Aja-Bælaş: Nart Destanlarındaki Yaşam ve Ölüm Ağacı(3. Bölüm)

0
7

V.I. Abaev SOIGSI Enstitüsü ve “Kuzey Osetya” Gazetesi’nin ortak projesi olan “A’dan Z’ye Alanya” projesi çerçevesinde yayınlanan ikinci makalenin çevirisinin ikinci bölümünü sunuyoruz.
Çevirimi düzelten Sayın Ælbortı İrmæ Akdemir’e teşekkür ederim.

Elena Besolova*

Bu ağaç hem bir ibadet nesnesiydi hem de bir ilahla özdeşleştirildi ve bir ilahın cisimleşmesi olarak genellikle O’nun sembolizmiyle eşitlendi: Işık ve ses. Şoşlan’ın demir şatosunun dört köşesindeki Aja ağacının dört yaprağı, karanlığın dünyasının -cehennem- küçülen bir ay olarak tasvir edildiği dualistik modellerin efsanevi ve sembolik temelini oluşturan ayın dört aşamasıdır. Sırasıyla “metal”in değeri, “yapmak”, “büyülemek”, “kutsal eylemleri gerçekleştirmek” ile ilişkilendirilebilir.
Kadim olanların mito-şiirsel geleneği metali sadece gök cisimleriyle, yıldızlarla ilişkilendirmek; metali ifade eden kelimeler “direk”, “kazık”, “kazıklarla çerçevelenmiş yer”, “ev”, “soyun bulunduğu yerler” anlamına gelebilir.
“Nart Destanları”ndaki “… Şoşlan deniz kıyısına gitti, yüzüğü ile geniş bir daire çizdi ve bu dairede demirden yapılmış büyük bir siyah şato yükseldi. Ve Şoşlan kalenin dört bir köşesine, Aja ağacının yapraklarını ekti … “ alıntısı ile karşılaştırınız.
Antik çağda, pagan tapınaklarının yeryüzünün kutsal enerjinin yoğunlaştığı bölgelerinde inşa edildiği bilinmektedir. Buradaki “Kara Kale” öbür dünyaya giriş, “aşkın, ruhun” bulunduğu yer, ki bu genellikle ölüler krallığının Tanrısı “Baraştır” olarak anlaşılır. Bu metindeki halka yüzük, sihirli sembolizme sahiptir ve “İlahi olanı kendisinin içine almak, İlahi olan ile birleşmek” anlamına gelir. Yüzüğe gelince, bazen soyun enerjisini korumak için nesilden nesile bir sembol olarak iletilir: Sonuçta, sembolik seviyede ölümsüzlük, sonsuzluk demektir. Ve yine: bir daire içindeki bir kare (kale), fiziksel elementlerin (su, ateş, toprak, ahşap ve metal) dünyasıdır, burada metal “dört” sayısına eşit olup sonbahar ve batı (öbür dünya) ile ilişkilidir. Yüzük ile siyah bir kalenin etrafına yuvarlak bir çizgi ile çevrelemek, görünüşe göre, tapınağın etrafındaki ard arda dairesel hareketlerle onun kutsanması anlamına gelir (bugün bile Osetler, kutsal mekanlarının etrafında daire çizerek üç kez dolanırlar). Kalenin siyah rengi hem korunmayı hem de gizli bir kaynaktan gelen orijinal gizemli bilgeliği sembolize ediyor.
Bu yüzden, büyücü ve şaman Şoşlan’ın, kendisi tarafından ritüel bir faaliyet ile yapılan, kutsal enerjiyle doyurulmuş, iyiliğin ve refahın kazanılmasını sağlayan bir pagan tapınağı vardır.
Fakat şamanın kültü, transa geçmek, benliğini ele geçirmek, ritüelin tersine çevirdiği davranışlar olmadan düşünülemez. Aja ağacının yapraklarının Şoşlan tarafından ekilmesi, kutsal enerjiyi kontrol etmek amaçlı ritüel bir eylemdir, ağacı bakımlı tutmak onun faydalı ve canlandırıcı olması için bir şarttır. Tapınakların dört bir köşesine dikilen Aja ağacının oluşturduğu değnekler, çubuklar ilahi sembollerdir. İlahi hareketi cisimleştirirler; yukarıdan aşağıya (cennetten toprağa) ve aşağıdan yukarıya doğru (yeryüzünden cennete). Bu ilahi hareket, büyücülük olarak yorumlanan ilahi yaratıcılık olarak algılandı. Ancak hareketin anlamı olan kelimeler sadece “iki”nin anlamına değil, aynı zamanda ikinin katları olan sayılara, yani “dört” tabusuna dairdirler (elementlerin dengesinin, uzamın düzeninin; ateşli dikeyin kişileşmesinin, İlahi olanın ve ilahi gücün sembolleridir). Dikey alan, hem mekan hem de zamanı ifade eden hareket ile belirtilir, gerçekleştirilir, kontrol edilir ve doğrulanır. Ateş’in bu hareketi insanların dünyası ile tanrıların dünyasını, cennet ile yerküreyi birbirine bağlar. Üsteki kutsal saflıkla işaretlenmişse, o zaman altta olan (alt dünya) kusurludur: “Yarım” bir Güneş ve Ay vardır, kasıtlı olarak yanlıştır, insanların yaşamlarına belirsizliği ve şans faktörünü getirir. Sadece orta dünya -insanların dünyası- en iyilerin sentezidir: Sonuçta, hem Güneş hem de Ay tarafından aydınlatılıyor.
Ayın, yaşam iksiri, Soma’nın (Aryan kavimlerinin, dolunayda toplanan kızıl mantarlarla hazırlanan, narkotik ve uyarıcı etkileri olan ritüel içkisi. UG) içinde olduğu kap ile ilişkili olduğu bellidir. Şaman, bardaktan yere serpilen iksir ile tüm canlıları besler. İksir, kutsal bitkilerde toplanır ve bir kişi bunu onun suyundan alabilir. Ay bitkileri kültü, Büyük Ay’dan bu yana en eski olan külttür.
Bu iksirin sağaltım etkisinin (bizim durumumuzda, taze Azadirachta yaprağı ekstraktı bazlı bir ilaç) etkili olabilmesi için tedaviye dolunayda başlanmalı ve yeni aya kadar devam etmelidir, kusurlu (küçülen) Ay dönemi insan vücudunun tüm zararlı doğal özelliklerinden kurtulmaya hazır olduğu zamandır. Sadece iyileşmek için değil, aynı zamanda sağlığı uzun süre sürdürmek için, doğanın bir parçası olarak insanın ay döngüleriyle uyum içinde yaşamayı öğrenmesi gerekir.
Burada sunduğumuz bilgiler Nart Destanı’ndaki “eski mitolojik parçalarda” (V.I. Abaev), onları yaratan Osetlerin atalarının anavatanlarındaki “orijinal” bölgelerinin anıların korunduğunu gösteriyor. Halk inanışları bazen, kendilerine yol açan sebepler işlevlerini yitirdikten sonra da uzun bir süre var olmaya devam ediyor. (Bitti)

Çeviri: Ufuk Güneş

*Filoloji Doktoru, Bölüm Başkanı. Osetçe Dilbilimi Bölümü Başkanı, SOIG

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here