Gelenekler ve tolerans bir arada olabilir mi?

0
16

Osetya’da bir süredir farklı konular vesilesi ile süregiden bir tartışma var: “Gelenekler ve tolerans bir arada var olabilirler mi ve turizm geleneklerimizin yıpranmasına mı neden oluyor?” Geçen yıl bir rock grubunun Dargavs Ölüler Kenti’ndeki klip çekimi (şarkıcıların “uygunsuz” hareketleri ve giyimleri dolayısı ile) ve kadın turistlerin Geleneksel Oset İnancı Ætsæg Din’e göre kutsal sayılan, erkeklerin koruyucu tanrısı / meleği Waştırci’nin kutsal alanı olmasından dolayı kadınların girmelerinin yasak olduğu, bir alana girmeleri dolayısı ile kabaran tartışmalar en son olarak Fiagdon’da Oset Sülale Kulelerinin olduğu bir alanda verdiği yine “uygunsuz” sayılan pozları dolayısı tehditler alan Rus kadın “blogger” Kris Şelest ile yeniden gündeme geldi ve turistlerin sadece dinsel alanlara değil tarihi alanlara da girmelerinin bir düzene tâbi tutulması talepleri dile getirilmeye başlandı.
Bu tartışmaların iki ucunda olanlardan kimileri Zuarların; Aryanların bugüne dek gelen kutsal alanları olması dolayısı ile uluslararası turizme bu tema ile tanıtılmasını ve kitle turizmine yönelmesini istiyorlar, öteki uçta da kimileri “ölülerimizin ticaretini mi yapacağız, Dargav’a sadece orada sülale mezarları olan ailelerin üyeleri girebilsinler!” fikrini savunuyorlar.
Iştır Nıxaş Başkanı Kuçitı Ruslan’ın konu ile ilgili yayınladığı bir yazıda şu ifadeler geçiyor: “(…) Evet biliyorum turizm artık özel sektöre devredilmiş durumda ve devletin dolayısı ile toplumun doğrudan denetiminde değil ancak bu bir düzenleme de yapılamaz mı demek? Tabii ki yapılabilir ve yapılmalıdır da! Osetya’nın komşu cumhuriyetlerden ve RF’nin diğer bölgelerinde farklı olarak halen daha dağlarında geleneksel Oset inancımıza göre kutsal olduğunu kabul ettiğimiz ve ibadet ettiğimiz yerler (Zuarlar) var. Nasıl ki benzer şekilde kutsal kabul edilen camii ve kiliselerde katı ziyaret kuralları varsa buralarda da olmalıdır. Buralarda şortlar giyinmiş, ağzında sigara, çantasında domuz eti olan ziyaretçiler istemiyoruz, hatta ne derisinden yapıldığını bilemediğimizden, ayakkabıları da! Bunların bu kutsal mekânlara girmesi bizim için bir tabudur ve buralar sadece dua ve ibadet yerleridir: turistik mekanlar değil! Buralarda düzenleme yapma yetkisi de devlete ya da vatandaşlara değil buraları kutsal kabul eden kişilere aittir. (…) Geçenlerde bir Zuar’da satanistler kendi ibadetlerini yapmışlar ve neden burası diye soranlara da ‘Buranın enerjisi çok yüksek’ diye cevap vermişler. Kendi aramızda da ziyaret adabını bilmeyen pek çok kişi var. Artık bu kutsal yerleri, ziyaret kurallarını bilen ve ziyaretçilerin sorumluluğunu alacak, yerel bir rehber eşliğinde gezme zorunluluğu koymanın ve kemiklerin dahi çalındığı ata mezarlarımızı korumanın zamanı gelmiştir!”
Mayıs ortasında tüm RF’den tur operatör temsilcilerinin ve Kuzey Kafkas STK’larının bir araya geldikleri 600 kişilik dev bir forumda Kuzey Kafkasya’nın ekonomik gelişimi için dinamo olacağı umut edilen turizmin geliştirilmesi tartışıldı. Eko turizm ve etnik turizmin öne çıkarılması gereği üzerine uzlaşılan toplantıda KO-A Halklararası İlişkiler Bakanı Alan Tsutsiev de turizmi geliştirirken “kültürel ekolojinin” korunmasının da bir öncelik olduğu ve bu önceliğin gereği olarak bölgeye gelen ziyaretçilerin tarihi ve dini mekânlarda davranış kodları konusunda aydınlatılmaları gerektiğini belirterek bölgenin esasen kültürel turistleri çektiğinden bu kurallara uyulmasının nihayetinde turizmin de yararına olacağını ifade etti. Turizm Bakanı Elbrus Kubalov ise Devlet Başkanı’nın talimatı doğrultusunda turistlerin ülkeye girişte bu konularda bilgilendirilmeleri konusunda hazırlık yaptıklarını bildirdi.
Bilindiği gibi Osetya, Kuzey Kafkasya’daki en liberal bölge olarak biliniyor. Örneğin Çeçenya’da eşcinsellerin, çokluk aileleri tarafından infaz edilmeleri ve bu tür suçların güvenlik güçleri tarafından da örtbas edilmesi gibi olaylar Osetya’da yaşanmıyor. Bu liberallik, komşu cumhuriyetlerden insanların eğlence sektörünün daha canlı olduğu KO-A’ya gelmelerine neden oluyor. Buna tepki olarak da kimi geleneksel değerlerin kimi de daha çok siyasal İslamın etkisi altındaki bazı gençler geçen yaz yasal gece klüplerini basmış ve olay çıkarmışlardı, sonuç olarak bu mekanlardan bir kısmını kapanmıştı. Sosyal medya ortamlarında da liberal ve gelenekçi ya da dincilerin çekişmeleri süregitmekte. Geleneksel olanla çağdaş olanın çekişmesi uzun sürecek gibi görünüyor Kafkasya’da: Çünkü her ikisinin de diğerini tamamen dize getirebilmesi zor görünüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here