Bir Çerkes – Ubıh Yazar Kadın Portresi: Hayriye Melek Hunç

0
41

Diyane
(Anamız) 12 Mart 1920 Sayı: 1
Çerkes Kadınlarını Teavün Cemiyeti’nin düşünce dergisi olarak 12 Mart 1920 tarihinde çıkarılmaya başlandı.
İdare merkezi Beşiktaş, Akaretler’de olan bu derginin Baş Yazarı Hayriye Melek Hunç, İmtiyaz Sahibi Seza Poh’tur. 12 sayfa Osmanlıca ve 4 sayfa Çerkesçe (Latin harfleriyle) 15 günde çıkarılmaya başlanan ve ne yazık ki sadece bir sayısı mevcut olan Diyane1, yayın hayatına devam edemiyor. Başka sayılarına bugüne kadar ulaşılmış değil. Elimizde olan tek sayısında;
-Hayriye Melek Hunç’un “Diyane’nin İşi – Amacı”
-Met Yusuf İzzet Paşa’nın “Diyane, Diğer Bir Deyişle Milletin Anası”
-Seza Poh’un “Sosyal Yaşamda Kadının Rolü”
-Blenav Batık’ın “Ulusal Dilin Bilim ve Uygarlıkta Önemi”
-Cankat Lostanbiy’in “Habze” ve “Çerkesce Gramer Kitabının Değerli Yazarına” başlıklı yazıları Osmanlıca ve;
-Hayriye Melek Hunç, Seyin Time, Cankat Lostanbiy ve Blenav Batık’ın yazı ve şiirleri de Çerkesçe olarak yer almaktadır.2
Önceki bölümlerde anadil ile ilgili Hayriye Melek’in Diyane çevresindeki çalışmalarından bahsetmiştik. Yavuz Selim Karakaşlı’nın aktardığına göre, Diyane dergisinin son dört sayfası, Latin alfabesi ve Kiril alfabesi karışımı bu alfabeyle yazılan Çerkesce bölüme ayrılmıştır. Bu bölümün son sayfası olan dördüncü sayfada ise “Çerkesce kısmını okumak arzu eden hemşirelere suhulet olmak üzere bervech-i ati (aşağıdaki) cetvel tertib olunmuştur” açıklaması altında Çerkesce alfabe listesi verilmiştir.” (Karakışla, 2001, s. 42)

Diyane’nin son sayfasındaki ilanlar
“Çerkes Terzihanesi
Çerkes Kadınları Yardımlaşma Derneği’nin gözetiminde kurulan dikim evinde çok ucuza, modaya uygun her çeşit kostüm, tayyör, abiye elbise, işli ve süslü çamaşır takımları, Çerkes kadın, erkek, çocuk elbiseleri ve takımları dikilir. Siparişler gününde teslim edilir.
Akaretler’de ‘Çerkes Örnek Okulu’nda İngiltere’de okumuş bir kişi tarafından İngilizce dersleri verilmektedir. Şartları öğrenmek isteyenler bu okula başvurabilir.
Çerkesçe piyano dersi almak isteyen ve Çerkesçe kitaplar temin etmek isteyen kişiler Çerkes Örnek Okulu’na başvurabilir.” (Diyane, 1920, s. 13)

Hayriye Melek Hunç’un Diyane’deki yazıları üzerine birkaç söz
Diyane’nin İşi – Amacı – Hayriye Melek Hunç (Hunç, 12 Mart 1920, s. 5)
Hayriye Melek art arda yaşanan savaşları ve bu savaşların sonuçlarını ağır ve acı bir sınava benzetiyor. Bütün milletin olduğu gibi, kendi Çerkes milletinin de bu ağır ve acı sınavı zaferle geçeceğine inanıyor. Halkın da buna inanmasını güvenmesini arzu ediyor.
Ruslarla yüzyıl savaşan ve yenilgiyi kolay kolay kabul etmeyen Çerkes halkı; bu savaşlar sırasında kahramanlığı, yiğitliği ve vatanları için her koşulda savaşmayı bütün dünyaya göstermişlerdir.
Hayriye Melek, bu yiğit, kahraman, savaşçı Çerkes halkının artık, hem anavatanda hem de sürgün topraklarda savaşın ruhlarına işlediği ama sona erdiğinin de bilincine varmalarını ve artık buradaki Çerkes kimlikleri ve varlıklarına farklı bir şekilde hizmet etmelerini bekliyor. Bu mücadeleye “Diyane” adını verdikleri dergiyi çıkarmaya başlayarak katılan kadınlar, erkeklerin vatan savunmasında gösterdikleri cesaretlerinin artık kendi çalışmalarında da göstermelerini ve bu çalışmalara katılmalarını beklemektedirler.
“Cesaretlerin en büyüğü savaşırken gösterilenler olmadığı gibi, en büyük zaferler de savaşta kazanılanlar değildir.” (Hunç, 12 Mart 1920, s. 5)
Hayriye Melek Diyane’yi gençleri aydınlatacak bir meşale gibi gösteriyor ve birçok konularda verilen eğitimlere katılmaya davet ediyor.
Tıpkı Diyane’deki yazı gibi;
“Bu çağrıyı yaparken de çok acı çekmiş, ama sonunda yavrusunu mutlu etmenin sırrını keşfetmiş bir anne sesinin şefkati ve heyecanı ile sesleniyoruz” (Hunç, 12 Mart 1920, s. 5) derken daha sıcak, daha etrafına yavrularını toplamak isteyen bir anne mesajı vermek ister gibidir. Gerçek hayatlarında ne Hayriye Melek ne de Seza Poh anne olmamışlardır.
Hem Seza Hanım hem de Hayriye Melek Hanım, kendi yetiştikleri ve içinde bulundukları Çerkes toplumunun kadına verdiği değerlerin ve özgürlüğün rahatlığına alışarak toplumdaki kadınları görmezden gelmemişlerdir. Belki de kadın hareketlerine katılmaları, eğitim ve özgürlük peşinde koşmaları; kendilerinin yaşadığı ve yetiştiği kültürden farklı kültürler tanıdıklarında ve sahip oldukları bu güzel değerleri yitirdiklerinde daha da değer kazandığı içindir.
Seza Poh “Çerkes kadınının, başlangıç tarihi belli olmayan geleneksel seçkin bir yer ve saygınlığı vardır” diye başlayan bir paragrafında kadının, aile ve toplum içindeki rolü, üstünlüğü, kadınlara gösterilen saygı vb. konuları anlatmıştır. Ama bütün bunlara karşılık da kadın kendine verilen bu değerin farkında olup hiçbir zaman saygısını, fedakarlığını ve görev olarak kabul ettiği her şeyi gurur ve onurla yapmaya özen gösterirdi (Seza Poh, 12 Mart 1920, s. 5)
Diğer taraftan aynı kadınlar yetiştikleri ortamın dışında güçlü olanın erkekler olduğu, kadınların çoğunlukla evlere kapatıldığı, bu şartlarda bile birçok kadının çok değerli çalışmalar yaptığı görülüyor. Bunların sayılarının artması için çaba gösteriyorlar. Örneğin Seza Hanım, açtıkları okul olan Çerkes Örnek Okulu’nun müdüreliğini yaparken aynı zamanda da Coğrafya dersi (Türkçe) veriyordu. İlk karma eğitim yapan okullardan biri olan okulda Çerkesce, Coğrafya, Dil, Edebiyat, Türkçe, Fransızca, Müzik ve Resim (Namık İsmail Zeyşue) dersleri veriliyordu. Ayrıca çeşitli spor ve dönemin dans dersleri de veriliyordu. Ev kadınlarına dikiş ve çeşitli el sanatları öğretiliyor ve daha sonra siparişler alınarak, kadınlar üretken ve para kazanan birey oluyorlardı (Güsar, 1975, Sayı 48, s.21-23).
O zamanlar genç bir üniversite öğrencisi olan Seza Poh’a3 göre, kadınların eğitilmesi, tanınması, özgürleştirilmesi uygarlık düzeyinin artması, toplumda kadına verilen değerin, o toplumu yücelteceği demekti.

Prométée
(Hunç, 1927, s. 23-25)
Paris’te, Rusya’dan kaçan siyasi mültecilerin yönettiği ve çıkardığı bir dergidir.
Hayriye Melek’in 1927’de bu dergide “La Voix du Vautour” yani “Akbabanın Çığlığı” isimli bir öyküsü yayınladı.
“Hikâye Kafkasya’nın ormanlarında gezerken yaşadığı yalnızlığı ve bu geziler esnasında daha önceki hayatlara dair izleri arayışını ilk ağızdan anlatan bir kadın kahramanı konu alır.” (Toumarkine, 2013 s. 8, çev. Atakan Şurdum Avcı).
Hayriye Melek acının ve yalnızlığın bitmediğini, Çerkes medeniyetinin korkunç bir yok oluşa doğru gittiğini anlatır bu yazısında. Belki de kendini, Prometheus gibi zincire vurulmuş ve özgürlüğü elinden alınmış hissetmektedir. Dernek Çalışmaları, Okul ve Dergi yayıncılığı artık yapamamaktadır, çünkü bunların hepsi kapatılmıştır o dönemde. Hayriye Melek artık yazı yazmıyor ama sessiz de olsa her fırsatta halkının yanında oluyor. 1952 yılında İstanbul’da yeniden açılan Kafkas Kültür Derneği’ne üyeliği ve faaliyetlere katılması, Köyüne okul yapılması için arsa bağışlaması, Çerkeslik ile ilgili çalışmalar yapanlara yardım ediyor olması vb.

