Абазаа Рбжьы – Abazaların Sesi – Şubat 2021

0
113

Korkutan yangınlar 

Abhazya’da 2020 yılının son günlerinde başlayan orman yangınları ocak ayında da devam etti:

12 Aralık 2020 günü Gudauta şehrine bağlı Othara köyünden alınan bir ihbarı değerlendiren itfaiye ekipleri, dört gün süren çalışmalar sonunda 45 hektarlık bir alandaki yangını kontrol altına almayı başardılar.

13 Aralık akşamı Gagra’ya bağlı Psahara köyü yakınındaki ormanlık arazide başlayan diğer bir yangına müdahale eden ekipler, yakındaki evleri koruma altına alsalar da yangının dağlık alana yayılmasına engel olamadılar.

1 Ocak 2021 günü bu defa Gudauta’nın Mtsara köyünden bir orman yangını haberi geldi, arazide ilerlemenin güçlüğü nedeniyle yangının başladığı noktaya müdahale edilemediği bildirildi.

4 Ocak sabahı Gal şehrinin kırsal alanında kuru çalılar ve otların bulunduğu küçük bir bölgede başlayan alevler sonucu, üç ahşap evin yandığı bildirildi. Sonraki sabah yangın kısa süre kontrol altına alındıysa da tekrar kontrolden çıktı ve Sohum, Agudzera ve Oçamçıra itfaiye ekiplerinin takviye çalışmalarıyla ve ormanlık araziye araçların girememesi nedeniyle daha çok manuel çalışmalarla yangın kontrol altına alınabildi.

Ardından başkent Sohum’a yakın Gulrıpş bölgesinde dağlık alanda ve Gagra’da yeni yangın ihbarları alındı.

6 Ocak günü Gagra’daki yerleşim yerlerine kadar ilerleyen orman yangını nedeniyle yetkililer tahliye kararı aldılar, ancak yangın 8 Ocak günü akşam saatlerinde konutlara yüz metre mesafeye kadar geldiği noktada söndürülebildi. Daha çok çalılık alanlarda devam eden yangının, ormanın sık ağaçlık bölümüne ulaşmasından endişe duyan yetkililer, bu çalışmalar sürerken Yeni Afon’un Psırhtsa köyünde başlayan ve Anhua köyüne kadar yayılan bir yangın ihbarı daha aldıklarını, bölge ormancılarının ve yerel halkın yardımıyla söndürme çalışmalarına devam ettiklerini bildirdiler.

9 Ocak günü başkent Sohum’un Aşağı Eşera semtinde ormanlık bölgede bir yangın ihbarı yapıldı ve itfaiye ekipleri olaya müdahale etti.

Abhazya Acil Durumlar Bakanlığı “Şu anda ülkede orman yangınına sebep olacak bir kaynak söz konusu değil, yangınların tamamı insan hatasıyla ve ihmalle meydana geliyor” diyerek vatandaşlara çağrıda bulundu ve çevre temizliği sonrası kuru ot yakmayı bırakmalarını, bunun şu an olduğu gibi ciddi sonuçlara yol açtığını bildirdi. (www.altinpost.org)

***

2021’i at üstünde karşıladılar

Eski bir geleneği tekrar yaşatmak için 2021 yılını at üstünde karşılayan Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Dragokıt Köyü gençleri, yaptıkları organizasyonla hem iyi huylu atların hünerlerini hem de Abazaların at biniş tekniklerini gözler önüne serdi.

Köy gençlerinin hazırladığı organizasyon pandemi sebebi ile dar katılımla gerçekleştirilirken, gelecek yılbaşında tüm Abaza köylerinin davet edileceği bir at binme festivali gerçekleştirileceği duyuruldu.

***

Abhazya’da ‘Eski Yeni Yıl’ Ajırnıhua

Etnograflar, Dünya Abaza Kongresi (DAK) bilgilendirme platformuna eski Abhaz bayramı olan Ajırnıhua’nın “dünyanın yaratılması” diye anılan “Eski Yeni Yıl”a denk gelen günün geleneklerini anlattı.

“Eski Yeni Yıl”: Dilbilimciler bu terimi tezat olarak adlandırırlar, yani sözleri ters anlam kullanarak kuvvetlendirme. Çocuklar ve genç nesil bunun anlamını hemen anlayamayabilirler. Aslında her şey çok basit: Abhazya’da, Rusya’da, eski SSCB ülkelerinde ve diğer bütün ülkelerde, zamanında farklı bir takvime geçilmemiş olsaydı, yani yeni miladi takvime geçmemiş olsalardı yeni yılı ocak ayının 13’ünü 14’üne bağlayan gece kutlayacaklardı. Yani, “Eski Yeni Yıl” eski tarza göre yeni bir takvim döneminin başlangıcıdır.

