Аланты Хъæлæс – Osetlerin Sesi – Şubat 2021

0
1322

RUHŞAG U NÆ JINARĞ XİŞTÆR

Хъаныхъуаты / Qanıquatı Remzi Yıldırım, 1952 yılında Sivas-Yıldızeli, Konaközü köyünde doğdu. Annesi Kabardey Zuho ailesindendir. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu mezunu olup işletme masteri yapmış ve muhasebeci olarak başladığı iş hayatını mali müşavir olarak tamamlamıştır. Eşi Slonatı Şehriza Yıldırım ile Pınar ve Vildan adlarında iki de kızları vardır.

İstanbul’a geldiği 70’li yıllarda İstanbul Kafkas Kültür Derneği (Bağlarbaşı) ve Kuzey Kafkasyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği’ne (Sultanahmet) devam eden Remzi Başkan, 1977-78 yıllarında İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nde Gençlik Kolu Başkanı, 1979-84 yılları arasında aralıksız Yönetim Kurulu Üyesi, 1985-86 yıllarında ise Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev aldı. 1987 yılında Oset gençleri arasında başlayan kurumlaşma sürecinde komite başkanı olarak görevlendirildi ve 1989 yılında Alan Kültür ve Yardım Vakfı’nı kuran 30 kişi arasında yer aldı, kendi sözleriyle:

“Dernekleşme yoluyla ayrışmaya gidilmeyip o günkü koşullarda Oset kültürünü ve kimliğini yaşamak ve yaşatmak, toplumumuzun eğitimli ve çağı yakalayan uluslar seviyesinde hayatını sürdürmesi için gerekli alt yapılarının oluşumuna ve ilişkilerine katkı sağlamak amacıyla vakıf kurulması en uygun yol olarak kabul edildi.”

Vakıf’ta ilk iki yıl Yönetim Kurulu Genel Sekreteri, çeşitli aralıklarla da 11 yıl boyunca Başkan olarak görev yaptı. Dünya Osetlerinin Yüksek Divanı ‘Ştır Nıxaş yönetiminde de çeşitli aralıklarda görev aldı. 2009 Haziran ayında kurulan Dünya (Uluslararası) Oset Halk Divanı – ’Ştır Nıxaş’ın Yönetim Kurulu üyeliği ve Başkan Yardımcılığına seçildi.

1992 ve 2008 yıllarındaki Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırıları ile başlayan süreçte 2008’de kurulan Kafkas – Osetya Dayanışma ve İnsani Yardım Komitesi’nde başkan olarak görev yaptı. 2007 yılında İstanbul’daki derneklerimiz ve vakıflar arasındaki koordinasyon eksikliğini ortadan kaldırmak amacıyla Alan Vakfı olarak yapılan çağrı sonucu oluşturulan İstanbul’da bulunan 13 Kafkas kurumu ile Jıneps Gazetesi ve Ajans Kafkas’ın katılı ile kurulan Kafkas Kuruluşları Koordinasyon Kurulu’nun da başkanlığına seçilmiştir. Yine, 1992-1993 yılındaki Abhazya savaşından sonra kurulan Kafkas – Abhazya Dayanışma Komitesi’nde de belirli aralıklarda görev alarak hizmet etmiş ve basın medya kuruluşlarında davalarımızı başarı ile savunmuştur. Son olarak, Mart 2019 tarihinde Güney Osetya Cumhuriyeti Türkiye Resmî Temsilcisi olarak atanmış ve ölümüne kadar bu görevi sürdürmüştür.

Remzi Başkan, hem Diaspora Osetlerinin diğer Kafkas Diaspora halkları kurduğu sağlam bağlara katkı sunmuş, hem de bugün belki de Kafkasya halkları arasında anavatanlarıyla en sağlıklı ilişkilere sahip halkın Osetler olmasında Kuzey Osetya Cumhuriyeti ve Güney Osetya Cumhuriyeti / Alanya Devleti ile ilişkilerin kurulmasında da çok önemli bir bir rol oynamıştır. Tüm dünya Osetleri ve Kafkas Diasporası olarak bu koca kalpli, bilgili ve bilge vatanperverimiz, bildiğinden şaşmayan, ilkeli ve dobra emektarımızın aziz hatırası önünde saygı ile eğiliyor ve bu yeri doldurulamaz sağduyulu xiştærimizin demokratik mücadele ve etnik kimliklerin korunması ile dayanışma hakkındaki sözlerini unutmamamız gerektiğini hatırlatıyoruz:

