Yıldız Şekerci: KAFFED – DÇB ilişkileri

0
219

Rusya Federasyonu (RF) Anayasası’nda yapılan değişikliklerin toplumumuzu ilgilendiren maddelerine itirazlarımıza ilişkin 21 Mart 2020 tarihinde 94 STK imzası ile 4 dilde (Çerkesce, Türkçe, Rusça ve İngilizce) bir deklarasyon yayınlamıştık. Bu deklarasyonu aynı zamanda RF’nin üyesi olduğu ve anlaşmalarına taraf olduğu uluslararası kuruluşlara, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’na, Anavatanımızdaki Cumhuriyetlerimizin Başkanlarına ve Dünya Çerkes Birliği’ne (DÇB) göndermiştik. Bu çerçevede DÇB Başkanı Sohroko Hauti ile anayasa değişiklikleri konusunda farklı yaklaşımlar içerisinde olduğumuz kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Buna rağmen referanduma çok kısa bir süre kala Türkiye’yi de zikrederek diasporanın kendi duruşunu desteklediğine ilişkin açıklaması ses kaydı ile birlikte basında yer alınca deklarasyonumuzun arkasında durduğumuzu belirten bir açıklama daha yaptık. DÇB sayfasından bu açıklamamıza yönelik verilen yanıtın altına “DÇB Yönetim Kurulu ve Başkanlar Kurulunun” imzası konulmuştur. Oysa bu kurulların üyeleri (ki KAFFED temsilcileri de bu kurullarda bulunmaktadır) böyle bir açıklamayı desteklemedikleri belirtmişlerdir.
Takip eden süreçte çeşitli kanallardan KAFFED’e yönelik zaman zaman eleştiri sınırını aşan çeşitli söylemlerin yanı sıra aralarında Anavatana dönüş yapmış büyüklerimizin de olduğu bazı gruplardan RF Anayasası değişikliğine karşı çıkılmaması gerektiğini, değişikliklerin kazanımlar sağladığını ve diasporanın bu konularda söz söyleme hakkının olmadığını belirten görüşler dile getirilmiştir.
Bunlar asla kabul edilir şeyler değil.
1- KAFFED eleştiriye kapalı olmadığını çeşitli vesileler ile ortaya koyduğu gibi birçok mekanizma ile eleştirileri de dinlemektedir. Toplumun en yoğun eleştirdiği kurum olmayı toplumun en fazla beklenti yönelttiği kurum olarak yorumluyoruz ve bu eleştiriler ışığında strateji ve çalışmalarımızda sürekli güncellemeler de yapıyoruz. Demokratik eleştiri sınırlarını aşan söylemler de bana göre yok hükmündedir. Unutulmamalıdır ki; medeni bir insanın ve özellikle de köküne bağlı bir Çerkesin ayırıcı vasfı üslubudur.
2- RF Anayasası’ndaki değişikliklerin devletin federal ve demokratik niteliğinde gerilemeye yol açtığı; özellikle de azınlık halkların haklarını daralttığı, Rus etnisitesi karşısında kimliklerini ve dillerini ikincil konuma düşürdüğü, uluslararası hak savunma mekanizmalarının etkisini kırdığı konusunda genel bir mutabakat vardır.
3- Anayasa değişikliğini toplumumuz nezdinde savunmak ve eleştirileri engellemek için kullanılan 68. ve 69. Maddelerin eski halleri ile yeni halleri karşılaştırıldığında hiçbir yeni kazanımın söz konusu olmadığı; bilakis toplumumuzun haklarında ve statüsünde gerilemelere anayasal zemin oluşturulduğu görülmektedir. Madde metinlerinin eski ve yeni halleri karşılaştırmalı olarak incelendiğinde toplumumuza yeni bir hak verilmediğini; bilakis daha fazla geriye gidişe anayasal zemin oluşturulduğunu görebiliriz.
4- Deklarasyonumuzda da belirttiğimiz üzere, Anayasanın diğer maddelerine eklenen resmi tarih endoktrinasyonu, uluslararası mekanizmaların etkinliğinin kırılması gibi hususlar da toplumumuzun aleyhine sonuçlar doğuracak niteliktedir.
5- Çok farklı konularda pek çok değişiklik öngörülmesine rağmen KAFFED ve diğer imzacı STK’larımız sadece toplumumuzu ilgilendiren maddelere ilişkin itirazlarını dile getirmişlerdir. Dolayısıyla Rusya Federasyonu’nun iç politikasına müdahale iddiası da temelsiz bir argümandır.
6- Diasporanın anavatan ile ilgili işlere karışmaması gerektiği tezi de geçerli bir tez olamaz. İnsan hakları ile ilgili konularda bu tez tamamen akıl ve mantık dışı bir hale gelmektedir. İnsanlarımız ve kurumlarımız anavatanları ile ilgili konularda görüş, öneri ve itirazlarını demokratik mekanizmalar ile dile getirme hakkına sahip oldukları gibi bu aynı zamanda bir sorumluluk niteliğindedir. Dil, kültür ve kimliğimize dair haklarımızın dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez oluşu ise evrensel kriterlerdir. Bir Çerkes anavatanındaki haklarını hiçbir şekilde devredemeyeceği gibi onlardan vaz da geçemez. Ayrıca İnsan Haklarının evrenselliği de diğer bir genel kabul gören ilkedir. Dolayısıyla ülke sınırlarından bağımsız olarak savunulmalıdırlar.
7- Türkiye diasporasının ve KAFFED’in Türkiye’de demokratik haklarımız ile ilgili sessiz kaldığı halde Rusya Federasyonu anayasa değişikliğine itiraz ettiği iddiası da gerçeği yansıtmıyor. Türkiye’de kapsamlı anayasa değişikliğinin gündeme geldiği 2011 yılında kurumsal tabanımızın da katkıları ile demokratik taleplerimiz belirlenmiş; TBMM’ye ve ilgili siyasi partilere ziyaretler gerçekleştirilerek taleplerimiz iletilmiştir. Taleplerimiz bir büyük pankart halinde her genel kurulumuzda ve ilgili diğer etkinliklerimizde sergilenmekte; bütün görüşmelerimizde de taleplerimize vurgu yapılmaya devam edilmektedir. Hak savunuculuğu konusunda geliştirilmeye muhtaç alanlarda daha fazla çalışma yapılması amacı ile ilk stratejik planımızın 4 ana başlığından birisi bu konuya ayrılmıştır.
8- Türkiye bir ulus devlet iken Rusya Federasyonu federe bir niteliktedir. Karşılaştırma yapılırken zaman zaman bu durumun gözden kaçırılması da yanıltıcı olabilmektedir. Ayrıca, dünyanın hiçbir yerinde dokunulmaması gereken dil, kültür ve kimlik haklarına anavatanında yaşayan otokton bir halka dair getirilen geriletici düzenlemeler daha fazla tepkiyi hak etmektedir. Anavatanında yok edilen bir dili, kültürü ve kimliği diasporada yaşatmak nerede ise imkânsızdır. Diaspora ve anavatan bu konularda kader birliği içerisindedir.
9- KAFFED’in DÇB üyeliği en üst demokratik kurumumuz olan Genel Kurul’un yetki alanında olan bir husustur. Son Genel Kurulumuzda konu gelen talepler doğrultusunda Başkanlar Kurulumuzun görüşü ve Yönetim Kurulumuzun kararı ile gündeme alınmış fakat DÇB üyeliğinden çıkma yönünde bir karar oluşmamıştır. Ayrılma yönünde yeterli bir delege katılımının olmadığı toplantıda yapılan konuşmalarda ve temayül yoklaması mahiyetindeki oylamada da toplumda farklı görüşlerin olduğu görülmüştür. Stratejik planlama çalışmaları kapsamında yapılan bölgesel çalışmalarda da konu tartışılmış; DÇB’nin kuruluş amaçları ve toplumsal çıkarlar doğrultusunda çalışması için mücadele edilmesi” yönünde bir stratejik hedef belirlenmiştir. Bu doğrultuda, farklı düşündüğümüz noktalarda -anayasa değişikliği sürecinde olduğu gibi- kendi kurumsal tavrımızı net şekilde ortaya koyarak; 2000 yılı Kongresi sonrası yoğun eleştirilerin odağında olan DÇB’nin toplum yararına çalıştırılması için gayret edilecektir. Bu amaçla diğer DÇB üyeleri ile de yakın diyalog ve işbirliği içerisinde hareket edilecektir. Zira 2003 yılı DÇB Genel Kurulu’nda nüfusumuzla orantılı olarak KAFFED DÇB delege sayısının 20’ye çıkartılması önergesi bir takım ayak oyunları ile reddettirilerek sadece 12 delege ile sınırlanmıştır. DÇB toplam delege sayısı üye yapısında yapılan bazı değişikliklerin de etkisi ile artırıldığından 12 delege ile etkili olmak imkânı bulunmamaktadır. DÇB’nin toplum yararına çalıştırılması imkânını zorlamak KAFFED’in yanı sıra bütün DÇB bileşenlerinin ve temsilcilerinin de tarihi sorumluluğudur.
10- KAFFED yüzü anavatana dönük olma ilkesini güçlü şekilde korumaktadır. Ancak bu ilke, anavatanı ilgilendiren konularda tepkisiz kalmayı değil bilakis doğru ve ölçülü tepkilerin konulmasını gerektirmektedir.
Diğer taraftan,
DÇB toplantı prensipleri;
Gündem önceden bildirilir, gündem dışı konusulmaz, herkes bir kere söz alır, toplantı sonunda konuşmak istediğin bir konu varsa yazılı bildirin derler.
O gün toplantı konusu pandemi idi, Hauti birlik beraberlikten söz ederken ben bu söylemin referandum ile bağlantısını kuramadım, tabir yerinde ise atlamışım.
Bir önce Nalçik’te yüz yüze yapılan toplantıda bu konudaki hassasiyetlerini üzerine basarak söylemiştik.
Hauti bizim nerde olduğumuzu, ne düşündüğümüzü de gayet iyi biliyordu.

KAFFED Genel Başkanı
Yıldız Şekerci

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here