Güneşin fayda ve zararları

0
462

Güneş gibi parlak, içinizi ısıtan ama yakmayan bir merhaba…

Yazın gelişiyle kışın kar beyaz olan milletim yazın kapkara dolaşmaya başladı bile. Bronzlaşmak belki bir kozmetik değişiklik gibi algılanmakta ancak kararmak o kadar da masum değil!

Sayısız faydası olan güneşe bilinçsizce maruz kalmak erken dönemde güneş yanıkları ve kahverengi lekelere, uzun vadede cildin yaşlanmasına ve cilt kanserine neden olmaktadır. Güneşten yeterince faydalanmak ve zararlı etkilerinden korunmak ümidiyle güneşe yakından bakalım mı…

Güneşten yeryüzüne gelen ışınlar içinde cilde direkt etkisi bulunanlar çoğunlukla UV (ultraviyole – morötesi) ışınlarıdır.

UVA ışınları, derinin dermis (deriye elastikiyet kazandıran katman) dediğimiz alt tabakalarına kadar ulaşıp tahrip edebilir. Uzun süre UVA ışınlarına maruz kalmak ciltte lekelere ve yaşlanmaya neden olur.

UVB ışınları, derinin epidermis adı verilen üst kısmını etkiler. Fazla UVB ışını maruziyeti cilt yanıklarına neden olur.

UVC ışınları, nispeten daha zararsızdır. Atmosfer tarafından filtre edildiğinden korunma gerektirmez.

UVA ışınları gün boyu, UVB ışınları ise en yoğun öğlen saatlerinde etkilidir. UVA ve B, güneş yanıkları ve cilt kanserine neden olur (UV ışını üreten solaryumlar da benzer etkiye sahiptir).

Ultraviyole ışınlarına yoğun maruziyetle ciltte güneş yanığı gelişir. UV ışınları, erken dönemde önce kızarıklık, ağrı, şişmeye neden olur. Bu 1. derece yanıktır ve güneşe çıktıktan 2-4 saat sonra başlar, 24 saatte maksimuma ulaşır. Daha uzun süreli güneşte kalınca, içi su dolu baloncukların eşlik ettiği 2. derece yanık gelişir ve iyileştiğinde yara izi kalabilir.

Güneş yanığında cilt, normalden daha sıcak ve gergin, her hareketle ağrılı, kızarmış, şiş ve kaşıntılı hale gelir. Birkaç gün içinde deri pullanıp soyulmaya başlar, sonrasında kahverengi lekeler (pigmentasyon ve lentigo) gelişebilir. Bazen su dolu kabarcık oluşumu ve inflamasyon da eşlik eder. Bebek ve küçük çocuklarda güneş yanığı gelişirse lütfen bir doktora başvurun.

Şiddetli güneş yanığı, deride sertleşme, şişme (ödem), üşüme, 38° ve üzeri yüksek ateş, halsizlik, susuzluk hissi, tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi, bulantı-kusma, ışığa hassasiyet gibi belirtilerle güneş çarpmasına neden olur. Bu durumda acil müdahale gerekebilir, lütfen bir doktora başvurun.

Özellikle çocuklarda güneşe çıkınca kızarıklık, kabarma, kaşıntı ve lekeler şeklinde alerjik durumlar gelişebilir. Bu durumda çocuk hastalıkları uzmanı ve dermatoloğa danışmanız gerekir.

Güneş yanığı nasıl geçer, tedavisi nedir?

İlk müdahale çok önemlidir. Yanık yerine acıyı hafifleteceği düşüncesiyle diş macunu, yoğurt vs. kesinlikle sürmeyin. Bunlar yara üzerinde katman oluşturup hava almasını önler ve süt ürünlerindeki bakteriler enfeksiyona neden olabilir. Yara yerine buz sürmeyin. Güneş yanığından dolayı ciltten aşırı sıvı kaybı olur, bol su tüketin!

Güneş yanığında ağrı ve sıcaklık hissi 2 gün sürer. Ilık duş sonrası yaş pansuman uygulanmalıdır. Bunun için küçük bir havlu veya gazlı bezi soğuk suyla ıslatıp kol- bacak, yanık bölgelerine hafifçe bastırıp çekin. Bunu 3-5 dakikada bir yeniden ıslatıp, 15 dakika süreyle, günde 4-5 kez tekrarlayın. Pansumanı tüm vücuda uygulamayın, ani ısı düşmesine neden olabilir.

Papatya veya aloe vera içeren ürünler, iltihap giderici özelliği sayesinde etkili olabilir. Ancak doktorunuza danışmadan kullanmayın.

2 gün boyunca günde birkaç kez nemlendirici uygulayıp cildi rahatlatın. 7 gün içinde soyulmalar başlar. Bu dönemde de nemlendirici krem sürülmelidir. Çok kalın, yağlı merhem, vazelin kullanmayın; cildin terlemesini ve hava almasını önler, iyileşmeyi geciktirir.

Deri su toplarsa sakın patlatmayın, enfekte olabilir. Kendiliğinden patlarsa, üzerindeki ölü deriyi temiz, küçük bir makasla kesin ve antibiyotikli bir krem sürün. Kremi günde 3 kez yıkayıp temiz cilde sürün.

  1. derece yanıklar, su dolu baloncuklarla karakterizedir, bir plastik cerrah tarafından değerlendirilmelidir. Su toplaması olan saha büyüdükçe vücuda daha çok hasar vereceği unutulmamalıdır; sıvı kaybını karşılamak için serum verilmesi gerekebilir, bu nedenle sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Sıklıkla 5-7 gün içinde tam iyileşme olur.

Güneş yanıklarından sonra cildin tamamen iyileşmesi 6 aya kadar uzayabilir. Bu süreçte yeniden gelişen yanık, iyileşmeyi olumsuz etkiler hatta durdurabilir.

Güneş ışınlarının cilde vereceği hasar, kişinin deri tipi-rengi, güneşe maruziyet süresi ve saati, deniz kenarı veya yüksek rakımlı yerde bulunma, ışığın yansımasına göre farklılık gösterir.

Açık ten, renkli göz, sarı-kızıl saçlı kişilerde melanin pigmenti daha az olduğundan güneşten daha çok etkilenirler ve cilt kanseri oluşma riski daha fazladır. Bebekler, çocuklar, yaşlılar, ailesinde cilt kanseri bulunanlar daha temkinli olmalıdır.

UV ışınlarının en yoğun ve dik olduğu öğle saatlerinde daha kolay hasar gelişir. Her 300 m yükseklikte güneş ışınlarının enerjisinde % 5 artış olur. Güneş ışınları, su ve ıslak giysilerden geçer, asfalt-kum-kar gibi yüzeylerden yansıyarak etki eder.

Bazı antibiyotikler, güneş ışınlarına hassasiyeti artırarak güneş yanığına neden olabilir.

Güneş ışını hasarı birikici özellik gösterdiği için çocukluktan itibaren güneş yanığı geçirmek, ileriki yaşlarda cilt kanseri gelişme riskini artırır. Su kabarcıklarının eşlik ettiği yanık geçiren bir çocuğun cilt kanseri riski, geçirmeyene kıyasla 2 kat artar. Yaşam boyu her yanık ile bu risk katlanır. Cilt kanserlerinin çoğu güneşe maruz kalan bölgelerde gelişir.

Güneş koruyucu ürün seçerken nelere dikkat edilmelidir?

Güneş koruyucular, deriye ulaşan UV ışınlarını emen, yansıtan ve saçan ürünlerdir. Krem, losyon, jel, sprey formunda olup SPF şeklinde ifade edilen derecelerde güneş koruma faktörleri içerirler. İyi bir koruyucu, geniş spektrumlu olmalı yani kısa ve uzun ultraviyole ışınlardan (UVA ve B) korumalıdır. Suya ve terlemeye dayanıklı olmalı, cilde zarar vermemeli, yeterli SPF içermelidir.

Güneş koruyucular etki mekanizmalarına göre ikiye ayrılır:

Fiziksel (inorganik) güneş koruyucular, çinko oksit, titanyum dioksit, demir oksit gibi maddeler içerir. Deride bariyer oluşturup UV ışınlarını yansıtarak etki eder.

Kimyasal (organik) koruyucular, PABA, sinnamad esterleri, salisilat esterleri, benzofenonlar içerir, UV ışınlarını absorbe eder, fotoalerjik reaksiyonlara neden olabilir.

  • Bebeklerin cildi ince olduğu için güneşe hassastır ve kremin ciltten emilimi daha fazladır. Bu yüzden güneşe çıkmadan önce mutlaka güneş koruyucu sürülmelidir.
  • Açık tenli, renkli gözlü çocuk ve 1 yaş altı bebeklerde 30-50 faktör (+30/50 SPF etiketi olmalı) güneş kremleri kullanılmalıdır (lütfen doktorunuza danışın).
  • Güneş kreminizi cilt tipinize ve ten renginize göre seçin. Açık tenlilerin daha yüksek koruma faktörlü, kuru ciltlilerin yoğun kıvamlı, yağlı-akneli cilde sahip olanların su bazlı krem kullanmaları gerekir (Güneş başlangıçta kurutucu antibakteriyel etkisiyle ciltteki sivilceleri azaltır. Ancak güneşe maruziyet arttıkça cildin yağ üretimi ve ölü deri artacak, bu da gözeneklerin tıkanması ve siyah nokta gelişmesine, hatta sivilcelerinizi koyulaştırarak lekelere neden olacaktır).
  • Ten rengi koyu, esmer çocuklar ve erişkinlerde 30 faktörlü güneş kremi yeterlidir.
  • Koruyucu seçerken cildinizin fototipine (cildinizin güneşe verdiği tepki) göre ürün seçin. Açık tenli ve kızıllar, esmerlere nazaran çabuk kızarır ve zor bronzlaşır. Bu nedenle yüksek SPF’li ürün kullanmalıdır.
  • Koruma faktörü arttıkça kullandığınız kremin kimyasal içeriği de artmaktadır, bu nedenle gereksiz yere yüksek faktörlü krem kullanmayın.
  • 1 yaş altı çocuklarda mineral filtre içeren ve alerjik olmayan güneş kremleri kullanılmalı, krem seçerken doktora danışılmalıdır (Kimyasal filtre içeren güneş kremlerinde alerji riski daha yüksektir).
  • Özellikle bebeklerde alerji riskine karşı krem test edilmelidir. Bunun için güneşe çıkmadan bir gün önce çocuğun kolunun iç yüzeyinde küçük bir alana kremi sürüp yara bandı ile kapatın. Ertesi gün dışarı çıktığında (vücudunun diğer bölgeleri giysiyle korunurken) güneşin altındayken yara bandını çıkarın. 15 dakika içinde krem sürülen bölgede kızarıklık, şişlik, kaşıntı oluşmadıysa kremi güvenle kullanabilirsiniz. Önceki yıldan kalan kremleri özellikle çocuklara kullanmayın.
  • Suda koruma özelliği “Waterproof” kremlerde 4 kere 20 dakikalık suya girmede, “Waterresistant” ürünlerde 2 kere 20 dakikalık suya girmede koruma sağlar.

Güneş kremi nasıl kullanılmalı?

  • Krem güneşe çıkmadan en az 15-20 dakika önce ince tabaka şeklinde sürülmeli, 2-3 saatte bir tekrarlanmalıdır. Terleme, suyla temas sonrası yeniden krem sürülmelidir. Unutmayın, güneş kreminin koruma süresi en fazla 3-4 saattir.
  • Güneş kremleri, göz çevresini tahriş edebilir, göz çevresine özel ürünler kullanabilirsiniz. Bunun dışında tüm yüz, ense ve kulaklara sürülmelidir.
  • Gece yatmadan önce mutlaka ılık duş ile ter ve güneş kremi yıkanmalı, uygun kremlerle cildin nemlenmesi sağlanmalıdır.
  • Güneşten koruyucularla bronzlaştırıcı ürünleri karıştırıp güneşten korunmak maksadıyla kullanmayın.
  • Belli bir süre güneş koruyucu kullanıp bronzlaştıktan sonra cildiniz güneş ışınlarına alışmaz! Güneş kremini yaz-kış özellikle yüzünüze uygulamalısınız.
  • Güneşten korunmak için özellikle çocuklarda şapka, sık dokumalı kıyafetlerle ve güneş gözlükleriyle de fiziksel bariyer oluşturun. Işınların yeryüzüne dik geldiği öğlen saatlerinde (10.00 ile 16.00 arasında) güneşte kalmamaya özen gösterin, mutlaka gölgede olun. UV ışınlarının, hava bulutlu dahi olsa yanığa neden olabileceğini unutmayın.

Bu arada kısa not: Kemik sağlığı ve bağışıklık sisteminde etkili D vitamininin ana kaynağı güneştir. Güneşten elde edilen D vitamini sülfat içerir, su ve yağda kolaylıkla eridiğinden vücudumuzdaki tüm dokulara dağılır. D vit stoku 70-80 olanlar koronaya daha az yakalanıyor, yakalansa dahi daha hafif atlatıyor; fakat bunun için bilinçsizce güneşlenmeniz gerekmez!

Marttan ekime dek, güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği 11.00-15.00 saat aralığında D vitamini stoklamak için kremsiz güneşlenmek önemli!

Günde 15-30 dk, haftada 2-3 kez, kol, dirsek altı, bacak ve diz altı bölgelerinin güneş görmesi D vitamini sentezi için yeterlidir.

Önceki İçerikFahri Huvaj Alfabesi
Sonraki İçerik‘Ben’ karmaşası
Dr. Hajbeviko Fatma Yılmaz
20 Ocak 1977’de Kayseri Pınarbaşı’nda doğdum. İlkokulu Kayseri Ahmet Paşa İlkokulu’nda, orta-lise eğitimimi Kayseri Nuh Mehmet Küçükçalık Anadolu Lisesi’nde aldım. Tıp eğitimimi 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladım. Uzmanlık eğitimimi, İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda 2014’te tamamladım. 2019 yılında Türk Nöroloji Derneği Nöroradyoloji Diploması’nı aldım. Türk Tabipler Birliği, Türk Nöroradyoloji Derneği ve KAHEV üyesiyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz