasa tasarısına karşı çıkıyor. Kavkaz Uzel sitesinin görüştüğü Adige bilim insanlarına göre halkların hoşnutsuzluğu yeni bir toplumsal harekete yol açabilir.
Kabardey-Balkar’dan 30 bilim insanı, 23 Nisan’da çıkarılan yasanın Kabardey ve Balkar dilleri için bir tehdit olduğunu belirtti. Dilbilimci Madina Hakuaşeva ve insan hakları aktivisti Valeri Hatajuko, anadillerin seçmeli hale getirilmesinin Kabardey-Balkar’daki anadillerin yok olması anlamına geldiğini ve bu durumun anlaşmazlıklara neden olacağını söyledi.
Krasnodar Adige Xase Başkan Vekili Asker Soht, “Adigey ve Kabardey-Balkar’da anadil ders saatlerinin artırılması konusunda bir görüş ortaya çıkmıştı. Her iki ülkede anadilde medya ve sanat çalışmaları yapılıyor ama anadil derslerinin saatleri giderek azalıyordu. Bu sorun iki ülkenin halklarını birbirine yaklaştırıyor” dedi.
Adigey ve Kabardey-Balkar’da zorunlu anadil derslerinin sürmesi gerektiğini belirten Soht, “Anadil dersleri iki ülkede de okul sisteminin bir parçasıdır. Halkların dilleri zorunlu ders ama bir Rus için Adigece seçmeli ders idi” ifadelerini kullandı.
Dilbilimci Madina Hakuaşeva, “Anadillerin seçmeli derse dönüştürülmesi Kuzey Kafkasya halklarını endişeye soktu. Bu durum büyük protestolara neden olabilir” dedi.
Tarihçi Marat Gubzokov ise yasanın yürürlüğe girmesinin Kafkasya halkları için kabul edilemez olduğunu belirterek “Umuyoruz ki kamu baskısı bu yasanın geri çekilmesini sağlar” dedi.
373 vekilin kabul ettiği ve üç vekilin karşı çıktığı yasaya Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adigey halkları karşı çıktı. “Kabardey Kongresi” Başkanı Aslan Beşto yasadan rahatsızlığını gizlemezken bunun bir sürpriz olmadığını da söyledi. Beşto bu yasanın Kabardey-Balkar anayasasını ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerektiğini ifade etti.
Kabardey-Balkarlı aktivist Martin Koçesoko, Duma’nın kararının tamamıyla “emperyal politika” olduğunu söyleyerek “Rusya her zaman küçük halklara asimilasyon politikası uygulamıştı, şimdi bunu alenen yapıyor. Ruslar dışında tüm yerli halklar dillerini ve kimliklerini kaybediyor, bir kısmı yok oluşun eşiğinde” dedi. Koçesoko’ya göre kamuoyu artık Rusya’nın sadece “kağıt üzerinde” federasyon olduğuna emin.
Maykop Adige Xase Başkanı Zaurbi Çundişko cumhuriyetler arasındaki kopukluğa dikkat çekerek “Bu durumdan etkilenen tüm halklarla işbirliği yapacağız” dedi.
(kavkaz-uzel.ru, kavkazr.com)

Çeviri: Serap Canbek

Osetya’da anadil tartışmaları

19 Haziran’daki birinci tur oylamaları sonucu, 3’e karşı 373 oyla kabul edilen Zorunlu Anadil Eğitimi’ni kaldıran yasa teklifinin tartışmaları sürerken teklifin ikinci versiyonunu hazırlamak için bir komisyon oluşturulacağı açıklandı ve önceki daha katı teklife nazaran, şimdilik bir uzlaşma metni oluştu. İkinci versiyon ise bölge ve Cumhuriyetlerden alınacak düzenleme tekliflerinin de değerlendirileceği Eylül ayında başlayacak ikinci turda tartışılmaya başlanacak. Kabul edilen tasarıya göre öğrenci velileri anadillerini, Rusça dahil, RF dahilindeki anadillerden ve bulundukları Cumhuriyet’in resmi devlet dillerden biri olarak seçebilecekler. Bu uzlaşma sayesinde hem Cumhuriyetler’deki Rus ve azınlıkların yerel resmi dili zorunlu olarak öğrenmeleri gerekmeyecek hem de anadillerini Cumhuriyet’teki Rusça dışındaki resmi dillerinden biri olarak belirten kimselerin çocukları da anadil eğitimi almış olacaklar. Bu uzlaşmanın bir parçası olarak ayrıca, Sibirya ve Uzak Doğu’da çok az sayıda insanın kullandığı diller de dahil olmak üzere, tüm yerel dilleri destekleyecek bir vakfın kamu kaynaklarıyla kurulması ve mevcut dil öğretim materyallerinin de iyileştirilmesi için RF hükümetine kaynak ayırma zorunluluğu da getirildi. Ancak, Sovyetler Birliği zamanındakinden farklı olarak artık kimliklerde etnik köken belirtilmediğinden Kafkas kökenli insanlara bile anadil eğitimi zorunlu olmayacaktır: Bunun için sadece “benim anadilim Rusça” demeleri yeterli olacaktır ki zaten, özellikle şehirlerde yaşayan çoğu Kafkasyalı’nın anadili Rusça olmuş durumdadır ve sadece günlük çok basit konuşmaları anlayabilmekte konuşmayı ise hiç bilmemektedir.
RF tarafından hazırlanan yeni tasarının anadil eğitimini düzenleme hakkını Cumhuriyetlere veren anayasaya aykırı olduğunu belirten aktivist Osetler, Putin’e de bir dilekçe yollamışlardı. Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyeti (KO-A) Milletler Bakanı Aslan Tsutsiev ve Başkan’ın Baş Kültür danışmanı Tamerlan Kambolov gibi kilit isimler Osetçenin Rusçanın yanı sıra okullarda zorunlu olarak her öğrenciye öğretilmesi gerektiğine inanıyorlar. Hatta, bundan da fazla olarak Osetçenin tüm resmi işlerde kullanılabilmesini istiyorlar ancak bu konuda Federal kanunlar belirleyici olacaktır, zaten kanunların bile Osetçe versiyonları yoktur: Fiilen tek resmi dil Rusçadır! Tsutsiev bu konularda hazırlıklarının olduğunu, başta kanunların Osetçe çevirilerinin hazırlanacağı, yer adları vb. levhaların iki dilli olacağı ve Osetçe teknik sözlüklerin hazırlandığı müjdesini vermişti. Anaokullarında Osetçe derslerinin olması, yetişkinlere anadil kurslarının verilmesine de halen başlanmış durumda ve yakında interaktif programlar ve mobil uygulamalar da sunulacak anadilini öğrenmek isteyenler için. Dilbilimci olan Kambolov ise ideal olanın “çok-dilli eğitim” olduğunu yani, beşinci sınıfa kadar anadilde eğitim verilip bundan sonra sadece Oset dili, tarihi ve kültürü derslerinin Osetçe olup diğer derslerin Rusça olması olduğunu böylece çocukların hem anadillerini hem de standart sınavlarda kullanacakları Rusçayı mükemmelen öğrenebileceklerini söylüyor. Kısaca KO-A’da RF’dekine ters bir rüzgar esiyor ki bunun en önemli sebebi anadil yitiminin diğer Kafkas Cumhuriyetleri’nden de ileri olması olsa gerek.
RF’deki yurttaşların %33’ü yereldeki devlet dillerinin zorunlu eğitiminden yana, %56’lık bir kesim ise bunların seçmeli olmasını istiyor, %8’i ise bunların müfredatta olmaması taraftarı. Geçen yıl Nalçik 14 No’lu Okul’daki gibi herkesten zorla “anadil eğitimi istemiyorum” imzası almak gibi uygulamaların da yaygınlaşmasından korkuluyor. 21 Mayıs’ta Moskova’daki bir toplantı sonucunda halkların anadillerini korumak amacıyla “RF Halkların Demokratik Kongresi”ni kurma çalışmalarına başlandığı açıklandı. Kongre hem anadil eğitiminin zorunlu olmaktan çıkarılmasına direnmeyi hem de federalizmin korunup merkezileşmeye karşı durup halkların haklarını korumayı amaçlayacak. Katılımcılar RF’yi daha önce imzaladığı Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Bildirgesi’ni onaylayıp, UNESCO tarafından kaybolma tehlikesi altında olduğu ilan edilen Kuzey Kafkas dillerinin korunması için yükümlülüklerini yerine getirmeye ve etnik gerilime sebep olmamaya çağırdı.
Konuyla ilgili haberler için: http://nazaccent.ru/story/nacionalnye-yazyki-v-shkolah/, https://www.business-gazeta.ru/news/385364
İlgili yasayı şu adreste bulabilirsiniz: http://sozd.parliament.gov.ru/bill/438863-7

Haber: Atsætı Ufuk Güneş

Anadil mahrumiyeti

Tataristan Cumhuriyeti’nin eski Cumhurbaşkanı ve Devlet Danışmanı Mintimer Şaymiyev, anadilin seçmeli ders olarak okutulmasıyla ilgili yasa tasarısının Rusya Anayasası’na aykırı olduğunu ifade etti.
Tataristan Cumhuriyeti Devlet Konseyi’nde ulusal ve anadilin seçmeli ders olarak öğretilmesine ilişkin yasa tasarısının incelendiği oturumda konuşan Şaymiyev, ülkede dil sorununun hala devam etmesiyle ilgili endişelerini dile getirdi.
Ülkesinin anadil eğitimi konusundaki fikirleri dinlemeden bu şekilde acele etmenin şaşırtıcı ve anlaşılması güç olduğunu söyleyen Şaymiyev, “En önemlisi bunlar Rusya Federasyonu Anayasası’na aykırı olarak yapılıyor” dedi.
Bu konuda bir araya gelerek oturup konuşmak ve sorunu çözmek gerektiğini belirten Şaymiyev, “İlk okuldaki bir çocuk anadilini öğrenmekten nasıl mahrum edilebilir? Buna cevap veremiyorum” dedi.
Tataristan’da ilk ve orta öğretimde 6 saatlik zorunlu Tatarca dersleri 2 saatlik seçmeli derse dönüştürülmüş bunun da Tatarca olması zorunlu olmaktan çıkartılmıştı. Ayrıca, anaokullarındaki zorunlu Tatarca derslerinin de kaldırılması kararı verildi. Tataristan sözde özerk bir cumhuriyet olmasına rağmen Moskova tarafından hiçbir hakkı tanınmıyor. Rusya, Tataristan’ı iktisadi ve kültürel olarak sömürmeye devam ediyor. (QHA)

KAFFED

Rusya Federasyonu’nun, özellikle Vladimir Putin döneminin en önemli siyasi perspektifi Rusya’yı “Eski” gücüne kavuşturmak ve Rus Milliyetçiliğini konsolide etmek, demokratik hak ve özgürlükler ne şekilde olursa olsun Federasyon içindeki “Heterodoks” düşünce ve uygulamaları merkeze zorlamak şeklinde özetlenebilir. Anavatanda da uzun yıllardır kaygı ve kızgınlıkla izlediğimiz Çerkes kimliğini örseleme, uygulamaları zora koşma, Anadilin eğitimdeki ağırlığını hafifletme yönünde attığı kimi adımlar mevcut idi.
2017 yılında Tataristan’da “Tatar olmayanlar neden Tatar dilini okusun” kisvesi altında başlatılan ve sözüm ona “Şikayetlere” dayandırılan tartışma Çerkes Cumhuriyetlerini de içerecek şekilde genişletilerek, azınlık dillerinin “1-9. Sınıflarda haftada 2-5 saat ve 10-11. Sınıflarda ise seçmeli ders olarak okutulması” noktasına dek indirgeyen bir yasa tasarısına kadar uzandı. Hatta bu tasarıya göre “Çerkes” bir çocuk anadilde eğitim almak istiyor ise velisinin ve kendisinin yazılı başvurusuna gereksinim olacak.
Federasyon Yasalarına göre Etnik azınlıklar ve Federal Cumhuriyetlerin dilleri anayasal güvence altına alınmıştır. Anayasanın Azınlık dillerini güvence altına alan maddesi: “Cumhuriyetler kendi devlet dillerini belirleyebilirler. Bu diller Cumhuriyetlerin devlet organlarında, yerel yönetim organlarında, devlet kurumlarında Rusya Federasyonu’nun devlet dili ile bir arada kullanılır. Rusya Federasyonu, tüm halkların anadillerini muhafaza etmeleri, öğrenmeleri ve geliştirmeleri için gereken ortamın oluşturulması hakkını güvence altına alır” şeklindedir ve Çerkesce de dahil olmak üzere tüm dilleri hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde korumaya ve geliştirmeye dair güvence vermektedir. Bu anayasal hükme karşın Duma tarafından oluşturulan ve oylanan tasarı son derece anti demokratik, temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı ve totaliter bir zihniyetin yansımasıdır.
Bu gelişmeler KAFFED nezdinde de uzun zamandır takip edilmekte ve anavatandan bilgi akışı sağlanmaktadır. Yaklaşık 1 ay evvel bu konuya ilişkin Hatukşoko Kaziy Dil Derneği, Nalçik Üniversitesinden Öğretim Elemanları ve Sivil Toplum temsilcileri ile istişarelerde bulunularak Devlet Başkanı Putin, KBC Parlamento Başkanı Egorovoy, KBC Cumhurbaşkanı Kokov’a KAFFED Üyesi bütün derneklerin Yönetim Kurulu Başkanlarının imzaları ile ayrı ayrı mektuplar yazılarak meselenin hassasiyeti ve bakış açımız izah edilmiştir. Bu yöntem Anavatanda yaşayan kardeşlerimizin yönlendirmesiyle bir imza kampanyası veya ortak metne atılan bir imzadan ziyade kurumsal anlamdaki tepkiyi dile getirmek maksadına daha güçlü hizmet edeceği değerlendirilerek yapılmıştır. Bundan sonra süreci daha güçlü tepkiler ve organize eylemler ile yürütmek ve yönlendirmek gereklidir. Bu maksatla toplum bilgilendirilmeli, tepki yükseltilmeli ve geniş bir satha yayılmalıdır.
Şunun net olarak bilinmesini isteriz ki Anadilimizin Anavatanımızda yasaklanmasına ne diaspora Çerkesleri ne Anavatan Çerkesleri hiçbir koşulda rıza göstermeyecektir. Bu konuda atılması gereken her türlü adım atılacak ve her türlü işbirliğinin yolları aranacaktır.
Kamuoyuna saygıyla ilan ederiz.

Kafkas Dernekleri Federasyonu

İKKD

Rusya’nın öteden beri Çerkes kimliğini ezmeye, dil gibi en doğal haklara dair uygulamaları zora koşma, Anadilin eğitimdeki ağırlığını hafifletme yönünde attığı kimi adımlar biliniyor idi. Ancak son bir yılda bu konuda ciddi endişelere sevk eden uygulamaların ipuçları ortaya çıkmaya başladı. 2017 yılında Tataristan’da “Tatar olmayanlar neden Tatar dilini okusun” tartışması bu sürecin işaret fişeğini teşkil etti. Güya Federe Cumhuriyetlerde yaşayan Ruslara “zorla” azınlık dillerinin okutulduğu ve Ruscanın unutturulduğu iddiası hatta şikayeti ile Demokratik(!) bir düzenleme yapılmak istenmişti. Ancak “Şuyu’u vukuundan beter” bu durum bir süre sonra başta Çerkesce olmak üzere bütün Kafkasya’daki azınlık dillerini kapsayacak şekilde genişletilip derinleştirildi. Buna göre RF Anayasasında “Rusya Federasyonu, tüm halkların anadillerini muhafaza etmeleri, öğrenmeleri ve geliştirmeleri için gereken ortamın oluşturulması hakkını güvence altına alır” şeklindeki açık hükme rağmen anadilleri “1-9. sınıflarda haftada 2-5 saat ve 10-11. sınıflarda ise seçmeli ders olarak okutulması” noktasına dek indirgeyen bir yasa tasarısına kadar dönüş. 19 Haziran tarihinde Duma’da onaylanan bu tasarıya göre “Çerkes” bir çocuk anadilde eğitim almak istiyor ise velisinin ve kendisinin yazılı başvurusuna gereksinim olacak.
Bu konu ve işleyiş süreci başlı başına büyük bir problem ve provakasyondur. RF’nin Federe Cumhuriyetlerin dillerini geliştirmek için tedbirler almasını vaaz eden anayasasını açıkça ihlal eden bu tasarıya gerek anavatanda gerekse diasporada güçlü, ayakları yere basan, hukuki dayanaklarla temellendirilmiş, sığ çatışma ve kamplaşmalara zayıflatılmadan tepki verilmelidir. Tepkinin ne ve nasıl olacağı konusunda yapılacak değerlendirme ve istişarelerle belirlenmelidir. Bu değerlendirmeler bütün diaspora bileşenleri ile yapılmalı, maksimum katkı ve katılım sağlanmalı, ulusal ve uluslararası hukukun getirdiği her türlü fırsat değerlendirilmelidir. Bu süreç mümkün olan en geniş cepheyi hedeflemeli ve hiçbir ön koşul içermemeli, iç siyasete dair mülahazalar ve geçmişe yönelik değerlendirmelerin etkisinde kalmamalıdır. Biz bu noktada İKKD olarak üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya hazırız.

Ümit Dinçer
İstanbul Kafkas Kültür Derneği Başkanı

ŞAMİL VAKFI

Rusya Federasyonu anayasası aşağıdaki paragraf-sözleşme ile başlar.
Biz, kendi toprakları üzerinde ortak bir kaderde birleşmiş Rusya Federasyonu’nun çok uluslu halkı, İnsan hak ve özgürlüklerini, toplumsal barışı ve anlaşmasını doğrulayarak, devletin tarih boyu oluşmuş birliğini koruyarak, halkların eşitliği ve kendi kaderini belirleme haklarının evrensel ilkelerinden yola çıkarak, bizlere, Vatana sevgi ve saygıyı, adaleti ve iyiliğe inancı aşılamış atalarımızın anısına saygı duyarak, Rusya’nın egemen devletçiliğini ihya ederek ve onun demokratik temellerinin dokunulmazlığını doğrulayarak, Rusya’nın refahını ve gelişmesini sağlamağa can atarak, bugünkü ve gelecek nesiller karşısında Vatanımız için sorumluluk duygusundan yola çıkarak, topluluğunun bir parçası olduğumuzun bilincine vararak,
RUSYA FEDERASYONU ANAYASASINI kabul ederiz.
Ve anayasanın aşağıdaki maddeleri de şöyle devam eder:

İNSAN VE VATANDAŞ HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ

Madde 17
1. Rusya Federasyonu’nda, uluslararası hukukun evrensel ilke ve normları doğrultusunda ve bu Anayasaya uygun olarak, insan ve vatandaş hak ve özgürlükleri tanınır ve güvence altına alınır.
2. İnsanın temel hak ve özgürlükleri ayrılmaz ve doğuştandır.
3. İnsan ve vatandaş hak ve özgürlüklerinin gerçekleştirilmesi diğer kişilerin hak ve özgürlüklerini ihlal edemez.

Madde 18
İnsan ve vatandaş hak ve özgürlükleri doğrudan yürürlüktedir. Bunlar kanunların ruhunu, sözünü ve uygulanmasını, yasama ve yürütme hakimiyetini ve yerel yönetimlerin faaliyetini belirler ve yargı tarafından güvence altına alınır.

Madde 19
1. Herkes kanun ve mahkeme önünde eşittir.
2. Devlet; cinsiyet, ırk, milliyet, dil, köken, malvarlığı ve makam, ikamet yeri, dini tutum, görüş, toplumsal birliklere mensubiyet, ayrıca diğer durumlarına bakmaksızın insan ve vatandaş hak ve özgürlüklerinin eşitliğini güvence altına alır. Sosyal, ırki, milli, dil veya dini mensubiyet niteliğine göre, vatandaşların haklarının her hangi bir şekilde sınırlandırılması yasaktır.
3. Erkek ve kadın eşit hak ve özgürlüklere, onların kullanılmasında eşit imkanlara sahiptirler.

Madde 68
Rusya Federasyonu genelinde devlet dili Rusçadır.
Cumhuriyetler kendi devlet dillerini belirleyebilirler. Bu diller Cumhuriyetlerin devlet hâkimiyeti organlarında, yerel yönetim organlarında, devlet kurumlarında Rusya Federasyonunun devlet dili ile bir arada kullanılır.
Rusya Federasyonu, tüm halklarına anadillerini muhafaza etmeleri, öğrenmeleri ve geliştirmeleri için ortamın oluşturulması hakkını güvence altına alır.

Madde 69
Rusya Federasyonu; milli azınlıkların haklarını, uluslararası hukukun evrensel ilke ve normlarına ve Rusya Federasyonunun uluslararası antlaşmalarına uygun olarak güvence altına alır.
Özellikle 68. madde Cumhuriyetlerin kimliklerini koruma, yitirmeme çalışmalarına ciddi destek sağlanmasını güvence altına almışken ve tüm dünyada Unesco verilerine göre son 3 kuşak yaşamda 200 bin dil kaybolmuşken ve de 2300 dil daha kaybolma riski altında iken, Rusça dışındaki tüm dilleri seçmeli hale getiren yasa tasarısı, TEK MERKEZCİLİĞİN VE YOK SAYMANIN SON NOKTASIDIR.
Anayasada açıkça vurgulanan haklar anlaşılmaz bir gerekçeyle ayaklar altına alınarak, henüz kimliklerini yaşamın her alanında korumaya çalışan halklara dayatılması son derece antidemokratik, acımasız ve haksız bir politikadır. Bu karar Kafkas halklarının yaşadığı her coğrafyada, Rusya Federasyonu bünyesindeki Rus olmayan cumhuriyetlerde özellikle Çerkes cumhuriyetlerinde, merkez yönetiminin korkunç emperyal politikasını yansıttığı gerekçesiyle şaşkınlık, üzüntü ve öfkeyle karşılanmıştır.
Unesco, ‘Bir Dil Yok Olmaktan Nasıl Kurtulabilir’ adlı kılavuz bildirisinde “Bir dili yok olmaktan koruyabilmek için yapılabilecek en önemli şeyin insanların o dili konuşabilmesi ve çocuklarına öğretebilmesi için uygun koşulların yaratılmasıdır. Bu genellikle, azınlık dillerini tanıyan ve koruyan ulusal politikaların, anadili eğitimini destekleyen eğitim sistemlerinin, o dili konuşan toplulukla dilbilimciler arasında bir yazı sistemi ve biçimsel yapı kazandırmak için yaratıcı bir işbirliğinin var olmasını gerektirir. diye belirtir.
“En belirleyici etken dili konuşan topluluğun dile yönelik tutumu olduğundan, çok dilliliği ve azınlık dillerine saygıyı yüreklendiren, bir dili konuşmanın ödev değil, zenginlik olduğunu hissettiren toplumsal ve siyasi bir ortam oluşturmak esastır.
En kısa zamanda bu yanlıştan dönüleceği umudu ve beklentisi ile bu konuda diasporadaki tüm kurumlarımızın geç kalınmış bir ortak hedefle birlikte hareket edeceklerine inanıyoruz.

Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı

KAFKAS VAKFI

Yaşanan süreci dikkatle izliyoruz. Dil meselesi çok temel bir mesele. Bu temeli sarsma girişimleri felaketle sonuçlanabilir. Rusya kendince ulus devlet olma hayalini yavaş yavaş gerçekleştiriyor. SSCB’den kalma bütün hak ve durumları yıkmak gerekiyor tabii bunun için. Ancak Rusya hesaplamadan hareket etmiyor, oldukça soğukkanlı. Dolayısıyla son yaşanan durumlar için Kafkasyalılar birçok gelişmeyle öncesinden yoklandı ve buna göre hareket edildi. Günümüzde yaşananlara birden değil, kaynayan kurbağa hikayesindeki gibi geldik.
Şu durumda ciddi bir problemle karşı karşıyayız. Türkiye’de dil meselesinde kısmi pozitif gelişmeler olurken ne yazık ki ata topraklarımızda negatif gelişmeler yaşanıyor. Devlet yöneticileri popüler ideoloji ve akımlara göre toplumlarını deneme tahtasına çeviriyorlar. Başta dilin temel bir mesele olduğundan bahsetmiştim. Yapılan araştırmalarla anlaşılmıştır ki bir insanın ya da çocuğun doğduğundan itibaren duyduğu dil onun aynı zamanda düşünce dünyasını şekillendirir ve kişi o dilde eğitim almazsa mevcut düşünce dünyasını ve fikirlerini kullanamaz hale gelir. Bu tarz olaylarda başka dilde eğitim almak düşünceleri sınırlar. Böylece dilin değişmesiyle düşünce dünyası ve sonrasında otomatik olarak kültür değişir. Zaten asimilasyon denilen şey de bu oluyor.
Bunun yanında Kafkasya’da dillerin seçmeli dil haline getirilmesine ilk tepkilerin gene Kafkasya’dan gelmesi dikkat çekici. İnsanlar artık yeter diyorlar. Bizler elbette haklarımızı savunuruz ancak ilk tepkilerin Kafkasya’dan gelmesi anlamlı; çünkü bazen burada heyecanlı olan bizler Kafkasya’daki soydaşlarımızdan daha evvel heyecanlı, bazen anlamsız ve bazen de havada kalan tepkiler verebiliyoruz.
Konuya farklı cephelerden yaklaşabiliriz. Rusya’nın kendi açısından düşünecek olursak da farklı düşüncelere ihtiyacı var, eğer Rusya bekasını düşünüyorsa düşüncenin kaynağı dilleri yani Kafkas dillerini bitirmeyi değil, zenginleştirmeyi amaçlamalıdır. Rusya’da Müslümanların sayısı her geçen gün artıyor, Kafkasya’nın da ekseriyetinin Müslüman olduğu göz önünde bulundurulursa aslında Rusya’nın kendi geleceğine karşı çıktığı daha net ortaya çıkar.
Rusya’nın bu vahim hatadan en kısa sürede dönmesini umuyoruz. Kafkasyalılar olarak daha fazla kenetlenip dil meselesi üzerine çalışmalar yapmamız gerekir. Vakıf olarak Kafkasya’daki soydaşlarımızla ve bütün Kafkas STK’ları ile ortak çalışmalara açık ve hazır olduğumuzu belirtmek isterim.
Bizler Kafkasyalılar olarak varlığımızı bugüne kadar sürdürmeyi başardık ve bundan sonra da başarmak zorundayız. Sistemler tıkandığı zaman ancak farklı kültürler dünyaya yeni alternatifler çıkarabilir. Bu bakımdan Kafkasyalıların tıkanan dünya sistemine söyleyecekleri var. Dünyaya söyleyecek sözümüz henüz bitmedi, eğer bu sözümüzü kendi dilimizde söylersek ne dediğimiz daha net anlaşılır.

Yusuf Tunçbilek
Kafkas Vakfı Genel Müdürü

APSUVARA, KİARAZ

Rusya’da “Yerel dillerde zorunlu eğitimi kaldırıp bunu isteğe bağlı hale getiren” yasa teklifi tasarısını kesinlikle kabul etmiyoruz. Zaten ülkelerinde küçük bir azınlık haline gelmiş Kafkasyalıların dilleri günlük hayattan yavaş yavaş çekilmiş durumdadır. Zorunlu eğitimi kaldırdığınız anda milli bilince sahip olmayan kişiler oportünist bir yaklaşımla anadillerinin peşine düşmeyecekler ve asimilasyon gittikçe daha da hızlanacaktır. Birkaç on yıl içinde bütün Kafkasyalılar kendi dillerini kaybedeceklerdir.
Kültürün taşıyıcısı dildir. Dilimiz varsa kültürümüz var, dilimiz varsa biz varız. Bizi biz yapan dilimizdir. Dil, bir toplumun tüm kültürel kodlarını barındıran; düşünce yapısına şekil veren, sözlü ve yazılı üretim tarihini meydana getiren canlı bir organizmadır.
Anadilini unutan veya konuşamayan kişi zamanla önce kültürel kimliğini, ardından da ulusal kimliğini kaybeder. Eğer dil “ruh” demekse, “dilsiz ulus ölü” demektir.
Kuzey Kafkasya’daki tüm dilleri tehdit eden böyle bir yasa teklifini Apsuvara ve Kiaraz Grupları olarak şiddetle kınıyor ve kabul edilemez buluyoruz.
Bizler Kuzey Kafkasya’da farklı devletlerde yaşayan tüm kardeşlerimizin devlet eliyle asimile edilmesine şiddetle karşı çıkıyoruz. Bu yasa tasarısı bizim tüm varlığımızı tehdit etmektedir.
Kafkasyalı olduğumuzun bilincindeysek tüm diasporayı böylesine büyük bir tehlike karşısında daha duyarlı olmaya ve “dil”ine sahip çıkmaya davet ediyoruz.

‘’Bir milleti yok etmek istiyorsanız işe önce dil ile başlayın.” Konfüçyüs

Apsuvara, Kiaraz Grupları Ortak Bildirisi

SAMSUN ÇERKES DERNEĞİ

Rusya Duma’sı tarafından alınan ve önümüzdeki günlerde federal meclise sunulacak olan yasa tasarısı ile Rusya Federasyonunu oluşturan Cumhuriyetlerdeki zorunlu anadil eğitiminin seçmeli ders haline getirilmesi ve ders sürelerinin azaltılması, kaybolma tehdidi ile karşı karşıya olan dillerin yaşamları için büyük bir tehdittir. Bu bağlamda Adigece derslerin azaltılması, bu dilin yaşamını sürdürebildiği tek yer olan Anavatanda da yok olmasına neden olacaktır. Bu durum açıkça bir insan hakkı ihlalidir ve hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu karar alınırken Duma’nın Çerkes üyelerinin de ret oyu kullanmaması, biz diasporada yasayan toplumu ayrıca derinden üzmüş ve düşündürmüştür. Zira bu düzenlemenin Rusya Federasyonu’nu, uluslararası arenada izahı mümkün olmayan bir sonuç ile karsı karsıya bırakacağı açıktır.
Rusya Federasyonu’nun, bileşenleri olan Cumhuriyetler ve halklarının dilleri ve kültürleri üzerinde yok oluş süreci başlatacak bu kararından bir an önce vazgeçmesini temenni ediyor, Duma’daki Çerkes Halkının Temsilcilerini ve Cumhuriyetlerimizdeki görevlileri, Çerkes halkına hizmet etme konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.

