Аланты Хъæлæс – Osetlerin Sesi – Aralık 2020

0
269

Estetik cephede ‘İç Savaş’

Vladimir Borisovich Soskiev’in geçen ay Kuzey Osetya’nın Digorya bölgesinde, aile büyüklerinin mezarlarının olduğu ve babasının doğduğu Zinaga yakınlarındaki dağ köyü Nogkaw’da (Дзинага-Ногкау) iki düzine kadar bronz ve ahşap eseri ile açılan açık hava sergisi büyük tartışmalara neden oldu. Nogkaw’daki sergi elbette eşsiz bir olay çünkü dünyanın en iyi heykeltıraşlarından birinin çalışmaları dağlık Digorya’nın en tenha ve güzel yerlerinden birinde sergilendi. Sosyal medya linçlerine alışık olsak da bu kez “Soskiev’in eserlerinin insan ruhunu çarpıtarak çirkin gösterdiği ve inananların (Hıristiyan, Müslüman ve geleneksel ata inancına sahip herkesin) duygularını rahatsız ettiği, özellikle çıplak vahşilerin haçlı bir adamı taşıdığı ‘Çarmıha Gerilme’ adlı kompozisyonun İsa’ya hakaret ettiği” iddiası ile bir ceza davası açıldı. Bir başka avukat, Soslan Batyrov da Soskiev’i ücretsiz savunmak için gönüllü oldu.

Soskiev, Rus Akademisi geleneğinden gelmekle beraber, Oset geleneksel kültürünün temalarını ve imgelerini de eserlerinde sıklıkla kullanmıştır. Belki de Valery Gergiev’den sonra dünya çapında en çok tanınan sanatçımız olan Soskiev’in işleri Oset ulusal plastik sanatına damga vurup pek çok sanatçıyı etkilemesi açısından biz Osetler için ayrıca önem taşımaktadır. Rus Sanat Akademisi Üyesi, en üst seviyedeki Kuzey Osetya-Alanya’nın Zaferi ve KO-A Halk Sanatçısı nişanlarının sahibi Soskiev aynı zamanda Kafkasya Kültürünü Tanıtma Vakfı’nın da başkanıdır. Pek çok yarışmada birincilikler kazanmış ve eserleri St. Petersburg ve Moskova Devlet Müzeleri ile Tretyakov Devlet Galerisi’nde ve dünyanın pek çok kentindeki müzelerde ve özel koleksiyonlarda yerini almıştır.

V. Perfiliev’in “Ustanın eserlerinde görünen dünya, kendiliğindenlik, içsel saflık, münzevi ve aynı zamanda tonlamaların ciddiyeti ile izleyeni çarpan sessiz, şiirsel, lirik ve felsefi imgelerin dünyasıdır. Çalışmalarının kökenleri ulusal kökenlere, Oset kültürel geleneklerine bağlıdır. Çoklukla karakterlerini çıplak tasvir eder: atletik kaslardan, fiziksel mükemmellikten yoksun, hayranlık kazanma amacıyla sunulmayan bu bedenler psikolojik derinlik ve drama ile doludur. Biçim düzeyinde olmasa da ulusal Oset halk sanatı ve daha geniş anlamda halk kültürü içsel duygu düzeyinde yankılanır eserlerinde” diye tanımladığı işlerinin arasında biz Osetler onu daha çok Alagir Vadisi’ndeki devasa Waştırci heykeli ve -bir zamanlar- Prospect Mira’yı süsleyen, şimdilerde sürgün edilmiş K’oşta heykelleri ile tanıyoruz. Bahsi geçen K’oşta heykeli ve “Puşkin Öküz Arabasıyla Kafkasya’yı Dolaşırken” heykeli de halk arasında tartışmalara sebep olmuş ve “aşırı milliyetçilerin” “yeterince ihtişamlı” olmadığı için beğenmedikleri K’oşta’nın heykeli gözlerden uzak bir yere yerleştirilmişti. Soskiev “Ben Osetim, memlekette pek çok iğrenç ses duymama rağmen, canlandırmaya çalıştığım güzelliktir, ruhtur. … K’oşta Xetagurov’u ‘küçük ve cılız’ ve ‘yeterince görkemli olmayan’ bir biçimde tasvir ettiğim söyleniyor. Herkes boyutları kendine göre algılar, ama ben zaten ruhu vermeye çalışıyorum. Bir kişinin kaslarını değil iç dünyasını hissetmek ve aktarmak istiyorum ve K’oşta’ya benden çok bağlı bir insan hayal edemiyorum. Heykellerimi tahrip edenler için özür dilerim. Ancak, devlet vandalizmi daha korkunçtur. Pek çok seçkin anıt sırf siyasi nedenlerle yıkıldı. Toplum, yetenekli yaratıcı insanları anlamaz. Birisi az gelişmiş olduğu için değil, ama asla derinlemesine tefekkür edemediği, düşünmediği, uğraşmadığı için değerlendiremiyor. Osetya bana sıcak ve hoş görünüyor, Osetya’da çok yüksek seviyeli, bilgili ve eğitimli insanlar var” demişti bu tartışmalar üzerine.

