Bægænı – Бæгæны 2. Bölüm

0
23

SOIGSI Enstitüsü ile Kuzey Osetya gazetesinin ortak projesi olan “A’dan Z’ye Alanlar” dizisinden beşinci makalemiz olan SOIGSI, Tarihi Bilimler Bölümü’nden Ludwig Alekseevich Chibirov (Л.А. Чибиров) ve İrina Alesheevna Bedoeva’nın (И.А. Бедоева) BEGENI // БÆГÆНЫ başlıklı makalesinin çevirisinin ikinci ve son bölümünü yayınlıyoruz. Çevirimi düzelten Sayın Ælbortı İrmæ Akdemir’e teşekkür ederim.

Oset Nart Destanı’nda Bægænı onurlandırılmıştır, ana özel şarkılar adanmıştır. Halk anlatılarında, bu içeceğin icadı efsanevi Şatana’ya atfedilir. Efsaneye göre, bir gün Waştırci, sıcak bir öğleden sonra, Wırıjmæg’ın yaşadığı yerden uzak olmayan bir ağacın altında dinleniyordu. Küçük bir kuş, üstündeki ağaçtan göğsüne düştü. Kuş kendinden geçmiş gibiydi, gagasında da şerbetçi otu yaprakları vardı. Waştırci kuşu göğsünde tutarak su içmek için Wurıjmag’ın evine geldi. Kuş birden çırpınıp kendine geldi, onu Şatana’ya gösteren Waştırci, kuşun göğsüne nasıl baygın düştüğünü ve şimdi nasıl hayata döndüğünü anlattı. Şatana, kuşun sıcaktan dolayı bayılmadığı sonucuna vardı çünkü Waştırci’nın koynu ağaçtan daha sıcak olmalıydı dolayısı ile kendinden geçmesine sebep şerbetçi otu olmalıydı. Şatana, bu kendinden geçmeyi yaratan etkiyi bulmak için şerbetçi otu, un ve diğer pek çok malzemelerle deneyler yapmaya koyuldu. Farklı karışımlar hazırladı ve onları kaynattı, uzun denemelerden sonra nihayet üç farklı içki keşfetmiş oldu: Bira (Oset birası – Bægænı // Бæгæны); rakı (damıtılmış – araqq // арахъхъ) ve boza (malt ekmeği ile yapılmış ev bozası – maxşımæ khuımӕl // махсымæ къуымӕл). Büyük kazanı olmadığından, bu içecekleri kaynatmasını Kuırdalægon’dan (Куырдалæгон -demircilerin koruyucusu UG) istedi. Bu içkiler, Kuırdalægon’un çok hoşuna gitti. Derhal diğer Semavi varlıklardan Safa (Сафа – ocağın ve zincirinin yani hanenin ve bebeklerin koruyucusu UG), Waştırci (Уастырджи – erkeklerin, yolcuların ve savaşçıların, iyilerin ve dürüstlerin koruyucusu, Şatana’nın babası UG) ve Watsilla’yı (Уацилла -yıldırımların ve yağmurun efendisi, tahılların ve bereketin koruyucusu UG) davet etti ve hepsi Şatana’nın icat ettiği bu içkileri beğendiler ve evden çıkarken her içkiden bir miktar yanlarına aldılar. Göksel varlıklara göre bunlardan en iyisi biraydı; Araqq’ı sadece tembel insanların içebileceğine ve Khuımӕl’in ise çalışma sırasında insanlara yararlı olacağına hükmettiler. Burada anlatılanların diğer Kafkas halklarının Nart Destanı versiyonlarında olmaması ilgi çekicidir.
Oset folklorunda bira ile ilgili pek çok şarkı vardır: “Nereden gelir kara bira” (Şaw bægænı tsæmæy væyı // Сау бæгæны цæмæй вæййы) ve “Bira fermente etme şarkısı” (Bægænı æntawcıtı jaræg // Бæгæны æнтауджыты зарæг). İçlerinden biri şöyle der:
«Нарты нæртон æфсин Сатанайы
Къухæй æфтыд фæ — у!
Дæ кад Сидамоны кадæн фæуæд!
Де ’хсар Æлгъуызы æхсарæн фæуæд,
Дæ бæркад — Хъусæгоны бæркадæн!
“Nartların muhteşem anaları Şatana’nın
Elinden çıkmadır!
Onurun, Sidamon’un onur gibi olsun!
Cesaretin Ælğuız’ın cesareti gibi olsun,
Bolluğunuz – Quşægon’un bolluğu gibi!
Şarkıda bahsi geçen Alan-Osetlerin efsanevi kahramanları: Şidamon, Ælguız ve Quışagon, onların tarih ve kültürlerinde önemli rol oynadılar. Sadece Osetlerde değil, tüm Hint-İran toplumlarında bilinen üçlü dini-mitolojik bir yapının vücut bulmuş halidir bu kahramanlar. Bu ritüel içkinin, bu üçlü yapının karakteristik özellikleri ile karşılaştırılması: şeref, cesaret ve bolluk, diğer benzer içeceklerde biranın olağanüstü yanını gösterir.*
Bira, dinsel sihir törenlerinde özel bir rol oynadı. En eski bira türü aluton olarak bilinir ve sadece özel durumlarda pişirilirdi. Muhtemelen, bu yüzden, Aluton adının yerini zamanla başka bir ilgili isim olan Bægænı aldı. Birayı cam kadehlerle ve tahta kupalarla içtiler, bunlarda sıklıkla özenli oymalar vardı. Hacimli figürlerle veya hayvan başlarıyla süslenmiş olan kulplarına özellikle dikkat edildi. Özgün veya prestijli biçiminde, içeceğin kendisi ve adı Gürcü komşuları (Ludi) tarafından Alan-Osetlerden ödünç alınmıştır. Bu gerçek, bu kültürel gelişimin temelinin bir besin öğesi değil, dini bir tercih olduğunu göstermektedir. Dağlılar, şarap yerine ritüel içki olarak birayı koymadılar: bu işlevi yüklenen ilahi içki aluton idi. Geçmişte Sarmatya birliği ile ortak alanlarda, nehrin aşağısında, yaşayan Rus Kazaklarından derlenen etnolojik materyallerde Aluton’un geniş dağılımından bahsediyor: Volga Nehri ve Güney Urallar-Alanya. Vilen Warjiati’ye göre, Kazaklar arasında bilinen bir çeşit buzı (sur boza) biliniyordu. Hazırlanmış içeceğe kuyruk yağı batırılırdı ve böylece buzı yağlı olurdu, kuyruk yağı ise kıkırdağa benzeyen bir hal alırdı.
V.I. Abaev’in bahsettiği Alanların Kuzey Avrupa ile Transkafkasya arasındaki kültürel aracılık rolü oynadıklarının en iyi kanıtı bu coğrafyada yaygın olan bira kültürüdür. Bu konuda sadece pratik değil, aynı zamanda ideolojik işlevlerle de önemli bir rol oynadılar.
Bira kutsal bir anlama sahiptir ve ritüel ve mitolojik alanın dikey bölünmesinde aracılık eder. Bu şerbetçio tundan elde edilen içki toprağın ve Güneş’in ürünlerini içerir. Bu anlamda, ritüel şölenlerin diğer besin unsurları gibi, ilahi güçlerin ihtişamına bir sunudur. Üçlü yapının özelliklerine sahip olan bira, mitolojik olarak düzenlenmiş alanın aracısıdır: uyum ve kaos; üst ve alt kozmik katmanlar arasındaki bir arabulucu. Vilen Ouarziati’nin belirttiği gibi şematik olarak, birayla yapılan libasyonun (Tökü / dökme sunusu) yapısı, “göksel-bira / kase-yeryüzü veya tanrısal-bira / kase-ölümlü insanlar” ’ı temsil eder. Birada, mitolojik bir alan gerçek insanlarla gerçek bir törenin performansında yansıma bulur, cennetin ve yeryüzünün karşıtlığına izin verilir: bira, ilahi olanla yeryüzünü birleştirir.
Osetlerin atalarının geleneğini onurla devam ettirdiklerini görmek memnuniyet vericidir. Son yıllarda, ulusal bira festivalleri “İron Bægænı” başarıyla gerçekleştirildi. Bu festivaller Farn “Фарн” Geleneksel Kültür ve Etnik Turizm Merkezi ile birlikte Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyeti Kültür ve Kitle İletişim Bakanlığı tarafından, Bavarya (Бавария) Şirketler Grubu’nun desteğiyle, organize edilmektedir. Bu önemli etkinlik, bu eski Alan geleneğinin güncellenerek, nihayetinde ekonomiyi, kültürü, sosyal alanı geliştirmek, rekreasyon ve turistik faaliyetleri canlandırmayı amaçlayan Kuzey ve Güney Osetya’nın tarihi ve kültürel mirasının etno-kültürel markalaşma sistemindeki hakkettiği yeri almasına olanak tanıyor.
L.A. Chibirov, Tarihi Bilimler Doktoru, Etnoloji Bölümü Başkanı, V.I. Abaev SOIGSI;
I.A. Bedoeva, Tarihi Bilimler Doktora Öğrencisi,
*: Dört farklı vadiden oluşan kadim Oset toplumundaki en eski topluluk olduğunu varsayılan Ardon ırmağı boyunca uzanan Alagir toplumuna (diğerleri batısındaki Digor, doğusundaki Kurtat ve güneyindeki Tual), Alan Kralı Os-Bagatır’ın oğullarından türediğine inanılan, asil sülaleler hükmederdi. Bunların adları ve sayıları farklı şekillerde anılsa da bunlar arasında toplumsal işlevlerine göre sivrilmiş ve ayrışmış üç sülale vardı: Khuşagon’lar adlarındaki dini simgeleyen khuş / kâse’den anlaşılacağı üzere dini ve yargı işlevlerini; Tsarazon’lar, Sezar’dan türeyen isimlerinden anlaşılacağı üzere askeri ve yönetimsel işlevleri; İranı kökenleri olan Sidamon’lar ise üretim işlevini yüklenmiş varlıklı sülalelerdi.
Hint-Avrupa topluluklarında farklılaşmış bu üç işlev (dini-idari; askeri; üretim) Dumezil ve Abaev’in dikkat çektiği üzere, üç farklı altın objenin: çan; kılıç ve kumaş üç kardeş (Şidamon, Kuşag (Tsakhil), Alguz / Aguza) tarafından paylaşılmasındaki ana temadır. Benzer motifleri İskitler’in orijinine dair Zeus ve Borysthenes’in kızının oğulları olan Targitaos’un üç oğluna gökten düşen üç altın obje: Kase; Kılıç; Saban efsanesinde de görebiliriz. (UG)
(Bitti)

Çeviri: Ufuk Güneş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here