RUS MİLLİYETÇİLİĞİNDE GÖRÜLEN KAVKAZOFOBİYA

0
865

 

RF içerisinde etnik ilişkiler, bazı bölgelerde farklılıklar gösterse de, en çok Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerine komşu bölgelerde Rus milliyetçiliği hortlamıştır. Artan şekilde büyüyen ve RF içindeki anayasal haklara sahip çok uluslu, çok milletli, çok etnisiteli Rusya’nın bölgesel seviye farklılığına rağmen artan etnik şiddet, ayrımcı, şovenis, faydacı, milliyetçi yaklaşımlar, en bariz şekilde etnik Kafkaslara yönelim, Kavkazofobiya şeklini almıştır. Bunun politik konumu ve sebeplerinin tarihi boyutu, kökeni uzaklara dayanmaktadır. Yakın zamanlarda ise 1989-1991 Sovyetlerin dağıtılmasından sonra, RF içinde etnik ayrımcılık ve şiddet, artan şekilde bir hale dönüşmüştür.

Etnik şiddet RF içinde Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri sınır boylarınca bölge ve eyaletlerde daha yaygınlaşmıştır. Bunda belki belirleyici rol oynayan, birincisi 1994 ve ikincisi 1999 Rus-Çeçen savaşları daha etken olmuş, etnik şiddet, farklı kökenli topluluklara Rus, geniş anlamda Slav bakışı, milliyetçiliği ve Kavkazofobiya’yı tetiklemiştir.

Sovyet sonrası, değişen süreçte, ekonomik, siyasi, politik ilişkiler konusunda RF, Sovyetler Birliği’nin ana bileşeni olarak kendini ilan etmişti. Dönemin devlet başkanı Yeltsin, Federasyon oluşturmak için sadece etnik Rusların değil, etnik Rus olmayanlarında desteğini alarak, Federasyon oluşturunca; Pazar ekonomisi ile kimlik sorununu öne çıkarmış, yeni siyasi süreçleri başlatmıştı. 1992’de ise Yeltsin, cumhuriyetlerde “Tam Devlet Gücüne Sahip” olduklarını savunmuş, bir Federal anlaşma hayata geçirmişti. “Özgür olabileceğiniz kadar, egemenlik haklarınızı ortaya koyun” anlayışını, cumhuriyetlere önermişti. Bu bağlamda Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerindeki özellikle Sovyetlerin dağıtıldığı dönemde, en başlarda Çeçenya’da özgürleşme, RF’den bağımsız olma kararı ile Dudayev önderliğinde bir mücadele başlatmıştı. Sonradan bilindiği gibi bu Rus-Çeçen savaşlarının çıkmasına neden olmuştu.

Savaş ya da çeşitli ekonomik sorunlar nedeniyle Çeçenya’da o süreçte, 200.000’den çok insan yaşamını yitirdi. Her yerde olduğu gibi savaşın mağdurları yine çocuklar, kadınlar oldu. 40 binden çok Çeçen çocuk yaşamını kaybetti. Yüzlerce yaşlı-genç kadın-erkek, insanlık dışı uygulamalara maruz kaldı. Pek çok verilere ve Birleşmiş Milletler verilerine göre 800.000’den çok Çeçen, ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Gerek Yeltsin döneminde gerekse Putin’in ilk başkanlık döneminde cumhuriyetlere yönelik her türlü askeri güç kullanıldı, Medvedev döneminde ise Çeçen sorununa ekonomik çözüm önerileriyle yaklaşıldı. Sonuç, hiçbirinin yaklaşımıyla sorun çözümlenemedi. Durum karşısında sosyo-ekonomik şartlar daha kötüleşmişti. Öyle ki sonunda büyük yer hareketleri, (içeriye-dışarıya) yönelik göç hareketleri başlayınca, RF içinde etnik ayrımcılık, giderek şiddet politikaları da buna paralel olarak arttı. Şiddet artınca, etnik ayrışmalar, tarihsel kökeniyle geleneksel Rus-Kafkas çelişkileri, derinleşmiş, RF içinde etnik Kafkaslara yönelik yabancı düşmanlığı artmış, Kavkazofobiya haline ulaşmıştı.

Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinin sorunları çözümlenmedikçe, yabacı düşmanlığı büyüyecektir. Mevcut ilişkiler içinde Kafkasyalılara yönelik: “Rusların ’yüzde 70 ile 80’arasındaki bir bölümünün yabacı düşmanlığı duyguları barındırdığı” (Age. s.173) iddia edilmektedir.

 Rus-Çeçen savaşları döneminde topraklarını terk edenlerin Kafkas cumhuriyetlerine komşu topraklardaki RF içlerine, en çokta Stavropol Krayı ile Krasnodar Krayı’na, hem savaş hem de çeşitli ekonomik nedenlerle yerleşmeleri, yer yerde RF içlerine Moskova bölgesine, yerleşen etnik Kuzey Kafkasyalıların, savaş mağdurlarının dahi yerleştikleri bu kentlerden çıkarılmaları savunulmaktaydı.

RF içerisinde etnik Ruslar, yaygın anlamda Slav toplulukları arasında etnik Kafkasyalılara yönelik yabancı düşmanlığı, Kavkazofobiya, o yıllarda da günümüzde de artmıştır. Yine aynı kaynakta şöyle denilmektedir: “Yabancı düşmanlığı ön yargısı Rusya’da yaygındır… Yüzde 50’den fazlası etnik

azınlıkların kısıtlanması veya hatta bölgelerinde çıkarılması gerektiğine inanmaktadır.”

RF içerisinde daha 2002’lerde Putin tarafından oluşturulan, sivil toplum gözetim organizasyonu olarak Rusya Federasyonu Yurttaş Odası, 2012’de bir raporunda şöyle demektedir: “Bugün yabancı düşmanlığı seviyesi çeşitli sosyal gruplar arasında yükselmektedir… Özellikle büyük şehirlerdeki vatandaşlar ve yüksek eğitim düzeyine sahip kişiler arasında keskin bir artış gözlemlenmektedir. Onların korkuları her şeyden önce Kafkasya’dan gelen göçmenlerle ilgilidir ve ‘aşılmaz’ kültürel farklılıklar tarafından harekete geçirilmektedir.” (Age, s.172)

Sonuç olarak RF içerisinde en eğitimliler arasından başlayarak, yabancı düşmanlığı hız kazanmıştır. Rus olmayan etnik topluluklar, dağıtılan Sovyet sonrası RF içerisinde çok uluslu, çok milletli Rusya’nın anayasal alanlarının parçası olmasına rağmen yabancı düşmanlığı, Kavkazofobiya hızla artmaktadır.

Kaynak:Sovyet Sonrası Rusya’da Etnik İlişkiler, Kuzey Kafkasya’da Rus Olanlar ve Rus Olmayanlar. Andrew Foxall, Koyu Siyah Yay. ANK. 2015

 

Sayı: 2019 02
Yayınlanma Tarihi: 2019-02-01 00:00:00