“Tüm bu çalışmaların sonuca ulaşması için içinde bulunduğumuz ülkenin demokrasi düzeyinin de mutlaka önemi var. Haklarınızın olmadığı veya var olan haklarınızı kullanamadığınız bir ortamda; temel hak ve özgürlüğünüz olması gereken kültürel değerlerinizi korumak ve yaşatmak da pek olası değildir. Onun içindir ki sadece kültürü yaşatmak diye yola çıkmak yetmiyor. Var olan gerçeklere sırtınızı dönerek bir yere varamazsınız. Ülkenin demokratikleşme mücadelesinde alın teriniz yoksa diğer gayretleriniz hep güdük kalacaktır. Bu konuda bireysel değil toplumsal hareketin içinde bulunmak ve dayanışma kararlılığını sürdürmek esastır diye düşünüyoruz.”

Atsætı Ufuk Güneş

Not: Güney Osetya Cumhuriyeti Devlet Başkanı ve Dışişleri Bakanlığı ile Oset Halk Meclisi ’Ştır Nıxaş’ın Başkanı Kuçitı Ruslan’ın taziye mesajları ile Kazbek Çel-Æхсæртæг, Ælbegtı Leyla Kılıç ve Dudaytı Venera’nın anma yazılarını 15 Ocak tarihli JINEPS Anadil Eki’nde yayınlamıştım. Bu sayıda internetten derlediğim ve bana ulaştırılan, Türkçe kaleme alınan yazıları paylaşıyorum.

***

Oset toplumunun kaybı

Büyüklerimiz, ölüm için şöyle derlerdi:

“Öyle ölüm vardır ki, bir evin ölüsüdür,
Öyle ölüm vardır ki, bir köyün ölüsüdür,
Öyle ölüm vardır ki, bir sülalenin ölüsüdür,
Öyle ölüm vardır ki, bir toplumun ölüsüdür!”

Biz Oset toplumu, Kanıkuatı Remzi Yıldırım’ı kaybettik. Remzi Yıldırım, Oset toplumuna hizmet etmenin dışında, birçok Kuzey Kafkas sivil toplum kuruluşlarında aktif görevler üstlendi. Bu nedenle aslında tüm Kuzey Kafkas toplumu önemli bir değerini kaybetti.

Anavatan ile ve diğer Kafkas cemaatleriyle ilişkilerimizin gelişmesi için çok çalıştı. Bu gün her iki Osetya devleti ile ilişkilerimiz güçlüyse, Diğer Kuzey Kafkas kurumları ile ilişkilerimiz güçlüyse, bunda Remzi Başkan’ın çok büyük emeği vardır.

Yıllarca birlikte çalıştık. Ondan çok şey öğrendim. Birçok kez görüş ayrılıkları da yaşadık ancak, ikimiz de aynı amaca hizmet ettiğimizi çok iyi biliyorduk.

İnancımız, Allah’tan geleni kabul etmemizi söyler.

Aklımız, doğru yolda, doğru kişileri takip etmemizi söyler.

Kültürümüz ise, saygı duyma temeline dayanır.

Son söz olarak şunu söylemek istiyorum.

Allah’tan geleni kabul ediyor ve acımızı içimize gömüyor ve değerli büyüğümüzün çizdiği yolda ilerlemeye devam edeceğimizi söylüyoruz.

Remzi ağabey,

Ruhun şad, mekânın cennet olsun.

Sadrettin Kuşoğlu
Alan Kültür ve Yardım Vakfı Başkanı

***

Kafkas diasporamızdan bir Remzi Yıldırım geçti

Bir yazımda İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin yalnız bir dernek olmadığını aynı zamanda bir okul, bir akademi olduğunu yazmıştım. İşte bu akademinin yetiştirdiği değerlerinden biriydi Remzi Yıldırım. İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nde bir renk tayfı oluşturmuştu Kuzey Kafkasya’nın bütün renkleri. İşte o renklerden biri de Oset genci Remzi Yıldırım idi.

67 yıllık yaşamında Türkiye Kafkas Diasporası ve Atavatanımız için yaptığı çalışmaları özet halinde şöyle sıralayabiliriz: İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin 1977-78 yılarından itibaren gençlik kollarında görev üstlendi, 12 Eylül döneminde ve sonrasında tüm dernek yöneticilerimiz gibi O da cunta yönetiminin sıkıntılarını yaşadı. 1985-86 yıllarında derneğin başkanlığını yaptı.

1987’den itibaren Osetlerin bir kurumsal yapıya kavuşması için yakın arkadaşları ile birlikte çalışmalar başlattı. 1989 yılında Alan Kültür ve Yardım Vakfı’nın kurulmasında önemli rol oynadı. Uzun süreler Alan Vakfı’nın yönetimlerinde bulundu ve uzun yıllar başkanlık yaptı. 1992 yılında faşist Gürcü silahlı kuvvetlerinin Güney Osetya’ya saldırısı akabinde Alan Vakfı’ndan bir heyetle birlikte Osetya’ya giderek savaş mağdurlarına verilmek üzere Türkiyedeki Oset kardeşlerinden toplanan insani yardım malzemesi ve bir miktar para yadımın bulundu. Bu dönemde Kuzey Osetya’da yapılan 1. Dünya Osetler Birliği Kongresi’ne katıldı. Kongrede konuşmacılar Rusça konuşuyordu. Kongre’de Türkiye Temsilcisi olarak Remzi Yıldırım’a da söz hakkı verildi. Remzi, “Bir özeleştiri yapmamız gerekiyor. Bu Kongre Dünya Osetleri Kongresi ise neden anadilimizle konuşmuyoruz, anadilimiz yetersiz ise veya yeterince benimsemiyorsak bu kongre neden yapılıyor?” diye seslendi. Remzi Yıldırım bu sözleri ile çok büyük alkış aldı salondaki katılımcılardan ve kongrenin bundan sonraki konuşmaları Osetçe yapılmaya başlandı.

1994 yılında Alan Vakfı yönetimince İstanbulda düzenlenen Sempozyum’a Osetya’dan bakanlar, rektörler, yüksek düzeyli bürokratlar, yazar ve sanatçılardan oluşan bir heyet de davet edilmişti. Bu sempozyumda Alan Vakfı ile Osetya arasında kültürel ilişkilerin temeli atılmış oldu. Ertesi yıl Alan Vakfı’ndan bir heyet Osetya’ya davet edildi. Bu dönem Başkan seçilen Remzi Yıldırım başkanlığında bir heyet davete icabet ederek Osetya’ya gitti. Osetya’da önemli kararlar alındı. Türkiye Osetleri ile ilişkiler sağlam temellere oturtuldu. Sonraki yıllarda üniversite öğrenimi için öğrenciler gönderildi Osetya’ya.

2005 yılında Beslan Katliamı’nın yıldönümünde Remzi Yıldırım başkanlığında üç kişilik bir heyetle Osetya’ya gidildi. Alan Vakfı tarafından açılan yardım kampanyasında toplanan 10.000 dolar para yardımı yeni yapılan okulda kullanılmak üzere bağışlandı. Bu para ile iki ayrı okulun birer sınıflarının tüm donanımı karşılanmış oldu.

2007 yılında Güney Osetya’da yapılan Dünya Osetleri 7. Kongresi’ne Alan Vakfı da Remzi Yıldırım başkanlığında 5 kişilik bir heyet ile katıldı. Kongre’de heyetimize G. Osetya vatandaşlığı ve pasaportu verildi. Remzi Yıldırım Dünya Osetleri Kurumu’nun başkan yardımcılığına seçildi.

2008 Ağustosu’nda faşist Gürcü silahlı kuvvetleri Güney Osetya’ya saldırdı. Başkent Tshinval yakılıp yıkıldı, harabe bir şehir haline getirildi. Remzi Yıldırım Türkiye Kafkas Diasporası temsilcilerini toplayarak hepsinin desteğini alarak Güney Osetya’ya acil insani yardım ulaştırılmak üzere çalışmalar yaptı. Açılan yardım kampanyası ile toplanan 10.000 dolar nakdi yardım savaşta yetim kalan çocuklara harcanmak üzere Güney Osetya’ya gönderildi. Türkiye medyasında yayınlanan dezenformasyona karşı gerçek bilgileri vermek için basın toplantısı ve televizyon yayınlarına katıldı.

2014’te Güney Osetya Cumhuriyeti / Alanya Devleti dostluk madalyasına layık görüldü.

2019’da Güney Osetya Cumhuriyeti’nin Türkiye tam yetkili temsilcisi olarak atandı. Bu görevi öldüğü güne kadar sürdürdü.

Remzi Yıldırım Türkiye Kafkas Diasporası için çok önemli bir değerdi. İdeallerinin bir kısmını gerçekleştirip yaşama geçtiğini gördü. Yaşam süresinde göremediklerini de kendisini örnek alacak genç nesil gerçekleştirecektir.

O’nun kişiliği, yaşamı, hizmetleri için çok şey söylenebilir. Güney Osetya-Alanya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Anatoli Bibilov’un onun için söylediği şu cümle çok şey anlatmaktadır. “Remzi bizim de örnek aldığımız birisiydi.’’

Türkiye Kafkas Diasporası olarak çok önemli bir değerini kaybetti. Ben de çok sevdiğim saydığım bir dostumu, kardeşimi kaybettim. O’nu unutmayacağız, gönlümüzde yaşayacaktır.

Ruhu şad olsun.

Burhan Canpolat

***

Asetin Remzi Yıldırım 

Remzi Yıldırım’ı 1976 yılında İstanbul Kafkas Kültür (Bağlarbaşı) Derneği’nde tanımıştım.

Son yıllarda sık sık telefonla görüşürdüm ama birebir olarak en son, geçen sene arkadaşlarımla birlikte organize ettiğimiz ‘’Bağlarbaşı Ruhu 80’ler’’ programında görüştüm. Her zamanki gibi dinamik ve enerjikti, organizasyondan çok mutluydu çünkü o gecede yıllardır hasret kaldığı eski mücadele arkadaşlarını, dostlarını görecek, hasret giderecekti. Öyle de oldu. Eşi, yoldaşı Şehriza ile birlikte katılmıştı geceye. Derneğin salonunda oradan oraya gidip herkese merhaba diyor, selamlaşıyor, dostlarıyla eskileri yâd ediyor, yüzünden hiç tebessüm eksik olmuyordu. Ben de kendisi ile hem eski yol arkadaşı olarak hem de yönetim kurulu döneminde yaptığımız faaliyetlerle ilgili uzun uzun röportaj yapmıştım. İyi ki yapmışım diyorum şimdi. Çok heyecanlı ve çok mutluydu o gece.

Remzi Yıldırım’ı 1976’da tanıdım demiştim, o dönemde Sivas’tan İstanbul’a öğrenim için gelmişti ve Anadolu’nun muhtelif vilayetlerinden yine üniversite öğrenimi için gelen Çerkes arkadaşları ile birlikte Taksim civarında kiraladıkları bir evde kalıyordu. Ben de teyzemin oğlu merhum Hayati Kızılkaya ile birlikte zaman zaman ziyaretlerine giderdim ve koyu sohbetler ederdik. Bir başka Çerkes öğrenci grubu da Beşiktaş’ta otururdu ve onlara da misafirliğe birçok kez gitmişizdir.

O dönemde İstanbul Pertevniyal Lisesi öğrencisi idim, Merhum Hayati de Vefa Lisesi’nde okuyordu. Taksim’de ve Beşiktaş’ta oturan üniversiteli gençlerle Cumartesi akşamları Bağlarbaşı Derneği’nde buluşur, muhtelif kültürel faaliyetler içinde bulunurduk. Folklor ve koro çalışmaları, mezuniyet geceleri, geziler, haluj geceleri, semt çalışmaları, seminerler, konferanslar vb. gibi.

