Kamçı Gazetesi

0
284

Sevgili dildaşlarım, 1969-70’li yıllarında, bu adı taşıyan gazete (Kamçı) çıkartan, bir grup Çerkes insanını, bugünün mevcut koşullarında değerlendirmek için en azından o tarihte iki kutuplu dünyayı ve bu tablo için de de TC’nin yerini de dikkate almak gerekir. Belli bir yaş üstü ve ilgilenenler için elbette ki bu konuda sorun yok, ne var ki o tarihler sonrası doğanlar, “Ne yani, bir gazete çıkartılmış da ne olmuş. Bu da mesele mi?” diyecekler. Tıpkı, daha önceki tarihlerde çıkartılan yayınlar için benim söylediğim gibi. Demek ki her olayı ve her faaliyeti cereyan ettiği zaman ve koşullar çerçevesinde mütalaa etmek gerekiyor. Kuşaklar arası bağların kopmaması ve birbirlerini suçlayıp aşağılamaması için bu bakış hayati bir önem arz etmektedir. Diyorum. Veee!
“Kamçı Gazetesi” bir kadro harekatı idi. Zira bu kadro ve dahaları o tarihlerde, yani 1990 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılacağı kehanetinde bulunamazdı. Ve dolayısı ile “ANAVATANA DÖNÜŞ” (toptan veya bireysel) öncelikli söylem ve eylemler pek güncel değildi. Özelinde ise daha önceleri kişisel veya dar bir grupla anavatana gidip gelmeler elbette ki çok önemli idi. Bu arada Sovyet yanlısı bir politika içerisinde olması nedeniyle Suriye (belli oranda Ürdün) yurttaşı olan Çerkesler anavatanla ilişkilerde çok daha korkusuzdular. TC yurttaşı bizlerin ise ne halde olduğumuzu anlatmaya gerek var mı? Onun için devrimci ve anti-devrimci mücadelesinde bu kadronun (Kamçı kadrosunun) öncüleri, özellikle ve olabildiğince bu mücadelelerin tarafı olmamaya özen gösterdiler. Ne var ki doğal olarak pek çok hemşehrimiz bu mücadelenin içinde ve tarafı olmuştur. Bu da zamanın bir gerçeği. Suç ve suçlu yok. Bu arada “KAMÇICILAR” tanımlaması ve “DÖNÜŞÇÜLER” suçlaması içinde bireysel ve dahası bazı yasal Kafkas kökenli kuruluşlardan biraz da tehdit kokan uyarıların geldiği bilgisi paylaşılırdı. Burada isim vererek yazmak “belge içeriğinde” olabilirse de bir yararı yoktur. Zaten gurbetteki Kafkasya insanları, bulundukları ülkelerde yeterinden beter taraflaştılar. Ve birbirlerini “YOK ETME” ve “YOK SAYMA”da adeta yarıştılar. Yani yarıştık. Ve hem de bu yarışta öncelik alabilmek için. Bunları da unutmamak gerekir ve bunu görmemek için de gözden ve akıldan yoksun olmak mı gerekir?
Sevgili dildaşlarım, mümkünse Kamçı’nın iddia ve hedeflerinin ne olduğunu anlamak için “Varsa elinizde, sayılarını tekrar gözden geçirmekte yarar vardır”. Ve elbette ki Kamçı ve kadrosu karşıtı yayınları da. Peki ne yararı olacak derseniz. Sözüm kocaman bir “HİÇ”tir. O halde neden tavsiye ediyorsun? Yanıt; “Benzeri hataları işlememek için, olabilir mi umudu”. Yani umudumu yitirmek istemiyorum. Bu bağlamda pek çok dildaşım, Çerkeslere yapılan haksızlıklardan sürekli söz edeceklerine bir kez veya arada “özeleştiri” yapalım istiyorum. Tamam, Çerkesler pek çok haksızlıklara uğradı. Ama bu sonuçtan ve durumdan dolayı Çerkesler hep mi haklı idi? Evet, sürgün öncesi başta olmak üzere sonrası ve halen yurttaşı olduğumuz ülkelerde dinsel inanç ve çeşitli ideolojik görüş ayrılıkları içinde didişmiyor muyuz? Tamamen ilgisiz olayların karşıtı ve tarafı olmanın bugünkü durumumuza bir etkisi yok mu? Hep biz mi haklıyız? Ağlamak, dertlenmek, şikâyetlerde bulunmak birazcık insani zaaftır. Ama akli değildir. Akli kuraklığımızı unutup aynı olaylarda defalarca yıkanmanın günahı kimedir? Demem o ki sürüldük. Süründük. Yok olduk, oluyoruz gibi öksüz ve yetim acındırmaları yerine önce bireysel olarak “ben ne yapabilirim, ne yapıyorum ve ne yapmam gerekir” sorularına yanıt aramak ve imkânları da bu yolda zorlamak, şikayetçi olduğumuz olumsuzluklara bir nebze “set” çekip, “dur” diyebilmek gerek. Bunun için de kesintisiz “DURUM MUHAKEMESİ” içinde bulunmak. Toplumu tümden eğitmek, öğretmek ve aynı hedefe yöneltmek uğraşı, olmayana ergi metodudur. Hele bizim gibi merkezi otoriteden yoksun halklar için. Tekrar ediyorum, ben herkese akıl dağıtan Ali Çurey; çocukların, ailen ve akrabaların ne alemde? Yani, sen bunları kurtardın da sıra Çerkeslerin tümüne mi geldi? Haydi oradan…

Sevgili dildaşlarım, mümkünse Kamçı’nın iddia ve hedeflerinin ne olduğunu anlamak için “Varsa elinizde, sayılarını tekrar gözden geçirmekte yarar vardır”. Ve elbette ki Kamçı ve kadrosu karşıtı yayınları da. Peki ne yararı olacak derseniz. Sözüm kocaman bir “HİÇ”tir. O halde neden tavsiye ediyorsun? Yanıt; “Benzeri hataları işlememek için, olabilir mi umudu”. Yani umudumu yitirmek istemiyorum. Bu bağlamda pek çok dildaşım, Çerkeslere yapılan haksızlıklardan sürekli söz edeceklerine bir kez veya arada “özeleştiri” yapalım istiyorum. Tamam, Çerkesler pek çok haksızlıklara uğradı. Ama bu sonuçtan ve durumdan dolayı Çerkesler hep mi haklı idi? Evet, sürgün öncesi başta olmak üzere sonrası ve halen yurttaşı olduğumuz ülkelerde dinsel inanç ve çeşitli ideolojik görüş ayrılıkları içinde didişmiyor muyuz? Tamamen ilgisiz olayların karşıtı ve tarafı olmanın bugünkü durumumuza bir etkisi yok mu? Hep biz mi haklıyız? Ağlamak, dertlenmek, şikâyetlerde bulunmak birazcık insani zaaftır. Ama akli değildir. Akli kuraklığımızı unutup aynı olaylarda defalarca yıkanmanın günahı kimedir? Demem o ki sürüldük. Süründük. Yok olduk, oluyoruz gibi öksüz ve yetim acındırmaları yerine önce bireysel olarak “ben ne yapabilirim, ne yapıyorum ve ne yapmam gerekir” sorularına yanıt aramak ve imkânları da bu yolda zorlamak, şikayetçi olduğumuz olumsuzluklara bir nebze “set” çekip, “dur” diyebilmek gerek. Bunun için de kesintisiz “DURUM MUHAKEMESİ” içinde bulunmak. Toplumu tümden eğitmek, öğretmek ve aynı hedefe yöneltmek uğraşı, olmayana ergi metodudur. Hele bizim gibi merkezi otoriteden yoksun halklar için. Tekrar ediyorum, ben herkese akıl dağıtan Ali Çurey; çocukların, ailen ve akrabaların ne alemde? Yani, sen bunları kurtardın da sıra Çerkeslerin tümüne mi geldi? Haydi oradan…

NOTLAR:
1- Dönüşçülere “öz eleştiri” yapmaları için tavsiyelerde bulunan dildaşlarım, “Dönüş Karşıtı” olanlara tavsiyen nedir? Onlar yine, çeşitli cephe ve cenahta kurtarıcı olarak yollarına devam mı etsinler?
2- Günümüzde, nedenini ve niçinini anlayamadığım ‘Dinsel İnanç öncelikli’ söylem ve eylemlerde bulunan dildaşlarıma: Şayet senin için önemli olan “Dinsel İnanç” ise ve ona uygun yaşam diyorsan, yolun açık olsun. Ancak ve lütfen Çerkes halkının tarihsel varlığının yegane teminatı olan kadim kültürümüzü reddeden Arap kabile kültürü geleneğine kurban etme. Çünkü ben herhangi bir dinsel inançta olduğum için Çerkes olmadım. Çerkes olduğum için herhangi bir inanç sahibiyim. Kısaca ben Тхьа -Тхьамадэ ve Хабзэ‘nin, evrensel ve beşeri değerlerin ortak paydasında doğdum. Büyüdüm. Ve öyle yaşamaya çalışıyorum.
3- Hiç kimseyi, dinsel inancı nedeniyle sorgulamadım, sorgulamaya hakkım da yoktur. Kanıtı, ispatı ve dozu dozajı soyut olan bir kavramın bilimsel olarak tartışılması mümkün mü? O anlamda inanç, inananla inanılan arasında bir meseledir. (Bunları defalarca tekrarlamaktan yoruldum.)
4- Gezegenimizde yaşanan doğa olaylarının sonuçlarını Tanrısal buyruklar çerçevesinde, değerlendirerek aklanmak isteyen “BEN” egosuna tutsak egemen güçler Tanrısal buyruklarla doğa yasalarının çelişmediğini bilmezler mi? Yanıt; elbette bilirler. Ama egemen olma bencilliği her türlü çıkarcı gerekçeyi kutsallaştırarak veya Tanrıya yükleyerek yollarına devam ederler.
5- Ben, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı insanlarının inancını, aidiyetini ayırt etmeksizin, onların alın teri ve vergi gelirleri ile kurulan kurumlarda okudum. Ve halen onların yaratısı, artı değerleriyle emekli maaşı alıyorum. O nedenle bugünü bize hazırlayan ve özgürce yaşadığım bu ülkenin kurucularını, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere rahmet ve minnetle anıyorum. Yine özgürce kutladığımız dini ve milli bayramlarımızı yaşamanın ve yaşatmanın varlığımızın teminatı olduğuna inanıyorum. Bu anlamda, 30 Ağustos Kurtuluş ve Zafer Bayramının, ebedi olmasını, Tanrıdan diliyorum. Her hafta “Hayırlı Cumalar” temennisinde bulunan yurttaşlarımdan da, milli bayramlarımız için de bir hayır duası bekliyorum.
Çok özel not: Lütfen Anadilimizde bulunan sözcük ve kavramların yerine bir başka dili kullanmayın. Örnek: Хьадэ = Cenaze. Хьадрыхэ= Ahiret. Нэху – Махуэ= Cennet yerine kullanılabilir mi? ГъащIэ = Ömür. ГуIагъуэ – гуфIэгъуэ- гузэвэгъуэ = Sevinç ve üzüntüler için kullanılabilir mi? (ТХЬА, tüm dilleri bilir sanırım).

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here