Samsun Çerkes Derneği

SAMSUN BİRLEŞİK KAFKASYA DERNEĞİ

Çerkes-Fed Genel Sekreteri Yılmaz Dönmez’in 10 Haziran 2018’de yayınlanan “Rusya’daki Yerli Anadillerin Gönüllü Öğretilmesi Yasa Teklifinin Gerilim Yaratma Potansiyeli Çok Yüksek Görünüyor” adlı uyarı yazısının[1] üzerinden on gün geçtikten sonra Rusya Devlet Duması’nda ilk oylama 19 Haziran 2018 günü yapıldı ve Rusça dışındaki yerel dillerin yok edilmesini hedefleyen yasa tasarısı, 3 hayır, 1 çekimser oya karşılık 373 evet oyuyla kabul edildi.[2]
Oylamadaki en trajik ve yüz kızartıcı durum, Kuzey Kafkasya’daki sözde özerk cumhuriyetlerin milletvekillerinin anti-milli tutumları… Adigey (iki), Kabardey-Balkar (üç) ve Dağıstan (dokuz) milletvekillerinin tamamı oylamada evet oyu kullanmıştır. Karaçay-Çerkes (iki) ve İnguşetya (iki) milletvekillerinin birer tanesi evet oyu kullanmış, birer tanesi ise oylamaya katılmamıştır. Kuzey Osetya (dört) milletvekillerinin üçü evet oyu kullanmış, biri ise oylamaya katılmamıştır. Çeçenya milletvekilleri ise oylamaya hiç katılmamışlardır. Elimize geçen “tarihi fırsat” bir kez daha heba edilmiştir.
19 Haziran’daki oylamada kabul edilen bu tasarıya 18 Temmuz’a kadar itiraz süresi var. Bu tarihten sonra tasarıda herhangi bir değişiklik yapılamayacak. Tasarının kabul edilmesi ile ilgili son aşama ise sonbahar aylarında. Yasa tasarısı Duma’da son kez oylanacak ve ikinci kez kabul edildiğinde yürürlüğe girmiş olacak.[3]
Yılmaz Dönmez uyarı yazısında; yerel anadiller konusundaki durumun vahametini, “Yasa tasarısının uygulanması, mevcut dengenin bozulmasına, okullarda öğretilen yerel anadillerin kademeli olarak azalmasına ve nihayetinde yerel anadillerin eğitim sisteminden tamamen kaldırılmasına yol açacaktır. Yeni yasa ile planlanan değişikliklere göre; sadece Rusça, Rusya Federasyonu devlet dili olarak zorunlu bir şekilde öğretilecek, diğer yerel anadiller Rusya Federasyonu Cumhuriyetlerinde yasal olarak resmi dil olarak kabul edilmiş olmalarına rağmen, yeni yasaya göre yerel anadiller zorunlu olmayan resmi dil kategorisinde yer alacaktır” şeklinde özetlemişti.
Rusya Devlet Duması’nın son kararı bizim için hiç de şaşırtıcı değildir. Rusya liderliğinin, SSCB’nin enkazı altından çıkardıkları son devletlerini sadece “Rus Dünyası”[4] için kurguladığı, ilk “Rusya Federasyonu Anlaşması” ve “Rusya Federasyonu Anayasası”nda apaçık ortada idi. İç ve dış konjonktürel şartlar yüzünden hemen gerçekleştirilemeyen “üniter devlet” hülyasının zamana yayılarak adım adım oluşturulmasına karar verilmişti. Bu gelişmeler son yılların gelişmesi değil, biz bu süreci 1992 yılından itibaren yaşıyoruz zaten…
Sözde “Rusya Federasyonu” matruşkasının altında faşist bir Rusya devletinin gizlendiği, esasında 1917’de yıkıldığı farz edilen “Rus İmparatorluğu”nun ikinci kez kabuk değiştirerek devam ettirildiği, Kuzey Kafkasya’da dönemin en önemli sosyo-politik örgütü olan Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonu’nca tüm dünyaya defalarca duyurulmuş idi.
Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonu Parlamentosu’nun 1992 yılı 28 Şubat’ında Caharkala’da (Grozni) yaptığı toplantı sonucunda bir bildiri yayınlanmış ve bildiride; Moskova’nın politik ikliminin ve yönetim zihniyetinin şöven ve emperyalist karakterinden derin bir endişe duydukları belirtilmiş ve bu olumsuz sürecin meyvesi olan “Federasyon Antlaşması” ve yeni anayasa taslağı da kıyasıya eleştirilmişti. Bildiride özetle şunlar söyleniyordu:
“…Duruma baktığımızda, Rusya’nın yönetiminde ve kitle hareketlerinin içinde yer alan, kendilerine demokrat diyen ve demokrasi havarisi geçinenlere de güvenemeyeceğimiz kesinlik kazanmıştır. Demokrasi sloganları ve edebiyatıyla maskelenen bu parti ve kuruluşların politik amaçları aslında iktidara gelmekten ibaret olup, Rus olmayan milletlere karşı tutumları, mahiyetleri bakımından şovenist parti ve hareketlerden farklı değildir. Bunun en açık delili, imparatorluk kitle iletişim araçları, basın ve televizyonu tarafından enine boyuna reklam edilen yeni Rusya Anayasası taslağıdır. Demokratik anayasa gibi yutturulmak istenen bu anayasanın, Rusya milletvekillerinin önümüzdeki genel toplantısında kabul edilmesi, Rus olmayan milletler için kuşkusuz politik facia olacak, hakları çiğnenecek, tarihi sonuç itibarı ile bu milletler ölüme mahkûm bırakılacaklardır…”[5]
Konfederasyon, Kafkas halklarının varlığını tehlike içine sokan bu gelişmelere karşı bugünlerimize de örnek teşkil eden şu çağrıda bulunuyordu. [6]
“…Olayların tarihi seyri bu zor durumdayken ve her an Kafkasya halklarının varlığı için tehlike oluşturabilecek gelişmeler söz konusuyken tek bir seçeneğimiz mevcuttur: Aramızda mevcut tüm tartışma ve anlaşmazlıklara moratoryum uygulayarak, çatışmalara son vermek ve Kafkasya halklarını bir çatı altında birleştirecek olan birlik devleti kurmak. Kafkasya halkları arasına düşmanlık ve fesat tohumları eken, kavga ve kışkırtma kaynağı oluşturan ve imparatorluktan vazgeçemeyen Rusya’nın müdahalelerine ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Ancak böylesine bir birlik içinde kendi sorunlarımızı çözebilir, milli eşitlik ortamında huzur ve refaha kavuşabiliriz…”
1990 yılından itibaren egemenliklerini ilan eden özerk cumhuriyet ve bölgelerin egemenlik bildirilerine kısıtlama getiren Rusya’nın “Federasyon Antlaşması”nın 3 Mart 1992’de imzalanması üzerine (bu antlaşmayı Çeçen-İçkerya ve Tataristan cumhuriyetleri imzalamamıştı) Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonu Mart ayında Terekkala’da (Vladikavkaz) tekrar toplanmıştı. Bu toplantıda “Federasyon Antlaşması” Rusya Federasyonu’na dahil olan halkların eşit haklarına uymadığı, Rusya’nın eski özerk teşekküllerine tanınan özgürlük ve egemenlik haklarına ters düştüğü kanaatine varılarak bir kez daha reddedilmişti. Toplantının sonuç bildirisinin son cümlesi bugünkü hazin tabloya da güzel bir cevap vermektedir:
“…Kafkasya Dağlı Halkları Konfederasyonu içinde yer alan cumhuriyetlerin resmi temsilcileri ve yetkili liderlerinin böylesine bir anlaşmaya imza koymaları bize göre Kafkasya halklarının özgürlük ve bağımsızlığına, onların temel çıkarlarına ters düşmektedir ve anlaşmanın bu halklar için hiç bir hukuki geçerliliği bulunmayacaktır…” [7]
Rusya Devlet Duması’nda alınan bu karar Rus olmayan halklar için bir ölüm fermanıdır. Yerel halkların Duma’da “görevli” nomenklatura artığı sözde temsilcilerinin aldığı kararlar Kafkasya Dağlı Halkları Konfederasyonu’nun yirmi altı yıl önce aldığı karar gibi kamu vicdanınca geçerli sayılmamalı, yok hükmünde kabul edilmelidir. Bunun için hem anavatan Kuzey Kafkasya’da hem de diasporalarda sivil toplum örgütlerimiz ve politik yapılanmalarımız harekete geçmelidir.
“Peoples Of North Caucasus-Kuzey Kafkasya Halkları” adlı Facebook grubunun 17 Haziran’da yayınladığı “Kafkasya’da Anadilde Eğitim Kaldırıldı” başlıklı kısa bildirisinde söylendiği gibi [8] “…Rusya Federasyonu’nun almış olduğu bu karar, ‘verdiğimiz kadarı ile yetinin’ mesajıdır. Kuzey Kafkasya Halkları, 19. yüzyılda yaşadıkları tarihsel adaletsizliğin giderilmesi ve yaşadıkları toprakların tümünde demokrasi mücadelesini kararlılıkla yürütmeye devam etmelidir. Bu bağlamda diasporalardaki sivil toplum örgütlerinin ve siyasi kurumların ivedilikle bu duruma müdahil olmaları elzemdir…”
Demokrasi ve insan hakları çerçevesinde mücadele edecek bir ayağı anavatanda bir ayağı diasporalarda bulunan yeni bir “konfederasyon” ruhuna ve ferasetine ihtiyacımız var.

