Vaynakhların Sesi – Вайнахан Аза – Aralık 2020

0
55

Çeçenlerin Prometheus’u: Pharmat

wallup.net

Çok uzun zaman önceydi; buzlu dağlar şimdikinden çok daha yüksekti, tepelerinde kar ve buz olmadığında çeşitli çiçekler ve hoş kokulu otlar vardı, derin geçitlerinde ve yamaçlarında ise hiç erimeyen karlar ve buzlar vardı.

O zamanlarda atalarımız derin geçitlerdeki yüksek kulelerde ve mağaralarda yaşıyorlardı. Boy pos olarak dağlardaki kayalar kadar cüsselilerdi. Atları da kocamandı. Nartlar ayı kadar güçlüydü; kaplanlar kadar cesur, tilkiler kadar kurnazlardı. Dağlardaki kayaları elleriyle kolayca parçalayıp fırlatır, çığlıklarıyla gökyüzünü titretirlerdi ama yine de güçsüzlerdi: Ateşleri yoktu. Ve aziz Sela gaddardı, acımasızdı. O, gökyüzünün efendisiydi ve ateş ona aitti. İnsanlar ondan yararlanamıyorsa o güç ne işe yarardı. İnsanlar çile çekiyorsa o gücün faydası neydi?

Sela, Nartlara gücünü göstermek için ateşten arabasına bindi ve gökyüzünde dolaşarak gök kubbeyi sanki parçalara ayıracakmış gibi korkunç bir şekilde gürledi.
Ah! İnsanları nasıl da şaşırtmıştı. Ah! Nasıl da korku yaratmıştı.

Sela’nın kutsal evi kara bulutlarla örtüldü. Yağmur dolu bulutlar Sela’yı yere fırlattı. Doluya dönüşen yağmur yeryüzüne düştü ve insanlara daha büyük keder ve felaket getirdi. Sela, gökkuşağından yapılmış yayıyla yeryüzüne yıldırım atmaya, her şeyi parçalamaya başladı. İyilik de kötülük de Sela’nın yetkisindeydi: Kötülükte cömert, iyilikte cimriydi.
Gökyüzü ile yeryüzü arasında ebedi husumet vardı.

Sela ile insanlar arasında ebedi mücadele vardı.

O zamanlar aziz Pharmat dağlarda yaşıyordu. Mükemmel bir demirciydi. Dostane bir sözcük karşılığında Nartlara bronz kılıçlar ve zincir zırhlar yapardı. Dağlarda dostane sözcükler çok değerlidir: Mutluluklar dilerim. Bol şanslar. Zafer senin olsun. Özgür ol.

Pharmat mütevazı, cömert ve güçlü bir Nart’tı. Az konuşup çok düşünürdü. İnsanların üzüntüsünü dağıtmak için nasıl yardım edebileceğini, ateşi cehennemden nasıl çalabileceğini düşünüyordu. Sonuçta Sela ona hiç iyilik yapmamıştı. Doğduğundan beri insanlardaki en iyi özellikleri edinmişti: Güç, beceri, keskin zekâ, ustalık ve sabır.

Atı Turpal dağlarda özgürce dolaşıyordu. Nartlar, “At, usta ve mücadeleci binicisi eyerde ise kıvama gelir. Turpal’ınız neden hep böyle özgürce geziyor?” diye sordu.
Pharmat cevapladı: “Atım tavında. Zaman gelecek ve atım cehennemden için için yanan bir kütük getirecek.”

Nartlar, Pharmat’ın söylediklerine güldü. Pharmat ise insanların üzüntüsünü yok etmek için ne yapabileceğini düşündü.

Pharmat bir gün Turpal’a seslendi. Ve bu sesle Argun Vadisi gürledi, dağlar titredi ve aziz Sela uyandı. Dağlarda otlayan Turpal, efendisinin çağrısına karşılık olarak kişnedi. Ve ardından dağlar Argun Nehri’nin dalgalarıyla dövüldü. Argun’un suları taştı, dağdaki hayvanlar korku yüzünden donakaldı. Turpal yıldırım hızıyla efendisine doğru koştu.
Pharmat eline bir topuz aldı, dirseğine kalkan bağladı, boynuna bir yay (Tanrı’nın sapanı) astı, oklarla dolu bir sadak (ok kılıfı), zincir zırh ve kılıç kuşandı. Atı Turpal’ı eyerledikten sonra boynuz kadehinde içkisini içti, “Bacak zift gibi tutunsun, el hamur gibi sarılsın” dedi ve atına binerek hiç kimsenin gitmediği bir yere doğru yola çıktı.

Nartlar, Pharmat’ın gideceği yola darı serpti, böylelikle mutluluk ona eşlik edecekti. Ayrıca darıyla doldurulmuş bir havuç koydular: “Boş ve hafif gitsin, dolu dönsün.”

Pharmat uzun süre yol aldı: Yedi gün, yedi gece yollarda geçti. Yedi geçit, yedi dağ aştı ve sonunda Sela’nın yaşadığı gök kubbeyi destekleyen en yüksek dağ Beşlam’ın (Kazbek Dağı) eteğine geldi. Pharmat, zorlu çıkıntıları geçip dağın tepesine tırmanırken uzun bir yol kat etti. Dağın tepesinde hoş kokulu bitkiler, çeşitli çiçekler ve şarkı söyleyen kuşlar vardı. Nartların annesi, Sela’nın eşi, güneş yüzlü Sata, dinlenmek için dağın tepesine indi. Beyaz bir kuşa dönüşerek Pharmat’ı karşıladı. İnsan sesiyle konuştu:

-Hey. Güçlü Nart, Beşlam’ın zirvesine mutlaka bir nedenle tırmandın.
-Doğru, harika kuş. Beşlam’ın zirvesine bir nedenle tırmandım. Yanan bir kütük almak için geldim ve onsuz geri dönmeyeceğim.
-İyi niyetle yola çıkana mutluluk her zaman eşlik etmez. Sana yardım edeceğim. Hızlı bir atın var mı?
-Atım rüzgârdan daha hızlı.
-Güçlü mü?
-Güçlü. Toynağıyla vurduğu yerde pınar oluşur.
-Sen güçlü müsün?
-Sert bronzu elimle reçine ve balmumundan daha yumuşak yaparım.

Ve Sata nasıl cehenneme gidebileceğini ve yanan kütük alabileceğini Pharmat’a anlattı.
-Sela şu anda uyuyor. Atın rüzgâr gibi hızla cehennemin üzerinden atlasın. Tam o anda yere eğil, bir kütüğü kap ve atını Beşlam’ın zirvesine sür. Dikkatli ol. Sela korkunçtur, acımasızdır. Eğer uyanırsa seni canlı bırakmaz ve kütüğü götüremezsin.

Pharmat, Sata’nın söylediklerini harfiyen uyguladı. Pharmat’ın atı hızını artırarak cehenneme doğru koştu. Eğilip bir kütük kapan Pharmat hızla Beşlam’ın zirvesine doğruldu. Turpal o kadar hızlıydı ki kütüğün ateşi alevlendi. Sela uyandı çünkü alevler burun deliklerine çarpmıştı. Yanan bir kütüğü yeryüzündeki insanlara taşıyan cesur Nart’ı gördü.
Sela çok korkmuştu çünkü ateşi ele geçiren birinin güçlü ve cesaretli olacağını, kendisine karşı ayaklanmaya çalışacağını biliyordu.

Cesur Nart’ı durdurmak için zorlu bir arayışa girdi. Sela her yeri kararttı. O kadar karanlık oldu ki, Pharmat parmaklarını ve atının kulaklarını göremedi. Hem Nart hem de atı artık hiçbir şeyi görmüyorlardı. Uçuruma düşmek üzerelerdi. Ama harika kuş Sata önlerinden uçtu ve şarkılarıyla onlara yolu gösterdi. Sela, karanlık gecenin Pharmat’ı ve atını durduramadığını fark etti. Ve korkunç bir fırtına başlattı. Güçlü fırtına ve karanlık gece cesur Nart’ı ve atını neredeyse öldürecekti. Ama harika kuş onlara güzel şarkılarıyla yolu gösteriyordu.

Cesur Nart fırtınanın yanan kütüğün ateşini azalttığını gördü ve tereddüt etmeden kütüğü koynuna sakladı. Argun’un suları vadiden taştı, kocaman meşe ağaçlarını yerinden sökerek saman gibi gökyüzüne fırlattı.

Ne karanlık gecenin ne de güçlü fırtınanın cesur Nart’ı durduramadığını, güvenli ve sağlam bir şekilde kurtulacağını gören Sela bu kez kavurucu bir ayaz başlattı. Kavurucu ayaz kayaları çatlattı ve kayalar korkunç bir sesle çöktü. Ama korkusuz Nart Pharmat ve atı Turpal ilerlemeye devam ediyordu.

Sela daha da korkmaya başladı. Cesur Nart’ın ve atının Beşlam’ın eteklerine yaklaştığını gördü, mağarada saklanmak üzereydiler. Ateş ve ışıktan yapılmış yayını öfkeyle kavradı ve Nart’a doğru yıldırım fırlatmaya başladı. Dağlar titredi, donmuş pınarlar eridi ve Argun’un dalgaları dağ yamaçlarına yayıldı, yüksek dağ yamaçları sanki canlıymış gibi titriyordu. Ne kavurucu ayaz ne de güçlü fırtına, ne karanlık gece ne de yıldırım, cesur Nart Pharmat ve atı Turpal’ı durduramıyor ya da yoldan çıkaramıyordu.

Pharmat ve Turpal, Nartların onları beklediği mağaraya gitti.

-Alın. İşte ateş, sizin için. Her kulede, her mağarada, her evde ateşi tutuşturun. Her evde çok fazla ateş, sıcaklık ve ışık olsun. Mutlu olun.

Nartlar şaşırmıştı.

Dağlarda büyük bir uğultu başladı. Gökyüzü yeryüzüne ebedi düşmanlığını ilan etmişti. İnsanlar da ebedi mücadelelerini gökyüzüne ilan etti.

-Mutlu olun, diye haykırdı korkusuz Nart yeniden. O sırada dağlarda gök gürültüsü ve şimşek çakmaları yüzünden korkunç bir uğultu vardı.

-Mutlu olun insanlar. Kendimi ebedi işkenceye teslim etmeliyim. Sela’nın gazabından kurtulmanız için kendime işkence edeceğim. Benim için üzülmeyin, diyen Pharmat mağaradan ayrılarak Beşlam Dağı’na doğru ilerledi. Başının üzerinde şimşekler çaktı, fırtına farklı yollara fırlattı, kolları ve bacakları ayazdan uyuştu. Gecenin zifiri karanlığı üzerine çökmüştü. Sela öfkeden deliye dönmüştü. Cesur Pharmat’ın Beşlam zirvesine doğru ilerlediğini görünce fırtına, ayaz ve karanlığı geri çekti. Ovalar, geçitler ve dağların eteklerinde karlar giderek erimeye başladı, karlar ve donmuş toprak Pharmat’ı takip ederek Beşlam’ın zirvesine yükseldi.

Beşlam’ın zirvesi kar ve buzlarla kaplanmıştı; başı sonsuza kadar beyaz karla dolu olacaktı.
Sela haykırdı: “Gökyüzünden aldığın ateşi her zaman özle. Sıcağa hasret kal.” Sonra da Pharmat’ı karşılaması için sadık hizmetkârı tek gözlü devi gönderdi, eline bronz zincir verdi. Tek gözlü dev, Pharmat’ı Beşlam’ın buzlu zirvesine zincirledi.
Sela ona lanet etti. O zamandan beri insan ile Sela arasında ebedi bir mücadele yaşanıyor.
Kuşların prensi İda her sabah Pharmat’ın yanına gelir. Pharmat’ın kucağına oturup hep aynı soruyu sorar.

-Hey, zavallı Pharmat. Hey, acınası Pharmat. Yaptığına pişman mısın? Eğer tövbe edersen sana dokunmayacağım, tövbe etmezsen karaciğerini gagalayacağım.

Maruz kalacağı korkunç işkenceleri göz ardı eden Pharmat her seferinde aynı cevabı verir.
-Hayır, tövbe etmeyeceğim. İnsanlara sıcaklık ve ışık verdim. Bir iyilik yaptığın için tövbe edemezsin.

Çelik gagasını kayaya sürterek keskinleştiren İda bu cevap üzerine Pharmat’ın karaciğerini gagalamaya başlar.

Nart Pharmat hiç ses çıkarmaz. Gözleri asla yaşarmaz. Büyük bir cesaret ve sabırla bu işkenceye dayanır. O zamandan beri şunu söylerler: Çeçenler ağlamamalıdır. O zamandan beri Beşlam’ın zirvesi kar ve buzla kaplıdır. Sela ise Pharmat’ı sıcaklık ve ateşe susatmak için ovalardan, vadilerden, dağ eteklerinden topladığı kar ve buzları Pharmat’ın zincirlendiği Beşlam’a taşıdı.

O zamandan beri dağ etekleri, ovalar ve vadiler ılık… Bu ılıklığın nedeni ise Pharmat’ın gökyüzünden getirdiği ateş… O zamandan beri dağ eteklerinde ve ovalarda hoş kokulu bitkiler, çeşitli çiçekler yetişir ve harika kuşlar onlara konar. Ve Beşlam’ın zirvesinde donmuş toprak, fırtına ve hiç erimeyen buzlar vardır. Nart Pharmat oraya zincirlenmiştir.

Ebedi işkencesini çekecek.
Ama hiç ölmeyecek.

(www.govzalla.com)

Çeviri: Serap Canbek

***

Birinci Çeçen Savaşı 16. yıl

Birinci Çeçen Savaşı, diğer adıyla Çeçenya Savaşı, Rusya Federasyonu ile Çeçen İçkerya Cumhuriyeti arasında 11 Aralık 1994’ten 31 Ağustos 1996’ya kadar sürdü. 1994–1995 yıllarında, özellikle Grozni Muharebesi’nde zirveye ulaşan başlangıç harekatından sonra Rusya kuvvetleri, Çeçenya’nın dağlık bölgelerinin kontrolünü ele geçirmeye çalıştı. Ancak daha üst konumda olduğu asker sayısı, silah gücü, yakın hava desteği gibi faktörlere rağmen, Çeçen gerilla savaşı ve düz arazilere yapılan baskınlar nedeniyle Rusya kuvvetleri geri çekildi. Rusya kuvvetlerinde oluşan geniş çaplı demoralizasyon ve Rusya kamuoyunun savaşa yönelik yaygın karşıtlığı, Boris Yeltsin hükümetinin 1996’da Çeçenlerle ateşkes ilan etmesine ve bir yıl sonra da barış antlaşması imzalamasına neden oldu.
Birinci Çeçen Savaşı’nda sivil ölümlerin 30.000-100.000 arasında olduğu, 200.000’in üzerinde insanın yaralandığı tahmin ediliyor. 500.000’den fazla insan çatışmalar nedeniyle yerlerinden edildi. Savaşta Rusya’nın gerçekleştirdiği insan hakları ihlalleri ve savaş suçları, uluslararası insan hakları örgütlerinden büyük tepkiler aldı.

***

‘Çeçen Masalları’

Edebiyatçı A. A. Aydamirov’un Нохчийн Туьйранаш (Çeçen Masalları) adlı kitap koleksiyonunun tanıtımı yapıldı. Çeçen Cumhuriyeti Milli Kütüphanesi’nde gerçekleşen etkinliğe Çeçenya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Khozh-Baudi Daaev ile Çeçen Cumhuriyeti Yazarlar Birliği Başkanı Kanta İbragimov da katıldı.
68 masaldan oluşan koleksiyonda yer alan çizimler ünlü karikatürist Khozh-Baudi Israilov’a ait…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here