Аланты Хъæлæс – Osetlerin Sesi – Mart 2019

0
869

Muhacirin anadili, komşu dili

Khuşatı Hayri Ata’nın Dünya Anadil Günü dolayısıyla yazdığı yazıyı ve Badtı Muammer Tekin’in çevirisini yayınlıyoruz

Hasan Cemal’in Kürt kökenli yazar ve romancı Mehmet Uzun röportajını okuyunca “Ne kadar da benzer hikayeler yaşamışız” diye düşündüm…
Benim de hayatım dil öğrenmekle geçti…
Doğduğum köy geçen yüzyılın başlarında Rusya ve Kafkasya’da meydana gelen “sosyal tsunami”lerin önünden Sarıkamış’ın bir köyüne kadar sürüklenenler tarafından kurulan bir Oset köyü…
Köydeki yaşlılar ya birinci ya da ikinci kuşak “Kafkas muhacirleri”…
Anadilimiz Oset dili (biz İronau deriz); Hint Avrupa büyük dil ailesinin bir kolu olan İrani diller gurubunun kuzeydoğu dalından…
Dilbilimciler, dünyada halen konuşulan en eski üç dört dilden biri diyorlar…
Türkçe ile uzaktan yakından alakası yok…
Bağlı olduğumuz ilçe Sarıkamış ve köyleri Azeri, Türkmen, Kürt, Lezgi (Dağıstanlı) ve az sayıda da Osetlerden müteşekkil idi; Türk çocuklar bize hakaret babından “At eti yiyen Çerkesler” derlerdi…
Yaşlılar kendi aralarında Osetçe konuşurlardı; çoğu Türkçe bilmezdi; bizimle de yarı Türkçe yarı Osetçe konuşurlardı…
Konuştukları Türkçe de çarşıda pazarda öğrendikleri, kırık dökük, toplam en fazla 200 kelimelik bir acayip Türkçe…
Evde eski gelinlerin çeyiz sandığı gibi bir radyo var ama radyoda konuşulan Türkçe bana Çince gibi geliyor…
Bizim kuşak bu “çok dilli ve çok kültürlü” ortamda “dilsiz ve kültürsüz” olarak büyüdü; ne ana dilimiz Oset dilini ne de Türkçeyi konuşabiliyorduk; iki ara bir derede “At eti yiyen Çerkesler” olarak Türklerle anlaşmaya çalışıyorduk…
Ortaokul bittikten sonra, o zamanlar Sarıkamış’ta lise olmadığı için ve de köyde geçim sıkıntısı başladığı için, biz de modaya uyduk ve büyük şehirlerin yolunu tuttuk, Ankara’ya taşındık…
“Ankara Türkçesi” ile bizim bildiğimiz “Sarıkamış Türkçesi” arasındaki fark İspanyolca ile Fransızca arasındaki fark gibi bir şey; anlıyoruz ama konuşamıyoruz hesabı…
Liseye başladım; başlamaz olaydım…
Sözlü sınavlar olurdu, ayda bir yapılan yazılı sınavların yanı sıra…
Dua ederdim, inşallah beni sözlü sınava kaldırmazlar diye; konuyu bilmediğimden değil, kendimi “Türkçe” ifade edebileceğimden emin olmadığım için…
Sınıftaki “Angaralı piçler” zaten yeteri kadar dalga geçiyorlar suskunluğumla, bir de sınıfın önünde sözlü sınavdan geçmek korkusu vardı…
Ben de farkı kapatmak için yazılılara abanıyorum ve sınıfın neredeyse ilk üçü arasındayım çoğu dersten…
Kısaca, Türk dilini lisede öğrendim ben ama zaten anladığımız ama konuşamadığımız“ana dilimiz” Osetçeyi de rafa kaldırdık…
Köprülerin altından sular akarken ben 12 Eylül’den sonra zorunlu olarak yurt dışına, Almanya’ya gittim…
Bir sene kadar Almanca dil kursları derken Almanlar tipimi beğenmedi galiba bana oturum hakkı vermediler…
Oradan Fransa’ya gittim; yeni baştan bu kez Fransızca dil kursları, ardından üniversite…
İnsanlar iş ve ekmek peşinde iken ben hala dil öğrenmekle meşgulüm…
Neyse iyi kötü Fransızcayı hallettim, yanına da kdv gibi İngilizce kattım…
Türkiye’ye döndükten sonra, bağımlılar gibi, “Yav benim “Ana dilim” Osetçe ise ben bunu niye bilmiyorum” demeye başladım…
Bir kez daha “anlıyorum ama konuşamıyorum” durumlarından çıkmaya karar verdim ve Osetçe – Kiril alfabesi- okumak ve yeniden öğrenmek için çalışmaya başladım…
Benim ölçülerime göre bu işi de iyi kötü hallettim…
Şimdi anadilimin yanında üç yabancı dili “hem anlıyor hem konuşabiliyorum ama bu arada “Atı alan Üsküdar’ı geçti”, ya da “gün akşam oldu”…
Hülasa, hayatımda çok zorluklarla karşılaştım ama hiçbir şeyden çekmedim bu dil bilmemekten ve dil öğrenmekten çektiğim kadar…
Tanrı kimseyi “muhacirlikle” imtihan etmesin…