Duğ Orhan Doğbay
Samsun Birleşik Kafkasya Derneği
20 Haziran 2018 / Samsun

[1] http://www.cerkesfed org/2018/06/10/rusyadaki-yerli-ana-dillerin-gonullu-ogretilmesi-yasa-teklifinin-gerilim-yaratma-potansiyeli-cok-yuksek-gorunuyor/
[2] Rusya Devlet Duması’nda milletvekili sayısı 450, oylamaya katılmayan milletvekili sayısı ise 73’dür.
[3] Daha geniş bilgi için bkz.: http://sozd.parliament.gov.ru/bill/438863-7,http://vote.duma.gov.ru/vote/104351
[4] TANAY Yücel, Rus Faşizminin Yeni Yüzü ‘’Rus Dünyası’’ Kavramı, https://medium.com/…/rus-fa%C5%9Fi%CC%87zmi%CC%87ni%CC%87n-…
[5] Kuzey Kafkasya Halklarına Çağrı, Kafkasya Gerçeği Dergisi, Sayı: 8, s: 1, Nisan 1992, Samsun.
[6] Kuzey Kafkasya Halklarına Çağrı, Kafkasya Gerçeği Dergisi, Sayı: 8, s: 1, Nisan 1992, Samsun.
[7] Kavkazskiy Dom” (Kafkasya Evi) Gazetesi, Sayı: 7, 15 Mart 1992, Groznıy. (Türkçesi: Kafkasya Gerçeği Dergisi, Sayı: 8, s: 2, Nisan 1992, Samsun.)
[8] https://www.facebook.com/Peoples-Of-North-CaucasusKuzey-Kafkasya-Halklar%

KAYSERİ KAFKAS DERNEĞİ

Rusya Federasyonu aldığı bir kararla anadilimizi seçmeli ders haline getirmiş ve haftalık ders saati süresini azaltmıştır. Adigelerin anadilini kısıtlayan ve yok etmeye neden olabilecek bu yasa kadim kültürümüze ve var olma çabası veren dilimize zarar vermektedir. Uygulamanın son derece yanlış olduğuna ve bu karardan derhal vazgeçilmesi gerektiğine inanıyoruz. Anavatanda ve tüm dünyada yaşayan Adigelerin anadil haklarının korunmasından yanayız ve bunun için verilecek bütün çabaları destekliyoruz.

Kayseri Kafkas Derneği

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi

Madde 17/d
Taraf devletler, kitle iletişim araçlarını azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler.

Madde 29/c
Taraf devletler çocuk eğitiminin, çocuğun ana–babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi amacına yönelik olmasını sağlarlar.

Madde 30
Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların var olduğu devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here