Satrancın Çerkes halleri

0
531

MS 6. yüzyılda ortaya çıkan, 15. yüzyıldan itibaren Avrupa’da soylular arasında çok popüler bir oyun haline geldiğinden “Kraliyet Oyunu” olarak anılmaya başlanan, iki oyuncu arasında oynanan satrançta oyuncu başına şah, vezir, 2 kale, 2 at, 2 fil ve 8 piyon figürü var.

Sinan Yıldırım’ın ürettiği satranç takımında da aynıları var ama her biri Çerkes olarak tasarlanmış ve üstelik de veziri bir Çerkes kadın figürü simgeliyor.
1905 yılında yerleştirilen Karaçayların kurduğu Eskişehir-Sivrihisar Yakapınar Köyü’nde dünyaya gelen Yıldırım, Karabaş sülalesinden ve Gazi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü bitirmiş. 6 yıldır Sakarya’da yaşayan Yıldırım’ın bir kızı, bir oğlu ve 2 aylık bir torunu var.


-Sanatla ilgili çalışmalar yapmaya nasıl başladınız? Bu konuda bir eğitim aldınız mı?
-Lise ve üniversite yıllarında fiilen şiir ve Kafkas müziği ile ilgilenmiştim. Heykel ise sonradan ve tesadüfen hayatıma girdi. Yaptığım işleri sanat çalışmaları olarak yorumluyorum.

Eğitim almadım. Hatta bir heykel atölyesine girmişliğim bile yok, gerisi uzun bir hikâye…

-Yeteneğinizi nasıl fark ettiniz?
-Aklıma koyduğum bir şeyi mutlaka gerçekleştirmek gibi bir takıntım var.
Üç boyutlu birkaç objeye ihtiyacım vardı. Bunları yaptırabilmek için Eskişehir’de çalmadık kapı bırakmamıştım ama hiç kimse istediğim objeleri yapmaya yanaşmadı. Sonra iş başa düştü ve kendim şekillendirmeye başladım.

O zamandan beri kendime hiçbir sınır çizmeden istediklerimi yapıyorum ama bazen şartlar elvermiyor. Mesela soyut çalışmalar yapmayı çok isterdim, içimde hâlâ uktedir.

-Satranç takımı fikri nasıl doğdu? Vezirin kadın olmasını neden istediniz?
-Kafkasya’nın folkloru, müziği, duruşu, geleneği ve kültürü bence dünyanın en estetik değerlerini barındırıyor. En azından folklorik değerlerini üç boyutlu olarak tasarlamak, beynimi ve ruhumu sürekli tırmalayan bir şeyleri şekillendirmek her zaman için hem heyecan veren hem de tedirgin eden bir durumdu. Satrancın kuralları tüm dünyada aynı. Bir de artistik satranç kavramı var. Bu, birçok kültürde yapılıyor. Satrancı bir de Kafkas kültürüyle tanımlamak istedim ama “Ya hata yaparsam. Ya olumsuz eleştiri alırsam” gibi tedirginlikler de yaşadım.

İlk satranç takımını 8-9 yıl önce Eskişehir’de iken yapmıştım. Şimdi ürettiklerim ise çalışmalarımın ikinci versiyonu ve kızımın baskısıyla oluştu. Vezir figürünün kadın olması ise kadının Kuzey Kafkasya kültüründeki yeri ve önemine vurgu yapıyor.

-Satranç takımı dışında neler yapıyorsunuz?
-Benden isteneni sınır koymadan yapabiliyorum. Ancak salt heykel yapmaktansa bir proje tasarlamak ve o proje kapsamında objeler üretmeyi yeğliyorum. Bir de çocuklar için, en yakın dostlarım… Onlar için bir şeyler üretmeyi seviyorum. Mesela 3-4 yıl önce “geri dönüşüm eğitim setleri” yapmıştım ama ticari düşünemediğim için kimsenin haberi olmadı.

-Ürettiklerinizi nasıl pazarlıyorsunuz?
-Pazarlama kısmı bende sıfır. Dijital dünyaya çok uzağım ama çocuklarımın yıllar önce hazırladığı bir Facebook sayfam var. 3 aydır ben de sayfada aktif olmaya çalışıyorum. Bu sayede Kadir Erkaya ile tanıştım mesela. Kadir Bey gibi 10 kişi daha tanısaydım dünyaya kafa tutardım.

-Kuzey Kafkasya kültürüne dair farklı bir üretim projeniz var mı?
-Elbette var ama ben anlatmak yerine yapmak taraftarıyım. Yaptığımda mutlaka haberiniz olacaktır.

Sinan Yıldırım ile iletişim için: 0536 886 97 76

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here