Soskiev’in “Nogkaw Köyü’ndeki sergide sunulan heykel serisindeki işler tek bir temayla birleştirilmemiştir. Daha geniş bir şekilde bakarsanız, onlar hayattan doğmuşlardır ve içindeki her şey bir şekilde birbirine bağlıdır” diye tanımladığı sergiyi, kendisi anne karnındayken, gittiği İkinci Dünya Savaşı’ndan dönmeyen babasına adayan Soskiev, hiç görmediği babasının anısına saygılarını sunarak tüm hayatı boyunca yaptıklarını Osetya’ya getirmiş, sanki ona yaşamı hakkında bir rapor veriyormuş gibi… Hiçbir yetkiliyi veya konuğu çağırmadığı sergi için şehirden arabayla üç saat ve dağ yolundan yirmi dakika daha katetmek gerekti. Nogkaw’daki sergiye sıradan insanlar geldi: Yaşlı kadınlar, kolalı bembeyaz peçetelerle bağlanmış Oset börekleri pişirip getirdiler, erkekler koç kesti ve kaba tahtalarla sade bir masa kurdu. Geleneğe uygun olarak savaştan dönmeyenler için, Volodya için, Nogkaw Köyü için dua ettiler. Ve Osetya’nın geleneksel kültürünün görkemli dünyası, sadeliği ve harika değişmezliği ile vücut buldu yine.

Madina Ataeva’nın sözleriyle: “Bu muhteşem sergi, bir kişinin doğumdan ölüme kadar olan yaşam yolculuğunu -acı, neşe ve umutla- gösteriyor. Eserler heykelden heykele mekânsal bir hareket olacak şekilde sahneleniyor. İzleyiciyle buluşan ilk figürler, serginin ana temalarını ortaya koyuyor: Yol ve dua. Sanatçı, çağdaşlarına pek çok rahatsız edici ve eleştirel sorular sorar. Siz de kimsiniz? Duaların ne hakkında? Kadınlarına ve çocuklarına sırtını dönerek farklı tanrılara dua edenler, sizin dualarınız ne için? Yazarın özgürlük, aile bağları üzerine düşündüğü kompozisyon ‘Doğum’da bu onun deneyimi, hayata ve felsefesine olan düşüncelerinin bir sonucudur. Baba yeni doğan oğlunun yüzüne bu kadar büyük bir endişeyle bakarken, ellerinin hareketleri ne kadar şefkatle doludur. Tüm bunlar, tanıdık dünyaya tamamen farklı bir açıdan bakmanıza ve yazarı anlamak için uzun süre düşünmenize neden olan çok sıra dışı şeylerdir… Soskiev’in Nogkaw’daki sergisi, dünya güzel sanatlarında sadece muazzam bir ahlaki gücün sanatsal bir jesti olarak kalmayacak. Benim için bu, aynı zamanda zamanımızın tanınmış ustası heykeltıraş Soskiev’in geçmiş halk geleneğinin isimsiz heykeltıraşlarına selam durduğu, sanatıyla ilgilenen herkesi köklerine, kaynağına geri döndürdüğü, büyük bir övgüdür: Yaratıcılıklarının, vatanlarının kutsal taşlarına ve pınarlarına.”

Tretyakov Galerisi’nden Irina Sedova da sergiyi şöyle tanımlıyor: “Vladimir Soskiev’in dili çok karmaşık. Burada izleyicinin de çabasına ihtiyaç var. Ama bunu yaparsa ustanın şaşırtıcı dünyası ona açılacak, zihinsel ve ruhsal olarak zenginleşecek. Volodya bir bilge, özlü, birçok kişiye kapalı. Ama yarattıklarında ruhunu ve bilgeliğini ortaya koyuyor. Bu sergi sadece Oset kültürünün değil, aynı zamanda Rus sanat kültürümüzün de gururudur.”
Ataeva, toplumun Soskiev’in çalışmalarına tepkisinin her zaman çok keskin olmasının ve yol açtığı kamusal tartışmanın yüksek yoğunluğunu heykeltıraşın sanatının, modern insanı sıkıca örten yabancılaşmanın zırhını aşarak izleyicinin kalbine ulaşan eserlerinin gücünde buluyor ve bunu çağdaş sanat eserlerinde pek göremediğimizin de altını çiziyor. Soskiev’in heykeline gösterilen tepki, yaratıcı entelijansiyayla toplumumuzun oldukça büyük bir bölümü arasında derin bir uçurum olduğunu gösterdi; halkımızın modern ulusal sanat hakkında en temel bilgileri almamış olmaları, ülkelerini Kafkasya’nın kültürel odağı olarak gören Osetler için üzüntü kaynağı oldu. Hem tartışmadan hem de tartışmaların seviyesinden hiç de hoşnut değiller. Ancak insanlarımızın Soskiev’in heykelini anlamadıkları veya kabul etmedikleri için “hödüklükle” “cahillikle” küstahça kınanmasının ters tepki yarattığı da bir gerçek. Sovyet sonrası dönemde kültürel elitler toplumsal hegemonyalarını yitirirken, partinin homojenleştirdiği profesyonel görüşlerinin hükmettiği hegemonyanın yerini paranın, gücün ve kaba milliyetçiliğin almasının bir tezahürü gibi de görülebilir bu tartışmalar.


Farn / Фарн

Merhabalar, bu sayımızda V.I. Abaev SOIGSI Kuzey Osetya Beşeri ve Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Kuzey Osetya gazetesinin ortak projesi olan “A’dan Z’ye Alanya” Dizisi’nden, SOIGSI Arkeoloji Bölümü Kıdemli Araştırmacısı Tarih Bilimleri Doktoru Zattiatı Georgiyı Fırt Ruslan’ın (Дзаттиаты Георгийы Фырт Руслан) FARN / ФАРН makalesinin çevirisini sunuyoruz. 1936 Ç’reba / Tsxinval (Чъреба / Цхинвал) doğumlu arkeolog Zattiatı Ruslan, SSCB Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü’nden “Güney Osetya’nın tarihi kaynağı olarak Ortaçağ anıtları” başlıklı PhD teziyle mezun oldu. 2001 yılında “Yazılı ve arkeolojik kaynaklara göre geç Ortaçağ Osetya kültürü” başlıklı doktora tezini savundu. Kuzey ve Güney Osetya-Alanya topraklarında katıldığı elliyi aşkın kazıda çizimleri bizzat kendisi yaptı. Güney Osetya Savunma Yapıları (1983), Dağlık Osetya’nın Süslemeleri (1992), Geç Ortaçağ Osetya Kültürü (2002), Tsartsiata (царциата) Anıtları: Edısa mezarlığı (2006), At ve Binici Donatıları (2011) monografileri de dahil olmak üzere yazdığı yüzü aşkın bilimsel eserin yanısıra 1993-2016 yılları arasında, buluntuları düzenli olarak Kuzey Osetya Ulusal Müzesi’ne aktarılan ve çeşitli müzelerde sergilenen, SOIGSI’nin Dærğævs (Дæргъæвс) arkeolojik kazılarına liderlik yaptı. Kuzey ve Güney Osetya-Alanya Cumhuriyetleri’nin “Onursal Biliminsanı” ünvanlarına da sahip olan ve Kuzey Osetya Derneği’nin Başkanlığını yapan Ruslan, halen kıdemli araştırmacı olduğu Kuzey Osetya Beşeri ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, Arkeoloji Bölümü’nde çalışıyor. Her zaman olduğu gibi bu çevirimi de kontrol eden Sayın Ælbortı İrmæ Akdemir’e teşekkür ederim.

Atsætı Ufuk Güneş

“Фарн уӕм бадзурӕд, хорз адӕм!” – “Farn size dönsün, iyi insanlar!” – insanlar konuşmaya başlamadan önce konuşmacılara böyle seslenirler. Bu çağrı, konuşmacıya ve konuşulanlara dikkat çekmek için kullanılır ve kesinlikle işe yarar.

Osetler, Farn ile hayatta iyi, yaşamı onaylayan, şanlı ve gerekli şeyleri ilişkilendirirler, ancak çok az insan bu kavramın anlamı, kökeni, içeriği ve Osetlerin günlük yaşamındaki tezahürü hakkında düşünmüştür.

Akademisyen V.F. Miller, “Oset Etütleri” kitabında, Farn’ın anlamının barış, mutluluk, bolluk olduğunu belirtiyor. V. İ. Abaev, “Oset dili ve folkloru” başlıklı makale derlemesinde, “farn” kelimesi için göksel lütuf, en yüksek güç ve hatta yiğit(-lik) (“хсарт” / xşart) anlamları veriliyor. Daha sonra hazırladığı “Oset Dilinin Tarihi ve Etimolojik Sözlüğü”nde V.İ. Abaev bu kelimenin ayrıntılı bir tanımını veriyor: “Farn / Farnӕ (Фарн/ фарнӕ), tam anlamının belirlenmesi zor olan yaygın bir İrânî yarı-dini kavramdır; gökyüzü-güneşin bir türevi olarak, kadim halkların iyi olan her şeyin kaynağı olarak gök-güneşi gördüklerini göz önüne alırsak: Göksel lütuf, iyilik / esenlik, refah / gönenç, edep / ahlak / alçakgönüllülük, barış, huzur /sakinlik.” Ayrıca bu kelimenin farklı biçimlerini de verir: “фӕрныг / fӕrnıg (zengin, cömert); фӕрнджын / fӕrncın (Farn ile donatılmış) ve farn kelimesini içeren çeşitli birleşimler.” V.İ. Abaev bu kelimeyi İranca “хвар / Xvar” (Güneş) kelimesinden türeyen “хварнах / xvarnax” ile ve ondan türeyen İran dillerindeki türevleriyle ilişkilendiriyor. Üstelik bu kelime özellikle İskit-Sarmatça adlarında, kişisel isimlerde de yer almaktadır. Ve ilginç bir şekilde, Oset soyadlarında da mevcuttur: Færnia’lar “Фæрниатæ” ve bu ailenin bir temsilcisi olarak “Фæрниаты.”

Arkeolog B.A. Litvinskiy, “Kangyui-Sarmat Farn’ı” / “Кангюйско-сарматский фарн” adlı araştırmasında, “farn” kavramının tarihsel köklerini, maddi somutlaştırılmasını araştırdı. ‘Farn’ın kadim insanlar tarafından güneş görüntüsünde ve çeşitli hayvanların görüntülerinde somutlaştırıldığı ortaya çıktı: Koç, erkek yaban domuzu, at, köpek, yırtıcı kuş ve diğerleri. Genellikle bunlar kapların kulplarında vücut buldu. Sarmatyalıların özellikle bu türden pek çok kabı vardı. Dahası, koç imgesi çok yaygın ve baskındır. Daha önce Zerdüizm kitaplarında Farn “yenilmez”, Avesta’da “semanın yoldaşı” anlamına geliyordu ve bazen yanan bir ateş şeklinde temsil ediliyordu.

Farn bir “ateş koçu”dur. Acaba Alanlar ve Osetler arasında nasıl somutlaştırılıyordu? Şimdiye kadar yalnızca bir koç imgesi bulundu: Edısa (Едыса) Köyü yakınlarındaki bir Alan mezarlığında bulunan koç şeklinde topraktan bir kap. Ancak, çoğu zaman Farn bükülmüş boynuzlarda vücut bulmuştu, bu koç sembolü çok eski zamanlardan beri Osetler tarafından kullanılıyordu. Geç Tunç Çağı’nda bile bu formun kullanıldığı iğneler ve hatta koç şeklinde küçük kolyeler mevcuttu. Alanlar ayrıca “çift sarmal” adı verilen iğnelere sahipti: Başları bükülmüş boynuzlar şeklinde olan, deri ayna kapaklarında da stilize edilmiş bükülmüş boynuzlar bulundu.

Ayrıca “Rekom’un Waştırci’si” (Рекомы Уастырджи) kutsal alanındaki binanın kapılarındaki figürlü plakaları da hatırlayabilirsiniz. Bükülmüş boynuzlar Oset süsleme sanatının ana unsurudur. Farn’ın Osetler arasında başka bir enkarnasyonu daha var; bu çok ışınlı bir rozet imgesidir, güneşi simgeler, ahşap nesneler üzerinde -sandalyeler, sütun başları- ve Oset böreği desenli süslerinde (“чъирифыссӕн /ç’irifışşæn”) görülen.

Bu nedenle, “Farn”, Osetler arasında derinden kök salmıştır, bu kelimeyi sıkça temennilerin içinde duyabiliriz, ve hatta antroponomilerde, yani çeşitli özel isimlerde de yer almaktadır (soyadlar, yer ismi, program ismi vs.).

Bir Osetin misafir olarak bir evi ziyaret ederken ağzından çıkan ortak temenni: “Farn wӕ xӕzarı! / Фарн уӕ хӕдзары!” (Eviniz Farn içinde olsun!) şeklindedir. Cevaben de ev sahibi daha mantıklı olan “Teşekkür ederim!” yerine (“Færncın u! / Фӕрнджын у!” / Farnlı ol!) diye cevap verir.

Farn’ın işlevsel olarak çok önemli bir kullanımı daha vardır. Gelin, damadın evine getirildiğinde yüksek sesle haykırılır: “Farn fӕtsӕwı!” / “Фарн фӕцӕуы!” (Farn giriyor.”)
Farn ayrıca “Ayşæy anazæy! / Айсӕй, аназӕй!” (“Al onu, iç!”) “Fӕrncın migӕnӕn ravdӕlonkӕn! / Фӕрнджын мигӕнӕн равдӕлонкӕн!” (Farn’ın bahşettiği kabı -içip- boşaltın!) şekillerinde içki / şölen şarkısına da girmiştir. Osetler, günlük yaşamda bile Farn kavramına karşı özellikle saygılı bir tavır sergiliyorlar. Örneğin, erkeklerin sohbetinde eşten, çocuklardan bahsetmek uygunsuz ve yasaktı. Ancak bahsetmek mecburiyetinde kalınırsa “Farn’a zarar vermemek” için, “Dæ Farn birӕ, fӕlӕ mӕ binoynag (mӕ chıjg, mӕ lӕppu) zağta ӕwıy æmæ ӕwıy” / “Дӕ Фарн бирӕ, фӕлӕ мӕ бинойнаг (мӕ чызг, мӕ лӕппу) загъта ӕуый ӕмӕ ӕуый.” (Farn’nına halel gelmesin ancak eşim (oğlum, kızım) şöyle şöyle diyor…)

Ayrıca şölen / davet yemekleri sırasında bazı hayvanlardan -yılan, köpek, domuz, eşek- bahsetmek uygunsuz kabul edilir. Onlardan bahsetmeden önce -özür kabilinde- “Tabu fıncı Farnӕn / Табу фынджы Фарнӕн” (Sofranın şanlı Farnına hürmetle) demeli. Bu kalıp vücudun belirli kısımlarıyla ilgili uygunsuz sözler ve ahlaksız eylemleri anmazdan evvel de söylenirdi.

Örnekler, Farn’ın sadece evrensel olmadığını, aynı zamanda muhatabın Farn’ının yanı sıra masanın da Farn’ı olduğunu göstermektedir. Halen daha Osetler yılbaşı gecesi çocuklar için bukleli ekmek – “fırkatæ / фыркъатӕ” (kuzular) pişirirler. Ve, Darğævs’te koçların koruyucusu “Fırı Zuar / Фыры Дзуар” (Koçların Koruyucusu) onuruna bir kutsal alan vardır: çocuk sahibi olma umuduyla dua ediyorlar burada.

Farn, Osetler arasında oldukça yaygın bir kavramdır. Örneğin, bir folklor topluluğu “Farn” (Güney Osetya Cumhuriyeti / Alanya Devleti’nde yerleşik), “Farn” mağazaları (Zæwcıqæw (Дзæуджыхъæу / Vladikafkas) ve Tsxinval’de (Цхинвал), Devlet Televizyon ve Radyo Yayın Şirketi “Alanya”nın haber programının adı da “Farnı Хabærttæ / Фарны Хабӕрттӕ” (Farn tarafından sağlanan haberler)’dir.

Makalemizi, kendimiz ve okuyucularımızın düşünce ve eylemlerinin Farn’lı olması dileğiyle sonlandıracağız: “Farn nӕquıdıtı ӕmӕ nӕ mitı, zınarğ gazet kӕşcıtӕ! / Фарн нӕхъуыдыты ӕмӕ нӕ миты, зынаргъ газет кӕсджытӕ!” (Farn dolsun düşüncelerimize, yaptıklarımıza değerli gazete okuyucularımız!).

Not: yazının orijinali için:
http://sevosetia.ru/Article/Index/137850

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here