“Kæxtsgænæn Bayramı”

0
18

Kæxtsgænæn/КÆХЦГÆНÆН/KAHTSGANAN (Tas Kutlaması) Bayramı, temmuz ayının üçüncü pazar günü kutlanır. Bu bayram o denli önemliydi ki bu ayın ismi Kæhtsgænænı Mæy (Kæhtsgænæn Ayı) diye de anılırdı. Daha sonraları, geçen bir yıl zarfında doğan tüm erkek çocuklar için yapılan bir kutlama olsa da eskiden ailenin ismini devam ettirip ailenin reisi olacak olan ilk erkek çocuk için yapılırdı ama giderek doğan tüm erkek çocuklar için yapılır oldu. Çünkü halen erkek çocuğa farklı bir önem verilmektedir ve ailenin devamını onların sağlayacağı düşünülür. Şimdilerde, âdetlerin dönüşüme uğraması sonucu kız çocukları için de kutlayanlar oluyor.
Kæxtsgænæn’den iki hafta kadar önce geçen bir yıl içerisinde bir erkek çocuk doğuran gelinin kayınvalidesi wælibæx’ler pişirir, arak distile ederek gelini, torunu ve birkaç akrabasıyla beraber gelinin ebeveynlerini ziyarete gidermiş. Gelenlerin yanında hediyeleri de (Huın/хуын) olurmuş elbet. Ailesi yeni doğan torunlarının şerefine büyük bir davet verirmiş, misafirler de hediyelerini getirip büyük bir kâseye (Kæhts) koyarlarmış, günün adı da buradan geliyor.
Erkek evinde verilen ziyafet için de yeni torunlarının her türlü ihtiyacını kızın ailesi karşılar ve kıymetli hediyeler verirlermiş. Ailenin zenginlerinin çocuğa bir at / tay ya da bir öküz hediye etmesi beklenirmiş, daha orta halli olanlarınsa en azından bir koç.
Bilindiği üzere Oset kültüründe, eski anaerkil zamanların bir kalıntısı olarak, dayıların önemi çok fazladır, onlar da yeğenlerine verdikleri önemi hediyeleriyle göstermek isterlermiş. Sadece akrabalar değil komşular ve diğer davetliler de bu önemli günde olabildiğince cömert olurlarmış. Gelin, evine dönerken tüm bu hediyeleri de götürür ve orada iyice gözden geçirilirmiş verilen hediyeler, hediyelerin zayıf kalması geline ve ailesine bir utanç olurmuş. Eğer Kæhtsgænæn’inde bir at hediye edilmemişse erkek çocuk ergenliğe ulaştığında gidip dayılarından bir at almayı hak görürmüş kendinde. Çocuğa hediyeler verildikten sonra ve yeni kıyafetleri içinde davet sofrasına getirilince sofranın büyüğü Kuwd’unu edermiş: Madı Meryem ve Wastırjı özel olarak anılırmış bu duada. Dua bitince çocuğun sağ ayağı geniş bir tepside getirilen “Zıkga” (süt, tereyeğı / ekşi krema ve Oset peyniri ve unla yapılan bir tür lapa) yemeğine batırılır ya da üzerine ayağı ile bir çarpı işareti çizilir ve bu yemek misafirlere dağıtılırmış. Kæhtsgænæn’i yapılmayan çocuğun hastalıklı ve zayıf olacağına inanıldığından herhangi bir nedenle bu günde davet yapılamaz ise en kısa zamanda gerçekleştirilmeye çalışılırmış. Kæhtsgænæn’in hiç yapılmaması durumu ise aile için bir utanç vesilesi olurmuş.
Arife günü anne kendi başına yakınlardaki Madı Meryem kutsal alanlarına üç wælibæx ile begenı veya arak eşliğinde gidip orada dualarını (“Ey yücelerde oturan eşsiz Tanrım! Ey, erkeklerin koruyucusu (Waştırci)! Yarın, oğlumun şerefine söylenecek dilekleri yerine getirin! Onun yaşıtları arasında sağlıklı büyümesine izin verin! Benim hayatımın desteği olsun!”) eder, bir parça renkli yün kumaşı burada bırakır ve dönüş yolunda da geçenlere yiyecek ve içeceklerden ikram edermiş. (Çerkeslerde ise anne Madı Maryem kutsal alanına gittiği gün oğlunun saçını ilk kez kazırmış ve bunu da mükemmel olmayan bir şekilde yaparmış ritüel gereği.) Yine bayram arifesinde akrabalar, arkadaşlar ve özellikle yaşlı kadınlar eşliğinde yapılan Guılı Kuwd ise çocuğun gelecekteki mesleğini tahmin etmek amacı taşırmış. Bir Guıl (normalden büyük ve ovalce peynirli wælibæx) ile kama, kitap, kalem, makas gibi meslek işareti araç-gereçler masaya konulur ve çocuk için Tanrı ve yardımcılarından uzun ömür, iş dünyasında cesaret ve bilgelik, yaşamda mutluluk ve başarı dileyen duaların ardından çocuk masaya bırakılır, hangi objeye yöneldiğine bakarak gelecekteki mesleği tahmin edilirmiş.
Soygænæntæ ise çocuğun doğduğu köydeki ya da mahalledeki gençlerin kutlamasına verilen isimdir. Kæxtsgænæn’den bir gün önce, saflık ve günâhsızlık sembolü sayılan oğlan çocukları hazırladıkları maskeler ve komik kıyafetlerle tüm köyü ellerindeki renkli bez parçaları ile dekore edilmiş ve tepesinde bir demir hilal bulunan uzun ince direkle şarkılar ve şakalar eşliğinde o yıl içinde oğlan çocuğu doğmuş evleri dolaşır, genç gelinlere hep erkek evlâtlar doğurmalarını dilerler, karşılığında da tatlılar, ceviz ve benzeri ile özellikle peynir ve ev birası begenı verilirmiş. Gençler, peşlerinde çocuklarla ve mızıkalar eşliğinde dans edip şarkı söylerlermiş. Bunlara komşular katılır ve tüm kutlamanın lideri önceden hazırlanmış bir tür halk tiyatrosu sahnelermiş: Eğlencenin ortasında, katılanlardan bazıları “ölüverirmiş!” Eğlenceyi yeniden canlandırmak için ev sahipleri üç wælibæx, tavuk, begenı verince de “ölü” hızlıca hiçbir şey olmamış gibi ayaklanır ve yeni şakalar ile neşeli şarkılar danslar devam edermiş. Sonra, aynı senaryo çocuğun doğduğu bir sonraki evde devam edermiş. En son evin avlusundaki masayı yiyecek ve içeceklerle donatırlar ve kendilerine ziyafet çekerlermiş. Böylece köylülerine Kæhtsgænæntæ neşeli ruhu veriyorlarmış.
Bayramdaki ziyafette ise bir boğa ya da koç kurban edilir, sofrada beğeni ve arak ile özel olarak hazırlanmış zıkga bulunması şartmış. Önce sofranın erkek büyüğü dua eder ardından ise en yaşlı kadın dua edermiş. Köylerde Kæxthgænæn topluca kutlanırmış. Bu bayramın benzeri kutlamalar komşu Kafkas halklarında da vardır ve kökenleri antik zamanlara uzanır. Kutlama için özel olarak bira kaynatılır ve dualar bunun eşliğinde yapılırdı. Yine oğlanın başını ilk kez bugün kazırmış annesi ve bunu bilerek yarım yamalak yaparmış ritüel gereği. Kimi yerlerde Kæxthgænæn’i takip eden Salı günü ise Şawbaræg (“Kara Atlı” abreklerin, soyguncuların ve katillerin koruyucusu), ertesi gün ise Xoxtı Zuar (Dağın Tanrısı) bayramları kutlanırmış.
Osetlerdeki diğer yaş dönümü ritüelleri de şunlardır: Üçüncü yaş gününde erkek çocuklar için Tsæwæggag kutlaması yapılırmış ve kutlaması yapılmış çocuklar artık düğün, cenaze gibi sosyal törenlere katılabilirlermiş. 7 yaşından itibaren hafif ev işlerine yardım etmeye başlamaları ve 13 yaşında ilk kez ellerine tırpan verilmesiyle artık her türlü sorumluluğu yüklenecek olmaları da özel kutlama sebepleriydi.
Biz Ankaralı Osetler de geçtiğimiz yıl Tsoriti İsayı fırt Artun bebeğimiz için Anadolu’nun belki de ilk Kæxtsgænæn kutlamasını yapmıştık. Artun’umuza sağlıklı bir ömür diler, geleneklerimizi hatırlayıp yaşatmamıza vesile olduğu için ona ve sevgili ebeveynleri Nihal Ceylan ile İsa Şahingöz’e teşekkür ederiz. Artun bebeğimiz meslek tahmin ritüelinde KALEM seçti. Artık yazar mı olur kalem efendisi mi (memur) olur bilemedik.

Osetçe Kæhtsgænæn üzerine 15 dakikalık bir belgesel film: Yön. Tuatı Alinæ TUEVA,

Alan Ensemble-Soi (1966), “Soygænæntæ” gösterisi:
https://www.facebook.com/100015898985067/videos/508242326382396/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here