Evde kalın, sağlığınızı koruyun

0
14
cof

Merhaba sayın okurlar;
Okuma kültürünün bu kadar azaldığı bir dünya ve toplumda, okuduğunuz bu satırları yazanın, her gün defalarca hastalarıyla konuştuğunu ama yazılı basında bir ilk olan bu yazısında anlatmak istediklerini aktaramama tereddüdü içinde olduğunu bilmenizi isterim.
Ön not: Zamanınız yoksa italik, bold notlara bir bakın…
Konumuz, boyutları mm’den küçük, şanslıyız ki etrafı yağ ile çevrili bir koruması olan ve bu yağlı kılıf deterjan veya alkolle zarar gördüğü durumlarda işlevini kaybeden, COVID-19 adı verilen, dünya çapında çok hızlı yayılmasıyla salgın, ölüm, korku ve zorunlu tedbirlere neden olan koronavirüs.
Dünya çapında şu an 2 milyon 700 bin insanı etkileyen, toplam 190 bin insanı öldüren, yani ortalama % 7 ölüm oranı olan bir virüs salgını ve bu yazı okunduğunda muhtemelen 3 milyon 500 ve 260 bin rakamlarını göreceğiz.
Her insanın hayatı boyunca fark etmeden bile geçirebildiği, en fazla nezle yapan ama SARS ve MERS gibi artık hepinizin aşina olduğu daha öldürücü değişimlere uğramış akrabaları da olan bir virüs grubu.
İleri yaş, kronik akciğer hastalıkları, şeker hastalığı ve hipertansiyon gibi toplumumuzda veraset yoluyla geçtiği kabul edilen ve sadece ilaçla baskılanacağına inanılan bu hastalıklara sahip insanlarda daha tehlikeli sonuçlar doğurduğu şu an kesin olan bu salgınla ilgili her geçen gün daha çok şey öğreniyoruz. Son bilgilerimizle de temel öldürücü mekanizmasının sitokin fırtınasına yol açmak olduğunu ve bunun hızlı ve etkin tedavisiyle hastalarda sağkalım oranlarını artırabildiğimizi görüyoruz.
Lakin buna tanı koymak ve acil tedavisine başlamak her sağlık sistemin yığılmış başvurular karşısında kaldırabileceği bir yük değil.
O zaman da savaş tıbbında uygulanan, okurken acımasız gelen, kararı veren insanları hayatları boyunca etkileyen, TRİAJ denen sağkalım oranı yüksek hastalar için uğraşma ve ne yazık ki diğerlerine yeterince destek verememe uygulaması devreye giriyor.
Hastalık, bulaşmış insanın nefes yoluyla saçtığı virüsleri havadayken solumanız, virüs yerçekimiyle aşağı indiğinde yapıştığı yerlere ellerinizle temas ettirmeniz, ellerinizdeki virüsü ağız, burun ve göz gibi deriden daha savunmasız ıslak bir yüzeyle, mukoza ile kaplı dokularınıza temas ettirmenizle bulaşıyor.
Profesyonel işi bu hastalarla ilgilenmek olanların alması gereken tedbirler çok daha sıkı ve teferruatlı iken ki o tedbirlere rağmen birçok görev şehidimiz var, onlar dışındakilerin bu hastalıktan korunması daha kolay gözüküyor.
Mesafe kontrolü, maske kullanma, ellerin dış ortam temasını sınırlandırma, aynı ellerin ağız, göz ve yüz temasını azaltma (normalde sandığımızdan çok daha fazla yaparız bu tür hareketleri), yani önce kendimizi koruma ve sonra bilmeden de insanlara bulaştırma korkusuyla izolasyon.
Bu tedbirlerden sonra daha büyük bir tehlike ise bu kısıtlamaların insan bağışıklık sistemini baskılayıcı hale gelmesi. “Evde kal” sürecinde her biri uzun yazılara konu olabilecek, kaliteli ve sağlıklı ama az beslenme, bol sıvı gıda alma, kitap okuma, balkonda güneşlenme, ev içi egzersizler, müzik ile uğraşma, ne olursa olsun bir hobi ile uğraşma ama TV gibi insanı şuursuzca karşısına bağlayıp kortizol seviyesini artırarak bağımlılık yapan alışkanlıklardan kaçınmak çok önemli.
Bu süreçte herhangi bir göz sorunu yaşayan hastaların, pandemi hastanesi olmayan, sadece poliklinik hizmeti veren yerlere gitmesinde ek bir risk görülmüyor.
Korunma, izolasyon, sağlıklı olma durumunuzu koruduğunuz her an biz daha da çok bilgilenip bu salgını daha da iyi yönetebilir ve eğer hasta olursanız sizi uygun şartlarda tedavi edebilir halde olacağız.
Sağlıcakla kalın, Vızınşov fışıt, Bzıyala haybabayt, Marşayl…

Op. Dr. Bıde Hüseyin Tutar
Göz Hastalıkları Uzmanı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here