Çocukların hevesine, söz almak için yarışmalarına tanık olmak eşsiz bir duygu!

0
456
Kafkasya gezimizde, kasım sonu aralık başında 4 gün kalmayı planladığımız Nalçik için ayırdığımız süreyi bir gün uzatmaya karar veriyoruz çünkü Kıp Gupse bize o gün Hatokşokho Gazi Adige Dil Derneği’nin etkinliği olduğunu söylüyor. Bu program kaçmaz!

Nalçik’in merkezindeki Şehir Kütüphanesi’nde biraz erken buluşmayı planlıyoruz. Amacımız öğretmenlerle tanışmak, sohbet etmek. Dıştan görünüşüyle de içeriden de çok güzel bir bina. Öğretmenlerinin gözetiminde civar köylerden, Nalçik’teki okullardan gelen öğrencilerle salon yavaş yavaş dolmaya başlıyor. Başka bir odada erken gelen 5 öğretmenle söyleşimizi yapıp salona dönüyoruz ki oturacak sandalye kalmamış, öğretmenlerin büyük bölümü ayakta. Moderatörlüğünü Hatsuk Raya’nın (Хьэцlыкlу Рае) yapacağı kitap tartışmasının bugünkü konusu “Kazanıkue Jabağı”.

Programa geçmeden önce Jıneps temsilcilerinin bugün aralarında olduğunu anons ediyorlar. O ortamda olmak mutluluk verici, “İyi ki kalmışız” diyoruz. Çocukların hevesini, söz almak için birbirleriyle yarışlarını, adeta birer tiyatrocu gibi öyküleri anlatışlarını izlemek, heyecanlarına ortak olmak müthiş bir duygu. Her bölümde dereceye giren katılımcıları, oylarıyla yine çocuklar belirliyor. Adigecenin yok oluşuna dair kaygılar haksız değil; kurtuluşunun tek yolu, bu derneğin çalışmalarına benzer çabaları çoğaltmaktan geçiyor.

-Uzaklardan gelenler de var aranızda, öncelikle siz değerli öğretmenlerimize bu yoğun tempoda çalışmalarınızı Jıneps okurlarına anlatma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Sizleri tanıyalım…

-Щомахуэ Дусэ (Şomahue Duse): Şomahue’lerin kızıyım. Jılahsteney adlı bölgede yaşıyoruz.

Bugün öğrencilerimizi getirip bu kütüphaneye geldik. Burası, Melbahue Elberd Timbore (Мэлбахъуэ Елберд Тимборэ, 1939-2010) adına kurulmuş, cumhuriyetimizdeki en büyük kütüphane.

Adige Dil Derneği bizi yıl içerisinde altı-yedi kez bir araya getiriyor. Dernek öncelikle okullarda eğitim başladığında kompozisyon yarışması düzenliyor. Yazanlardan, 9. sınıftan başlayarak 11. sınıf da dahil, çocukları getiriyoruz. Her biri, fazla uzun olmadan, kendi düşüncesini yazıyor çünkü etkinlik toplam 3 saat sürüyor.

Her yıl katılanların sayısı giderek artıyor. Dört yıl önce 30-40 kişiydi. Bu yıl 300 kişiye yakın katılım sağlandı. Her sene bu etkinliklere öğrenci ve öğretmenlerimizi getiriyorum. Derece kazandıklarında öğrencileri yüreklendirmek için onlara sertifikalar; birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülleri veriliyor.

-Bugünkü toplantı hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

-Şomahue Duse: Bugünkü temamız Kazanıkue Jabağı (Къэзанокъуэ Жэбагъы, 1686-1749). 334 yıl önce yaşamış Adige büyüğümüz. Halkımız onu unutmadı. Sözleri bugünkü habzelerimizi oluşturdu. Habzeler yaşamımıza dair; komşuluk, yaşlılar, arkadaşlık, eşler üzerine…

-Сонэ Риммэ (Sone Rimme): Ğeynulerdenim. Celukue kuei, Karmahable 2. Okul’da yaklaşık 30 yıldır Adigece (Kabardey diyalekti) dersleri veriyorum.

Adige Dil Derneği’nin çalışmalarını çok önemsiyoruz. Niçin derseniz, bir şeylerin eksik olduğunu, bizlere ihtiyaç olduğunu gösterdiler. Çocuklarımız da sıkı çalışmaya başladılar, daha fazla etkinliğe katılmak istiyorlar. Dilimiz nasılsa yok olacak deyip oturup bekleyeceğimize bu şekilde düzenlenen çalışmalar çocukları da işin içine katıyor. Öğrencilerimin tamamını getiremedim, aslında hepsi gelmek istiyor.

-Adigece dersinde hangi konuları işliyorsunuz?

-Şomahue Duse: Kabardey’de, Çerkesk’te, Adigey’de bilinen yazarları, bunun dışında Türk klasiklerini de okuyoruz. Sınıflarımızın duvarları 20’ye yakın yazarın fotoğraflarıyla kaplı. Şocentsuk Ali, Kişokue Alim, pazarda köle olarak satılan Ayşe’nin hikâyesi, Fransız klasikleri, Ömer Seyfettin gibi Çerkes yazarlar ve Çerkesler üzerine kitapları olan yazarları tanımaları için onlarla ilgili bilgileri içeren yazılar var altında.

 

“Adigecenin yaşaması, konuşulması için elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz”

 

-Adigece ders kitapları, dergiler hakkında bilgi verir misiniz?

-Şomahue Duse: Okulumuzu ele alırsak 225 öğrenci var. Önceleri çok daha fazlaydı öğrenci sayısı fakat şimdi çoğu okumak için şehre gidiyor. Köydeki öğrencilerin 200’den fazlası bizim okulumuza geliyor. 1. sınıftan 11. sınıfa kadar bütün öğrencilerin kitapları var. Kitap alamayacak olanlar için kütüphane veya köy okulları kitap temin ediyor.

Nalçik’te basılan “Nur” adlı bir çocuk yayını var. Çok güzel bir dergi. Çocuklara harften başlayarak öğreten; bulmacalar, bilmeceler vs. çizgilerle, resimlerle de süslenmiş bir yayın. Şimdiki genel yayın yönetmeni B.M. Abrokova. Ondan önce Kajer Piyotr uzun süre hizmet verdi, güzel işler yaptı. Bu dergiye de her zaman ulaşıyoruz.

Ayrıca çocuklara kendi kültürümüzle ilgili bilgiler de veriyoruz, Adige çocuk oyunlarını, danslarını öğretiyoruz. Bizim köyün yanı sıra diğer köylerde de okullar çeşitli çalışmalar yürütüyor. Adigecenin yaşaması, konuşulması için, Adige halkının yok olmaması için elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Ancak yöneticilerimiz Adige dilini değil Rusçayı kullanıyorlar. Niçin derseniz, Rusya Federasyonu’nda yaşıyoruz. Cumhuriyetimizde Ruslar da yaşıyor. Adigelerden sonra Balkarlar nüfus olarak ikinci sırada geliyor. Sınıflarımızda ayrıca Adige köylerinde yaşayan Rus, Türk, Balkar ailelerin çocukları da mevcut. Böyle olunca da ortak dil olarak Rusça kullanılıyor.

-Duse’nin anlattıklarına ek olarak ne söylemek istersiniz?

-Sone Rimme: Duse çok güzel anlattı konuyu. Çocuklarımızın Adigece öğrenmeleri konusunda eksik hiçbir şeyleri yok. Bunlara ek olarak, yardımcı ders kitabı niteliğinde Baykaldı Mesuret’in hazırladığı kaynaklar 1. sınıftan başlayarak 4. sınıfa kadar kullanılıyor. Ayrıca 5. sınıftan itibaren başvurulan yardımcı ders kitapları da var. Eğitmenlerin hazırladığı özel günler, bayramlar vs. günlerin anlatıldığı etkinlikler düzenleniyor.

 

-Bütün dünyada devletin yanında özel yayınevleri tarafından da yardımcı ders kitapları basılıyor. Burada da devletin bastıkları dışında klasikler ya popüler kültürü anlatan Adigece kitaplar var mı?

-Вэрокъуэ Iэсият (Verokue Asiyat): Dzeluka Köyü Aşebey 3. Okul’da Kabardey dili edebiyatı eğitimi veriyorum. 40 yıllık öğretmenim. Benim eklemek istediğim şey şu; iki arkadaşımın belirttikleri gibi Adigeceyi öne çıkarmamız gerekmekte. Bunun için büyüklerimizin; ninelerin, dedelerin, annelerin, babaların dilimizi evde kullanması gerekiyor.

Sorunuza cevap olarak; birkaç tane özel olarak basılmış kitap var basımevlerinden satın aldığımız, kütüphanelerden aldığımız; fakat en önemlisi, disklere kaydedilmiş oyunları, animasyonları çocuklar daha çok seviyor. Adige diline çevrilmiş olanları okullarda kullanıyoruz. Ayrıca Kardenguş Zıramuk’un disklerini de bize ulaştırdılar, onlardan da yararlanıyoruz. Bunların sayısı artsa çok iyi olur. Puşkin’in ünlü şiir-romanı “Yevgeni Onegin”in Adigeceye çevirisi yapıldı. Rusça eğitimlerde kullanılan bir kaynak. Adigeceye çevirisinin çok işimize yarayacağına inanıyoruz. Dilimizi daha ileri taşıyacak konu şu; sınavlarımızı anadilimizde yapabilmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

-Çocuklar kitap okumayı mı daha çok seviyorlar, yoksa tablet/telefonla mı daha çok zaman geçiriyorlar?

-Хъурей-Дзыгъур Люсенэ (Dzığur Luseyne): Aruan Köyü Janhuthable 2. Okul’dayım. 30 yıllık öğretmenim.

Sorunuza şöyle cevap vereyim… Telefonu ellerinden düşürmeyecekler fakat bu yasaklandı, çocukların telefonu çok kullanmalarının önüne geçmeye çalışıyoruz. Ayrıca kütüphanelerimizde çok az Adigece kitap var. Geçen sene ve bu sene 1. sınıfa başlayan çocukların hiçbiri Adigece bilmiyordu. Öğretmen bu konuda çok çalıştı, anne-babalarını okula çağırıp Adigecelerinin ilerletilmesi için ailelerle birlikte çalıştı. Çok mutlu olduğum konulardan biri de bu; öğretmenlerin ailelerle birlikte çalışmaları. Çocukların sevecekleri Adigece kitapların çokça olması dilimize ilgilerini artıracaktır.

 

“Anadili öğretmek için her zaman yeni teknolojileri kullanmak gerekiyor”

 

-Çocuklara Adigece öğretmenin yöntemleri konusunda neler söylersiniz?

-Махуэлı Бэслъэн (Mahuel Beslen): Bütün güzellikleri kendisinde toplamış olan Balk suyu kıyısında, Kamılıkue Dzelıkoekoy rayonundaki köyde dünyaya geldim. 13 yıldır Adige dilinde (Kabardey diyalekti) eğitmen olarak çalışıyorum. Beş yıl köyde Adigece ve Adige edebiyatı üzerine eğitim verdim. Şimdiyse Nalçik’te Norjan İbrahim adını taşıyan 1. Lise’de biraz önce belirttiğim gibi Adige dilinde eğitim veriyorum.

Anadili öğretmek için her zaman yeni teknolojileri kullanmak gerekiyor. Dil öğrettiğiniz çocuklara konuyu sevdirmek için her türlü dokümanı kullanmak lazım. Benden önceki konuşmacıların, köydeki öğretmenlerin işinin biraz daha kolay olduğunu düşünüyorum. Niçin derseniz; köyde Adigece konuşuluyor, evlerde, sokakta… Şehirde ise her halktan çocuklar geliyor sınıfımıza. Dil öğrenmek için geliyorlar. Adige de, Balkar da, Rus da, Türk de, Roman da; yani dili bilmiyorlar. Diasporada yaşayan Adigeler arasında dil daha çok unutulmaya başladı. Bu konuyla ilgili olarak Amerika’ya üç kez gittim. Skype ile haftada iki gün Adigece dil dersi veriyorum. Ancak benim için önemli olan, buradaki çocuklarımızın kendi anadilini öğrenmeleri. Çocukların Adigeceyi öğrenmesinin karşısında duran anne-babaların olması bizim için en üzücü şey.

 

“20 yıl sonra Adigece konuşan kimse bulamamaktan korkuyorum”

 

-Rusya Federasyonu’nda çıkarılan (2013’te) kanun uyarınca haftada 5 saat anadili eğitimi vardı. Şimdi ise haftada 3 saate düşürüldü. Türkiye’de de benzer bir sorun var. Sınıf açılabilmesi için Adigeceyi seçecek 10 öğrenci velisinin dilekçe vermesi gerekiyor, yoksa sınıf açtıramıyoruz.

-Şomahue Duse: Çocuğun Adigece istememesinin sebebi nedir? Öncelikle bu konunun nedeni üzerinde durmak istiyorum. Biz köyde yaşıyoruz. Okulların dışında anaokulları, kreşler var köyümüzde. İnanır mısınız, iki yıldır bize gelen çocukların hiçbiri Adigece bilmiyor. Hepsinin annesi-babası Adige. Eğitmenlerin hepsi Rusça konuşuyor çocuklarla. Eve gittiğinde de çizgi filmleri Rusça izliyor. Burada yetiştirilen çocuklar bize Adigece bilmeden geliyor, okulda öğreniyorlar. Eğitim sonrasında Adigece hem yazıyor, hem okuyor hem de konuşuyorlar. Pasaportlarımızda artık ne olduğumuz yazılı değil, Rusya Federasyonu vatandaşı yazıyor. Okuyan çocuklarımız artık avukat, mühendis olmak istiyor.

-Mahuel Beslen: Dilimizi elimizden alıyorlar yavaş yavaş. Bir istatistik hazırladım. Geçen yıl Adige olup Rusçayı seçen kaç çocuk var diye araştırdım, 2 bine yakın çocuk var.

-Şomahue Duse: 20 yıl sonra Adigece konuşan kimse bulamamaktan korkuyorum. Benim evli üç kızım var. Torunlarımın sadece biri Adigece konuşuyor, diğerleri ise Rusça. Ben nineyim, onlarla kendi dilimde konuşmak istiyorum fakat şehirde yaşadıkları için olmuyor. Kısa zamanda dilimizin yok olmasından korkuyorum.

Bizimle bu şekilde ilgilendiğiniz için teşekkür ederiz, sağ olun. Jıneps gazetesini biliyoruz. Bu yıl hem Jılahsteney’den hem de Kabardey’den gazeteye yazanlar oldu. Biz de yazma konusunda çok heyecanlıyız.

-Biz de hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ederiz hem bize zaman ayırdığınız hem de Adigece eğitime, dile büyük katkılarınız için…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here