2021 gelirken

0
33

Çocuklarına bakıcı yokluğunda katlanmaktan aciz ebeveynler; para alışverişi olmaksızın kendilerine katlanan tek insandan “karı dırdırı” diyerek kaçıp sigara dumanının pencere açıklığından dışarıya taştığı köhne kahvehanelerde küllük kıvamına gelen kokularına hasret dayılar; kısır ve yaprak sarma eşliğinde gerçekleşen mahalle sakinlerinin dost hayatı dedikodularından mahrum kalmış mahalle muhtarı gün teyzeleri; yaşayan her jenerasyonun “yeni nesil çok bozuldu” demek için fırsat kollamakta pek de haksız olmadığı yepyeni ergen, z kuşağı kardeşler; ve saymakla, betimlemekle bitmeyecek nicelerimiz olarak selamlar sevgili okur.

Sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle dışarıya gül bahçesi imajı çizdiğiniz ama içinde bol miktarda kin, nefret, gözyaşı bulunan özel hayatlarınızla salgın günlerinde yüzleştiniz sanırım. Ve tabii ki hafta sonu dışarı çıkamadan eşinizle, çocuğunuzla, ailenizle vakit geçirmekten tiksindiniz de. Mutsuz ev hayatınıza katlanmak zorunda olduğunuz 2020 bitti ve daha kötüleri henüz başlamadı bile. İyi yıllar.

Sıfır yeterliliğiniz, düz bile denemeyecek kadar sığ mantığınız, “Bilal’e anlatır gibi” dışında bir tarzı kavrayamayan bilgi kıtı beyin fazlalıklarınız ile işgal ettiğiniz iş hayatlarınızın ne kadar önemli mecralar olduğunu; ofisinizdeki geniş kolçaklı, yumuşak, döner koltuklarınıza yayıla yayıla otururken aslında diken üstünde olduğunuz evlerinizdeki soğuk yataklarınızdan kaçtığınızı, siz olmasanız da yürüyen işlerin siz gelip o sümsük burnunuzu soktuktan sonra nasıl da çığırından çıktığını size söylemeyen gönüllülükte insanların varlığını belki fark etmişinizdir.

Hatta belki bu süreçten sonra uzaktan kuzenimiz yavru bir şempanze kadar bile beceri ve bilince sahip olmayan, çığlık çığlığa bağırmaktan başka bir vasfı bulunmayıp, sevimlilikten/sempatiklikten nasibini almamış, ne “dur”dan ne “sus”tan anlayan, isteksiz aşkınızın yasak meyvesi çocuklarınızı, sanki “dünyanın en güzeli, en akıllısı, en dâhisi, değişik çocuk, farklı bir havası var” gibi lanse etmeyi de vasat tohumlarınıza gereksiz özgüven aşılamayı da bırakırsınız. Çünkü evde kaldığınız bu günler gösterdi ki hüsran dolu hayatlarınızdan kaçmak için misyonlar yüklediğiniz o küçük bedenlere bile tahammül edemiyorsunuz. Çünkü ne yazık ki sizin kadar önemli iki şahsiyetin ürünü de olsa diğer yaşayan ve yaşamış tüm insanlar gibi oksijen israfı.

Tüm bu israfa inat gelecek yılları ipotek ettiğimiz, ağzı para hırsı ile köpürmüş, kokuşmuş zihinlerinde betondan başka bir halt olmayan müteahhit zihniyetiyle kaybettiğimiz ormanlar yerine daha köklü fidanlar ekebileceğimiz, “Alkol ve paraben içermiyoruz, bizim her yerimiz doğal” reklamları yapan ürünlerin yerine, “Alkollüyüz, çok alkollüyüz, kezzap ile virüsleri durdur, etil metil fark etmez tuz ruhu affetmez” sloganlarına dönen hayatlarımızı benimsediğimiz, maskenin yüzümüzde külfet olmadığı, hijyen için ellerimizin TEMA görselli çorak, çatlamış topraklara dönmediği, aşı haberleri beklerken telef olmadığımız yeni gelecek günlere.

AVM’lerin çılgın indirim günlerinde birbirimizi ezip stres attığımız, yalanlarımızdan, sıkıntılarımızdan kolayca kaçtığımız, iş çıkışı “Hadi ya iki kadeh bir şeyler içelim” diye çıkıp kör kütük sarhoş olduğumuz, gecenin sonunu nasıl getirdiğimizi hatırlamadığımız, şarkılı, türkülü, bol danslı, nostalji dolu günlere özlemle.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here