Yayınlardan Seçmeler

0
17

Süreli Yayınlarımız 28 – 2

Birleşik Kafkasya Konseyi Dergisi
ve Birleşik Kafkasya Dergisi

Mayıs ayında “Birleşik Kafkasya Konseyi (BKK) Haber Bülteni” ve bültenden dergiye geçiş (2003) ile ilgili bilgi aktarmış, bülten ve derginin ilk sayılarından seçilmiş yazılar yayınlamıştık. Bu ay, 2003 yılında kurulan Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (BirKaf) yayın organı olarak 2005 yılından itibaren yayınlanan “Birleşik Kafkasya Dergisi” ilk sayısından “Bizden Size” yazısı ile beşinci sayıdan Sönmez Can ile söyleşiden bölümler veriyoruz.
Derginin ilk sayısında; BirKaf ve BKK adına sahibi Kamil Özdemir; yazı işleri müdürü Sönmez Can. Yayın kurulu; Osman Çelik, Prof. Anıl Çeçen, Atilla Doğan, Mahmut Bi, Muhsin Başok, Burhan Batur ve Savaş Doğan.
BirKaf Genel Kurulu sonrası, 2006 yılı Ekim-Kasım-Aralık sayısında derginin sahibi M. Ata Katı olmuş. Derginin son sayısı Nisan-Aralık 2009 tarihli.
Yanı sıra Konsey dergisi sayı 41’den Enver Kaplan’la söyleşiyi kısaltarak veriyoruz.

***

Birleşik Kafkasya Dergisi
Sayı: 1

Ağustos, Eylül, Ekim 2008

 

Bizden size

27 Şubat 2005 tarihinde yapılan I. Olağan Genel Kurul’da alınan bir kararla Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (BirKAFFED) yayın organı olacak derginin yeni bir ad ve yeni bir içerikle yayına başlaması öngörülmüştü.
Federasyonun Merkez Derneği durumunda olan Birleşik Kafkasya Konseyi Dergisinin son 43. özel sayısında da belirttiğimiz gibi “Birleşik Kafkasya” (BK) idealine hizmette öncülük etme gayreti içinde olan ve bugün için aynı çatı altında faaliyet gösteren Konsey, Vakıf (BİRKONSEV) ve Federasyon olarak değişik görevleri ve sorumlulukları paylaşarak uyumlu bir şekilde yürütmeyi başarmış olmanın mutluluğu ile çalışmalarımıza devam edeceğiz. Birleşik Kafkasya dergisi de bu çalışmaların siz değerli okuyucularımıza aktarılmasında, sizlerin düşünce ve duygularınızın toplumumuza, diğer Kafkas kuruluşlarına ve Kafkasya’ya aktarılmasında, medyada ve internet ortamında yer alan bizi ilgilendiren konuların araştırma ve incelenmesini müteakip istifadeye sunulmasında bir köprü oluşturmak en büyük amacımızdır. Bunu yaparken köklü Kafkas geleneklerine ve yasalara saygılı olmak kaydıyla dergimizin sayfalarının herkese ve her düşünceye açık olduğunu belirtmek isteriz. Birçokları gibi “HA MARJE” sloganıyla başlayıp yarı yoldan dönen bir dergi olmak bizi ve sizleri üzer. Bunun bilinci içinde toplumun ilgisine layık olmaya çalışacağız.
BirKAFFED’in vazgeçilmezleri olan aşağıdaki hususlar dergimizin yayın ilkelerinin başında gelecektir.
-BK dergisi, Hazar Denizi’nden Karadeniz’e kadar uzanan Kuzey Kafkasya’yı; tarihi, coğrafyası, kültürü, ananeleri ve paylaştığı ortak kaderi ile bir bütün olarak kabul eder.
-Kafkas toplumlarından birini diğerinden farklı görmez. Toplumlararası sorunlarda tarafsız ve barışçı çözümden yana tavır koyar. Toplumlararasında dayanışma ve güven duygusu yaratmanın yol ve yöntemlerini araştırır.
-Daima barış ve kardeşlikten yana olmuş Kafkas toplumunun yaşadıkları ülkelerde, ülkelerarası ilişkilerde barış ve kardeşlik köprüsü oluşturacaklarına inanır ve bunu gerçekleştirici çalışmalar yapar.
Kafkasya’nın milli ve hukuki haklarını insanlığın gündemine getirmeyi, kamuoyunda canlı tutmayı ve savunmayı, Kafkasya dışında yaşayan tüm Kafkasyalıları için tarihi, insani ve vicdani bir sorumluluk olarak kabul eder.
Yayın politikasını da; tüm Kafkas halklarının BARIŞ, DEMOKRASİ ve İNSAN HAKLARI’ndan evrensel değerler ölçüsünde yararlanması esasına dayandırmaktadır.