Merhum Yaşar Bağ başkanlığındaki yönetim kurulunda Gençlik Kolu Başkanı Remzi Yıldırım idi, ben de Gençlik Kolu üyesiydim. Beraber çok güzel faaliyetler yürüttüğümüze inanıyorum.

Yıllar sonra Remzi Yıldırım derneğin başkanı oldu ve ben de aynı yönetimde muhasip olarak görev aldım. Remzi Yıldırım başkanlığındaki Bağlarbaşı dönemi bana göre bir milattır. Ankara’dan Elbruz Gaytaoğlu ekolünden gelen, son derece disiplinli bir anlayışla çalışan merhum Murat Cemil Taymaz ve Mine Bağ hocalığında kurduğumuz Kafkas dansları grubu gerek İstanbul’da gerekse farklı şehirlerde gerçekleştirilen gösterilerde folklorik açıdan Türkiye diasporasında bir çığır açmıştır.

Remzi Yıldırım ile anılarımız o kadar çok ki! Hepsini yazıya dökmek uzun sürer. Ben çok da uzatmayacağım ama Remzi Yıldırım, yıllardır beraber çalıştığım dernek faaliyetleri sırasında ciddi, planlı, programlı, düzenli, disiplinli ve bir o kadar da sevecen ve babacan biriydi. Mücadeleci, yalanı sevmeyen, hilesi hurdası olmayan, dürüst bir insandı.

Ondan çok şey öğrendim, unutulmayacak anılar bıraktı bende. Örnek bir devrimci mücadele arkadaşımdı. Anısı önünde saygı ile eğiliyorum, Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Nadir Yamaç

***

Asetin Remzi’nin ardından

Remzi’yi kaybetmişiz. Namı diğer: Asetin Remzi. En son Ekim 2019’da Leyla’nın yeri Fıccın’da bir araya gelmiştik. Yaşını göstermiyordu hiç, çok sağlıklıydı. Yıllar sana torpil geçmiş diye latife ettik. “Yoksa sende mi Mecit gibi saklandın yıllardan?” diye sormuştum.

Bağlarbaşı çınarımızdan bir yaprak daha düştü. Ne zamandır yaprak döküyoruz. Her yaprağımız düştüğünde canımız yanıyor. Yandıkça anıyoruz, andıkça yanıyoruz. Ama yapraklar düşmezse yeni yapraklar da çıkmıyor. Yeter ki çınar sağlam olsun. Hayat böyle.

Remzi, eskilerin ‘nevi şahsına münhasır’ dedikleri türden bir insandı. İlkeleri, prensipleri vardı. Hayatı kendi doğruları ve değerleri doğrultusunda taviz vermeden yaşamaya çalışırdı. Kırmızı çizgileri vardı. Samimi, saygılı, vefalı ve illa ki mesafeli bir arkadaşlığı dostluğu vardı. Mesela Remzi’den “kanka” olmazdı. O bizim ağır ağabeyimiz idi. Rahmetli Faruk Beşgür ile yaptığımız şaka ve mavraları yapamazdık Remzi ile. Tabii Faruk ile de ciddi bir meseleyi konuşamazdık, her şey hemen mavraya dönüşürdü. O yıllarda bir süre aynı evi paylaştık. Bir ara yoldaşlık da yaptık.

Türkiye ve dünya diasporasındaki Osetlerin kültürel, sosyal, siyasal sorunları ile uğraşmak, katkıda bulunabilmek onun için hayatın anlamıydı nerdeyse, bununla mutlu olurdu. Üniversite yıllarından beri bu mücadelenin içinde oldu. En son olarak da Osetya’nın Türkiye tam yetkili temsilcisi idi. Koca Asetin, güzel insan, kendine özgü karakterin ve değerlerin ile her zaman anılarımızda yaşayacaksın. Eminim gittiğin yerlerde de Asetinleri /İronları bulup bir araya topluyorsundur.
Güle güle. Mümtaz’a, Avni’ye, Kemal’e, Serdar’a, Faruk’a, Beycan’a selam söyle…

Ahmet Sayar

***

Kelimeler ve cümleler

Saygınlık para ile satın alınmaz.

Bir inancınız, bir amacınız, bir düşünceniz, bir mensubiyetiniz ve bir adanmışlığınız varsa, kendiliğinden gelir.

Bir duruşunuz, bir kişiliğiniz, bir düşünceniz, ilkeleriniz çerçevesinde edindiğiniz bir kültür birikiminiz olmalı ya da.

Mücadele adamı olmalısınız aynı zamanda…

Merhum Remzi Yıldırım, yukarıda sıraladığım özelliklerin hepsini bir arada taşıyan, ender kişiliklerden biriydi.

Elbette her ölüm acıdır. Ama kimileri öldüğünde arkasından, ‘Geldi-gitti’ denir sadece. Bazıları için, ‘İyi biriydi, kendi halindeydi’ de denir. Ama bazı insanların ölüm haberini aldığınızda donar kalırsınız. Kelimeler boğazınızda düğümlenir, cümleleri bir araya getirmek ve duygularınızı ifade etmekte zorlanırsınız. Yıllarca hafızalardaki yerini korur. İşte, Merhum Remzi Yıldırım son tanıma giren biri idi.

Yüz yüze 3-5 kez gelmişliğimiz olmasına rağmen çalışmalarını hep takdirle izlediğim bir toplum büyümüzdü. Çalışkan, dürüst ve temsil ettiği toplumun onuru, haysiyeti için verdi mücadelesini. Dedim ya, bazılarını anlatmak için cümleler, kelimeler kifayetsiz kalır.

Oset toplumu kendisinden razı idi. Umarım ve dilerim o da bizlerden razı olarak ayrılmıştır aramızda.

Işıklarda uyu Sayın Büyüğümüz. Saygı ile anıyor, yarattığın boşluğun kolay kolay doymayacağını bilmeni istiyorum.

Her zaman sesimiz olan Jıneps Gazetesi’ne de bu vefası için teşekkür ediyorum.

Not: 2019 TÜYAP Kitap Fuarı’ndaki imza günümde ziyaretime gelip beni yalnız bırakmayarak dostluğunu hissettiren, az sayıdaki soydaşlarımdan biri olarak anılarımda önemli bir yere yerleşti.

Ahmet Zorlu

***

Remzi Yıldırım anısına!

Değerli arkadaşım Remzi Yıldırım’ı (Qanıkuatı) ruhlarımızın buluşacağı Kafkas dağlarına uğurladık!

31 Aralık 2020 akşamı, sevdiğim dostlarıma, her yılbaşında olduğu gibi Abhaz Babadu’nun, (Noel Baba) yeni yıl kutlamasını iletiyordum. Tabii ki, Abhazya – Güney Osetya’nın bağımsızlık mücadelelerinde uzun yıllar omuz omuza uğraşı verdiğimiz sevgili dostum, arkadaşım Remzi Yıldırım’a da (Qanıkuatı) gönderdim. Ancak aradan bir kaç saat geçmeden, Abhaz Dernekleri Federasyonu (ABHAZFED) tarafından gönderilen Remzi Yıldırım vefat haberi ile yıkıldım. 2020 yılı, insanoğlu ile alay edercesine, felaketlerine doymamış bir biçimde, Oset-Kafkas halklarının değerli evladı Remzi Yıldırım’ı da katarak ailesine, sevdiklerine Oset – Kafkas Halklarına acılar bırakarak dönemini bitiriyordu.

Remzi ile 1970’li öğrencilik yıllarında Üsküdar – Bağlarbaşı Kuzey Kafkasya Kültür Derneği’nde tanıştık. Biz Abhazlar, aynı zamanda 1967 yılında kurulmuş olan Kafkas-Abhazya Kültür Derneği’nde de çalışmalarımızı sürdürüyorduk. Ancak Kafkas Diasporası insanları herhangi bir ayrım yaratmadan Bağlarbaşı’ndaki dernekte de buluşuyorlardı. O yıllardaki toplumsal mücadele olayları da doğal olarak, Kafkas Diasporası gençlerine de yansıyordu. Bizler, yaşamış olduğumuz Türkiye coğrafyasında ki demokrasi mücadelesi içerisinde bulunulması gerektiğini belirtiyorduk. Bizlerin karşısında bulunan ve adlarına “Dönüşçü” denilen kişiler ise, TC topraklarında misafir olduğumuzu, bu topraklarda yaşanan gelişmelerin bizleri ilgilendirmediğini belirtiyorlar ve Kafkasya’ya göç ederek orada bağımsız bir “Çerkesya” yaratılması için mücadele vermeleri gerektiğini belirtiyorlardı. Bu kişilerin yoğun olarak bulunduğu yer ise Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Derneği idi. 1979 yılında Tepebaşı Gazinosu’nda yapılan genel kurul taraflar arasındaki mücadelenin bir dönüm noktası olmuştu. Ve bizler kazanmıştık. İşte Remzi ile bizler Türkiye topraklarında yaşanan demokrasi mücadelesine emek verenler arasında idik.

Ancak 1980 yılında yaşanan askeri darbeden Türkiye’de ki tüm demokratik kitle örgütleri gibi, Kuzey Kafkas Dernekleri de nasibini aldı ve kapatıldılar. Belli bir süre çalışmalarından ve örgütlenmelerinden mahrum kaldılar. 1980’li yılların sonlarına doğru, örgütlenmelerini yeniden oluşturmaya çalışan Kuzey Kafkasya Diasporası insanları, daha toparlanmalarını sağlayamadan, birden bire 1991’de SSCB’nin dağılması ile kendi soydaşları ile direkt ilişki kurma şansına sahip oldular.

Remzi Yıldırım öncülüğünde Oset Diasporası da kendilerinin Oset kültürü ve dilini yaşatmak amacı ile 1989 yılında “Alan Kültür ve Yardım Vakfı”nı kurdu.
Remzi Yıldırım özellikle, Güney Osetya-Gürcistan, Abhazya-Gürcistan arasında 1992-93 ve 2008’de yaşanan krizlerde Alan Vakfı başkanı olarak ciddi çalışmalarda bulundu. Güney Osetya’nın haklılığını savundu. 1990 yılında Güney Osetya Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti ve 1991-92 yıllarında Güney Osetya ile Gürcistan arasında bir savaş yaşandı.

Abhazya-Gürcistan savaşı daha başlamamıştı. Kafkas – Abhazya Dayanışma Komitesi (KADK) kurulmamıştı. Bizler, özellikle 1970’li yılların devrimcileri, sayımız az da olsa, yine Bağlarbaşı’ndaki İKKD’de ve Üsküdar-Selimiye’deki İstanbul Abhaz Kültür Derneğinde buluşuyor ve yaşanan gelişmeleri irdeliyor, neler yapabileceğimizi görüşüyorduk. Gürcistan karşısında, Abhaz ve Oset halklarının kaderlerinin ortak olduğuna ve Diasporalarımızın birlikte mücadele ederek Ata vatanlarına destek olabileceğine karar verdik. İşte bu çalışmalar sırasında özellikle Güney Osetya ile Gürcistan arasında yaşanan savaşın Abhazya ile Gürcistan arasında ki gerilime de yansıyarak yeni bir savaşa yol açabileceği bizler arasında ortak bir fikir olarak belirdi. Bu çalışmalar arasında tüm Kuzey Kafkasya Diasporası tarafından TC Cumhurbaşkanlığı ve Hükümeti’ne uyarı telgrafları çektik. Haziran 1992’de gönderilen telgraf metinlerinde:  “Gürcistan yönetimi, Güney Osetya’dan sonra Abhazya’da da Soykırım Hazırlığında. Soykırımın önlenmesi girişimlerine katkılarınızı arz ederiz. Başbakan Sayın Süleyman Demirel. Başbakanlık – Ankara. Başbakan Yardımcısı Sayın Erdal İnönü. Başbakan Yardımcısı. Başbakanlık – Ankara. Dışişleri Bakanı Sayın Hikmet Çetin. Dışişleri Bakanlığı – Ankara” yazıyordu.

Ayrıca, toplantılar sırasında, özellike Remzi Yıldırım’ın da önerisiyle Abhaz Kültür Derneği Başkanı olan (Şamba) Mümtaz Demiröz’ün Abhazya’ya gönderilerek oradaki durumun gözlemlenmesi amacı ile aramızda para toplanması kararı aldık. Mümtaz Demiröz’ün dönüşünde yaptığımız toplantıda savaşın yakın olduğu ve çalışmaları hızlandırma kararı aldık. (Sevgili Remzi, bu önerisi hakkında sadece Erhan Şahin’in bir yazısında konu edildiğini, başka kimsenin konu etmediği hakkında ki eleştirisini günümüze kadar sürdürmüştü, en azından geç de olsa onun ardından bu görevimi yerine getiriyorum. Abhaz–Kafkas Diasporası adına senden özür diliyorum.) Çünkü, “Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi, Bir Dönemin Anatomisi 1992-1993” adlı kitabımda bu gelişmeleri yazdığımda isim belirtmeden söz etmiştim.

Sevgili Remzi Yıldırım ile Abhazya-Gürcistan Savaşı başladığında kurmuş olduğumuz Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi’nde birlikte omuz omuza mücadele verdik. Abhazya Cumhuriyeti ve Güney Osetya Cumhuriyetlerinin bağımsızlık kutlamalarında bir araya geldik. Özellikle 2008 savaşı sırasında ayrı yerlerde olsak da ortak mücadelelerimizi sürdürdük. 08 Ağustos 2008 Gürcistan’ın Güney Osetya saldırısını ve öncesi gelişmeleri 2007 yılında kurmuş olduğum ve bugüne kadar sürdürmüş olduğum www.abhazyam.com İnternet sitesinde tüm dünyaya duyurmaya çalıştım. O dönemdeki Alan Vakfı Başkanı olan Remzi Yıldırım ve KADK Başkanı İrfan Argun öncülüğünde 09 Ağustos 2008 tarihinde basın toplantısı ve 13 Ağustos’ta da Gürcistan’ın İstanbul temsilciliği önünde protesto gösterisi düzenlendi.  Sevgili Remzi Yıldırım 2011 yılında, 2008 Gürcistan-Güney Osetya Savaşı’nın gerçeklerini dünyaya anlatmak amacı ile hazırlamış olduğum “8 Ağustos 2008 – Güney Osetya Katliamı!” adlı kitabımda kullanmış olduğum fotoğrafları sağlayarak, kitabın yayınlanmasında en büyük desteği vermiştir. Ardından kitabın dağıtımında da katkıda bulunmuştur.

Abhaz ve Oset Diasporalarının dayanışmasına büyük önem veren Remzi Yıldırım, 2011 yılında Kafkas Kültür Dernekleri Federasyonu (KAFFED) tarafından uygulanan ayrımcı tavıra karşı yazmış olduğu yazıda belirttiği gibi:

“Hiçbir zaman unutmayınız ki eğer Güney Osetya 2008 ağustosunda 2000 evladını yitirmeseydi bugün Abhazya’nın bağımsızlığından bahsetmemiz o kadar kolay olmayacaktı. İnanın sizler Güney Osetya’yı Abhazya’dan ayrı tutsanız bile Güney Osetya ve Abhazya arasında o kadar güçlü sevgi ve dostluk bağları varki sizin gücünüz onları ayırmaya yetmeyecektir. Olsa olsa siz her iki bağımsız ülkenin ülkülerine çok çok uzak kalacaksınız” vurgulamasında bulunmuştu.

Remzi Yıldırım son dönemde Güney Osetya Cumhuriyeti’nin Türkiye Tam Yetkili Temsilcisi olarak görev yapıyordu.

Sevgili Remzi Yıldırım, Abhazya ve Osetya’nın dayanışma törenlerinde ve Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki buluşmalarımızda “Fatih, sen de bizim Osetlerden daha fazla Osetya’nın tanınmasına yardımcı oldun, ama bizim insanlarımız senin kadrini bilemiyor” sözlerini Oset Diasporasının bir latifesi olarak görüyorum.

Sevgili dostum, arkadaşım, Remzi Yıldırım, bugün için uzaklaştık gibi görünüyoruz, ama bir gün ruhlarımızın Kafkas Dağlarının enginliklerinde buluşacağına inanıyorum.

Şimdilik Hoşça Kal.

Ruhun Şad olsun!

Fatih Atan (A’tanba- Тванба)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz