Aja-Bælaş: Nart Destanlarındaki Yaşam ve Ölüm Ağacı (2. Bölüm,)

0
8

V.I. Abaev SOIGSI Enstitüsü ve “Kuzey Osetya” Gazetesi’nin ortak projesi olan “A’dan Z’ye Alanya” projesi çerçevesinde yayınlanan ikinci makalenin çevirisinin ikinci bölümünü sunuyoruz.
Çevirimi düzelten Sayın Ælbortı İrmæ Akdemir’e teşekkür ederim.

Elena Besolova

Bitkinin her bir parçası, iyileştirici özelliklere sahiptir denilmektedir, bu nedenle geleneksel Hint tıbbı Ayurveda tarafından kadim zamanlardan beri, çeşitli akut ve kronik hastalıkların önlenmesi ve karmaşık tedavilerde kullanılmıştır. Ve bunun, Ön-Osetlerin soyundan gelenlerin genetik hafızasında korunduğunu düşünüyoruz. Azadirahta’nın (pek çok yerel dilde “kutsal ağaç”; “köy eczanesi”; “kırk derde deva”; “hür ağaç” şeklinde de adlandırılır UG) olağanüstü iyileştirici özelliklerinin doğrulanması, yalancı tespih ağacının veya onun taze yapraklarının bir ekstraktına dayanan Dabur India Limited firması tarafından üretilen Grenim’dir. En çok Güneydoğu Asya ülkelerinde (özellikle Hindistan ve Burma’da), kanı ve cildi temizlemek için ve ayrıca aya bağlı kronik hastalıkların önlenmesinde (dolunaydan yenisinin doğmasına kadar) popülerdir, dört ila altı ay boyunca yemeklerden 30-40 dakika sonra bir kapsül alınır. Toksinlerden kanı uzun süre temizlemek ve cildi temizlemek için bu ürünü yemeklerden sonra günde iki kez almak da mümkündür. Akut ve kronik hastalıkların karmaşık tedavisinde, ilacı bir ay boyunca sürekli olarak günde 3 kez yemekten 30-40 dakika sonra iki kapsül, ve ardından 6-8 ay boyunca küçülen ay süresince, günde 3 kez bir kapsül kullanmalısınız. Tıpta, Azadirach’ın meyve ve tohumları, kabuğu, yaprakları, çiçekleri ve kökleri kullanılır. Tohumlar %40-60 oranında yağ içerir. Bu yağ bir dizi geleneksel Asya tıbbında ve Batı Avrupa’da, antienflamatuar, antiseptik ve antibakteriyel, müshil ve hipoglisemik ajan olarak kullanılır. Kabuğu ve kökleri ateş düşürücü ve kurt düşürücü olarak kullanılır. Meyve, ağaç kabuğu ve yapraklarının böcek öldürücü, antimalaryal, antimikrobiyal ve gebeliği önleyici etkileri vardır. Bitki homeopatik tedavilerde de kullanılır. Gerçekten, gençleşmenin yolu -ölümsüzlük- Azadiracht veya yalancı tespih ağacından geçiyor!
Fakat en şaşırtıcı olanı, Hint Azadiracht’ı, neem ağacı veya Aja-Bælaş’ın, kültü gibi mitolojik imajının da Hint-İran kökene sahip olmasıdır. Örneğin, bitki örtüsü ile ilişkili Tamil tanrısı Murugan’a yapılan ibadet ritüellerinde,
Mitolojik Sözlüğe göre, güneş ve ateşe tapınmalarda, Azadirachta çiçekleriyle yapılan çelenkler ve taçlar sembolik olarak onun kutsal enerjisinin kontrol edildiği anlamına gelir. Azadirachta’nın enerjisi -acı/soğutucu/keskin- nesnelerdeki veya insanlardaki iç ateşin soğutulması için kullanılır, çünkü bunlar böylece belirli kontrollü çerçevelere alınmış olur. Belirli bir nesnede veya bir insanda kutsal enerjinin yoğunlaşma anı, onları dini ibadet nesnesi yapar; Şoşlan, enerji taşıyıcısı bir “ev” (kendi tarafından inşa edilen demir kule) elde ederek, kendi etki alanı olan yerel bir tanrı konumuna dönüşür ve bu nesneyi koruma işlevini üstlenir. Kutsal enerjinin tezahürünün karakteristik formu ateş ve ısıdır (hem doğal hem de dini açıdan).
Osetlerin ataları ateşin temizleyici ve gençleştirici bir etkiye sahip olduğuna inanıyordu.
‘Ateş’in anlambilimsel çalışması, pek çok dilde cennet, Tanrı, güç, yaşam, ölüm, deniz, dağ, büyük, yılan, ağaç, cadılık, değişim, kutsallık, inek, boğa ve daha pek çok kelime ile ilintili olduğunu gösterir, ve Şoşlan da güneş tanrısı, büyücü, sihirbaz, şamandır.
Isı hastalık, ıstırap ve her türlü kirlilik ile ilişkilidir. Enerjinin -ısının- belli kontrol edilebilir çerçevelere alınması, iyileşmeye, ağrıların giderilmesine, temizlenmesine vb. katkıda bulunur. İlahlaşan şaman, Şoşlan, çift tabiatına uygun olarak, tehlikeli ve korkunç olabilir, mukaddes olmasına rağmen (ölüm ve dirilişin Güneş Tanrısı, dünyevi mal ve bedensel ölümsüzlüğü bahşetmesi) zorbadır da: nihayetinde, V.I. Abaev’in belirttiği gibi, “… Şoşlan’ın her özelliği, her başarısı ışıklı bir nitelikte değildir.” Dizginleyici bir çerçeveye sahip olmayan, kontrolden yoksun enerjisi ölüm ve yıkıma neden olabilir.
Nart Destanları’ndaki Şoşlan, ilk şaman, ilk şifa ve büyücülük öğretmenidir, ölülerin dünyasına yolculuğu ve özellikle de yeraltındaki yaşamı, bize onun adanmış bir “şaman” olduğunu gösterir. Aja bælaş, “her derde deva bir şifa ağacı”’dır, tanrıların ve ruhların yaşadığı bir yer ve bu nedenle de içlerinde kutsal enerjinin yoğunlaşma yeri olması onları dini bir ibadet nesnesi haline getirir. Şoşlan onların kutsal “soğutucu” enerjisini, farklı faydaları sağlamak için kullanır: hasat, yağmur, salgınlardan kurtulma ve bolluk. Şoşlan bu enerjinin taşıyıcısı olduğundan, doğanın enerjisini bünyesinde barındırır ve üretken güçlerinin canlanması ile ilişkilendirilir.
Şoşlan’ın Atsıruxş’ için yaptığı kule, dikey olarak üç katmanlı bir şemayı (üst, orta ve alt dünyalar) yatay olarak dört üyeli (dört köşeli, dünyanın dört yönü, dört mevsim) bir şema ile birleştiriyor. Dörtgen şekil, işlevsel olarak Kozmik Ağaç (Yaşam Ağacı) ile özdeş olup birçok Hint-Avrupa halkının en eski ritüel yapılarının karakteristiğidir. Buradaki düşünüşün temeli Üst Dünya ile yeryüzü ekseni üzerindeki dikey bir ağaç, direk veya kazık vasıtası ile iletişim kurma inancıdır. Azadirachta veya Aja bælaş uzun ömürlülüğün bir sembol olarak ölümsüzlükten gelen özel bir yaşam zevkinin cisimleşmesi olarak betimlenir, fakat aynı zamanda büyücü Şoşlan’ın kutsal “ağacı” olarak aşkın güçlerle de ilişkilendirilir.
(Devam edecek)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here