Alanlar (2. Bölüm)

0
15

A. A. Tuallagov

Aralık sayımızda ilk bölümünü yayınladığımız, Kuzey Osetya Beşeri ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü ile Kuzey Osetya Gazetesi’nin işbirliğinde Oset-Alan tarihini ve kültürünü tanıtıcı bir dizi yazının ilki olan arkeolog A.A. Tuallagov’un “Alanlar” makalesinin kalan kısmını yayınlıyoruz. Çevirimi düzelten Albortı İrmæ Akdemir’e teşekkür ederim. Bu dizideki yazıları aşağıdaki adreste bulabilirsiniz.

sevosetia.ru/Home/Index/402?fbclid=IwAR0T4FU3NNPNlr1gzN0wPe6Fzw4uVnN5jjP9lKIT_lyenlbrVUrGf6F5nU

Alanlar çeşitli kabile birliklerini devam ettirdiler. 6. yüzyılda, Transkafkasya’daki Pers-Bizans savaşlarına aktif olarak çekildiler ki bu savaşlar ancak 629’da sona erdi. Daryal’ı da kontrol eden Doğu Alanları, çoğu zaman güneylerinde hakimiyetini kuran Pers’in müttefikleri olarak davrandı, Batı Alan’ları ise Bizans’la müttefiklik ilişkilerini giderek arttırdı. 6. yüzyılın ikinci yarısından 8. yüzyıla kadar olan devirde Batı Alanların kralları, özellikle Saros (Osetçe: Særoy “akil / evin büyüğü” UG) ve Ithacias (İtaz), açıkça bağımsız fakat dostane bir Bizans politikası yürütmüşlerdir.
Aynı zamanda, bazı kaynaklar, Alanlar’ın 576’dan itibaren, Batı Türk Kağanı’na tabi olduklarını iddia ediyorlarsa da bu konuda hiçbir net kanıt bulunmuyor. Daha sonra, Alanlar’ın ve Hazarlar ile bir devlet oluşturduğu ve Alanlar’ın Hazarlar’a haraç ödediğine dair bazı kanıtlar ortaya kondu. Fakat yazılı kaynaklarda Alanlar’ın Hazarlar’a doğrudan tâbi olduklarına dair bir ifade hiçbir yerde geçmemektedir. Yine de, modern araştırmacılara göre, Alanlar 7. yüzyıl’da, pek çok milleti bir araya getirdiği için “Yamalı bohça” diye anılan, Hazar İmparatorluğu’nun bir parçası haline geldiler -muhtemelen haraç ödemek zorunda olsalar da- bağımsızlıklarını kısmen korudular. Hazar hükümdarının payitahtı, “Kara Topraklar” (şimdi Kalmukya) üzerinde yer alır. Burası, Alanlar tarafından kaybından sonra, Kıpçakların (sonra Tatar) ortaya çıktığı yerdir.
Aynı dönemde Arap-Hazar savaşları da alevlendi, bazı kaynaklarda aralarında geçen kimi çatışmaların bahsi geçse de, Alanlar Hazarlar’ın müttefikleriydi. Alanların mülklerin bir kısmı, Araplar (Hilafet Ordusu UG) tarafından harabeye çevrildi ve geçici olarak ele geçirildi. Ancak, araştırmacılara göre, Doğu Avrupa tarihi için büyük önem taşıdığı düşünülen, Arap yayılımının durdurulması nihayetinde Hazarların ve Alanların İttifakı ile sağlandı.
8. yüzyılın ortalarında, yani Arap-Hazar savaşları döneminde, Kuzey Kafkasya’daki Alanlar’ın bir kısmının, örneğin Kislovodsk havzası bölgesinden, daha kuzey bölgelere doğru büyük bir yer değiştirmesi gözlemlenmiştir. Bu Alanlar, Don, Sessiz Çam (Sosna Tikhaya), Seversky Donets ve Oskol nehirleri yakınlarında yerleşmişlerdir. Arkeolojik olarak bunlarla ilişkili olanlar Saltovo-Mayak kültürünün orman-bozkır varyantının anıtlarıdır. Bu yerleşimcilerin diğer kısımları Türk ve Ugor nüfus grupları ve muhtemelen Kuzey Kafkasya otoktonları arasından gruplardı. Araştırmacılar, Alanlar’ın kitlesel göçünün nedenlerini farklı şekilde belirlediler. Ancak bunların çoğu, bu yeniden yerleşimin, kuzeybatı sınırlarının askeri ve gümrük kontrolünü ve Slav nüfusunun belirli gruplarından haraç almasını sağlamaya çalışan Hazar Kağanlığı’nın politikası çerçevesinde gerçekleştiğine inanmaya eğilimlidir. Bazı araştırmacılar, Alanlar’ın kendilerinin Karpat bölgesine kadar batıya doğru ilerlediğine inanmaktadır. Belki de, aynı zamanda, Alanlar’ın Hazarlar’ın güney sınırları olan Kafkasya’nın dağlık bölgelerine yeniden yerleşimi de olmuştur.
Hazar-Slav sınırında, Alanlar, evlilik ve diğerleri dahil olmak üzere, yalnızca farklı Türk gruplarla değil, Slav ve Fin-Ugor gruplarla da çeşitli yakın ilişkiler içine girmişlerdir. İlginçtir, 10. yüzyılda Alanlar’ın torunları, Kislovodsk Havzası toprakları dahil olmak üzere atalarının anavatanları Kuzey Kafkasya’ya geri döndüler. Araştırmacılar, Alanlar’ın Hazar Kağanlığı’nın kuzeyindeki yaşamına karışmasının Alan toplumunda toplumsal süreçleri hızlandırdığını düşünmektedir ki bu dönemin başlangıcında da gelişlerinin farklı bir aşamasındaydılar. Bazı Alanlar kuzeyde kaldı ve bir süre tarafsız Rus-Kıpçak topraklarını işgal ettiler. Bunlar arasında, örneğin, 1116 yılı civarında Pereyaslavl ve daha sonra Kiev prensi Yaropolk (John) ile evlenen Yas prensinin kızı Elena da olabilir. Alan grupları Rus prensliklerini gönüllü olarak veya zorla göç ettirmiş /girmiş (UG) olabilirler.
10. yüzyıl Kafkasya’daki Alanların yaşamlarına birçok değişiklik getirdi. Onlar yavaş yavaş konsolide olup tek bir devlet olarak ortaya çıktılar. Alanlar’ın ekonomik ve askeri güçlenmesine ideolojik değişimler de eşlik etti. Alanlar’ın bir kısmı, Hazar Kağanlığı’nın resmi dini olan, Museviliği benimsediler. Fakat 914’te Abhazya Krallığı’nın arabuluculuğuyla Alanya, Bizans’tan Hristiyanlığı resmen kabul etti. Yaklaşık 932’de, Hazar Kağanlığı’na karşı Bizans’tan ilham alan başarısız bir isyan sonrasında bir süre için Alanya Hristiyanlığı reddetmek zorunda kaldı. Çok geçmeden Alanya yeniden güçlendi ve 965’te Hazar Kağanlığı Türk-Oğuz ve Kiev Prensi Svyatoslav tarafından ezici yenilgiye uğradı. Alanya’nın Kuzey Kafkasya’daki en büyük devlet olarak bağımsızlık ve refah dönemini getirdi bu gelişmeler.
Alanya, birçok il ve yerleşim yeri olan gelişmiş el sanatları, tarımsal üretim ve ticaret ile büyük bir nüfusa sahip bir eyalettir. Mesela, Büyük İpek Yolu’nun rotası Alanya’dan geçti. Ne yazık ki, araştırmacılar arasında hâlâ Alanya’nın siyasi başkenti ile ilgili bir fikir birliği yokken, Hristiyanlık merkezi güvenilir bir şekilde Nizhne Arkhyz yerleşim yeri (modern Karaçay-Çerkesya) ile özdeşleştiriliyor. Alan toplumunda, belirli maddi ve toplumsal farklılaşma süreçleri vardı. Alan devletin bileşimi, dağlık bölgelerdeki bazı yabancı etnik toplulukları ve ovaların göçebelerini içerir. Alanyalı yöneticiler hem Kafkas devletlerini hem de Bizans’ı içeren aktif bir uluslararası politika yürütüyorlar. Sarir (Avarya), İberia, Abhazya ve Bizans’ın hanedan ailelerinden kişilerle hanedan evlilikleri tesis ettiler. Alanlar, müttefik veya paralı askerler olarak, İberya ve Bizans’ın askeri seferlerine de katılıyorlardı.
Bizans İmparatorluğu’nda, Konstantinapolis’te, yaşamakta olan Alan Asilzadeleri Bizans İmparatorlarının saraylarında yaşamaktaydılar. Alanlar, devletin en yüksek makamlarındaki insanlarının korunmasında hizmet ettiler. Kendileri de imparatorlukta yüksek mevkilere sahiptiler. Örneğin Alan Nikifor, Kherson ve Hazarya Vestark’ı (hukuki baş makam UG) ve Katepon’u (Sınır Eyaleti Askeri Valisi UG) konumundaydı, yani Kırım’daki Bizans mülklerini her anlamda yönetmiştir.
Alan devleti, zamanın diğer pek çok devleti gibi, merkezi hükümetin zayıflamasına yol açan tedrici bir feodal parçalanma dönemine girer. İç çelişkiler, bazen kanlı, çatışmalar askeri potansiyelini zayıflatır. Bu dönemde, diğer birçok ülkeyi sarsan Moğol yayılımı gerçekleşti. 1223’te Moğol öncü birlikleri Alanları, müttefikleri Kıpçaklara rüşvet vererek, yendi. 1238-1239’da Moğollar Alanya’yı tam bir yenilgiye uğrattılar, başkentini yok ettiler. Alanlar’ın bir kısmı bazı Kıpçak gruplarla birlikte Moğollara direnişlerini sürdürdü, ancak Volga’da yenildi. 1277-1278’de, Rus prenslerinin kuvvetlerini kendilerine katmış olan Moğollar, tüm nüfusuyla birlikte Alanya kenti Dedyakov’u tahrip etti. 1395’de Alanlar’ın nihai ve zalimane yenilgileri, Kafkasya’ya kafirlere karşı mücadele bayrağı altında sefer düzenleyen, Timurlenk’in elinden geldi.
Alanlar’ın birlikten uzak olmaları kaderlerini doğrudan etkilemiştir. Alanların bir kısmı, Moğolların hizmetine girip, diğer Alan kabilelerinin bozgunlarına dahil oldular. Onbinlerce Alan Moğollarla birlikte doğuya gittiler. Çin’deki Moğol imparatorlarına, Hristiyan inançlarını koruyarak, uzun bir süre hizmet ettiler. Nihayetinde, bu Alanlar Moğollaşmıştır ve bugün torunları Moğol halkının Asud grubunu oluşturuyor.
Kuman-Kıpçaklar’a bağımlı hale gelen Alanlar’ın bir başka kısmı, onlarla birlikte Macaristan’a taşındı. Ardından bağımlılıktan kurtulmayı başarmış olan Alanlar yavaş yavaş Macarlaştılar ve bugün onların torunları Macar halkının Yaslar grubunu oluşturur. Kuzey-Batı Karadeniz bölgesinde, Kuzey Kafkasya, Don ve Kırım’dan gelen Alanlar, Altın Orda’ya karşı çıkan Moğol tümenbaşı Nogay’a hizmet ettiler. Onun yenilgisinden sonra 10-16 bin kadar Alan Tuna’nın ötesine Bizans’a geçti. Daha sonra, Bulgaristan ve Sırbistan’a karşı Bizans tarafında savaştılar. Hepsi yavaş yavaş yerel halklar arasında çözülür. Alanlar’ın bir kısmı, Kartli de dahil olmak üzere, Güney Kafkasya’ya yerleşti.
Ortaya çıkan olayların bir sonucu olarak, Alanların nüfusu felâket düzeyinde düştü, topraklarının çoğunu da kaybettiler. Alanya artık bir devlet olarak varlığını sürdüremedi. Kafkasya’da, farklı Alan grupları dağlık bölgelerdeki diğer etnik topluluklar arasında yavaş yavaş çözüldüler. Dağlık bölgelerdeki diğer Alanlar, ovalardan ve dağ eteklerinden bir kısım soydaşlarını aralarına alarak uzun bir süre bağımsızlıklarını korudular. Bu dağlık vadilerde zaman içinde çeşitli Oset toplumları yavaş yavaş oluşmaya başladılar. (Bitti)

Çeviri: Atsætı Ufuk Güneş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here