Adiğabze, Xabze, Xeku

0
255

1 Ağustos Vatana Dönüş Günü; 1998 yılının Ağustos’unda Kosova’dan 124 Çerkesin bir devlet operasyonu ila Maykop’a vatanlarına getirildiği gün…
Kutlu olsun.
Nart dergisinin Ocak/Nisan 2013 sayısında Suriyeli Çerkesleri anlatan Ergün Yıldız’ı okumuş ve üzülmüştüm. Savaşın başlarında anavatandan Suriye’ye giden heyete hayatlarından memnun olduklarını ve vatana dönmek istemediklerini söyleyen Çerkesler acaba nasıl bir psikoloji içindeydiler bilemeyiz ama dönüş yapmak, hem onların savaş ortamından kurtulmalarına hem de anavatanda Çerkes nüfusunun artmasına da vesile olacaktı.
O zaman o toplantıya katılan Suriyeli Çerkesler bu durumu daha geniş kitlelere duyurabilmişler miydi? Bu kararı sadece o toplantıdakiler vermişse sonra büyük pişmanlık yaşanmıştır diye düşünüyorum.
Misafir ettiğimiz Suriyeli bir soydaşımızın anavatana gidebilmek için ne kadar uğraş verdiğini düşünüyorum da kaçırılan fırsata inanamıyorum.
Tabii onların neler çektiklerini ne düşündüklerini bizim bilmemiz imkânsız ama yerel cumhuriyetin temsilcilerinin, sorunu Moskova’da Federasyon Konseyinin gündemine aldırmışken bunun değerlendirilmesi gerekirdi ve vatana dönüş günü ikinci bayramımız olabilirdi.
Yazarımızın da dediği gibi olay, Suriye’de savaş tehdidi altındaki Çerkeslerin kurtarılarak anavatanlarına dönmesi olmaktan çıkıp, bireysel çabalarla vatana dönme talepleri haline dönüşmüş.
Tabii Moskova Federasyon Konseyine verdiğimiz gayri ciddi görüntünün önayak olanlara verdiği rahatsızlık ve zor durumdaki soydaşlarına kucak açan anavatan Çerkeslerinin hayal kırıklığı da cabası.
Her şeye zamanında müdahale etmek şarttır. Her konuda atılacak adımların titizlikle hesaplanması gerekiyor.
Anadilde eğitim hakkını kısıtlayan “Rusya Federasyonu’nda Eğitim” yasası çıktı. Bu yasayla ulusal dilleri isteğe bağlı duruma getirerek yavaş yavaş yok etmek hedeflenmektedir.
Rusya Federasyonu anayasasında: “Cumhuriyetler kendi dillerini belirleyebilirler. Bu diller Cumhuriyetlerin devlet organlarında, yerel yönetim organlarında devlet kurumlarında Rusya Federasyonunun devlet dili ile birlikte kullanılır. Rusya Federasyonu, tüm halkların anadillerini muhafaza etmeleri, öğrenmeleri ve geliştirmeleri için gereken ortamın oluşturulması hakkını güvence altına alır” diyor ancak diktatörler ne yazık ki anayasalarını hiçe sayarak böyle uygulamaları kolaylıkla hayata geçirebiliyorlar.
Sosyalizmin yıkılmasından sonra Rusya, çarlık döneminin şovenizmine geri dönmüştür ve yavaş yavaş verilen haklar geri alınmakta bu da Çerkes Cumhuriyetinin sonunda tamamen Rusya’ya katılması tehlikesini barındırmaktadır.
Dünyanın en eski dillerinden biri olan Adiğabze insanlığın ortak kültür mirasıdır. Bizi halk yapan dilimizle Xabzemiz’dir ve bu yasa dilimiz için büyük tehlike yaratmaktadır. Bu durumda iyi bir eylem planına ihtiyaç vardır. Diasporalı Çerkesler olarak Cumartesi Anneleri gibi uzun süreli eylemlerle kendimizi görünür kılabiliriz ve elbette ki içimizdeki Abaza-Kabardey vs. ayrımcılığını kökünden kazımazsak bütün çabalar boşunadır.
İçinde yaşadığımız toplumun aynasıyız hepimiz. Gelişmiş ülkelerdeki Çerkeslerde böyle bir durumun söz konusu olduğunu düşünmüyorum.
Yaşam tarzları, düşünceleri, dili, dini, ırkı, hatta yöresine göre insanları ayrıştıran ötekileştiren bir toplumda bir buçuk asırdır yaşayan Çerkeslerden de farklı bir yaklaşım beklemek saflık olur. Dolayısıyla asimilasyonu da daha hızlı yaşamamız normaldir.
Ancak aklımızı başımıza alıp Adiğabze’mize ve Xabze’mize sahip çıkmazsak xeku’muzu da sahiplenemeyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here