Stalin’in etnik soykırımı

0
9

Çeçen ve İnguş haklarının Kazakistan ve Kırgızistan steplerine sürülüşünün ardından tam 75 yıl geçti. 1944 Şubat’ının en soğuk gününde dedelerinin anavatanından koparılan insanlar, yabancı topraklarda ölüm kalım mücadelesine girişmişlerdi.
Stalin ve Beria’nın etnik soykırımının amacı bu halkları yok etmekti. Bu zulüm hem çocuklar hem kadınlar hem de yaşlılara uygulandı. Oysa o sıralarda Çeçen ve İnguşlar Büyük Vatanseverlik Savaşı cephelerinde Rusya için kahramanca savaşıyordu.
23 Şubat’ta başlayan trajediler serisinde binlerce insan öldü. Salgın, açlık ve insanlık dışı yaşam koşulları nedeniyle sürgün sonrası ilk beş yıl korkunç geçti. Ölümler arttı.
13 yıl süren o zorlu günlere tanık olanlar yaşadıklarını anlattı.

Sürgün yetimi Zalpa
Açkoy-Martan bölgesinin Xambi-Irzi köyünde yaşayan Zalpa Azimov 80 yaşında… Her sabah Grozni’ye gelen yaşlı kadın Berkat alışveriş merkezinin yanında köyden topladığı meyveleri satıyor. Çocukken yetim kalan Zalpa’nın, sürgün sırasında ailesinden yedi kişi hayatını yitirmiş. Zalpa’yı amcası ve yengesi büyütmüş.
Zalpa, “23 Şubat günü babam Gekhi köyündeydi. Askerler bizi almaya geldiğinde telaşlandık, ne yapacağımızı bilmiyorduk. Hayvan taşımada kullanılan o buz gibi vagonlarda birçok insan öldü. Sürgünün ikinci yılında kayıplar daha da arttı. Çünkü açlık ve soğuk dayanma gücümüzü hızla azaltıyordu” diyor.
Sürgünden döndükten sonra evlenmiş, bir kızı ve bir oğlu var.

“Evlerimize başkaları yerleştirilmişti”
Kurçaloyevski bölgesinin Bachi-Yurt köyünde yaşayan 85 yaşındaki Xuta Abukhanov süpürge satıcılığı yapıyor. Dördü erkek 6’sı kız on çocuğu var. Çok aktif bir yaşam süren Xuta zaman zaman çok unutkan olduğunu söylese de sürgün yıllarını hiç unutmuyor.
Xuta, “Babam kaybolmuştu. Beni ve erkek kardeşimi annem büyüttü. Çok zor günlerdi” diyor.
Kazakistan ve Kırgızistan’da yaşayanlar ülkelerine Kafkasya’dan korkunç yamyamlar gönderildiğine inandırılmışlardı.
Abukhanov’un ailesi Kazakistan’dan ülkelerine döndüklerinde evlerinde yabancıların oturduğunu görmüşler ve kendi evlerini satın almak zorunda kalmışlar. Xuta, “Yine de sesimizi çıkartmadık. Çünkü o zorlu sürgün yıllarının ardından anavatanımıza dönmüştük ve mutluyduk” diyor. (thechechenpress.com)

Çeviri: Serap Canbek

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here