Saygılarımızla
Yayın Kurulu

***

Birleşik Kafkasya Dergisi
Sayı: 5

Ekim, Kasım, Aralık

 

Sönmez Can ile söyleşi

Birleşik Kafkasya Dergisi, Konsey Başkanı Sönmez Can’la Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu (BirKAFFED) hakkında söyleşi yaptı:

-Birleşik Kafkasya (BK): Federasyonun yaklaşım politikası nedir? Neyi savunuyorsunuz?
-Sönmez Can (SC): BirKAFFED; Türkiye’deki Kuzey Kafkas (KK) Kültür Derneklerinin TC’nin milli birlik ve beraberliği şuuru içinde, ebediyen bekası doğrultusunda tartışmasız bir asgari müştereğe sahip olanlarının güç birliği yapmasını, yaratılan gücü toplum yararına kullanmayı amaç edinen bir sivil toplum kuruluşudur. Kuzey Kafkasya’da Türkiye’de ve Türkiye dışında yaşayan tüm KK halklarını, onların kültürlerini, sosyo-ekonomik yapılarını ve sorunlarını inceler, çözümüne katkıda bulunacak güçleri harekete geçirmek için çaba harcar.

-BK: Türkiye politikasında Çerkesler konusunda neler söyleyebilirsiniz?
-SC: Bu sorunuzu Türkiye’nin politik hayatında Çerkesler olarak yorumluyorum.
Önce Çerkes kavramının kapsamına açıklık getirelim. Türkiye’de yaygın olarak anlaşılan 1864 yılında Kafkasya’dan sürülen halkların (Adige, Abhaz, Çeçen, Karaçay, Asetin ve Dağıstanlıların) tümü Çerkes olarak algılanıyor ve ifade ediliyor. Bugün Kafkas halklarından Adige ve Abhazlar halen Kafkasya’da faaliyet gösteren Dünya Çerkes Birliği’nin aktif üyeleri olarak kabul ediliyor. Diğer Kafkas halkları bu kavram içinde mütalaa edilmiyor… Türkiye’nin politik hayatında rol oynamış halen aktif olarak rol oynayan KK kökenli insan sayısı küçümsenmeyecek boyuttadır. İster Çerkes deyin, ister Kafkas kökenli deyin, Atatürk’ün milli mücadeleye başladığı zaman yanındaki 5 kişiden 3’ünün Kafkas kökenli olduğunu söylemek çok şey ifade eder…

-BK: Çerkes milliyetçiliği var mı? Çerkeslerle ilgili söylentiler oluyor. Ne dersiniz?
-SC: … Azınlık hakları ile güncelleştirilen etnik sorunlar, Türkiye’nin AB’ye girme sürecinde yeniden gündeme getirilmiştir…
Yirminci yüzyıl, ulus devletler çağı olma özelliği ile hafızalarda yer edecektir. Türkiye’ye de Avrupa’dan gelen bu devlet modeli çerçevesinde, Anadolu’da, Rumeli ve Kafkasya’dan gelmiş çeşitli topluluklar, TC ulus devletinin çatısı altında bir araya getirilmiş, seksen yıllık Cumhuriyet tarihi içerisinde etnik ve kültürel topluluklar arasında bir uyum modeli geliştirilmeye çalışılmıştır.
Bunun yanında Türkiye’nin ulusal bütünlüğüne yönelik etnik sorunları alevlendirmeye çalışan güçlerin var olduğu da bilinmektedir.
BirKAFFED, Türkiye’nin etnik sorunlar çıkartılarak karıştırılması senaryolarının kesinlikle karşısındadır.
Türkiye’deki Kafkas kökenlilerin sahip olduğu düşünce;
*Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü,
*Milli değerlere saygı,
*Evrensel insan hakları ve evrensel barış çerçevesinde Türkiye’deki ve Kuzey Kafkasya’daki insanların sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınma için sıkı bir dayanışma içerisinde olmaları noktasında odaklanmaktadır…
Kuzey Kafkasya kökenliler emperyalizme karşı kurulan bir ülkenin halkı olarak bilinçli olmak zorundadırlar.
*Anadilini konuşabilmek,
*Ata vatanı ile daima sıcak ilişki içerisinde olmak,
*Kültürüne sahip çıkıp onu yaşatmak Atatürk milliyetçiliğinin ve anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi en üst seviyeye çıkarıp onun gücünü en üst düzeye getirmenin öneminin idraki içinde vatandaşlık görevlerimizi yapmamıza ne engeldir ne de zarar verir.
Türkiye’deki KK kökenlilerin yani yaygın deyişle Çerkeslerin ezici çoğunluğunun düşüncesi bu yöndedir.

