Kaseyko Devlethan ve berjer…

0
611
Fotoğraf: Kaseyko Devlethan ile torunu Osman Onarok (oğlu Canbulat Onarok’un büyük oğlu) – Sevim Şahin ve Ömer Melih Onarok arşivinden.

Çocukluğumdan hatırladığım Çerkes yaşlılara ait aklımda kalan bazı imgeler vardır. Ortak özellikleri uzun boylu ve ince olmalarıydı ama en akılda kalıcı özellikleri dimdik duruşlarıydı. Onlardan birinin anlık görüntüsünü ise, kime anlatsam ‘Çok küçüktün, nereden hatırlayacaksın?’ dendi ama çok etkilenmişim demek ki, hiç aklımdan çıkmadı ve sonraki yıllarda ilgisiz başka anlarda ve mekânlarda hep canlandı.

Tokat Şenyurt Asarcık’ta (Çerkesçe adıyla Vunarogohable) Vunarogo’ların kırmızı tuğlalı çiftlik evinin yüksek camlarla çevrili salonunda, köşedeki büyük kulaklı, yüksek sırtlı berjer koltukta, ciddi yüz ifadesi ve kulağının arkasına attığı başörtüsüyle dimdik oturan Kaseyko’ların kızı, Vunarogo’ların gelini Devlethan’ın görüntüsü…

Sonraki yıllarda mesleğim gereği mobilyalarla ve berjer koltuklarla hep çok yakın olduk. Milano, Köln ve Paris’teki mobilya fuarlarında berjer koltuğun yüzlerce çeşidini gördüm, yıllar içinde öne çıkan, moda olan modellerini izledim. Ama nerede olursa olsun, yüksek arkalıklı, büyük kulaklı berjer koltuk görünce ilk çıkış döneminin atfedildiği Fransa Kralı XIV. Louise’yi değil, heybetli koltuğa etkileyici görüntüsüyle hakkını veren, benim gördüğüm tarihte 100 yaşını çoktan geride bırakmış olan Kaseyko Devlethan’ı hatırladım.

Yaşınız küçükken gördüğünüz bir kişi, obje veya mekân için, yıllar sonra tekrar gördüğünüzde meğer aklınızda kaldığı kadar büyük ve etkileyici değilmiş diye düşündüğünüz olmuştur. Ben de Devlethan Hanım’ın gerçekten aklımda kaldığı gibi olup olmadığını kızı Naile Onarok’un kızı Sevim Şahin’e sordum.

Torunlarının bir gün Devlethan Hanım’ın boyunu merak edip 1.73 cm. olarak ölçtüklerini, o sırada anneannesinin 80 yaşlarında olduğunu ve ‘Küçüldüm artık’ diye şikâyet ettiğini söyledi. Benim hatırladığım gibi her zaman dimdik oturduğunu ve yürüdüğünü, son zamanlarına kadar her sabah aşağıya inmeden önce, çapraz iplerle bağlanan korsesini giydiğini anlattı. Devlethan Hanım’ın aynı görüntüsü gibi kararlı ve güçlü karakterine dair anıları da paylaştı.

Kafkasya’dan Anadolu’ya geldiklerinde henüz bebek olan Devlethan Hanım, 1974 yılında vefat ettiğinde 110 yaşındaydı.

Kaseyko Devlethan, annemin babaannesi Vunarogo Guaşe Fij’in kardeşi Ahmet Bey’in oğlu Binbaşı Osman Onarok’un eşiydi. Osman Bey, Atatürk’ün Samsun’a çıkışından sonra Erzurum ve Sivas kongreleri boyunca güvenliğini sağlayan birliğin komutanıydı. İstanbul’da askeri okuldan mezun oldu, Osmanlı’nın son döneminde Ortadoğu çöllerinde görev yaptı, Milli Mücadele yıllarında Samsun-Tokat civarı illerde çetelere karşı mücadele etti.

Sevim Şahin, anneannesinin ailesinin Kafkasya’dan önce İstanbul’a geldiğini, İstanbul’da tahsis edilen yerde kalmak istemeyip önce Çanakkale’de bir bölgeye gittiklerini, oradan da Kafkasya’da yaşadıkları yere çok benzeyen, yüksek, ağaçlıklı ve sırtı ormana dayalı Kırkdilim mevkiine (Çorum) yerleştiklerini, bugünkü adıyla Yeşilpınar (Çerkesçe adıyla kurucu ailenin adını taşıyan Kaseyhable) Köyü’nü kurduklarını anlattı. (Buradan ailenin, Çerkes sürgününün simge tarihi olan 1864 yılına yakın bir tarihte Kafkasya’dan geldiğini, ancak kalıcı yerleşim yerleri olan Çorum’a 1873 yılında ulaştıklarını tahmin ediyorum.)

Çorum’un Laçin ilçesine bağlı Yeşilpınar Köyü’nün tarihçesini anlatan bir yazı, Sevim Teyze’nin anlattıklarını destekliyor. Yazıda, köyün 1873 yılının ilkbaharında bölgeye gelen Kaseyko Talustan Bey ve yanındaki 15 aile tarafından kurulduğu, birkaç yıl içinde gelen 15 aileyle köydeki aile sayısının 30’a yükseldiği anlatılıyor. Köyün yeri, Talustan Bey, kafiledeki yaşlılar ve Osmanlı hükümetini temsil eden bir iskân memuru tarafından seçilmiş.

1890’da köyde ilkokul açılmış, daha sonra 1930’ların sonlarında Talustan Bey’in torunu Mirza Bey’in desteğiyle yeni bir okul binası yapılmış. Ancak daha sonraki yıllarda pek çok köyde olduğu gibi, aileler büyük şehirlere göç etmiş, nüfus çok azalmış ve köyde şu an okula gidecek kadar çocuk kalmamış.

Ve köyle ilgili iç acıtıcı bir not; köylerin tarihçelerini okuduğumda hep karşıma çıkan benzer bir bilgi, köyden Milli Mücadele’ye katılmak için ayrılan 40 gençten 2’si dönebilmiş…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz