Geleneksel Adige kamış örme sanatı ‘Argen’ ve gurur kaynağı sanatçımız Mazlo Ruslan

0
436

Argen, Adigelere özgü geleneksel bir sanattır.

Sulak yerlerde, sazlıklarda yetişen kamışların suyun altında kalan kısımları özenle toplandıktan sonra kurutularak hazırlanır. Tezgâh veya kasnakta değişik şekillerde örerek argen oluşturulur. Genellikle duvar dekorasyon ürünü olarak kullanılır.

Bu geleneksel Adige sanatının günümüze, duvar panoları, tabloları olarak taşınması, sanatçımız Mazlo Ruslan’ın azmi ve yeteneği sayesinde olmuştur. Argen örme/işleme sanatı tarihe gömülüp gitmeden, eski halinden çok daha farklı bir formatta, çok daha görkemli olarak hayatımızda artık.

Mazlo Ruslan, argenin otantik ve basit halinden yola çıkarak günümüze uyarladığı tablolar ile bu sanata ayrı bir boyut kazandırmıştır. Artık argen sanat eseri olarak insanların yaşam mekânlarının duvarlarını süslüyor.

“İnsanların doğaya karşı olumsuz davranışları kamışların varlığını etkiliyor”

-Ruslan, argen sanatını nasıl benimsedin, bu işe nasıl başladın?
-Annem bu işin içinde olduğu için çocukluğumda başladım diyebilirim (Ruslan’ın annesi Neğoyların kızı). Sanata meyilli olduğum için eğitimim de bu yönde oldu. Sanat okulunda müzik, seramik ve başkaca birkaç dalda daha eğitim aldım. Ancak her şeyi yapmak istesem de bir konu seçmem gerekiyordu. Sanırım annemin de etkisiyle gönlüm argenden yanaydı, o nedenle argeni seçtim. Babam çocukluğumdan beri “En sevdiğin işi yaparsan başarılı olursun” telkininde bulunurdu. Onun, maddi ve manevi her konuda minnetle andığım, sınırsız desteğini gördüm.

-Annen ile senin argen işleme tarzınız benziyor mu?
Hayır, benzemiyor. Annem eski argen işleme tarzına göre çalışıyor. Öğretmenlik yapıyor. Benim yaklaşımım daha farklı. Resim, seramik gibi sanat dallarını da argen ile eşleştirerek o şekilde bir yaklaşımla çalışmaya başladım.

-Argen yapımında kullandığın kamışı nasıl ve nereden temin ediyorsun, kolayca bulunabilen bir malzeme mi, satılıyor mu?
Kabardey-Balkar’da birçok yerde yetişiyor. Ancak son yıllarda ne yazık ki çok fazla miktarda bilinçsizce ve kontrolsüz yapılan toprak kazıları yüzünden toprak seviyesi ve buna bağlı olarak da su seviyesi aşağıya inmeye, bu nedenle de toprağın yapısı değişmeye başladı. Uzun süredir bu işle uğraştığım için kamışları topladığım yerlerdeki değişiklikleri de fark ediyorum. İnsanların doğaya karşı olumsuz davranışları kamışların varlığını etkiliyor. Gittikçe azalsa da sulak yerlerde, göllerde yetişiyor yine de.

Satılan bir malzeme değil. Tamamen fizik gücü ile toplanması gerekiyor. Toplanmasından başlayarak eserin ortaya çıkmasına kadar her aşamasını kendim yapmak zorundayım. Çünkü en başta kamışın toplanması sırasında çok dikkatli olmak gerekiyor. Suyun altında kalan kısmı gerektiği için kamış çiğken kaygan oluyor ve doğru yerden tutulmazsa zedeleniyor, kullanılamıyor. Toplarken çok titizlik ve ustalık gerektiriyor. Birilerine öğretmeyi, yetiştirmeyi de düşündüm aslında ama olmuyor, yapamıyorum, gönlüm el vermiyor. Kamışları topladıktan sonra temizlerken de her detayı çok önemli, o yüzden kimseye yaptıramam.

-“Argen bir Adige sanat dalıdır” diyebilir miyiz?
-Kesinlikle bir Adige sanatıdır! Eskiden her evde bir argen tezgâhı bulunurmuş, yani her evin yapabildiği bir şeydi. Başka halklardan atölyeme gelenlere sürekli soruyorum, “Bu sanatı hiç duydunuz mu, siz de var mı” diye. Henüz bilene rastlamadım. Mesela Japonya’da, onların bu malzemeye yatkınlığını bildiğim için ya sadece eğitimi veriliyor ya da üretimi yapılıyor olabilir diye merakla araştırmama rağmen bulamadım. Malzemesi böyle kamış olmayan ve bizimkinden değişik şekillerde yapılan işler var. Adigelerinki tamamen Adigelere özgü. Kafkas halklarını düşünürsek, mesela geleneksel giysileri, geleneksel silahları donanımları birbirine benziyor. Ancak argen burada kaldı. Hâlâ da bize özgü! Belki yapmak istiyorlardır ancak argenin sanat eseri olarak ortaya çıkması için harcanan fiziksel efor sanırım insanları durduruyor.

“Sanatsal eğitim projesi kapsamında binden fazla çocukla çalışıldı”

-Amra Halk Fonu’nun kurucusu olan Lızem Lida ile birlikte Kabardey-Balkar’ın tümünü kapsayan bir sanat eğitim projesi içinde yer aldığını biliyorum. Bu çalışmanızdan biraz söz eder misin?
-Lida yapıcı yaklaşımları ve öngörüleri sayesinde ciddi bir sanatsal eğitim projesi organize etti ve tüm köyleri tek tek dolaştık. Her gittiğimiz okulda argen sanatını öğretmeye çalıştık. Okul dışında eğitim almak isteyenlere de atölyemi açtım. Devamını getirebilecekleri şekilde zamanımı ayırdım ve malzemelerini temin ettim. Bir yıl süreyle tüm malzeme bize ait olmak üzere eğitim verdik. Bu süre boyunca köyleri gezerken, büyüklerin desteğinin çocukları çok motive ettiğini fark ettik. Bazı köylerin bu olaya yaklaşımından çok etkilendim. Çocuklara özen gösterilmesini çok ciddiye aldılar ve destek oldular, değer verdiler. Çocuklara açıklıkla, özveriyle yaklaştığımızda karşılığını fazlasıyla aldık. Özellikle Misostey ve Karmahable köyleri ile Nalçik’teki okullarda çocuklarla çok zevkle çalıştık.

Bu projenin Lızem Lida sayesinde amacına ulaştığını düşünüyorum. Binden fazla çocukla çalışıldı. Sadece argen değil geleneksel el sanatlarımızdan dışeyide ve ahşap konularında da eğitim verildi. Halka ait bu değerleri en iyi bilenlerden, yapanlardan izlediler ve öğrendiler çocuklar. Kendileri oturup hemen yapamayacak dahi olsalar, gördüklerini evlerinde ailelerine anlattılar. İlerde çocuklarına, torunlarına konuyu bilerek anlatacaklar. Bunun çok değerli bir eylem olduğunu düşünüyorum. Bu işin ciddiyetini sözle anlatabilmek gerçekten çok zor.

“Eski argenlerde yaşamın içindeki değerler saklı”

-Argen panoların her biri birbirinden farklı şekiller, motifler içeriyor. Bakmaya doyamıyor insan. Nasıl bir ruh haliyle yapıyorsun, ilham perilerin var mı?
-Çocukluğumdan beri argen yapıyorum ve hiç durmadım. Çalışmalıyım diyorum ve çalışıyorum. Elime kamış almadığım günü boşa geçirdiğimi düşünüyorum. Her bir işimi bir başkası izliyor. İstekle ve motivasyonla başlıyorum işe. Yani ilham benim için geçerli değil.
Kullandığım motifleri çoğunlukla eski argen sanatındaki motiflerden seçerek, onlara renk vererek, yeni boyutlar kazandırarak, kendi görüş/bakış açıma göre işleyerek tasarlıyorum. Olduğu gibi alıp kullanmıyorum. Eski argenlerde yaşamın içindeki değerler saklı. Doğanın, yiyeceklerin, hayvanların resmi işlenmiş. Bunları o kadar özümsedim ki gece uyanıp tezgâhın başına geçsem ezbere her motifi yapabilirim. Tabii ki tablolarımda eskiden yapılmış motifleri aynen kullanmıyorum. Onları tamamen terk etmeden, devamı olarak, kendi yaratıcılığım ile modernize ediyorum. Eskiden yapılan argenler gelişerek bugüne ulaşamadı çünkü halkımız savaşlarla yaşadı ve bu nedenle argen sanatı da kesintiye uğradı.
Yalnızca Argen sanatında değil, hemen her konuda, eskinin devamı olan değerlerin, değişen zamana uygun olarak ve gelişerek ortaya çıkması gerekir.

-Eseri hazırlarken alacak olan insanlar için teknik açıdan kaygıların oluyor mu; yani ağırlığı, ebatları gibi?
-Eserlerimin tümünü, çabuk yanmayacak şekilde olmasından başlayarak ağırlığı, büyüklüğü gibi bütün detaylarını düşünerek, tasarlayarak yapıyorum.

-İnsanlar eserlerini satın alabiliyorlar mı?
-Öyle olduğunu düşünüyorum. Almak isteyenin alım gücüne göre ben de yardımcı oluyorum. Bazen bedelsiz verdiğim de oluyor. Ben de bu işle hayatımı idame ettirdiğim için olabildiği kadar diyelim…

-Tablolarını yapmaya nasıl başlıyorsun, önce kâğıt üzerinde bir taslak çizerek mi veya kafanda oluşturarak mı, nasıl?
-Bazen doğrudan kafamda beliren şekle göre yapıyorum. Bir pano üzerinde çalışırken aklıma bir şey geliyor ve unutmamak için, daha sonra kullanmak üzere onu hemen kâğıt üzerine karaladığım da oluyor. Üstünde çalıştığım eser de aklıma farklı şeyler getirebiliyor. Eskiden yapılmakta olan argen sanatını o kadar özümsedim ki dokuma tezgâhına ipi gerip doğrudan kamışları örmeye başlıyorum.
Yeni bir eser yaratmanın hazzı bambaşka. Her yeni eser bende bir sonrakinin motivasyonunu ve heyecanını artırıyor. Bana güç veren bu.

-Sanatsal açıdan eserlerinin kritiği yapılıyor mu, yapılabiliyor mu?
-Aslında kritik yapılmasını çok isterdim. Ne yazık ki kritik yapabilecek kimse yok çünkü bu işe benim gibi derinlemesine giren hiç kimse yok. Eleştirilmek iyidir, insanı geliştirir. Sadece bizim cumhuriyetimizde değil diğer bölgelerde de herhangi bir değerlendirmeye, kritiğe rastlamadım.

-Sergilerinden söz eder misin?
-Nalçik’te 8 kadar sergim oldu. Adigey’de 3, Çeçenya’da 2, Moskova’da, Osetya’da ve Dağıstan’da da kişisel sergiler açtım. Bu kişisel sergilerin dışında çok sayıda karma sergide de bulundum.

-Eserlerinin tümünü satabilir misin, gönlünden kopmayan, bunu satamam dediğin eserin var mı?
-Yok diyebilirim. Proje-konu formatında çalışıyorum. Bir sergiye hazırladığım eserleri sergiledikten sonra benim açımdan onlar işlevini tamamlamış oluyor ve bir sonraki projeye hazırlanıyorum.

-Projeden kastın nedir, eserlerin konusu mu?
-Evet. Bir projede üç veya dört konu işliyorum. Mesela ana, uzay, güneş gibi konuları belirleyerek projeyi oluşturuyorum. Proje ortaya tamamen çıkmadan, sergilenmeden kesinlikle eserleri satmıyorum. Ancak proje işini tamamladıktan sonra tabii ki isteyen panoları alabiliyor.

Mazlo Ruslan 11 Aralık 2020 tarihinde, Nalçik’te Cumhuriyet Müzesi’nde bir kişisel sergi açtı. Gerpegej Otantik Müzik grubu geleneksel argen sanatımızın sergisine renk kattı. Sergi formatında Mazlo Ruslan dokuma tezgâhının başında argen yapmalıydı. Usta sanatçı olmasına rağmen insanlar kendisini izlerken nasıl heyecanlandığını ve işte o esnada Gerpegej grubunun otantik melodileri ile nasıl motive olduğunu anlattı.

“Öğrencilerin staj konularından biri olarak argeni de eklettim”

-Bu sanatı gelecek nesillere aktarabilecek misin, bu konuda bir uğraşın var mı?
-Nalçik’te Dizayn Koleji’nde ve Kazanıkho Jebağı Sanat Merkezi’nde bu konuda eğitim veriyorum. Hatta Dizayn Koleji’nde öğrencilerin staj konularından biri olarak argeni de eklettim. Çok sayıda çocukla çalışıyorum. Çocuklara 8-9 yaşlarından itibaren eğitim veriyorum. Çok çocuk yetiştirdim.

