“Kiana” ne dünyası?

0
255

Yeni Lazcada oldukça kabul görmüş birkaç neolojiden biri de Türkçe dünya sözünün karşılığı olarak kullanılan “kiana” kelimesidir.
Evet, bu bir neolojidir, yani birileri tarafından dile yeni sokulmuş bir kelime. Ancak türetilmiş bir söz değildir kiana, Megrelceden alınmıştır. Megrelcede kelimenin kiana’dan başka keˁana, keana, kaˁana, kaana, kana, kyana gibi formları da vardır. Bu formların hepsi Gürcüce kveqana “ülke, memleket, yurt” sözünden türemiştir. Eski Gürcücede kueqana şeklinde karşımıza çıkan bu kelime “kara, toprak, dünya, köy, vatan” gibi anlamlara geliyordu. Görülüyor ki “insanoğlunun yaşam alanı” anlamından “ülke”ye doğru kelimenin anlamı daralmıştır.
Gürcüce kveqana sözü kve “aşağı” ve qana “tarla” kelimesinden oluşur, yani aşağı tarla demektir. Bu “yukarı tarla”ya yani ahirete, öteki dünyaya karşı bu dünyanın, yalancı dünyanın konumlanışına gönderme yapar. Yaşadığımız dünya aşağıdadır, alttadır, öteki dünya yukarıda, yücede. Bu felsefeyi Gürcüler Kutsal Kitap’la birlikte Arami-Süryani dillerinden edindiler. Tıpkı Araplar gibi. Zira Arapça dünya kelimesi de denī “aşağı” sıfatının kıyas hali olan ednā “daha aşağı” sözcüğünün dişilidir.
Lazca modernleştirme çabalarıyla bildiğimiz İskender Chitaşi, Türkçe “ülke” kelimesini kullanmak istememiş metinlerinde. Ancak Gürcüceden de kelime almak yerine bu Gürcüce kelimeyi Lazcaya tercüme etmiş ve ʒ̆alona “ülke, memleket” kelimesini türetmiş (ʒ̆ale “aşağı” + ona “tarla”). Chitaşi dönemi eserlerinde “ülke, memleket” ve bazen “devlet” anlamında tere kelimesiyle birlikte ʒ̆alona’nın kullanıldığına şahit oluyoruz. Ancak sonradan ʒ̆alona pek rağbet görmedi. Günümüzde pek fazla kullanılmasa da Chitaşi’nin eserlerinin keşfi ile birlikte yeni Lazcada seyrek karşılaşabileceğimiz bir neolojidir.
Kiana kelimesi ise Megrelceden ödünçlenmiş ancak ödünçlenirken anlamı “yurt, ülke, memleket” olarak değil “dünya” şeklinde kabul görmüştür. Bariz bir aktarma hatasıdır.
Kiana sözüne Guram Kartozia’nın 1993’te yayımlanan Lazca Metinler II adlı kitabından önce yazılı metinlerde rastlanmaz. Yeni Lazca diyebileceğimiz Kutelia’nın masal kitabında (Lazuri P̆araitepe 1982) ya da Sergi Jğent̆i’nin metinlerinde (Ç̆anuri T̆ekst̆ebi, 1938) rastlanmaz. Chitaşi’nin metinlerinde de yoktur. Marr, Acaryan, Rosen ya da Kartozia’nın 1974 tarihli ilk metin kitabı, Çikobava’nın tekstleri, Dumézil ya da Qipşidze’de de kiana kelimesine rastlanmaz. Kelimeyi Lazcaya kazandıran kişi muhtemelen Xasan Helimişi’dir. Ç̆andaş Gverdi (1949) piyesinde “büyük dünya savaşı” anlamında “kianaş didi k̆abğa” ifadesini kullanır. Aynı şekilde “Var minon mʒ̆ipxatina / Sult̆ani mtel kianas. / Var minon momçatina / Mek̆ami Arşi aalas.” dizelerinde “bütün dünyanın sultanı” ifadesi kiana’nın dünya anlamında kullanıldığını doğrular.
Kiana kelimesi Helimişi’nin şiirleri ile birlikte Laz entelcansiası arasında bilindi ve yayıldı. Sosyal medya ile birlikte de Laz halkına açıldı.
Ancak iki sorun var bu kelimede; birincisi yanlış anlamın Megrelceden yanlış aktarılmasıdır. Zira Megrelcede bu kelime dünya anlamına gelmez, “ülke, memleket” anlamına gelir.
İkincisi ise kiana kelimesi fonolojik olarak Lazcaya uygun değildir. Eğer Lazcaya bu kelime doğal bir alıntılama olarak girseydi, Hopa-Fındıklı için *kyana ve Ardeşen-Pazar için *çana şeklinde olması beklenirdi, ama *kia- şeklinde bir hecenin Lazca fonoloji açısından olması mümkün değildir. Bu şekildeki unsurlar Lazcada palatalize formlar olarak yerleşmişlerdir: *mk̆iapu > mk̆yapu / mç̆apu “çakal”, *diari > gyari / cari “ekmek, yemek” gibi.
Diller daha doğrusu o dili konuşan/konuşmak isteyen insanlar çeşitli evrelerde yeni kelimelere ya da kelimeleri yenilemeye ihtiyaç duyarlar. Bu dönemde üretilen neolojiler her zaman dilin kurallarına göre yapılmaz, duygusal bir sürecin parçasıdırlar ve bu süreçten geçen kelimeler feleğin çemberinden geçmiş olurlar, maceraları ve façalarıyla günümüze ulaşmışlardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here