Avrupa(lı) Çerkesler

0
96

1961, Türklerin Almanya’ya ilk geliş tarihidir. Anavatanlarından sürülüşlerinin yaklaşık 100’üncü yılına denk gelen bu tarihler, Çerkesler için de yeni bir diasporanın başlangıcıydı aslında. Bir nevi ikinci diaspora hayatı başlamaktaydı. Bu sefer bir mecburi sürülüş değildi belki de; ancak yaşanan ekonomik sıkıntılar bir nevi mecburiyet haline getirmişti şartları.
Türklerin yaşamına alışmaya çalışırken bambaşka bir halkın yaşamına adapte olmak zorunda kalmışlardı. Yok oluşun hızlandığı bir ilk diasporadan, yok oluşu biraz daha hızlandıracak ikinci diasporaya direnmek zordu.

Avrupa’da derneklerin ilk tohumları

Bir yanda hasret, bir yanda direnç… İlk başlarda hasret giderme amaçlı buluşmalar… Öyle bir buluşma ki mesafe tanımaz, mevsim tanımazdı. İki kelime Çerkesçe konuşabilmek adına yollara düşülürdü. Berlin’de, Münih’te, Bremen’de, fark etmezdi. Özlem baş gösterdi mi mesafenin önemi olmazdı. Çat kapı gidilir ve sabahlara kadar muhabbet edilirdi. Bu görüşmeler dernekçiliğin ilk tohumlarını attı.

1968 yılında, Almanya’nın en çok göçmen alan bölgeleri olan Münih ve Kuzey Ren Westfalen bölgelerinde ilk derneklerin temeli atıldı. Derneklerin öncelikli amacı bir araya gelmek, Çerkesçe muhabbet, birlikte hoş vakit geçirmekti. Ve bu da başarıldı…

Büyük bir kitleye ulaşıldı. Hatta mesafe tanımaksızın uzun yollar kat ederek haftalık toplantılara katılanlar çoktu. Avrupa’nın her köşesine dağılmış Çerkesler bu toplantıları dört gözle bekler olmuştu. Çoğunluk Türkiye’den gelen Çerkesler olduğu için de genelde Türkçe konuşulmaya başladı, bu da gençler arasında Çerkesçenin yaygınlaşmasının önünü kapattı.
Gençler daha çok ekip çalışmalarına ve düğünlere odaklandılar.

80’li yıllar…

Mesafelerden dolayı 80’li yıllarda yerel dernekler kurulmaya başladı; önce Köln Derneği, sonra Berlin, ardından o zamanki adı Zwingenberg, şimdiki adıyla Mannheim Derneği, Bremen Derneği, Hamburg ve Hannover dernekleri kuruldu. Tabii ki derneklerin çok olması güzeldir, ancak nüfusun az olduğu yerlerde dernek açılması ve ortak programların azalması derneklere olan ilgiyi gittikçe azaltmaya başladı. Bu dönemde birlikteliğin ancak federasyon çatısı altında olabileceği kanaatine varılmıştı.

Kopuşlar…

2000’li yıllara gelindiğinde genç nesile artık muhabbet, düğün toplantıları yetmemeye başladı.

Anavatana gidişlerin de artmasıyla, siyasal ve ırksal yeni açılımlara yöneldiler. Bu açılımlara tepki çok şiddetli oldu. Klasik dernekçilik dışına çıkılmasını istemeyen ilk kurucular, ayrılmaları göze alan dirençler gösterdiler. Bu tartışmaların sonucunda, daha kurulma aşamasında olan federasyon maalesef ikiye bölündü. Bölünmeden en çok da gençlerimiz etkilendi. Gençler öyle bir baskı altına alındılar ki bir diğer grubun herhangi bir etkinliğinin yanından dahi geçemez oldular; bu da zaten kültürümüzle olan bağları gittikçe zayıflayan gençlerimizin tamamen kopmalarına sebep oldu. Üstelik bunun sebebini kendinde aramayanlar, halen gençleri ilgisizlikle suçlamaya devam etmekteler.

Yeniden hareketlenme, 2011’deki Suriye iç savaşından kaçan ve Avrupa’ya sığınan Çerkeslerin gelmesiyle oldu. Bu saman alevi de maalesef çok kısa sürdü. Avrupa’ya adapte olmalarından sonra çoğu dernekleri terk etti. Geri kalanlar ise genelde kendi bölge insanlarıyla birlikte olmayı tercih etmelerinden dolayı istenen kaynaşma sağlanamadı.

Kültürel faaliyetler

Avrupa’da mevcut dernekler tüm zorluklara rağmen “kültürel faaliyetleri” de elden geldiğince yapmaktalar. Bunların en önemlisi 11 yıl kesintisiz olarak düzenlenen “Avrupa Çerkes Kültür Günleri”dir. Tarihleri, Hıristiyan âleminin Paskalya tatiline denk gelen (genelde mart-nisan) 3 gün boyunca Avrupa’nın çeşitli bölgelerinden gelen Çerkeslerin buluşmasıyla yapılmaktadır.

Büyük bir hostel’in tutulmasıyla, yaklaşık 300-400 kişinin katılımıyla; konaklama, eğlenceler, kurslar, konferanslar, yarışmalar ve konserlerle bezenmiş dolu dolu bir programdır bu. 11 yıl kesintisiz düzenlenen bu kültür günlerine 2020 yılında dünyayı saran koronavirüs maalesef sekte vurmuştur. Biletlerin tamamının (325 yatak) iki hafta gibi kısa bir sürede satılmasına ve anavatandan konukların vizelerinin dahi hazır olmasına rağmen bu gelenekselleşmiş programı iptal etmek durumunda kaldık. Umarım 2021 yılında, bu elde olmayan aranın ardından kaldığımız yerden devam ederiz.

2018 yılında yapılan kültür günlerine, Dünya Çerkes Birliği’nin yönetim kurulu toplantısını da dahil ederek bir ilki gerçekleştirmiştik. Yaklaşık 30 kişilik yönetim kurulu üyeleri ağırlanmış ve kendilerinin tüm etkinliklerimizi izlemeleri sağlanmıştır. Özellikle bu tür programların diasporada tüm aile bireylerinin kolektif ve gönüllülük esasına göre katılımıyla nasıl gerçekleştirildiğini göstermiş olmamızdan dolayı önemli bir buluşma olmuştur.

Avrupa’daki dernekler

Avrupa’da 19 derneğimiz vardır. Bunlardan bazıları 3-4 üyeli dahi olsa resmi olarak mevcudiyetlerini sürdürmektedir. Son dönemlerde bazı olumsuzluklardan dolayı birçok derneğimiz faaliyet yapamaz ve sadece iki yılda bir federasyon seçimlerinde boy göstermekten öteye geçemez hale gelmiştir. Bunun sebeplerinden biri de kuruluşundan beri başkanlıkları devretmeye yanaşmayan kişilerden dolayı gençlerin bir umutlarının kalmamış olmasıdır.

Çözüm önerisi

Avrupa, Çerkes toplumu için çok büyük önem arz etmektedir. Ancak bunun anlamını kavramakta sıkıntı çekmekteyiz. Avrupa, özellikle diasporanın merkez üssü, lokomotifi olması gereken bir yerdir. Bağnaz bir bakışla burada dernekçilik veya federasyonculuk yapılamayacağının artık görülmesi gerekmektedir. Çağdaş ve içi doldurulmuş bir yapının, tüm diasporayı kapsayacak şekilde oluşturulması ve artık lokomotif olmasının zamanı gelmiştir. Bu değişimi, özellikle 60’lı, 70’li yıllarda işçi olarak buralara gelmiş zihniyetin kabullenmesi zordur. Ancak artık tamamen yok olmadan bu yolun açılması gerekmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here