Eğitimde argenin eskiden nasıl işlendiğini öğretiyoruz. Sanatsal boyutu ise kişinin kendini yönlendirmesiyle ilgili… Eğitim verirken mesleği öğretiyoruz. Malzemeyi, kamışı nasıl kullanacaklarını gösteriyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz yetişmeleri için. Bu işin en zor ve başlangıç kısmı kamışı temin etmek. İşte bunu kimse yapmak istemiyor; çünkü kamışı toplamak için boğazına kadar suyun içine girmek gerekiyor. Kamışın suyun altındaki kısmını kullanıyoruz argen yapımında. Suda yılanlar, çıyanlar ve başka türlü canlılar yaşıyor. Çoğu insan bundan korktuğu için de kamış temini zorlaşıyor. Düşününce gerçekten argen yapmak çok eziyetli bir uğraş. Bu nedenle eğitim verdiğim çocukların, başka yerlerde aramadan sorunsuzca malzemeye ulaşmalarını sağlıyorum.

“İlk sergimde on yıl boyunca hazırladığım eserlerimi heyecanla ortaya koydum”

-Argen sanatını günümüz gençlerinin, çocuklarının benimseyeceğine dair umudun var mı, sanat dalı olarak devam eder mi sence, bir kişi dahi olsa senin yolundan giden olacak mıdır?
-Ben bu işe başlarken “Argen sanatı yok oldu, unutuldu” deniyordu. Ben başlayıp peş peşe birkaç sergi de açınca “Argen sanatını çok kişi yapıyor” denmeye başlandı. Aslında ne yazık ki hiç kimse yapamıyor. Çok kişinin uğraşısı değil belki ama bir-iki kişi bile olsa, hangi şekilde uğraşıyorsa da bu sanatla uğraşanların var olması zenginliktir. Bu sanat dalında uğraş veren bir grup insan olarak var olabilseydik keşke. Farklı bakış açısı olanlarla birlikte üretmeyi çok isterdim.

Benim peşimden gelecek insanlar olacağı konusunda umudum var. Şu anda bu işle uğraşanlardan bir şey olmaz, diyerek bu işin peşini bırakamayız. Geleceğin ne getireceğini bilemeyiz. Evet, şimdiki nesil yani şu anda bu işle uğraşan çocukların, öğrencilerin öncelikli yaklaşımları “Bu işten ne kadar para kazanabilirim” şeklinde. Bugüne kadar satış kaygısıyla bir eser yapmadım. Mesela ilk sergimde on yıl boyunca hazırladığım eserlerimi heyecanla ortaya koydum. Sadece eserlerin geçmişte yapılanlardan farklı olarak, bugüne uyması kaygısını taşıdım. Şimdiki binaların mimarisi ve yapılış şekilleri eski argenlere uygun değil, dolayısıyla farklı bir yaklaşım benimsedim. Bu nedenle ortaya eser çıkarmak için yıllar gerekiyor.

-Sanatında bundan sonrası için beklentilerin ve umutların neler?
Bugün için sanatımdan elde ettiğim her şey için memnunum. Yarın hiçbir gelişme olmasa bile bugüne kadar aldığım mesafe ve elde ettiğim tatmin benim için yeterli. Ancak tabii ki ortaya koymak istediğim başka şeyler de var. Daha çok eser üretmek, istekli olan çocuklarımıza yardım etmek, onların her konuda geliştiklerini görmek beklentim ve amacım…

-Yolun açık olsun Ruslan.


Mazlo Ruslan

Geleneksel argen işleme sanatının günümüzdeki temsilcisi olan Mazlo Ruslan, Kabardey-Balkar’ın Altud Köyü’nden. 33 yaşında. Evli ve iki çocuk sahibi. Nalçik’te yaşıyor.
Ortaöğrenimini köyde tamamladıktan sonra, Nalçik’te önce Dizayn Koleji, sonra da Kabardey-Balkar Devlet Üniversitesi’nin Dekoratif ve Uygulamalı Sanatlar Bölümü’nü ve Seramik Sanat Okulu’nu bitirdi.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here