“Merkezi bir yapıdan ziyade bireysel olarak çalışan bir nevi gönüllüler topluluğuyuz”

0
12

Amerika’da yaşayan abonelerimizden Dipshov Ali Oğuz’un oğlu Canberk Oğuz, New Jersey’de bulunan Çerkes Yardımlaşma Derneği (CBA) Başkanı Quasbic Kaghado ile Adigece eğitimi, gençler, kurumlar ve soykırım konularında bir söyleşi yaptı.

-Adigecenin dünyada ve yerel olarak öğretilmesini kolaylaştırmak için neler öneriyorsunuz?
-Ben dil eğitiminin ilk önce evde başladığına inanıyorum. Adige dilinin mesela Türkiye örneğinde olduğu gibi nerelerde çoğunlukla kullanıldığına bakmalıyız. Bunun yanında akademik kapasiteye sahip Adigey ve Kabardey-Balkar’da ortak çalışan çok iyi eğitimli dilbilimciler olmalı. Bu arada dil engeli nedeniyle sadece başkan olmanın dışında birçok başka işlere de bakmamız gerekiyor. Çevremizde dili anadil olarak konuşan birçok kişi olsa da gençlere dili tüm kurallarıyla doğru olarak öğretecek eğitimli akademisyen ve profesyoneller yok maalesef. Bu durum, Adige nüfusunun yüksek olduğu Nalçik ve Türkiye’ye dilimizi öğrenme konusunda daha bağlı olmamızı gerektiriyor. ABD’de yüzde 90’ı işçi ve serbest meslek sahibi olan yaklaşık 3000 nüfusumuz var. Bu nüfus içinde belki sadece bir dilbilimci mevcut ki onun da elinde gerekli sistem ve desteğin olduğunu sanmıyorum.

-Gençlere dil öğretmede en büyük zorluğun nereden kaynaklandığını düşünüyorsunuz?
-Sorunun bir parçasının birçok kişinin bir yandan dilin gelişmesini savunurken bir yandan da evde anadil konuşmaktan ziyade başka bir dili tercih etmeleri olduğuna inanıyorum. Özellikle diasporadaki bir topluluk olarak ana sorumluluğu kurumlardan aileye kaydırmalıyız. Birçok kişinin duymak istemediği bir şey olsa da gerçek bu… Dilimizi korumak için çocuklarımızı dil konusunda daima uyanık tutmalıyız. Aksi takdirde yaşadıkları toplumun dominant dilini daha kolay ve rahat bulup o dile kendilerini adapte edeceklerdir.
Benim annem ve babam dışarıda hangi dili konuşursam konuşayım evde daima Adigece konuşmam için ellerinden geleni yaptılar. Mesela çocukken bir keresinde bir grup Arap çocuk Arapça konuşurken duyup birkaç kelimeyi öğrenmiştim. Önceleri öğrendiğim bazı kelimelerin pek de nazik kelimeler olmadığının farkına varmamıştım ama evde de bu kelimeleri tekrar edince ağabeyim beni kenara çekip evdeyken öteki dilleri dışarıda bırakıp kendi dilimizi konuşmamız gerektiği konusunda beni uyarmıştı. Evde ve aile içinde Adigeceyi konuştuğumuz bir kültür aşılamak zorundayız.
Bazen Paterson/Clifton taraflarından geçerken İspanyol ve Latin çocukların sokaklarda birbirleriyle özgürce kendi dillerini konuşabildiklerini görmek benim bazen içimi acıtıyor, çünkü ben de çocuklarımızın aynı şeyi yapmasını istiyorum. O çocuklar da göçmen ailelerin çocukları ama anadillerini yabancı bir ülkede koruyabilecekleri destek ve kültürel yapıya sahipler. Ayrıca sorunun bir parçasının, büyük hedefler doğrultusunda global bir toplum olarak çalışmamıza izin verecek bir yapının olmayışından kaynaklandığına inanıyorum. Bizler aslında belirlenmiş hedefleri ve amaçları olan merkezi bir yapıdan ziyade dünyaya yayılmış, bireysel olarak çalışan bir nevi gönüllüler topluluğuyuz.

-Bu durumda siz belirli amaçları global olarak tanımlayan merkezi bir kuruluşun olması gerektiğine mi inanıyorsunuz?
-Evet, doğru bir şekilde finanse edilmiş, ortak hedeflerimizi belirlemeye yardım edebilecek ve bu hedeflere ulaşabilmemiz için bir araya gelmemize olanak sağlayan global bir network’e sahip olmamız gerektiğine inanıyorum. Bu merkezi network ailelere ve yakınlarına nerden geldiklerini, neyi temsil ettiğimizi, kim olduğumuzu ve bunun gibi birçok kültürel değeri anlamamıza yardım edecek tarihi kaynaklara erişebilmemizi sağlayabilir. Merkezi bir yapı olmayınca, herkes küçük hedefler için çok daha fazla çalışıp bir şeyler yapmaya çabalıyor. Oysaki merkezi bir oluşumla yapılması gereken çalışmalar paylaşılıp daha büyük hedeflere daha rahat ulaşılabilir görüşündeyim.

-Adige toplumunda gençlere daha iyi uzanabilme konusunda bir sorun olduğuna inanıyor musunuz?
-Diğer bir konu da gençlerin kültürümüzün biraz daha zor ve “sıkıcı” yönlerine yeteri kadar kendilerini dahil etmemeleri. Partiler, danslar ve eğlenceli aktivitelere katılıyorlar ama başka şeyler için onlara ihtiyacımız olduğunda, birçoğunu gelmeye motive edemiyoruz. Belli bir noktadan sonra katılımlarda düşüş olduğunu görüyoruz. İlk sürücü ehliyetlerini almaya başladıkları yaşlarda (16-17 yaşları) biraz aileden bağımsızlaşıp bir kısmı artık aktivitelere katılmamaya başlıyor. Bir kısmı lise ve üniversite sonrasında kültürel etkinliklerden uzaklaşmaya başlıyor. Özellikle 21 yaşından sonra da büyük çoğunluğu ayrılıyor. Bu yaşlar aslında en faydalı olabilecekleri ama maalesef aktiviteleri de en fazla bırakma oranı olan yaşlar. Bu durum, haliyle bizim topluluk olarak hedeflerimize ulaşmamızı da zorlaştırıyor.

-Sizce gençlerin CBA’ya gelme ve yardım etme motivasyonlarındaki eksiklik CBA’dan mı yoksa gençlerin kendilerinden mi kaynaklanan bir sorun?
-Bunun nasıl yetiştirildiğinizle ilgili bir durum olduğu kanaatindeyim. Hiç zorlama olmadan kendi isteğiyle gelen de var, zorla sürükleyerek gönülsüzce gelenler de var. Eğer çocuk Adigeliğin ne olduğunu anlayabilecek kültür ve tavırlarla yetişmemişse, onlara neden ihtiyacımız olduğunu kolayca anlamalarını da bekleyemeyiz.

-Halkımızın soykırımı konusundaki duruşunuz ve görüşleriniz nedir?
-Soykırımın olduğuna inanıyorum. Tarihsel gerçekleri hiçbir zaman tam olarak doğru şekilde belgelenemeyen ve maalesef tarihi taraflı şekilde Rusya tarafından yazılmış bir felaketti halkımız için.
Tarihi araştırmaların ve arşivlerin erişimi kolaylaştıkça halkımızın başına gelen bu felaketin üm gerçekleriyle ortaya çıkacağına inanıyorum. Ayrıca gerçekleşen olayları tam olarak anlamamız için insan gücü, teknoloji, silah gücü gibi birçok alanda iki taraf arasındaki büyük farkı incelememizi gerektiren karmaşık bir mesele olduğuna inanıyorum. Tarihimizin, kimliğimizin önemli bir parçası ve bizi bugün bile trajik bir şekilde etkilemeye devam ediyor. Asla tam olarak etkisini silemesek ve unutmasak da kültürümüzü, mirasımızı, tarihimizi ve insani duygularımızı kararlı bir şekilde sosyal ağlar ve teknolojik erişimleri kullanarak korumaya devam etmeliyiz.

-Yakın bir gelecekte bir Çerkes okulunun açılabileceği ihtimaline inanıyor musunuz?
-Yakın gelecek için hemen hemen imkânsız diyebilirim. Bunun gerçekleşmesi için öncelikle eğitimli insanlara, finansal desteğe ve toplumun motivasyonuna ihtiyacımız var. Böyle bir hedefe ulaşabilmek için devamlılığı olan çok büyük bir çabaya ihtiyaç var ki maalesef şu an için bu pek gerçekçi görünmüyor.

Çeviri: Dipshov Ali Oğuz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here