Kadınlar Dünyası
1913-1921 yılları arasında çıkmış, ilk 100 sayısı günlük, son 194 sayısı haftalık olarak yayınlanmıştır.
İmtiyaz Sahibi: Nuriye Ulviye Mevlan, Mesul Müdür: Emine Seher Ali Hanım’dır.
Kadınlar Dünyası Dergisi “Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti’nin yayın organıdır.
“Kadınların hak mücadelesini yürütecek bir araç olarak ele alınmış, her kesimden kadının kendilerini ifade etmesi hedeflenmiştir. Dönemin entelektüel kadınlarından ziyade, toplumun her kesiminden kadın yazı yazmış, destek vermiştir. Dergi, radikal görüşlere sahip olduğu için bazı kadınların, özellikle de dönemin bürokratlarının eş ve kızlarının tepkisini çekmiştir. Dönemin ünlü kadın entelektüelleri, derginin “Yazı bekliyoruz” çağrılarına cevap vermemişlerdir.” (Çakır, 2016, s. 81).
Hayriye Melek Hunç,1913-1921 yılları arasında “Kadınlar Dünyası” dergisini çıkaran Nuriye Ulviye Civelek ile aynı dönemde yaşamış ve yazmışlardır. Nuriye Ulviye Hanım, Gönen’de doğmuş Çerkes (Ubıh) bir ailenin sarayda yetişmiş kızıdır. Fakat aynı dergide yazdıkları veya Nuriye Ulviye Hanımın, Hayriye Melek Hanım gibi Çerkeslik faaliyetlerinde bulunduğuna ve Çerkeslerle ilgili yazdıklarına rastlamıyoruz.
Nuriye Ulviye Hanım, Osmanlı’nın ilk feminist kadın dergisi “Kadınlar Dünyası”nın kurucusu, sahibi ve feminist bir kadın yazarıdır. Hayriye Melek Hanımın ise; feminist bir kadın yazar, ama yazmaya başladığı ilk dönemlerde Mehasin, Musavver Kadın dergilerinde olduğu gibi aynı dergilerde yazan diğer kadın yazarlardan farklı olarak edebi yazılar yazmıştır.
Hayriye Melek Hanım’ın sonraki yıllarda çalışmalarında daha çok Çerkesler ve Çerkeslik üzerine yoğunlaştığı görülüyor.

Sonuç
Hayriye Melek yazılarında, eğitimden sıkça bahsetmesi verdiği önemi bize gösterir gibidir ve hatta bazen sitemle bahseder. Ona göre her şey eğitimden geçer, eğitimde kadın-erkek farkı gözetmeden ama özellikle kadınların eğitimine çok önem verilmesi gerekir. Kadını eğitimli olduğunda; özgür, üretken ve eve hapsedilmeyen bir birey olarak görür. Bu eğitimleri gerçekleştirmek için de çaba gösterir. Kadın dernekleri, açılmasına katkıda bulunur, okul ve bu okulda kendisinin de ders verme dışında diğer aktivitelerde yoğun bir şekilde rol alır.
Anadilin önemini savunan, anadilde okunup yazılması için eğitimler vermeyi ve yeni bir alfabe yapılmasına katkı verecek kadar önem veren Hayriye Melek Hanım 1950’li yıllarda eşi Aytek Namitok ile beraber gittiği köyünde (Hacı Osman Köy), onu evlerinde birkaç gün misafir eden genç kadına veda ederken, ellerini tutup adeta yalvarırcasına alçak bir sesle ve gözlerinde daima görülen hüzünle “Dilinizi Unutmayın!” demiştir.4
Hayriye Melek’in Çerkesler ve Çerkeslik üzerine yazdığı yazılarının büyük bölümü ana vatan Kafkasya’da geçer. Muhteşem bir doğa, savaşlar, kahramanlıklar, acı, hüzün hepsi beraber Kafkasya’yı öyle bir anlatıyor ki adeta orada olduğunu hissettiriyor. Okuyanı rüyalara götüren hayal gücü, bu gücün, asiliğin ve asilliğin iç içe geçtiği anlatım tarzı.
Hayriye Melek yazılarında; geçmişini arayan ve özleyen, bir o kadar da sahip çıkan yazılar kaleme almış ve bunu karşı tarafa da hissettirmek istemiştir.
Hayriye Melek’in bazı yazılarında imkansız aşk hep vardır. Yazılarının hemen hemen hepsinde kadın kahraman ön plandadır. Ve bu kadın kahramanlar, bazen hassas ve kırılgan, bazen hüzünlü ve bazen de anlamsız neşe doludur. Kadın her şeydir; hassas, romantik, kırılgan, kimlik arayışında, sevgi-saygı arayışında olabilir.
Zeynep’te olduğu gibi, Ahmet’e duyduğu aşkın yanında vatan aşkı da çok büyüktür ama imkansız değildir, sonuna kadar mücadele edilesi bir aşktır.
Hayriye Melek hem Osmanlı hem de Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılarıyla çeşitli kesimlere sesini duyurmaya çalışmıştır. Kadın Dergilerinde yazdığı yazılarla burada yerini alırken, aynı zamanda Milli Mücadele çalışmaları içinde de bulunmuştur.
En son dikkat çeken çalışmaları ise Çerkeslik ile ilgilidir. Dernek çalışmaları ve bu derneğin yayın organı Guaze’de yazılar yazması, yeni bir dernek kurulmasına katkısı, Çerkes Örnek Okulu’nda çalışması, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyetinin yayın organı “Diyane” dergisini çıkarmalarında hep kendi milletine hizmet etmiştir.
Yazılarında da açıkça görüleceği gibi, özgürlük sevdalısı, mücadeleci ve cesur bir kadındır Hayriye Melek. Hassas, romantik, sevgi dolu, bazen de sevgiyi aşkı arayan bir kadındır.
Hayatının hareketli geçen gençlik dönemlerinde birçok değişik yerlerde yaşamış veya yaşamak zorunda kalmış. Sürgüne gönderilmiş, geri dönmenin ve haklarını kazanmanın mücadelesini vermiş, Yalnız kaldığı yıllarda bile, korumacı, kayırıcı, sert görünümünün ardında çevresindeki kadınlar için örnek teşkil eden, her daim farklı kocaman yürekli bir kadın, bir Hayriye Melek olmuştur. (Bitti)

