‘Abhazca ve Abazacayı korumalıyız’

0
16

Dünya Abaza Kongresi (DAK) Yüksek Kurulu Üyesi, Abhazya Dışişleri eski Bakanı, ünlü filolog Vyaçeslav Çirikba, DAK Bilgilendirme Portalı’na, ulusal dilleri koruma sorunu ve çözüm yolları hakkındaki görüşlerini paylaştığı bir röportaj verdi. Röportajı Said Bargancia gerçekleştirdi.

-Röportajlarınızdan birinde DAK’ın “küreselleşme karşısında Abhaz-Abaza halkının yıkılmaması, dillerini ve kültürlerini koruması” için çalıştığını söylediniz. Ulusun korunmasında DAK’ın rolü hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?
-DAK, dünyada yaşayan tüm Abhazları ve Abazinleri birleştiren ve ana yurdu elbette Abhazya olan bir örgüttür. Karaçay-Çerkes’te yaşayan Abazalar ile Abhazları Kafkasya’nın ana dağları ayırıyor. Türkiye’deki Abhaz-Abaza diasporası ile ise bizi deniz ayırıyor.
Suriye, Ürdün, Mısır, Amerika, Avustralya ve Avrupa ülkelerinde de kardeşlerimiz var. Bizim ölçeğimize göre devasa olan bu diasporanın tek bir organizmaya bağlanması gerekiyor. Ve asıl amacımız insanların birliğini korumaktır. Abhaz-Abaza halkı tek bir ulustur, tek bir dilimiz var. Bizi, tüm kuşakları birleştirmemiz ve büyük uluslar dahil herkesi öğüten “küreselleşme” karşısında etnik kimliğimizi, geleneksel kültürün temel değerlerini korumamız ve onları çocuklarımıza aktarabilmemiz gerekiyor. Bence faaliyetimizin ana hedefi bu.

-Sizce bu hedeflere nasıl ulaşılır? Kongre, Abhaz-Abazin diasporası temsilcilerinin birliği konusunda nasıl bir rol oynayabilir ve oynamalı?
-Şimdi yeni iletişim araçları var, İnternet. Elbette küreselleşmenin kendisi de dünyanın her yerinden insanlar arasında güçlü bir iletişim mekanizmasıdır. Tüm bunların temasları sürdürmek, onları güçlendirmek, platformlar, profesyonel çıkarlar da dahil olmak üzere toplanacak gruplar oluşturmak için kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Çeşitli kültürel etkinliklerde buluşmanız gerekiyor. Bütün bunlar kıtalar arasında bile organize edilebilir. Elbette şahsen iletişim kurmak daha iyidir. Bu etkinlikler Abhazya’da, Karaçay-Çerkes’te ve Türkiye’de yapılıyor. Umarım Suriye ve Ürdün’deki durum dengelendiğinde orada da yapılacaktır.
Ulusumuzun temel amacı etnografinin kendisini korumaktır. Demografik özellik en önemli rollerden biridir. Maalesef azınlıktayız ve ne kadar az olursak, o kadar zayıfız. Çoğalmalıyız, etnik bir grup olarak daha güçlü olmalıyız.
İkinci amaç dil, yani Abhaz dili, Abaza dili, ortak Abhaz-Abaza dilimizdir. Yaklaşık Orta Çağ’da ayrıldık, ancak yine de karşılıklı anlayışı sürdürdük. Dilin korunması açısında] durum tehdit edici halde. DAK’ın amaçlarından biri de aynı zamanda bu durumu değiştirmektir.

