‘Taraftar, FK 1864’ü yürekten destekliyor’

0
185

Maç günleri Kuzey Kafkas halklarının bayraklarının dalgalandığı, akordeon seslerinin ve dansın eksik olmadığı Bakırköy Atatürk Spor ve Yaşam Köyü tribünleri uzun süredir bir sessizliğin içinde.
Üstelik bu sessizlik, tüm Kafkas kimliklerini bu tribünlerde birleştiren FK 1864’ün şampiyonluğa emin adımlarla yürüdüğü bir döneme denk geldi. Ligin 8. haftasının ardından Sarı-Yeşil formalarla dolu tribünler koronavirüs nedeniyle yerini boş koltuklara bıraktı. Puan durumunu TFF’nin olduğu gibi tescillemesinin ardından FK 1864, adını bir üst lig olan 1. Amatör Lig’e yazdırdı.
Azerbaycan vatandaşı olan Salman Atlukhanov bu başarının mimarlarından sadece biri. Lezgi kimliğiyle bilinen Atlukhanov maç sonları yaptığı dans resitalleriyle kulübü gönülden destekleyen taraftarın sevgisini takımda geçirdiği ilk senede kazandı bile. O artık kulübün simge isimlerinden…

-Merhaba Salman… Öncelikle seni tanıyabilir miyiz?
-Merhabalar… Ben Azerbaycan’ın kuzey kesiminde kalan ve bir Lezgi şehri olan Qusar’da doğdum. Aslen de Lezgiyim ve 26 yaşındayım. Türkiye’ye 2016’da geldim. FK 1864’ten önce Türkiye’de Kuşadasıspor, Merzifonspor, Kırkpınarspor ve Yeşilova Esnafspor’daydım. Stoper pozisyonunda oynuyorum.

-Futbola nasıl başladın?
-Futbola zaten küçükken de hevesim vardı ama asıl başlangıcım babamın yönlendirmesiyle diyebilirim. Babam da sporcuydu. Boksla uğraşıyordu ve beni teşvik etti.
İlkokuldayken yaşadığım yerde bir futbol takımı kurulacağını öğrendim. Her yere de seçim yapılacağını ilan eden afişler yapıştırmışlardı. Babam da beni takım seçmelerine götürdü ve takıma seçildim. Böylece futbol hayatım Shahdag Qusar FK’yle başlamış oldu. Burası benim için daha çok bir futbol akademisi gibiydi.
Beş sene burada oynadıktan sonra 13 yaşında başkente gittim ve Bakü FK’ye transfer oldum. 18 yaşında burada profesyonel hayata geçtim. 3 yıl sonra ise bir menajerin tavsiyesiyle Kuşadasıspor’a geldim ve Türkiye maceram başlamış oldu.

-Lezgiyim dedin…
-Evet, Kafkas kökenli bir millet. Daha çok Rusya’nın Dağıstan tarafındalar ama Azerbaycan’da da oldukça varız. Özellikle Qusar ve Haçmaz bölgelerinde… Buralarda nüfusun yüzde 90’ından fazlası Lezgidir. Köyler, merkezler her taraf Lezgi. Başka bir millet yok. Zaten Azerbaycan’da Qusar deyince insanların aklına ilk Lezgiler geliyor.
Bulunduğum coğrafyada yani Azerbaycan ve Dağıstan’da ise 50’den fazla Kafkas kökenli millet var.

-FK 1864’le yollarınız nasıl kesişti?
-2016’da Türkiye’ye geldikten sonra çeşitli takımlarda oynadım. En son İstanbul’da Yeşilova Esnafspor’la bir şampiyonluk yaşadık ve takım Süper Amatör’e çıktı.
Bu ligde yabancı oyuncu yasağı olduğu için beni FK 1864’e önerdiler. Şu an FK 1864’ün Sportif Direktörü olan Erol Özbek Bey benimle iletişime geçti ve böylece takıma transfer oldum.

-Peki, takıma transfer olmadan önce Türkiye’de Kafkas kökenli bir takımın varlığından haberdar mıydın?
-Değildim. Hatta Kafkas kökenlerin Türkiye’de bu kadar yoğun olduğunu da bilmiyordum. Takımla ilgilenmeye başladıktan sonra Kafkas kökenli bir takım olduğunu öğrendim ve açıkçası kendim de Kafkasyalı olduğum için buna mutlu oldum.
Görüşmeler sürerken ben her türlü bu takımda oynamaya razıyım, dedim. Çünkü takımı araştırınca gerçekten çok sevindim. Şu anda da seve seve oynuyorum ve bu takımın bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. İstanbul gibi bir yerde Kafkas kökenlilerin bir takımının olması çok güzel bir şey.

-Takımda oynayan herkes Kafkas kökenli mi?
-Yok hayır, şampiyon takım içerisinde Kafkas kökenli 3 arkadaştık sadece. Bir Abhaz, bir de Kabardey arkadaşımız vardı benden başka. Ama sanırım önümüzdeki sezon için yapılan transferlerin arasında birkaç oyuncu daha var ancak takım pandemi nedeniyle bir araya gelemediği için ben henüz tanışamadım.

-Türkiye’de bir Çerkes takımının parçası olmak nasıl bir duygu? Bu takımda kendini buluyor musun?
Benim için tarif edilemez bir mutluluk. Sadece spor anlamında değil. FK 1864 bir simge. Türkiye’de yaşayan 6 milyon Kafkasyalıyı temsil ediyor. Tüm Kuzey Kafkas halklarını aynı tribünde birleştiriyor. Bu takım sayesinde Kuzey Kafkas kökenliler spor alanında da var olduklarını bir şekilde ortaya koyuyor. Bu bakımdan çok anlamlı. Tribünlerde çok değişik bir ortak ve çok değişik bir duruş sergileniyor. Futbola yeni bir hava ve yeni bir duruş geliyor. Türkiye futboluna çok muazzam bir örnek geliyor.
Tribünlerden akordeon sesi hiç eksik olmuyor mesela. Farklı Kafkas dillerinde şarkılar söyleniyor. Sürekli bir festival ve şölen havası var. Hele galipsek değmeyin keyfimize… Her maç sonrası taraftarlar da çağırıp dans etmemi istiyor. Böyle şeylerin futbolun içinde olması hayatımıza renk katıyor. Hem sevindirici hem de çok heyecan verici bir deneyim.
Liglerde pek alışkın olmadığımız şeyler bunlar bizim için… Türkiye’de insanlar genellikle stres atmak için maçlara gider ve o maçtan muhtemelen daha sinirli bir şekilde ayrılır…
FK 1864’te durum hiç öyle değil. Zaten bizi izlemeye gelen taraftar bir beklentiyle gelmiyor. Destek vermek, ait hissettiği takımın yanında olmak ve eğlenmek için geliyor. Bu halleri, attıkları sloganlara, söyledikleri marşlara bile yansıyor.

-Maç sonraları dans etmeye nasıl başladın?
-Başkanımız İsa Tuncer benim dans ettiğimi biliyordu. Lezgiyim sonuçta. Böyle bir şeyin takıma renk katacağını söylediler ama hiç bu kadar büyüyeceğini tahmin etmemiştim.
Bir kere oynadım, devamı geldi ve artık her maçın ardından, maçı izlemeye gelenler dans etmemi bekliyorlar. Bir maç, iki maç, üç maç derken insanlar alıştı.
Maç bitiyor ve tribündeki taraftarlar hemen bir yere toplanıp el sallamaya başlıyor, alkış tutuyor ve akordeon çalıyorlar. Beni bekliyorlar yani. Bu durumdan rahatsızmışım gibi anlattım ama aksine çok güzel ve sevindirici benim için.
Türkiye’de o kadar kulüpte oynadım, böyle bir taraftar görmedim. Hatta Amatör Lig’de stada bu kadar taraftar çekebilen bir başka takım daha var mıdır bilmiyorum. Öyle ki FK 1864’teki ilgi, bazı Süper Lig takımlarında dahi yok. Görüyoruz, Süper Lig de olsa boş ve eğlencesiz tribünlere oynuyor bazı takımlar. Bir kitlesi yok. Ama bizde öyle değil. Taraftar, FK 1864’ü yürekten destekliyor. Bizi de sevindiriyor bu durum.

-Takıma yeni gelenler ya da karşı takımdakiler nasıl karşılıyor bu durumu?
-Bilmeyenler önce şoke oluyorlar bu kadar taraftarı görünce. Maç sonrası yaşananlar ise garip geliyor insanlara. Çünkü kültürü bilmiyorlar. Ama takım arkadaşlarımızın hepsi alıştı. Artık onlara da güzel geliyor. Rakip takımdakiler ise ‘Bunlar ne yapıyor’ diye bakıyor genellikle.

-Dans etmeyi nasıl öğrendin peki?
-Lezgilere aynı zamanda ‘Lek’ derler. Lezgicede kartal anlamına gelir. Kartalları sert ve uçan bir hayvan olduğu için bizim danslarımızla özdeşleştirmişler. Hareketlerimiz sert ve hep havada. Yani dans bizim içimizde var, kanımızda var.
Bebek doğar ya, birkaç sene sonra oynamaya başlar bizde. Ona oynaması için hoca lazım değildir. İçinde vardır.

-Çerkeslerle Lezgilerin ortak ve ayrıştığı yönler var mı senin gözlemlediğin?
-İkisi de Kuzey Kafkas halklarından. Birbirimize çok benzediğimiz gibi ayrıştığımız noktalar da vardır muhakkak. En basiti diller. Birkaç kez konuşmalara şahit oldum. Bir yerden tutayım dedim ama tutamadım. Aralarından birkaç kelimeyi seçsem de hiçbir şey anlamadım. Çerkesçeyle çok az benziyor ama daha çok sanki yanından geçiyor.
Onun dışında ise âdetlerin hemen hemen aynı olduğunu gördüm. Danslar da neredeyse aynı ama hareketler biraz daha farklı. Lezgilerde hareketler daha keskin. Dansların altında yatanlar ise aynı.
Ama sanırım en çok mutfak konusunda ayrılıyor.

-O zaman Lezgice de biliyorsun…
-Tabii. Köyde doğup büyüdüm ben. Okulda da Lezgi dili diye dersimiz vardı. Hem Türkçe öğrendik hem de Lezgice.

-Peki, gelenekleri yaşatmak açısından bir fark var mı?
-Çerkeslerle bizim birçok şeyimiz aynı. Örtüşüyor ve üst üste geliyor. Ama mesela benim artık Azerbaycan’daki yaşantımla buradaki yaşantım aynı değil. Arada büyük farklar var. Sanırım ülke ya da şehir değiştikçe ve büyüdükçe geleneklerin yaşatılması da zorlaşıyor.
Sadece gelenek değil futbol bile farklı bu ülkede. Ben burada başka takımlarda da oynadım. Doğduğum ülkede farklı geldi, burada farklı geldi bana. Ama içlerinde hep en rahat ettiğim FK 1864 oldu. Burada hem yaşam tarzı hem de diyalog olarak farkı hissediyordum. FK 1864’e transfer olduktan sonra evimin içinde oynuyor gibiyim.

-Ne gibi bir farklılıktan söz ediyorsun?
-Türkiye futbol kalitesi olarak çok daha üstün Azerbaycan’a göre. Bu normaldir, çünkü Türkiye’nin futbol geçmişi Azerbaycan’ın futbol geçmişine oranla çok daha köklü.
Türkiye artık oturmuş ve Avrupa liglerine kafa tutmaya çalışan bir ülke. Azerbaycan ise öyle değil. Daha yeni yeni gelişiyor futbol kültürü. Yeni yeni takımlar güçleniyor. Eskiye oranla daha üst seviyede ama daha alması geren çok yol var.

-O coğrafyada bir Rusya baskısı var mı sence?
-Bence yok. Ben görmedim. Yani ben Azerbaycan vatandaşıyım, Dağıstan’dakiler Rusya vatandaşı. Dağıstan tarafında da birçok akrabam var. Dayılarım, halalarım o tarafta. Sık sık ziyarete giderim. Fiziki olarak aramızda sınır olsa da kafalarımızda sınır yok.
Ama dedim ya, 50 farklı Kafkas milleti var diye. Gerçekten de öyle. Milletler açısından gerçekten de çok karışık bir yer. Her türlü millet var. Dağıstan artık Kafkasyalıların memleketi olmuş. Her milletin kaderi ortak. Çerkeslerle Lezgilerin de…

-Pandemi dönemi nasıl geçiyor peki?
-Ligin 9. hafta maçını oynayacaktık. Mart ayıydı ve tüm Türkiye karantinaya girdi. Ligler durduruldu. Sanırım benim için avantajlı olan kısmı daha önce oynadığım takımın tesisinde kalmam oldu. Çünkü içinde bir halı saha var. Tesiste kimsenin olmaması, boş olması nedeniyle her gün antrenmanımı yaptım.
Karantinada hiç dinlenmedim desem yeridir. Çünkü hep televizyon ve telefonla zaman geçirmek insanı sıkıyor. Ben de antrenmana verdim kendimi. Arada başkanla konuşuyoruz. “Nasıl gidiyor” diye soruyor. Ben de “Lig şimdi başlasa her şeyimle hazırım” diyorum. Bu nedenle karantinanın benim için zor geçtiğini söyleyemem.

-Öyleyse yeni bir şampiyonluk geliyor diyebilir miyiz?
-Herkesin isteği bu… FK 1864’ün hedefi her zaman Süper Lig oldu. Başkanımız her zaman bunu söylüyor. Alt liglerden başlayarak her sene bir üst lige çıkmak. Ben camia ve taraftarlarımız sayesinde bunu başaracağımızı düşünüyorum.
Zaten bunun için mücadele veriyoruz. Tüm oyuncular, hocalar, yönetim… Çizilen yol, doğru yol. Takım içindeki ilişkiler de çok iyi. Pandemi döneminde de FK 1864 olarak kenetlenmiş durumdayız. Yeni yapılan transferler var. Bu transferlerin de katkı sağlayacağını düşünüyorum. Yani Süper Amatör Lig’e çıkmamamız için hiçbir neden yok.

-Bu güzel sohbetin için teşekkür ederiz. Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı bize ya da taraftarlara?
-FK 1864 bir Çerkes, Kuzey Kafkas halk takımı olarak kendi kültürünü, kendi spor camiasını daha da büyütmek için var. Türkiye’de ne kadar Çerkes kökenli, Kafkas kökenli varsa bu takıma gelip oynamalarını ya da taraftar olarak destek vermelerini çok isterim.
Şu an için ne liglerin ne zaman başlayacağı ne de maçlara taraftarın alınıp alınmayacağı belli değil. Umarım ki bu koronavirüsten bir an önce kurtulur ve taraftarımıza kavuşuruz.
Bizi desteklemeye devam etsinler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here