1Diyane Dergisi, çev. Fikri Tuna
2Diyane Dergisi,
3Seza Poh, Diyane, İstanbul, Mart 1920, s. 8
4Mülakatlar – Hacı Osman Köy

KAYNAKLAR
-Açba, Leyla (2010), Harem Hatıraları, İstanbul, Timaş Yayınları
-Altındal, Meral (2001), Akt. Mutlu, Betül (2012), Asi ve Duygulu bir Ses Hayriye Melek Hunç, Ankara, Ürün Yayınları
-Berzeg, Sefer E. (2013), ÇerkesVubıhlar Soçi’nin İnsanları, Ankara, Kuban Matbaacılık
-Çakır, Serpil (2016), Osmanlı Kadın Hareketi, İstanbul, Metis Yayınları, Genişletilmiş Üçüncü Basım
-Çırakoğlu, Suat (2012), İşgal ve Zulüm Karşısında Türklük Duygusu-2, Töre Aylık Fikir Sanat Edebiyat Dergisi, Ankara, Yıl 1, Sayı 6
-Diyane, 12 Mart 1920, No.: 1, Çev. Fikri Tuna
-Güsar, Vasfi (1975), Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, Sayı: 48
-Hunç, Hayriye Melek (1927) Le Voix du Vautour, Prométhée, Paris
-Hunç,Hayriye Melek (11 Mayıs 1911), Altun Zincir, GUAZE, Sayı: 6
-Hunç, Hayriye Melek (25 Mayıs 1911), Dil ve Eğitim, GUAZE, Sayı: 8
-Hunç, Hayriye Melek (1 Haziran 1911), Bir Sefer Gecesi, GUAZE, Sayı: 9
-Hunç,Hayriye Melek (22 Haziran 1911), Baskın, GUAZE, Sayı: 12
-Hunç,Hayriye Melek (12 Mart 19209, Diyane “Diyane’nin İşi – Amacı”, No.: 1,
-Karakışla, Yavuz Selim, (2001), Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti (1919), Toplumsal Tarih, Sayı: 88
-Met Yusuf İzzet Paşa (12 Mart 1920), Diyane “Diyane, Diğer Bir Deyişle Millet Anası”, No.: 1
-Mutlu, Betül, (2012), Asi ve Duygulu bir Ses Hayriye Melek Hunç, Ankara, Ürün Yayınları
-Ramazan, Musa, (1997), Bir Kafkas Göçmeninin Anıları, Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı Yayını, İstanbul
-Seza Poh (12 Mart 1920), Diyane “Sosyal Yaşamda Kadının Rolü”, No.: 1
-Toumarkine, Alexandre (2013), Hayriye Melek Hunç, Feminizm ve Milliyetçilik Arasında Kalan Osmanlı Çerkesi bir Yazar, Çev. Atakan Şurdum Avcı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here