-BK: Birleşik Kafkasya ne kadar mümkün?
-SC: Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlık mücadelesinde toplumun tek yumruk olduğu dönemler dikkate alındığında bunun mümkün olup olmadığını tartışmak bile gereksizdir.
BK idealinin önünü kesmek için alınan tedbirleri analiz ettiğimizde “mümkün olmayacak bir şeyi engellemek için bu kadar gayret niye?” diye sormak gerekir…
Birlik yolunda Şeyh Mansur’un, Şeyh Şamil’in sağladığı tek yumruk olmayı, Kuzey-Batı Kafkasya’daki büyük sürgüne kadar devam eden mücadeleyi, 1918’de çarlığın yıkılmasından sonra Abdülmecid Çermoy, Haydar Bammat, Pşimako Kosok ve diğerlerinin öncülüğünü yaptığı hareketin sonucunda kurulan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni, II. Dünya savaşı sonlarında doğan durum ve imkânlar ölçüsünde komünizmin en baskılı döneminde yürütülen faaliyetleri, en son Kafkas Halkları Konfederasyonunun sağladığı birlik ve dayanışmayı dikkate aldığınızda, Kuzey Kafkasya’da yaşanan dinamikler, dil, kabile coğrafya gibi dar kalıplardan çıkarak evrensel değerlerle Kuzey Kafkasyalı kimliği ile düşünmemizi gerektirir.

-BK: Neden Birleşik Kafkasya?
-SC: … Olaya yalnız Çerkesler (yani Adige ve Abhazlar) olarak baktığımızda, Kabartay Balkar Cumhuriyeti (KBC) de dahil o geniş coğrafyada Rusya’nın lütfettikleri özerklik, federal cumhuriyet devlet, devlet başkanlığı, parlamento, bayrak, anayasa gibi oyuncaklar, veren tarafından her zaman alınabilecek ve alındığı takdirde de yapabilecek hiçbir şeyin kalmadığı görülecektir…
Kafkasya da yaşayan nüfustan çok Türkiye’de yaşayan bir Kafkaslı nüfus var. Eğer KK’da bir siyasi yapılanma, sosyal etkileşim ve bunun sonucu bir dayanışma ile var olma mücadelesi verilecek ise … mutlaka bir dış desteğe ihtiyacı olacaktır. Bu dış desteği verebilecek tek ülke Türkiye’dir. Türkiye’de … etkin bir güce sahip yüksek potansiyeli olan Kuzey Kafkasyalı nüfus KK’nın geleceği demektir. Ancak KK’yı elde bulunduracak asıl güç Çerkeslerin dışındaki Dağıstan, Çeçen, Oset, Karaçay-Balkar ve KBC’deki Adigelerdir. Abhazya dahil Kuzey Batı Kafkasya’nın göçle ayağa kaldırılması zordur. İşte BK bu nedenle gereklidir.
… Bu yöndeki arzuları Rusya’ya karşı destekleyecek diğer emperyal güçlerin de desteğini alabilmek için BK ideali önce kafalarda sonra da yüreklerde oluşturulmalıdır…

