Osmaniye Köyü’nden çağrı ‘Meramıza Dokunma!’

0
196

-Öncelikle Jıneps adına ‘Hoş geldiniz’ demek isteriz.
Sosyal medyada ‘Osmaniye Köyü Meramıza Dokunma’ kampanyasını başlattınız. Bize biraz kendinizi ve Osmaniye Köyü tarihini tanıtır mısınız lütfen?
-Öncelikle göstermiş olduğunuzdan ilgi ve alakadan dolayı teşekkür ederim.
Ben Abaza Çagua sülalesinden Ercan Arslan. 43 yaşındayım, Ankara’da ikamet ediyorum.
Osmaniye (Loukıt), Abaza Aşuwa köyüdür. Sürgünde İstanbul üzerinden Türkiye’ye gelmiş, üç kola ayrılmış; bir bölümü Yozgat-Sorgun’da Osmaniye Köyü’nü, diğer bir bölümü Adana-Tufanbeyli’de Akpınar Köyü’nü, üçüncü bölümü ise Kayseri-Pınarbaşı’nda Altıkesek Köyü’nü kurmuşlardır. Osmaniye’ye yerleşen ailelerin bir kısmı kısa bir süre sonra ayrılarak Fuadiye, Çayırözü ve Ağıllı köylerini kurmuşlardır. İlk yerleşmede 170 hane kadar olan köyümüz kış aylarında 30, yaz aylarında 75 haneye kadar çıkmaktadır. Köyümüzün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

-Köyünüzdeki sosyal hayattan ve geleneklerinizden de bahseder misiniz? İlk sürgünden bu yana neler değişti? Anadilinizi koruyabildiniz mi?
-Köyümüz halkını; köyde yerleşik olanlar ve başka il ve ilçelerde yaşayanlar olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Böyle olmasına rağmen tüm sosyal etkinliklerde bir araya gelebilmekte, güzel anları birlikte yaşayabildikleri gibi acılı günlerini de paylaşabilmektedirler. Cenazeler, düğünler ve yapılan köy toplantılarına köyümüz halkı yabancı gibi değil ev sahibi olarak iştirak edebilmektedir. Yaz tatilleri köyde yoğun bir kalabalık olmakta, yeni yetişen çocuklar ve gençler âdet ve geleneklerimizi doya doya tatmaktadır. Geleneklerimizde var olan büyüğe saygı ve küçüklere sevgi ilkesi köyümüzde hayatın her safhasında ön plandadır. Bunun yanında kadın-erkek eşitliği ve kadına saygı küçük yaşta edinilen ve geliştirilen bir erdemdir. Geleneklerini kaybetmeme konusu da “ayhabı”larımızın ve gençlerimizin gayretleriyle yaşatılmaya devam etmektedir.
İlk sürgünle birlikte kurulan köyümüzde atalarımızdan dinlediğimiz kadarıyla köyümüz yoğun bir nüfusa sahipmiş. Bunun verdiği avantaj ile köy içinde evlilik oranı yüksek olduğundan anadil herkesçe konuşulmuş hatta birçok kişi başka dili ömrü boyunca öğrenememiştir. Zaman içerisinde nüfus azalmaya, insanlar çevreye açılmaya başlamıştır. Dışarıdan evlenmeler, diğer Kafkas halklarıyla evlenmeler ve dışarıdan ticaret derken dışa açılma olmuştur. Maalesef dil konusunda yeni yetişen nesilde bilmeme oranı çok yüksektir. Ancak hâlâ güncel olarak anadil kullanılmaktadır.

-Fotoğraflarda oldukça yeşil bir köy görülüyor. Köyde geçim nasıl sağlanmış? Nüfus hareketleri olmuş mu?
-Köyümüzün ana geçim kaynağı bitkisel üretim (buğday, arpa, nohut, mercimek, şekerpancarı ve ayçiçeği üretimi) ile hayvancılıktır. Köyümüz kurulduktan sonra daha yüksek ve ormanlık alanlarda yaşamak isteyenler yeni köyler oluşturmuştur. Bunun yanında Osmanlı’nın dahil olduğu savaşlarda ve Kurtuluş Savaşımızda köyümüz sürekli hane ve nüfus kaybına uğramıştır. Son 25-30 yıl içerisinde de ekonomik sebepler ve okuryazar oranının artması ile yeni meslekler edinmeler nedeniyle köyden kente göç yaşanmıştır.

-Bugün Osmaniye’de neler oluyor? Bu kampanyayı hangi tarihte ve neden başlatma ihtiyacı duydunuz?
-Köyümüzde TDİOSB (Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi) kurulması planlanmış, tamamen ilçe yerel memurlarınca yer seçimi yapılmış, proje Tarım ve Orman Bakanlığı’nca onaylanarak ÇED aşamasına getirildiğinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 19.02.2020 tarihinde yapılan bilgilendirme toplantısıyla köyümüz ve çevre köy halkına duyurulmuştur. Bu aşamaya kadar köy halkı hiçbir şekilde bilgilendirilmemiştir. Bu toplantı ile olay netleşmiştir. Yapılacak OSB ile 100 adet 100’er başlıklı süt sığırcılığı işletmesi kurulacağı belirtilmiş; köyümüzün tek otlakıyesi olan 1700 dekar mera arazisi bu işe tahsis edilmiştir. Hazırlanan bu proje ile köyümüz halkına ait hayvanlara tahsisli otlatma alanı tamamen elimizden alınmaktadır.
Kurulacak bu OSB, köyümüze ait birkaç parselden oluşan bütün ve tek meramızdır. Bu mera köyümüzün yanı başında olup, kurulacak 10.000 hayvan başlıklı işletmelerle koku ve görüntü kirliliği köyümüzü yaşanamaz hale getirecektir. Geçim kaynaklarımızı olumsuz etkileyecektir. Zaten kısıtlı olan yeraltı sularımızı etkileyecektir. Kurulacak OSB çevre açısından bakıldığında yerleşim yerinin çok yakınındadır. Bunun yanı sıra su kaynağı mevcut değildir; kurulduğunda ise yerleşim alanlarında yaşamak mümkün değildir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 700 hayvan için mevzuatta azami işletme mesafesi hesabı olduğunu belirtiyor. Oysa bu OSB’de 10.000 hayvan barındırılacak, bunun hesabını yapmıyorlar. Projede suyun nereden temin edileceği hâlâ belli değildir. Su olmayan bir bölgeye böyle bir projeyi uygulamak istemenin altında rant olduğu, siyasi baskılarla birilerine peşkeş çekilmeye çalışıldığı aşikârdır.

-Türkiye genelinde, hatta dünya genelinde, doğal yaşam alanlarına yönelik benzer uygulamalar olduğunu ancak bazılarının durdurulabildiğini takip ediyoruz. Kafkas Halklarının doğa ile ilişkilerini, kadim geleneklerini düşündüğümüzde, bir Abaza köyü için doğal yaşam alanını korumanın anlamı nedir?
-Tüm Kafkas halkları gibi biz Abazalar da yaşadığımız her yeri vatan biliriz. Kaybettiğimiz Kafkasya coğrafyası ile eş tutarız. Bizler için köylerimiz bizlerin küçük Kafkasya’sıdır. Gittiğimiz diğer Abaza ve Çerkes köylerimizde de o insanlarda aynı duyguyu hissederiz. Bizler köyümüze tahsisli kamu malı arazileri her daim koruduk; bırakın başkalarını, kendimizden bile koruduk. Tapulamalar yapılırken diğer köyler bu arazileri işleyerek tarla yapıp üzerlerine mülk olarak kaydederken bizler kamu malını tahditle ve tescille daha açık hale getirdik.
Yozgat ili Sorgun ilçesine bağlı tek Çerkes/Abaza köyü olan Osmaniye/Loukıt halkının Kuzey Kafkasya’dan zorunlu göçe tabi tutulduğu 1860’lı yıllardan beri Osmanlı İmparatorluğu’nca kendisine tahsis edilen ve yaklaşık 155 yıldır kullandığı merasına el konulmaya ve oluşturulacak çevre felaketi ile 1.5 asırdır yaşadığı topraklardan da bir nevi zorunlu sürgüne tabi tutulup sağlıklı yaşama hakkının elinden alınmaya çalışıldığı, maalesef bunun da Sorgun Kaymakamlığı ve Sorgun Belediye Başkanlığı’nın öncülüğünde yürütüldüğü görülmektedir.

-Sizce kampanya kamuoyunda yeterli yankı buldu mu? Ne gibi desteklere ihtiyacınız var?
-Şu ana kadar yanımızda olduğunu bildiren ABHAZFED, KAFFED, ÇERKESFED, Bileşik Kafkas Dernekleri Federasyonu, Alan Kültür ve Yardım Vakfı ve bunlara bağlı birçok derneklerimiz, STK’lar ve bizleri en başından beri yalnız bırakmayan dostlarımız sayesinde her geçen gün destek artmaktadır. Bu projenin yeri değişene kadar ve anayasanın 56. maddesindeki “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” ilkesi ışığında mücadelemize devam edeceğiz. Bu proje ile doğal çevre olumsuz etkilenecek; büyük bir hava, su, görüntü ve çevre kirliliği oluşacak, bir başka deyişle çevre ve halk sağlığını bozacak bir proje olduğundan, anayasal hakkımız olan “sağlıklı çevrede yaşama hakkı”mızın ihlal edilmesini kabul etmediğimizi duyurmak için herkesin desteğine ihtiyacımız var.

-Çok teşekkür ederiz. Başarılar diliyoruz.
-Şahsım ve köyüm adına ben de çok teşekkür ederim.
#MERAMIZA DOKUNMA
Çevreyi, Geleceği, İnsan Yaşamını Koruyalım.
Facebook: Osmaniye Köyü Meramıza Dokunma
Osmaniye Köyü Abaza Kültür Derneği (loukıt)
Twitter: MeramızaDokunmaOsmaniyeKöyü
@meramızadokunma

Önceki İçerikKaranfilli protesto
Sonraki İçerikÇerkes Derbisi
Birgül Asena Güven
1959 yılında Fethiye’de doğdu. Adigelerin Şapsığ boyundan. 1984 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünü bitirdi. İş hayatına özel sektörde 1985 yılında başladı. İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans programına katıldı. Uzun yıllar global şirketlerde Finans Yönetimi yaptı. Kafkas derneklerinde çalıştı, yayın organlarında yazdı. Halen Jıneps yayın kurulu üyesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here