Ayasofya’da yeni dönem!

0
537

360 yılında Bizans İmparatoru II. Konstantin tarafından açılışı yapılan kilise 404. yılında yanmış ve şimdiki halini 532-537 yılları arasında Bizans İmparatoru Justinyan’ın emri ile yapılan inşaat çalışmaları sonunda almıştır. Döneminde dünyanın en büyük yapısı olan binanın 565 -578 yılları arasında o muazzam mozaikleri tamamlanmıştır. 1204 yılına kadar depremler, yangınlar atlatan bu yapı, doğuya gelen Haçlıların kiliseyi ele geçirip 1261 yılına kadar Roma Katolik kilisesine bağlı olarak kullanmasından sonra, Bizanslıların İstanbul’da hâkimiyeti ele geçirmesiyle Ayasofya yeniden Ortodoks kilisesi olarak varlığına devam etmiştir.
29 Mayıs 1453’te Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u alıp camiye çevirerek ilk cuma namazını 1 Haziran 1453’te kıldırmıştır. 1923’te Cumhuriyetin ilanından sonra cami olarak kullanılsa da 1931’de kapatılmış, 15 yıl süren restorasyon çalışmaları 1947’de tamamlanmıştır. 24 Kasım 1934’te Bakanlar Kurulu kararı ve Gazi Mustafa Kemal’in imzası ile müze olarak açılmasına karar verilmiş; bu kararla, genç Türkiye Cumhuriyeti tüm dünyaya kültürel barış ve beraberlik kararını duyurmuştur.
UNESCO’nun dünya mirası listesinde olan Ayasofya, müze statüsünde bulunduğu dönem içinde dünyanın en saygın müzelerinden bir olarak 2015 yılında 3 milyon 425 bin ziyaretçisi ile Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzesi olmuştur.
Değişik tarihlerde bazı dernek ve kurumlar tarafından yeniden cami yapılması talebi Danıştay kararları ile reddedilmiştir. Siyasilerin hemen her dönemde prim yapmak adına Ayasofya’nın cami yapılmasına ilişkin girişimleri ve Türkiye’de ılımlı İslam anlayışının talepleri ile bu istek en üst seviyeden dillendirilmiştir. Toplumun bu konudaki arzu ve istekleri de bahane edilerek, bu girişimler sonucu yeni talep açılarak, karar Danıştay’a bırakılmıştır. Daha önce iki kez reddettiği karardan dönen Danıştay 10. Dairesi çok tartışılacak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini ipotek altına alacak bir kararla Ayasofya’nın ibadete açılmasının yolunu 1934’te alınan Bakanlar Kurulu kararını iptal ederek almış, yıpranmış olan AKP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a cankurtaran simidi olmuştur.


Cumhurbaşkanının Bakanlar Kurulu kararı ve imzası ile ibadete açılabilecek olan Ayasofya’da, bu karar, Ayasofya’nın müze statüsünün ortadan kaldırılması, Atatürk’ün imzasının, Cumhuriyet modernitesinin, kültürün evrenselliğinin reddi anlamındadır. Danıştay üzerinden yargı eliyle, Atatürk Cumhuriyeti’nin tasfiyesini, Osmanlı hanedanlığının önünün açılmasını ve hatta Lozan’ın da rövanşının alınmasının önünü açarak, ılımlı İslam cumhuriyetinin de yolunu açacak bir sonuca doğru yol alınmıştır. İşin en acı ve düşündürücü tarafı da ülkedeki üniversitelerin, koruma ile ilgili dernek vakıf gibi kurumların ve hatta muhalefet partilerinin bu karar karşısında suskunlukları ve aldıkları tavırdır.
Bu karar ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin imza koyarak dünya kültür mirası olan Ayasofya’ya ilişkin tüm anlaşmaların da gözden geçirilmesine yol açacaktır. Barışa, kardeşliğe, sevgiye her dönemden daha çok ihtiyaç olduğu bir dönemde alınan bu karar, Atatürk Türkiye’sinden günümüze gelinen yolun da bir göstergesidir. Mimarlığın, sanatın, kültürel ve tarihi zenginliklerin beşiği olan ülkemizde, insanlığın ortak mirası olan Ayasofya’nın sanatsal ve simgesel değerleri ile korunarak, yeniden müze işlevine getirilmesi gereklidir. Bunu sağlamak ve gelecek nesillere emanet etmek de bizim görevimizdir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz