Karda Karagöl Yaylası yürüyüşü

0
16

Uzun süredir bir Mezbjen* etkinliği olmamıştı. Hem dağlara olan özlemimiz hem de karlı havanın etkisiyle vakit geldi diyerek bir kar yürüyüşü planladık. İlk hedefimiz Sakarya’nın Geyve ilçesi sınırları içinde bulunan ve özellikle kar olduğunda muhteşem manzaralar sunan Kılıçkaya zirvesiydi. Ancak rehberimiz Janberk Kafkas’tan aldığımız bilgiye göre bölgede çok yoğun kar vardı ve bu durum grubu zorlayabilirdi; o yüzden rotamızı Sakarya’nın Taraklı ilçesi sınırları içinde bulunan Karagöl Yaylası’na çevirdik.
1150 metre yükseklikte bulunan, Sakarya’nın en muhteşem yerlerinden biri olan Karagöl Yaylası, eşsiz manzarası ve el değmemiş doğasıyla mutlaka görülmeli.
Bu yaylayı bir de karlıyken görelim diyerek bir hevesle etkinlik ilanımızı duyurduk. Sonrasında bir baktık ki gezimizi farkında olmadan hem Açıköğretim sınavları hem de Abhaz Derneği’nin Ajırnıhua (yılbaşı) etkinliğiyle çakıştırmışız. Bu sebeple bizimle gelmek istediklerini bildiğimiz Albuz Abi, Zeki, artçımız Sinan ve gelemeyen diğer dostlarımızdan çok özür diliyor, hepsinin mutlu ve bol ‘Mezbjen’li bir yıl geçirmelerini temenni ediyoruz. İstenmeyen bu çakışmaya rağmen yine de aracımız 5 dakika içinde doldu.
Gezimize her zaman olduğu gibi sabah 06.30’da Bakırköy’den katılan Mezbjenleri alarak başlıyoruz. Sonrasında sırasıyla Mecidiyeköy, Bağlarbaşı İKKD dernek önü ve diğer E-5 duraklarından katılan Mezbjenleri de alarak yola çıkıyoruz. Yol boyunca hiçbir yerde kar yok.
Kahvaltımızı Alifuatpaşa’da küçük bir kasaba kahvesinde hep birlikte yapıyoruz. Yanımızda getirdiğimiz kahvaltılıklara, sobada kızarmış mis gibi köy ekmeği eşlik ediyor. Bu arada Alifuatpaşa’da da kar yok!
Kahvaltı sonrası Taraklı’ya doğru tekrar yola çıkıyoruz. Taraklı’ya yaklaşmamıza rağmen hâlâ kar göremiyoruz. Kendimizi karsız bir yürüyüşe alıştırmaya çalışırken, rehberimiz ısrarla yaylada kar olacağını belirtiyor. Yolumuza devam ederken rakım da giderek yükseliyor. Yaylaya 1-2 km kala ilk kar görünüyor ve çok sürmeden aracımız kar yüzünden ilerleyemez duruma geliyor. Adeta “Araçla buraya kadar!” der gibi ellerini açmış bir kardan adamın yanında duruyor ve aracımızdan iniyoruz.
Yürüyüş hazırlıklarımızı yaptıktan sonra yaylaya doğru tırmanışa başlıyoruz. Bir süre sonra yaylaya ulaşıyoruz. Normalde yılan gibi kıvrılan deltalarıyla ünlü olan Karagöl Yaylası, çok fazla kar olduğundan bizi delta manzaraları yerine muhteşem kar görüntüleriyle karşılıyor. Şansımıza hava açık ve karın durumu da çok güzel. Uçsuz bucaksız görünen eşsiz manzarada bizden başka tek bir kişi görmek mümkün değil. Sessizliği bozan, sadece kuş cıvıltıları ve ayak seslerimiz.
Karda yürümek normal bir yürüyüşe göre daha zor. Bu sebeple uzun boylu, güçlü yürüyüşçülerin önden yürüyüp yol açması çok önemli. Bizim yürüyüşümüzde bu zor görevi Şamil ve Emre üstleniyor.
Öğle yemeğimizi boş bir yayla evinin verandasında manzaraya karşı yine hep birlikte yiyoruz. Yemek sonrası yürüyüşümüze devam ederken uzaklardan bir sis tabakasının hızla gelişini anbean izliyoruz. Görüntüler muhteşem. Dakikalar içinde manzara kapanıyor ve göz gözü görmüyor. Yoğun sis içinde yürümek bizlere ayrı bir heyecan veriyor ancak bir yandan da içimizde kaybolma hissi oluşuyor. Neyse ki rehberimiz tecrübeli ve bizi sağ salim köye ulaştırıyor.
Sabah kahvaltımızı yaptığımız kahveye tekrar uğrayıp sıcak çaylarımızı sohbet eşliğinde içiyor ve tüm yorgunluğumuzu orada bırakıyoruz. Hep birlikte mutlu bir şekilde İstanbul’a doğru yola çıkıyoruz. En kısa zamanda tekrar bir gezide bir araya gelme temennileriyle ayrılıyoruz.

* İstanbul Kafkas Kültür Derneği üyelerini doğa sporları aktivitelerinde buluşturmak, birbirleriyle tanıştırmak amacını taşıyan doğa sporları topluluğu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here