‘Çıktığım hemen her zirvede Adige bayrağını açtım’

0
104

Janberk Kafkas

Kaçkar Dağı Kuzey Zirvesi, Kaçkar Dağları’nın (Doğu Karadeniz Bölümü, Rize’nin 60 km güneydoğusunda) 3.932 m. yüksekliğindeki en yüksek, Türkiye sınırları içindeki ise dördüncü yüksek doruktur. “Klasik Rota” ya da “Güney Rotası” en kolay rota olarak bilinir. İki yıl önce de bu rotadan 10 kişilik bir ekiple zirve yapmıştık.
Bu sene ise 6 kişilik bir ekiple -Janberk Kafkas (Şapsığ-Yeftale), Tuba Kurtberk (Abzah-Brant), Mustafa Şaban Özalp (Şapsığ-Şhatuk), Hikmet Ay, Cüneyt Can ve Özlem Kacar- zor ve riskli olan kuzey tarafından çıkmak için hazırlıklarımızı tamamlayarak iki araçla Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine doğru hareket ettik.

Yukarı Kavrun Yaylası
Çamlıhemşin’den sonra Fırtına Vadisi’nde milli parka girdik. Herkesin ismini bolca duyduğu Ayder Yaylası’nı geçerken pandemi ve yaylada başlayan dönüşüm çalışmaları dolayısıyla etrafta kalabalık ve trafik yoktu. Galler Düzü denilen bölgeden hemen sonra başlayan toprak yol oldukça bozuk olduğundan yolun tamamen bittiği ve kamp kuracağımız, Ayder’e 10 km. uzaklıktaki Yukarı Kavrun Yaylası’na neredeyse 40 dakikada vardık. Yol epeyce bozuk olmasına rağmen bu durumdan hiç şikâyet etmedik çünkü yaylalara açılan yollar maalesef bölgenin dokusunu bozmakta.

Yukarı Kavrun Yaylası’na vardığımızda hava kararmak üzereydi. Mustafa’nın önceden tanıdığı ve kafe olarak hizmet veren bir yayla evinin bahçesine çadırlarımızı hızlıca kurduk. Genelde daha çok dağcıların ve civarda sırt çantasıyla gezenlerin bildiği bu yerlerde kamp kurmak ücretsiz. Kafeler yemek, tuvalet vs. hizmetleri verdiğinden lojistik olarak kolaylık sağlamakta. İsrail ile ilişkilerimiz bozulmadan önce bu bölge İsrailli turistlerin en çok tercih ettikleri yerlerden biriydi; ancak son dönemde Arap turistlerin çokça geldiği bir yer.
Sabah kafede kahvaltımızı yaptıktan sonra çadırlarımızı toplayıp çantalarımızı hazırladık ve Kaçkar Kuzey Zirvesi’nin ana kampı olan Öküz Yatağı veya diğer adıyla Mezovit’e doğru yola çıktık. Öküz Yatağı isminin ilginç bir hikâyesi var. Bölgede boğa güreşleri oldukça popüler. Hatta Galler Düzü bölgesinde bir boğa güreşi alanı bile yapıldı. Boğalar baharda bu bölgeye götürülüp bırakılır ve sonbahara kadar orada kalırlar. Anlatılanlara göre boğa sahipleri sonbaharda bölgeye gelip boğalara isimleriyle seslenir, ismini duyan boğa sahibini tanır ve onun yanına giderek birlikte aşağıya, yaylaya inerlermiş.

Yukarı Kavrun Yaylası’ndan 2.250 m. rakımdan başlayarak yaklaşık 5 km. yolu sırt çantalarıyla 2.5 saatte yürüdük. Öküz Yatağı’nın rakımı ise 2.920 m. Hemen çadırlarımızı kurarak dinlenmeye geçtik. Dağlarda hava çok değişkendir; özellikle Karadeniz’de. Benim en büyük endişem havanın bozmasıydı. Çünkü kuzey rotası yağmur yağdığında çok tehlikeli bir hale geliyordu. Hava durumunu kontrol etmiştik ancak yine de yükseklerde her an hava durumu değişkenlik gösterebilirdi.

Kaçkar Dağı
Akşam yemeğini erkenden yedik ve yemekte tırmanış programını konuştuk. Erkenden çadırlarımıza dinlenmeye çekildik. Saat 03.30’da kalktık, hazırlıklarımızı yapıp tırmanışa saat 04.20’de başladık. Gece bu kadar erken yola çıkmamızın nedeni, öğleden sonra olabilecek hava değişikliğinden kaçınmak ve bölgede sıkça rastlanan taş düşmelerinden korunmaktı. Karşımızda, karanlıkta Kaçkar Dağı’nın silueti belirdi. Hava açıktı ve yıldızlar görünüyordu.

Öncelikli hedefimiz, 3.500 m. rakımda bulunan ve kapı denilen bir gedik; Kaçkar kuzey rotasının kilidi. Kamp alanımızdan yaklaşık yarım saatlik yürüyüş sonrasında çarşak başladı (Çarşak, genellikle dağlarda, büyük kaya kütlelerinin, duvarların aşağısında bulunan, kaya bloklarından kopmuş, parçalanarak ufalanmış taşlarla örtülü yamaç). Oldukça dik olan bu çarşakta en büyük tehlike, taşların hareketlenerek arkadan gelenleri yaralaması; aynı zamanda oynak ve dengesiz olan bu kaya parçaları arasında sakatlanma riskinin yüksek olmasından dolayı çok dikkatli bir şeklide birbirimize yakın yürüyerek tırmanışımıza başladık.

Kapıya vardığımızda hava aydınlanmıştı. Kapıda mola verip biraz soluklandıktan sonra aşağıya doğru indik. Artık karşımızda dik bir kaya bloku yükseliyordu. Batonlarımızı kapattık (Baton, yürüyüşlerde ve tırmanışlarda yükü kollara paylaştıran, kış faaliyetlerinde denge sağlayan, inişlerde dizlere ve bileklere binen yükü azalttığı için sakatlıkları engelleyen, birçok dağcının kullandığı yürüyüş sopası görevi gören bir ekipman).

tırmanışı
Artık bundan sonrası kaya tırmanışıydı. Kural olarak ellerimizin boşta olması ve en az üç noktadan kayaya tutunmamız gerekiyordu. Yani basitçe tarif etmek gerekirse iki ayak bir el veya iki el bir ayak mutlaka kayaya basmalı. Zirveye tırmanışımız devam ederken bazı bölgelerde güneş görmediği için donmuş kayalar vardı. Çok kaygan olan bu bölgelerden oldukça dikkatli ve yavaş geçtik. Birbirimizle uyarılar hariç neredeyse hiç konuşmuyorduk; ekip olarak tamamen tırmanışa konsantre olmuş bir şekilde sessizce çıkışımızı sürdürdük. Saat 08.20 gibi yani başlangıçtan 4 saat sonra zirvede bayrak direği göründüğünde stres ve adrenalinin yerini tatlı bir heyecan aldı.

Zirvede inanılmaz bir manzara vardı. Uçsuz bucaksız dağlar ve bulut denizi altımızdaydı. Zirve defteri yazıldı, fotoğraflar çekildi. Ben bugüne kadar çıktığım her zirvede Adige bayrağını açtım; ancak iki sene önce aceleyle unuttuğum Kaçkar güney zirvede maalesef bayrağı açamamıştım. Kaçkar kuzey rota sayesinde Adige bayrağını açtım.

Yaklaşık yarım saat-40 dakika kadar zirvede kaldık. Son 10 dakikada hava değişmeye başladı. Manzara aniden gelen duman bulut ve sisle kapanmaya başlayınca inişe geçme vaktinin geldiğini anladık. Zirveye veda edip tırmandığımız rotadan inişe geçtiğimizde yolumuzu pus kaplamaya başlamıştı. Çıkarken gösterdiğimiz dikkat ve konsantrasyondan daha fazlasıyla, çok dikkatli bir şekilde inişi gerçekleştirdik; çünkü dağlarda en çok kaza inişte ve aceleden olur.

İnişimiz yaklaşık 4 saat sürdü. Kamp yerine vardığımızda yorgun ama mutluyduk. Normalde kahvaltımızı yapıp dinlenmemiz gerekiyordu ancak hava tahminlerine göre yağış beklendiğinden o yorgunluğun üzerine bir de kampımızı toplayıp Yukarı Kavrun Yaylası’na yaklaşık 1.5 saatlik yürüyüşle geri döndük.

(Fotoğraflar: Mustafa Şaban Özalp)

***

Janberk Kafkas

Afyon Dinar’a bağlı Yapağlı Şapsığ köyünden. Yeftale sülalesinden. Yaklaşık 20 yıldır neredeyse aralıksız olarak trekking sporu ile uğraşıyor. Halen “Leylekler” grubu altında gerçekleştirilen trekking ve doğa aktivitelerinin organizasyonlarını ve rehberliğini yapmakta. İstanbul Kuzey Kafkas Kültür Derneği bünyesindeki Mezbjen grubunun da rehberliğini yürütmekte.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here