-BK: Toplumda sık sık tekrarlanan bir soru var. Kafkas kökenliler neden bir çatı altında toplanamıyorlar? Toplanmaları mümkün mü?
-SC: Türkiye’de yaşayan KK kökenli insanların oluşturduğu dernekler birkaç defa tek çatı altında birleşmek için girişimde bulundular. Bu girişimler bütün toplum tarafından olumlu karşılandı. Ancak, bu birleşme uygulanacak yöntem hatalı seçildiği için gerçekleşmedi. …
Türkiye’de yüze yakın dernek var. Bunların 19 tanesi İstanbul’da. Mevcut iki federasyona İstanbul’da kurulacak bir federasyonun da ilavesi ile bir konfederasyon oluşturulabilir.
… Toplumun özlemi olan bir çatı altında birleşme de böylece sağlanmış olur. Biz bunu … savunduk. Şimdi bütün iyi niyetimizle böyle bir birleşmeye hazırız…

***

Birleşik Kafkasya Dergisi
Sayı: 41

Nisan, Mayıs, Haziran 2004

 

Genel Başkan Enver Kaplan’la söyleşi

Rodina İcra Kurulu’nun daveti üzerine Kabartay-Balkar Cumhuriyeti’ne bir tetkik ziyareti yapan (03.06.2004) Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu (BirKAFFED) Genel Başkanı Av. Enver Kaplan’la söyleşi.
-Birleşik Kafkasya Konseyi (BKK): Sayın Başkan, bu ziyaretiniz bizim için sürpriz oldu. Zira Konsey’in Kuzey Kafkasya’daki yönetim kadroları ile bu ve buna benzer ilişkileri pek olmuyordu. Bu Konsey’in misyonuna uygun mu?
-Enver Kaplan: Biz Kuzey Kafkasya’daki yönetimlerle aynı düşüncede olmayabiliriz; ama düşman da değiliz. Türkiye’ye ziyaretlerinde de kendileri ile ilgilenip, görüşüp düşüncelerimizi aktarmak için fırsatları değerlendirdiğimiz gibi, bu defa onlardan gelen bir daveti de kabul edip birbirimizi daha yakından tanımak, düşüncelerimizi oradaki akrabalarımıza aktarmak fırsatını değerlendirmek istedik. Konsey’in misyonuna uygun olduğu gibi, düşüncelerimizi aktarmak ve onların düşüncelerini almak için de uygun bir fırsattı…

-BKK: … Ziyaretinizi kısaca özetleyebilir misiniz?
-E. Kaplan: … Rodina Derneği’nin merkezini ve onu takiben Emekliler Birliği Derneği’ni ziyaret ettim… Parlamentodan beklendiğimiz haberi geldi… Bizi Parlamento Başkan Yardımcısı Natbi Baziyev karşıladı… toplantı salonuna davet edildik.
Toplantıyı Natbi Baziyev açarak milletvekillerine beni tanıttı ve söz verdi…
Konuşmamı özetlemem gerekirse:
Ata yurdumuzun parlamentosunda milletvekillerine hitap etmek benim için bir gurur vesilesidir, diye söze başladım… Rodina Derneği Başkanı araya girerek … Türkiye’de Kafkasya ismi taşıyan 87 dernek olduğunu, bunların federasyonlarda bir araya gelmekte olduklarını, iki federasyonun kurulduğunu, … diğer federasyonun sadece Çerkes işleri ile uğraştığını, bizim ise Hazar Denizi’nden Karadeniz’e kadar olan coğrafyadaki bütün Kafkasya işleri ile uğraştığımızı belirterek…
Ben iki kuruluşun genel başkanı olduğumu;
1- BKK’nın 11 sene önce kurulduğunu,
2- BirKAFFED’in bu sene kurulduğunu belirterek,
Konsey’in 11 sene önce … 127 üyemizin katılımı ile kurulduğunu, bu sayının günümüzde 3 misline, potansiyel üyelerin katılımı ile 5 misline çıktığını, Konsey’in ve Federasyon’un Kafkasya’yı bir bütün ve otokton halkları da bu coğrafyanın sahibi ve yekdiğerinin kardeşi olarak gördüğünü ifade ettim. Sözlerime şöyle devam ettim:
Sayın Milletvekilleri; biz Türkiye’yi anavatan, burayı ise ata vatan, sizleri de ata yadigarı akrabalar olarak görüyoruz… Kimisi sürgün, kimisi göç diyor, ancak, bunu araştırmaya gerek görmüyoruz. Çünkü vatansız kaldığımızda, Osmanlı İmparatorluğu kendi topraklarını vatan olarak ayağımızın altına serdi. Bizi teba olarak kabul etti. Bizler bu iyiliğin altında kalmamak için, ölümüzü gömmeden, hastamızı tedavi ettirmeden, işimizi yapmadan ordunun ön saflarında Osmanlı’nın yaptığı savaşlara katıldık.
Osmanlı’dan sonra Kurtuluş Savaşı’nı Atatürk önderliğinde yaptık. Atatürk’ün etrafındaki 5 yardımcıdan 3 tanesi sizlerdendi. Kafkas kökenli idi. Yani şimdiki Türkiye’yi kanla, alın teri ile beraber kurduk ve geliştirdik. Bu durumda bizim evimiz ve vatanımız Türkiye’dir. Biz bu gün 70 milyonluk Türkiye’nin 8 milyonunu teşkil ediyoruz… … Her vatandaşın haklarına, sorumluluğuna ve yetkilerine sahibiz. Bu, anayasa ve yasalarla ve törelerle böyle olup eşit ve uyum içindeyiz.
Burası eski vatanımız olup sizler akrabalarımızsınız. Acılarınızı paylaşır iyi hallerinize seviniriz. Acıyı da mutluluğu da paylaşırız.
… Biz; Dağıstan, Çeçen, İnguş, Oset, Kabarday, Balkar, Karaçay, Çerkes, Adige ve Abhazları kardeş olarak kabul edip, dayanışma içinde olmayı sağlamaya gayret ediyoruz.
Bu davranış tarzımızın, bize ve sizlere gelecekte çok faydalar sağlayacağına inanıyoruz. Bu düşüncelerle sizleri de Hazar Denizi’nden Karadeniz’e kadar olan coğrafyadaki Kafkas halklarının birlik, dirlik ve dayanışma içinde olmalarını ve özellikle gençlerinizi geleceğe bilgili ve ehliyetli olarak yetiştirmenizi ve bu arada Ruslarla uyum içinde olmanızı arzuluyoruz.
Rusya hakkındaki düşüncelerimizi ve görüşlerimiz…
… Uygar Avrupa devletleri 300 – 400 seneden beri işgalleri altında bulunan sömürgeleri ve halklarını serbest bırakmış, onların hepsi bağımsız devletler olarak dünya devletleri arasında yerlerini almışlardır…
Büyük Rusya bu uygarlık yarışında geri kalmamak için, Asya’daki Türki devletlerini, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan’ı serbest bırakmış ve bunlarla bağımsız devletler topluluğunu kurmuştur.
Bu yarışa devamla özerk cumhuriyetlerin haklarını, hukuka dayalı olarak artırması ve soykırım gibi davranışlara son vermesi halinde, daha büyük ve uygar bir devlet olarak karşımızda olacak, sizler de sevgi ve saygı ile bununla uyum içinde olacaksınız. Bu durumda bizim de vatanımız olan Türkiye ve Rusya’nın dostluklarına katkımız artacaktır.

Parlamenterlerden gelen soruları cevapladım:
– Göç hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
-Ata yurda dönecek Kafkas kökenli bir Türk vatandaşının Kabarday-Balkar vatandaşı olması için özerk cumhuriyetin yetkisi kafi değil, Moskova’nın oluru gerek, bu konu yine Türkiye ve Rusya’yı ilgilendirir. Çifte vatandaşlık hakkı tanınması en uygun çözüm olur.

– Kendi dilimizde okuma – yazma ve yayın yapma hakkı?
– Bu hak yasa ile bize verilmiş bir haktır, kullanmanın yollarını aramaktayız.

– Türkiye’de Kafkas kökenli parlamenter var mı?
– TBMM’de azımsanmayacak kadar Kafkas kökenli parlamenter vardır. Ben de eski bir parlamenterim… (Kısaltılmıştır)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here