-Tarihsel deneyimler, ulusların en çok kendi dillerinin kaderini yaşadığı bilinmektedir: Dil kaybolur, sonra ulus yok olur. Sıklıkla Abhaz dilinin kaybolmaya yakın olduğunu duyuyoruz. Gerçekliğe ne kadar yakın?
-Ubıhça önümüzde bir örnek. Ubıhlar Soçi’de yaşayan Abhazlar ve Çerkeslerle akraba bir ulustu. Artık orada değiller, dilleri orada değil, sadece eski yer isimleri kaldı. Hatta 15-20 bin civarında Ubıhın yaşadığı Türkiye’de bile kimse Ubıhça bilmiyor. Sadece bazı kelimeleri biliyorlar. Neredeyse tüm köyleri gezdim. Bu elbette çok üzücü bir örnek. Ne yazık ki, diğer akraba diller olan Abhazca ve Abazaca’nın da Ubıhçayı takip etme eğilimi bulunuyor. Örneğin, Kabardey dili için durum çok daha iyi, çünkü daha fazla konuşuluyor, ancak Adigey’de anadille ilgili durum da oldukça sıkıntılı.
Üzücü bir tabloyla karşılaştığımız bir çalışma yaptık. Gagra’dan Tkuarcçal’a ve Oçamçira’ya kadar tüm Abhazya okullarındaki ilkokullarda ve tüm şehir anaokullarında, ana dillerini bilen çocuk sayısı yüzde 30’u geçmedi. Peki, bu ne anlama geliyor? Bu, dili çok iyi bilmelerine rağmen, ebeveynlerin bilgilerini aktarmadıkları anlamına geliyor. Çoğu ebeveyn, artık ona ihtiyaç duymadıklarına inandıkları için dili çocuklarına öğretmiyor. Yani Abhazya’daki devlet diline artık Abhazlar ihtiyaç duymuyor.
Bu bir paradoks, trajik bir paradoks. 20 yıl sonra bu çocuklar büyüyecek ve Abhazya’nın çoğunun artık Abhazca konuşmayacağı sonucu ortaya çıkıyor. Şimdi bazı hikâye anlatıcılarını aramak için köylere gittiğimiz gibi, Abhazcayı iyi bilenleri aramak için köylere seyahat etmemiz gerekecek.

-Yakın bir gelecekte Abhaz dilinin sonsuza dek yok olma tehlikesi gerçekten var mı?
-Şimdi hiçbir şey yapılmazsa, Abhaz dili için gerçek bir olasılıktır. Durumu değiştirmek için 10-15 yılımız var. Hâlâ her şeyi geri alabiliriz. Dünyada dil programlarının çok başarılı bir şekilde yürütüldüğü ve durumun çok iyileştiği örnekler var. Dilin neredeyse yok olduğu yerlerde tam tersi geliştiği örnekler var. Bu durumların yaşandığı yerler arasında Bask, Katalonya ve Galler bulunuyor.
Ne yazık ki sorun çok ciddi. Resmi yapılarımızın, Eğitim Bakanlığı’nın eylemlerinin ne kadar etkili olduğunu konuşalım. Abhaz okullarında Abhaz dilini öğrenen çok az insan tanıyorum. Örneğin, çocuklarım anaokulundan önce Abhaz dilini çok iyi biliyorlardı. Anaokulunda “iki dilli” oldular, yani aktif olarak Rusça konuşmaya başladılar ve ilkokulda Abhaz okuluna gittiklerinde tek dile (Rusça) geçtiler yani Abhazca konuşmayı bıraktılar. Bu, Abhaz dilinin tüm eğitim sisteminin başarısızlığı anlamına gelir. Başarısızlık! Ve en şaşırtıcı şey, koca bir bakanlık olmasına rağmen herkesin bu durumu kabullenmesi.
Bugün hakkında konuşmuyorum, bu son 20 yılın durumu. Her şey çok verimsiz, hiç güncel değil ve insanların durumu değiştirme arzusu ya da bilgisi yok. Kendi toplumlarında sadece Rusça konuşan çocuklara bakıyorlar ve bu onların işine geliyor. Devlet dilinin, gerçekte devlet olması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca Abhaz dili hakkında 2015 yılında yürürlüğe giren ve herkesin ihlal ettiği bir yasamız var. Abhaz dilindeki mevcut eğitim sisteminin eskidiğine, umutsuz bir şekilde etkisiz olduğuna, artık modern ihtiyaçları karşılamadığına inanıyorum.

-Peki, durumu nasıl değiştirebiliriz? Ne yapmak gerekiyor?
-Abhaz dilinde yeni bir metodoloji ve yeni bir eğitim sistemi oluşturmak gerekiyor. Şimdi birkaç grup bu sorun üzerinde çalışıyor. Bahsettiklerim de dahil olmak üzere yabancı ülkelerin deneyimlerini inceliyoruz. Sanırım, Abhazca -anaokulu, ilkokul ve lise-birkaç program hazırlanırsa ve bunları önce deney düzeyinde, sonra ulusal düzeyde uyarlarsanız, Abhaz dilinin kaderinin daha umut verici hale geleceğini söyleyebiliriz.
Aynı şey Abazaca için de geçerli. Sorun şu ki, anaokuluna veya okula başlayan, dili iyi bilen çocuklar bile akranlarının ana dillerini bilmediği gerçeğiyle karşı karşıya kalmaktalar. Bu nedenle çoğunluk diline, yani Rusçaya geçiyorlar.
Görünüşe göre, dili bilenler ve bilmeyenler olmak üzere ayrı gruplar oluşturmak gerekecek. Bilmeyenler, yabancılar gibi devlet dilini sıfırdan öğrenecekler. Başka yolu yok. Yani, bir aşamada iki yöntem belirlemek ve sonra tüm bunları tek bir programda birleştirmek gerekiyor.

-Kongre çalışmaları ile Abhaz dilinin korunması olasılığını nasıl görüyorsunuz?
-Dünyanın her yerinden insanları uygulamada birleştirdiği için DAK’ın çok yardımcı olabileceğini düşünüyorum. Tecrübesi, çok ilerici, bağlantıları ve temasları ile büyük bir rol oynayabileceğine inanıyorum. Özellikle bazı programların finansmanı konusunda. Bu zaten yapılıyor ve umarım devam edecek. Bu görevi ulusal bir görev olarak, tüm Abhazların ve Abazaların görevi olarak algılarsak, kesinlikle ana dilimizi korumayı başaracağız.
Ama spontane hareket edersek, sadece kısmi eylemler gerçekleştirirsek, bence hiçbir şey işe yaramaz. Sorun karmaşık. Finansman, büyük çaba ve büyük ekipler gerekiyor.

-Abhaz ve Abaza dilinde korunmuş birçok kelimenin kaybolduğuna inanılıyor. Bu doğru mu? Eğer öyleyse, belki de alfabenin birleşmesi dillerimizi korumadaki önemli faktörlerden biri olabilir mi?
-Hem Abhazya hem de Karaçay Çerkes’teki Abhazlar ve Abazalar Latin alfabesini kullandıkları zaman Sovyet dönemiydi, tek bir alfabemiz vardı. Bu yaklaşık 10 yıl sürdü, Abazaca Rus grafik temeline, Abhazca ise Gürcüce grafik temeline geçirildi ve o zaman ayrıldık. Daha sonra, Stalin’in ölümünün ardından 1954’te Rus yazı tipine dönüldü.
Ancak sorun şu ki, Abaza ve Abhaz alfabeleri Rus grafik temeline dayanmasına rağmen, yapı prensipleri tamamen zıt. Bu nedenle de tek bir alfabe o kadar da kolay bir iş değil. Her şeyi kökten değiştirmek, ya Abhaz ya Abaza alfabelerinden birine geçmek ya da üçüncü bir alfabe oluşturmak gerekiyor. Belki de hangi temele dayanacağına karar vererek üçüncü bir alfabe oluşturmak daha iyi bir fikir olabilir. Bu arada, kısa zaman önce bir teklifte bulundum. Diasporayı da birleştirecek Latin bazında bir alfabenin taslağını yazıyorum. Ama Kiril alfabesine dayalı bir projeye de ihtiyacımız var, belki de böylelikle halk, öğretmenler, yazarlar, bilim adamları, bu projeleri tartışıp genel bir sonuca varabilirler.
İlk cumhurbaşkanımız Vladislav Ardzınba ile bu konuyu konuşmuştum ve Moldovalıların dilinin hem Kiril hem de paralel olarak Latin harfleri temelinde olduğunu söylemişti. Böyle yapılabilir.
Bence bu, insanlarımızı birleştirecek iyi bir görev. Halkın, yazarlarımızın, bilim adamlarımızın nasıl algılayacağını bir görelim. Amacımız şu an alfabeyi değiştirmek değil. Latin ve Kiril bazında genel bir alfabe taslağı oluşturmak ve bunları paralel olarak belirli amaçlar için kullanmaya çalışmak. (abaza.org)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here