ÆЦÆГÆЛОН ÆВЗАГ СЫХАГ ÆВЗАГ

Курддаг фыссær, Hasan Cemal, Роман фыссæг Mehmet Uzun’ime цытæ фæдзыртта уыдон мæзæрдыл æрлæууыдысты.
Сæ аргъау цыма æз уыдтæн уыйау…
Мæнæндæр мæ цæрæнбонтæ æвзаг ахургæнæгæй айывгъуттой.
Ивгъуд æнусы хъафхъазæй æнæ амалæй чи æрбацыд уыцы ирон адæмимæ мæ фыдæлæтдæр туркмæ æрбацыдысты. Ирон хъæy сарыхъамысы æрцардысты. Хъæуы цæрæг ирæттæ уыдысты, æрбацæуæг фыццаг æмæ дыггаг фæлтæр адæм. Иннæ адæм мах худтой бæхы дзидза чи хæры уыдон. Асæтин. Махта хонæм нæхи ирон. Персайнаг æвзаг дзурæм.
Æвзагы ахургонд адæм зæгъынц тынг зæронд æмæ хъæздыг у.
Нæ сыхаг хъæуты цæры, курддаг, туркмайнаг, азери æмæ дагестайнаг адæмтæ.
Нæ фыдæлтæ дзырддой къумух ныхæстæй туркагау. Фылдæрта иронау.
Зæронд йу радийонæм уыд æмæ цыма китайаг æвзаг дзуры афтæмæм каст.
Мæ цахъхъæн сывæллæттæ биpæ æвзæгтæ æмæ хицæн културæты æхсæн æнæ културæйæ ‘схъомылысты.
Нæхи æвзагдæр æмæ туркагаудæр куд æмбæлы афтæ дзурын нал зыддам Зын цæрæнбонтæнæ æрæййæфта æмæ мæ горæт Анкарамæ ралыгъд.
Мах æмæ горæты диалект уыдысты хицæн. Æмбæрсдам фæлæ дзурын уыди зын.
Горæты асдæуæггаг сыкъола ахуркæнын райдыдтон фæлæмын æгæр зын уыди. Сыкъоладзаутæмын худдысты мæ ныхæсдыл. Æздæр тыхджын бакусдон æмæ мæ ныхæcтæ уайтагъд ‘сраст кодтон.
Афтæмæй горæтаг фыдыуаг сывæллæтты хынджылæгæй фервæстæн. Туркагау ахур хорз фæлæма иронау кæй зыттон уыдон ферохысты.
1980 азы турчы падздзахад сызмæст æмæ германмæ ахуркæнынмæ ацыддæн. Йу азы фæылмын немыцы цæрын бар нæ раддой, æздæр ацыддæн фырансæмæ. Ногæйта æвзаг ахур кæнынтæ райдыттой. Фыранцусаг æвзагимæ aнглисаг æвзагдæр базыттон.
Уал азы фæдыл туркмæ куы раздæгъдтæн уæдмæ нæхи æвзагы мæт бацыд. фыццагдæр ирон дамгæтæ базыддон æмæ тыхджын бакусдон. Ныртæггæ мæ фаг иронаудæр дзурын. Туркагау æмæ иронауимæ ма.
Æртæ æвзаг дзурын фæлæ мæ цæрæнбонтæн æвзаг ахур кæнын зæгæ cæ pæcyгъдæр азтæ арвысдон.
Царды мидæг бирæ зынтæ бавзæрсдон. Фылдæрта æвзагæн.
Хуыцау æцæгæлон цардæй макæй бафæлварæд…

  • ***

Aja-Bælaş

Nart Destanlarındaki Yaşam ve Ölüm Ağacı (2. Bölüm)

V.I. Abaev SOIGSI Enstitüsü ve “Kuzey Osetya” Gazetesi’nin ortak projesi olan “A’dan Z’ye Alanya” projesi çerçevesinde yayınlanan ikinci makalenin çevirisinin ikinci bölümünü sunuyoruz.
Çevirimi düzelten Sayın Ælbortı İrmæ Akdemir’e teşekkür ederim.

Elena Besolova

Bitkinin her bir parçası, iyileştirici özelliklere sahiptir denilmektedir, bu nedenle geleneksel Hint tıbbı Ayurveda tarafından kadim zamanlardan beri, çeşitli akut ve kronik hastalıkların önlenmesi ve karmaşık tedavilerde kullanılmıştır. Ve bunun, Ön-Osetlerin soyundan gelenlerin genetik hafızasında korunduğunu düşünüyoruz. Azadirahta’nın (pek çok yerel dilde “kutsal ağaç”; “köy eczanesi”; “kırk derde deva”; “hür ağaç” şeklinde de adlandırılır UG) olağanüstü iyileştirici özelliklerinin doğrulanması, yalancı tespih ağacının veya onun taze yapraklarının bir ekstraktına dayanan Dabur India Limited firması tarafından üretilen Grenim’dir. En çok Güneydoğu Asya ülkelerinde (özellikle Hindistan ve Burma’da), kanı ve cildi temizlemek için ve ayrıca aya bağlı kronik hastalıkların önlenmesinde (dolunaydan yenisinin doğmasına kadar) popülerdir, dört ila altı ay boyunca yemeklerden 30-40 dakika sonra bir kapsül alınır. Toksinlerden kanı uzun süre temizlemek ve cildi temizlemek için bu ürünü yemeklerden sonra günde iki kez almak da mümkündür. Akut ve kronik hastalıkların karmaşık tedavisinde, ilacı bir ay boyunca sürekli olarak günde 3 kez yemekten 30-40 dakika sonra iki kapsül, ve ardından 6-8 ay boyunca küçülen ay süresince, günde 3 kez bir kapsül kullanmalısınız. Tıpta, Azadirach’ın meyve ve tohumları, kabuğu, yaprakları, çiçekleri ve kökleri kullanılır. Tohumlar %40-60 oranında yağ içerir. Bu yağ bir dizi geleneksel Asya tıbbında ve Batı Avrupa’da, antienflamatuar, antiseptik ve antibakteriyel, müshil ve hipoglisemik ajan olarak kullanılır. Kabuğu ve kökleri ateş düşürücü ve kurt düşürücü olarak kullanılır. Meyve, ağaç kabuğu ve yapraklarının böcek öldürücü, antimalaryal, antimikrobiyal ve gebeliği önleyici etkileri vardır. Bitki homeopatik tedavilerde de kullanılır. Gerçekten, gençleşmenin yolu -ölümsüzlük- Azadiracht veya yalancı tespih ağacından geçiyor!
Fakat en şaşırtıcı olanı, Hint Azadiracht’ı, neem ağacı veya Aja-Bælaş’ın, kültü gibi mitolojik imajının da Hint-İran kökene sahip olmasıdır. Örneğin, bitki örtüsü ile ilişkili Tamil tanrısı Murugan’a yapılan ibadet ritüellerinde,
Mitolojik Sözlüğe göre, güneş ve ateşe tapınmalarda, Azadirachta çiçekleriyle yapılan çelenkler ve taçlar sembolik olarak onun kutsal enerjisinin kontrol edildiği anlamına gelir. Azadirachta’nın enerjisi -acı/soğutucu/keskin- nesnelerdeki veya insanlardaki iç ateşin soğutulması için kullanılır, çünkü bunlar böylece belirli kontrollü çerçevelere alınmış olur. Belirli bir nesnede veya bir insanda kutsal enerjinin yoğunlaşma anı, onları dini ibadet nesnesi yapar; Şoşlan, enerji taşıyıcısı bir “ev” (kendi tarafından inşa edilen demir kule) elde ederek, kendi etki alanı olan yerel bir tanrı konumuna dönüşür ve bu nesneyi koruma işlevini üstlenir. Kutsal enerjinin tezahürünün karakteristik formu ateş ve ısıdır (hem doğal hem de dini açıdan).
Osetlerin ataları ateşin temizleyici ve gençleştirici bir etkiye sahip olduğuna inanıyordu.
‘Ateş’in anlambilimsel çalışması, pek çok dilde cennet, Tanrı, güç, yaşam, ölüm, deniz, dağ, büyük, yılan, ağaç, cadılık, değişim, kutsallık, inek, boğa ve daha pek çok kelime ile ilintili olduğunu gösterir, ve Şoşlan da güneş tanrısı, büyücü, sihirbaz, şamandır.
Isı hastalık, ıstırap ve her türlü kirlilik ile ilişkilidir. Enerjinin -ısının- belli kontrol edilebilir çerçevelere alınması, iyileşmeye, ağrıların giderilmesine, temizlenmesine vb. katkıda bulunur. İlahlaşan şaman, Şoşlan, çift tabiatına uygun olarak, tehlikeli ve korkunç olabilir, mukaddes olmasına rağmen (ölüm ve dirilişin Güneş Tanrısı, dünyevi mal ve bedensel ölümsüzlüğü bahşetmesi) zorbadır da: nihayetinde, V.I. Abaev’in belirttiği gibi, “… Şoşlan’ın her özelliği, her başarısı ışıklı bir nitelikte değildir.” Dizginleyici bir çerçeveye sahip olmayan, kontrolden yoksun enerjisi ölüm ve yıkıma neden olabilir.
Nart Destanları’ndaki Şoşlan, ilk şaman, ilk şifa ve büyücülük öğretmenidir, ölülerin dünyasına yolculuğu ve özellikle de yeraltındaki yaşamı, bize onun adanmış bir “şaman” olduğunu gösterir. Aja bælaş, “her derde deva bir şifa ağacı”’dır, tanrıların ve ruhların yaşadığı bir yer ve bu nedenle de içlerinde kutsal enerjinin yoğunlaşma yeri olması onları dini bir ibadet nesnesi haline getirir. Şoşlan onların kutsal “soğutucu” enerjisini, farklı faydaları sağlamak için kullanır: hasat, yağmur, salgınlardan kurtulma ve bolluk. Şoşlan bu enerjinin taşıyıcısı olduğundan, doğanın enerjisini bünyesinde barındırır ve üretken güçlerinin canlanması ile ilişkilendirilir.
Şoşlan’ın Atsıruxş’ için yaptığı kule, dikey olarak üç katmanlı bir şemayı (üst, orta ve alt dünyalar) yatay olarak dört üyeli (dört köşeli, dünyanın dört yönü, dört mevsim) bir şema ile birleştiriyor. Dörtgen şekil, işlevsel olarak Kozmik Ağaç (Yaşam Ağacı) ile özdeş olup birçok Hint-Avrupa halkının en eski ritüel yapılarının karakteristiğidir. Buradaki düşünüşün temeli Üst Dünya ile yeryüzü ekseni üzerindeki dikey bir ağaç, direk veya kazık vasıtası ile iletişim kurma inancıdır. Azadirachta veya Aja bælaş uzun ömürlülüğün bir sembol olarak ölümsüzlükten gelen özel bir yaşam zevkinin cisimleşmesi olarak betimlenir, fakat aynı zamanda büyücü Şoşlan’ın kutsal “ağacı” olarak aşkın güçlerle de ilişkilendirilir.
(Devam edecek)

***

Osetya’dan Haberler

Siyah Burka
MASK tiyatro grubu tarafından sahnelenen Oset yazar George Khugaev’in oyunu “Siyah Burka”, Berlin’de gerçekleştirilecek olan 2019 Uluslararası Altın Anahtar Çocuk ve Gençlik Oyunları Tiyatro Yarışması’na davet edildi. Fatima Gazzaeva’nın başını çektiği yaratıcı bir ekip tarafından hazırlanan performansta 12-18 yaş arası çocuklarımız sahne alıyorlar. Güney Osetya’da bir kukla tiyatrosu da kurmuş olan Gazzaeva Moskova’ya taşındıktan sonra Mikhailovskoye Kültür Evi’nin sanat direktörü olmuş iki yıl önce de çocuk ve gençlik tiyatrosu MASK’ı kurmuştu. MASK geçen yıl da Moskova Şehri Yaratıcı Ekip ödülünü kazanmıştı. Hazırlığı on bir ay süren ve Oset dans ve melodileriyle işlenen oyunda çocuk ve gençlere arkadaşlık, sadakat ve ihanete dair kıssalar aktarılıyor. Oyunun baş karakteri Tuzar isimli bir çoban köpeği, çobanın kaybettiği siyah burkasını (nımet) bulan Tuzar zor koşullarda onu beklemek ve dişi kurt Çobra’nın ayartmalarını direnmek durumunda bulur kendini.

Tugantı Zeraşşa 90 yaşında


Meşhur sirk sanatçısı Tugantı Zeraşşa 90 yaşında. Sanatçı, yöneticiliğini de yaptığı İrışton Ekibi’nde sürücülük de yapıyordu ve at biniciliğine getirdiği yeni tekniklerin yanı sıra kattığı estetik ve güzellik ile tarihe geçti.
SSCB Halk Sanatçısı ünvanına da sahip olan Tuganova’nın en unutulmaz gösterisinde Tuganova, on siyah burkalı siyah atlı erkek binicinin arasındaki tek beyaz atlı ve beyaz burkalı ve inanılmaz hareketleri yapan binici olarak yaptığı muhteşem gösteriden sonra burkasını ve kalpağını atıp bu inanılmaz binicinin bir kadın olduğunu gösterir ve dakikalarca ayakta alkışlanırdı. Sanatçımızın önünde saygıyla eğiliyoruz.

Ghoşta şiirleri
2019 yılının Güney Osetya-Alanya (GO-A) tarafından Ghoşta Yılı ilan edilmesinin şerefine, Ghoşta Khetagurov anısına internet üzerinden #читайкоста adı altında instagramda organize olan onlarca kişi, beş ülkede birden şairin şiirlerini okudular.
Brezilya, Bulgaristan, Çin Halk Cumhuriyeti, Azerbaycan ve Buryatya’nın farklı şehirlerinde toplananlar, Ghoşta’nın şiirlerini Osetçe ve Rusçanın yanı sıra yerel dillerde de okudular. Bilindiği gibi Ghoşta’nın Oset Liri kitabı, Türkçe’ye çevrilmemiş olsa da, pek çok dile çevrilmiş durumda.

Rosturizm’e Oset yönetici
Rusya Federasyonu’nun (RF) ulusal turizm ajansı Rosturizm’in başına genç bir Oset kadın getirildi. Zarina Doguzova, Dimitry Medyedev tarafından Başkanlık bünyesindeki başkanlığına atandı. 2008 yılında RF Dış iİlişkiler Bakanlığı’nın Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, Gazetecilik Bölümü’nden mezun olan Doguzova 2012’den bu yana Başkanlık Halkla İlişkiler ve İletişim Bölümü’nde çalışmaktaydı ve 2015’ten bu yana Soçi Olimpiyatları, 2018 Dünya Kupası ve pek çok önemli organizasyonda görev aldı. Doguzova ayrıca Putin’in inisiyatifi ile kurulan Amur Kaplan Merkezi’nin Yönetim Kurulu’nda da görev alıyordu.

Oset şarkıcı müzik listelerinde
Kuzey Osetyalı rap sanatçısı Alan Hadzaragov’un (Matrang) “Medusa” şarkısının videosu “Yandex.Music” listesinde ilk 3’e, iTunes listesinde ise beşinci sıraya kadar yükseldi. Geçtiğimiz Nisan ayında Youtube’a yüklenen video 65 milyonun üzerinde kişi tarafından seyredildi. Matrang’ın şarkışı Osetçe’ye de çevrildi ve Madina Dzhioeva ve Kristina Kuznetsova tarafından seslendirildi.

Şarkının Rusça orijinali ise aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

Toprak numuneleri kirli çıktı
Kuzey Osetya – Alanya (KO-A), RF bünyesinde toprak kirliliği konusunda en kötü beşinci bölge oldu. Yakında geçirdiği yangın sonucu kapatılan Elektrozink başta olmak üzere ağır metal işleyen sanayi kuruluşlarının neden olduğu kirliliğin sonucu olarak KO-A’dan alınan toprak numunelerinin %23,2’si kirli çıktı. En kirli bölge ise %48 ile Krai bölgesi oldu.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz