Geleneksel ilaçların sırrı

0
48

Araştırmalarda gerçekleştirilen saha çalışmalarından elde edilen derlemeler, alternatif tedavi yöntemleri için de materyal sağlar.
Şu anda Sunja’da yaşayan ve 1936 yılında Barta-Bose’de (bugünkü Tarskoye) doğan Pyatimat Gaparkhoev-Tumgoyev ile bu saha çalışmalarında görüşülmüştü.
Geleneksel İnguş tıbbıyla ilgili geniş bir bilgiye sahip olan Pyatimat’ın tedavi yöntemleriyle ilgili anlattıkları ilginizi çekecektir.

Kuyrukyağıyla tedavi
Kurdyuk (kuyrukyağı) değerliydi. Her evde bulunmazdı, zenginlik göstergesiydi. İlaç niyetine tüketilirdi.
Kuyrukyağı kurutularak muhafaza edilirdi. Kurutmak için uzun parçalara ayrılır, tuzlanır ve gölgedeki dallara asılırdı. Hijyen açısından tülbentlere sarılırdı.
Bir başka kurutma yöntemi ise 1-2 gün tuz çözeltisinde bekletilip, kuru ve karanlık bir yerde asılarak işlem görmesi idi.
Kurutulmuş kuyrukyağı dilimlenerek kömür ateşinde ızgara yapılırdı. Erkekler bu basit yemeği çok sever, kendileri pişirirdi.
Çörek ile yenilen bu yemeğin sağlık açısından büyük faydaları olduğuna inanılırdı.
Tedavi için kullanılacak olan kuyrukyağı tuzlanmazdı. Parçalara ayırılır, düşük ateşte kavurulur ve elde edilen yağa bal eklenerek göğse masajla yedirilirdi.
Dizler için de aynı metot uygulanırdı.
Zerdeçal yağı ile kuyrukyağı karıştırılır ve soğuk algınlığında göğüs bölgesi bu karışımla ovulurdu. Hindi yağı ve yerfıstığı yağının beyni beslediğine inanılırdı.
Tüberküloz tedavisi için büyük kuyrukyağı parçaları çıplak bel bölgesine konulurdu. Yağın vücut tarafından tamamen emilmesi için birkaç gün beklenirdi.
Kuyrukyağı, yaralarda da etkiliydi. Mesela baş bölgesindeki derin yaralara taze kuyrukyağı sürülürdü. Hem dezenfektan hem de iyileştirici etkisi vardı.
Yaşlı kadınlar yeni kesilmiş koyunun kuyrukyağının baş bölgesine sürülmesinin göz hastalıklarına iyi geldiğini halen söyler.

Siyah koyun tüyü
Siyah yün ayak yaralarına iyi gelirdi. Ayrıca akciğer hastalıklarını tedavi ederdi. Koyun tüyleri düzgünce kırpılır, bir yün tabakası haline getirilirdi. Sonrasında bu tabaka bir tişört ya da ceket formunda çıplak tene (sırt ve göğüs) giydirilir, bir hafta bekletilirdi.
Siyah yün ayrıca akciğerlerdeki rahatsızlıkları iyileştirirdi. Yünün, hastalıkları yok ettiği söylenirdi.
Morluklar için bir miktar yün tavada kızdırılır, morluk bölgesi yağlanır ve üzerine ısıtılan yün konulurdu. Bir müddet sonra morluk yok olurdu.

Baş ağrısı
Manda sütünden yapılmış tereyağı ise baş ağrısı için kullanılırdı. Bir kaşık dolusu yağ ve öğütücüden geçirilmiş bir kaşık dolusu ceviz karıştırılır ve birkaç gün boyunca baş bölgesine sürülürdü.

Her derde deva
Soğuk algınlığı için kuşburnu ve nane karışımı kullanılırdı.
İltihapların tedavisinde sinir otu iyileştirici bir etki gösterirdi. Sindirim sisteminin paraziter hastalıklarına karşı kabak çekirdeği ile tedavi uygulanırdı.
Eklem rahatsızlıkları için kullanılan ısırganotu aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendiriyordu, deniz iğdesi ve ceviz karışımı da bağışıklık sistemi için kullanılıyordu. Kırlangıç otu ise siğilleri yakarak yok ediyordu.
İnguşlar tuzu her derde deva gibi görürdü. Ceplerinde tuz taşır; baş ağrısı, baş dönmesi, yaralanma, sindirim sistemi ve solunum yolları rahatsızlıkları gibi durumlarda dahilen ya da haricen tuzdan faydalanırlardı.
(www.bakdar.org-www.ingushetia.info)

Çeviri ve derleme:
Serap Canbek

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here