Farklı takvimler ve farklı gelenekler

Birçok ilginç gerçek ve yerleşmiş gelenek takvimler arasındaki farklılıklarla da bağlantılıdır. En belirgin örneklerden birisi de Abhazya dahil olmak üzere birçok ülkede Ortodoks Kilisesi’nin yıllık bayram günlerinin belirlenmesidir. Kilise bayramları hâlâ Jülyen takvimine göre kutlanmaktadır. Örneğin, Ortodoks Hıristiyanları Hz. İsa’nın doğumunu 7 Ocak’ta kutlarken, Katolik ülkelerde 25 Aralık’ta kutlanmaktadır. Jülyen takvimine göre yaşayan Rusya Kraliyeti’nde Noel, Yeni Yıl’dan önce kutlanırdı, şimdi 14 Ocak’ta kutlanan, “eski” olarak adlandırılan tarihe denk gelirdi. Günümüzde hâlâ ‘Eski Yeni Yıl’ bayramlarında, Abhazya’dakiler de dahil olmak üzere bütün Ortodoks Hıristiyanları Noel orucu tutmaktalar.

‘Eski Yeni Yıl’ çoğu ülkede kutlanmakta. Her yerde bu “ilginç” bayramın ortaya çıkması yeni bir takvim dönemine geçişle bağlantılıdır, ancak bugüne has özellikler ve gelenekler, her ülkenin kendi halkının kültürüne ve daha çok dini mezhebine göre değişmektedir. Örneğin, İsviçre’nin bazı bölgelerinde, Aziz Sylvestre günü kutlanmaktadır: Bölge sakinleri bugünü büyük coşkuyla, maskeli kostümlerle kutlamaktadır. Bugün aynı zamanda Makedonya’da da karnavallarla kutlanmaktadır. Jülyen takvimine göre ‘Yeni Yılbaşı’na denk gelen günde, Galler’de Galan Festivali düzenlenmektedir. Bu bayram çerçevesinde çocukların evleri gezerek küçük gösteriler karşılığında şeker toplaması sürdürülen bir gelenektir.

Dünyada ‘Eski Yeni Yıl’ı kutlama geleneklerine adanmış özel sergiler bile bulunmaktadır: Bu sergiler müze ve kültür organizasyonları çerçevesinde gerçekleşmektedir. Hatta Abhaz Devlet Müzesi’nde de böyle bir sergi bulunmaktadır.

Eski Yeni Yıl, Nart destanı ve demircilik

Çekiç, örs, demircilik sanatına has elementler… Abhaz kültürüne aşina olmayan birisinin Sohum müzesine gerçekleştireceği ziyaretinde tüm bu nesnelerin bir şekilde ‘Eski Yeni Yıl’ kutlamalarıyla ilgili olduğunu hemen anlaması pek mümkün olmayacaktır.

Bu gün “dünyanın yaratılışı” diye adlandırılan, eski Abhaz inançlarıyla bağlantılı olan Ajırnıhua (Ажьырныҳәа) bayramıdır. Bu bayram kendi özünde demircilikle ilişkilendirilen bir bayramdır. Abhazların binlerce yıl önce inandıkları tanrılardan birisi de Şeaşüı (Шьашәы) idi. Eski Abhazların inanışına göre, bu tanrı demirciliği koruyan bir tanrıdır. Demirciler eski Abhazlar için eşi bulunamaz ustalardır, bu yetenek o zamanlarda çok değerlidir.

Nart destanında, yeni doğmuş bir çocuğun sıvı çeliğe batırılması gibi inanılmaz bir eylemin tanımını okuyabilirsiniz. Efsaneye göre tabii ki bu çocuk alelade birisi değildir. Bu çocuk, herkesin çok iyi bildiği Nart Sasrıkua’dır. Sasrıkua taştan yaratılmış, Sataney Guaşa’nın (Abhaz Nart destanının ana karakteri, yüz Nart kardeşin ve onların tek kız kardeşi Gunda’nın annesi) bedeninde hayat bulmuş bir çocuktur. Efsane, Nartların demir utası Ainar-jii’nin onu demir ocağı fırınında tavladığını anlatmaktadır. Eskiden birçok Abhaz ailesi oğullarının iyi bir demirci olmasını istermiş ama bu herkese nasip olan bir şey değilmiş. Bu sebeple, demircilik tanrısı Şeaşüı’ya “yakararak” yardım isterlermiş.

Böylece, Abhazlar arasında eskiden bugüne demirci ustaları ve demirhaneler, özellikle nesilden nesile demircilik yapan aileler arasında kutsal bir yer olarak kabul edilmiş.

Bu ailelerin soyundan gelen kendi demirhaneleri (ajiira) varmış. Ajırnıhua bayramında, ailenin tüm üyelerinin bayramı kutlamak için toplandığı yerde tam olarak burasıdır.

Abhazya Devlet Müzesi Etnografya Bölümü Kıdemli Araştırmacısı İnga Şamba, ajiira’nın, evin çok yakınında değil, sağında, bir tepe üzerinde inşa edildiğini anlatıyor. Demirhanenin güneşin doğuş yönüne doğru bakması gerekiyormuş.

Etnograf, “Önceden, demirhanelerin çatıyla örtülmesi alışılmış değildi, açık gökyüzünün altında büyük bir ağacın dibine konumlandırılırdı. Şimdi ajiiralar çatı ile kaplı” diye vurguluyor.

Günümüzde Ajırnıhua

Bugün Abhazya’da çok sayıda Hıristiyan yaşıyor. Elbette İslam ve diğer dinlere mensup aileler de var.

Bu sebeple Ajırnıhua herkes tarafından kutlanmıyor. Din konusu her insanın özeli ve kişisel seçimidir. Bu duruma göre, tek Tanrı, Kutsal Üçlü ve Kurtarıcı olan Mesih’e bilinçli olarak inanan Hıristiyanların, geleneksel olsa da bir pagan bayramını kutlamaması normaldir. Buna dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, bugünlerde Abhazya’da Ajırnıhua bayramını ya eski Abhazya dininin bilinçli takipçileri kutlamakta ya da herhangi bir dine mensup olmayan insanlar kutlamaktadır.

Doktor, etnolog Valery Biguaa bu konuya farklı bir bakış açısı getiriyor. Çağımızın Abhazlarının, özellikle gençlerinin Ajırnıhua’ya yaklaşımının, “mucizevi güçlerine inanmak yerine, daha çok geleneklere değer vermek” tarzında olduğunu dile getiriyor.

Etnolog, “Bayram, tören havasında, eğlenceli ve gürültülü bir şekilde gerçekleştirilmekte. Bu da dini bir kültten çok, akrabalarla bir araya gelmek ve samimi bir ortam kurmak için bir neden” diyor.

Geleneklere saygı

Ajırnıhua bayramının tören kısmı Antik Çağ geleneklerini büyük ölçüde korumuş durumda.

Bayram daha çok köylerde, baba evlerinde kutlanmaktadır.

Birçok Abhaz köylerden şehre taşınmış olsa da köy ile bağlantısını koparmadan sıkı bir şekilde sürdürmektedir. Kimisinin büyükleri köydeki evlerinde yaşamını sürdürmekte, kimisinin köyde baba evi hâlâ durmakta, kimisinin ise mezarlıkları köylerinde bulunmakta. Mezarlıklarını aksatmadan düzenli olarak ziyaret etmek Abhazlarda önemli bir adettir. Ajırnıhua bayramında da herkes baba evinde toplanır ve bayramı burada kutlar.

İnga Şamba, Eski Yeni Yıl arifesinde, güneş battıktan sonra ailenin bir kurban kestiğini, bu hayvanın genellikle keçi, nadiren de genç tosun olduğunu anlatıyor.

Etnograf, “Hayvanın iki yaşın üzerinde olması ve hayvanın temiz olması, yani üzerinde hiçbir leke olmaması çok önemli. Ayrıca ailedeki fert sayısınca, her kadın başına bir tavuk, her erkek başına ise bir horoz kesilmektedir”, diye anlatıyor.

Şamba’nın anlatımına göre, öncelikle hayvanın eti haşlanmakta. Daha sonra havanın kararması ile aynı soydan gelen ailenin tüm üyeleri kutsal sayılan mekâna -demirhane yerine koyulan alana- gitmekte. Çoğu durumda, modern demirhaneler zaten sembolik olarak korunmakta ve bir atölye olarak faaliyet göstermemekte. Evden ayrılarak yuvasını kuran kadınlar ve çocuklarının bu alana girmesi kabul görmemekte.

Etnolog, ailenin demirhaneye, kurban edilen hayvanın kaynatılan etinin yanı sıra derisini ve boynuzlarını, pişirilen tavuk ve horozları, yuvarlak peynirli hamur işlerini ve mutlaka kırmızı şarabı da getirdiğini belirtiyor. Beyaz şarap da bu törende kabul görmeyenler arasında bulunmakta.

Aile fertleri demirhanede yarım ay şeklinde dizilmekte ve bunun ardından tören başlamakta. Etnograf, tören sırasında, duayı yapan kişinin mutlaka, sol elinde kesilen kurbanın kalbinin ve ciğerinin geçirildiği fındık dalını, sağ elinde de kırmızı şarabın bulunduğu bardağın olması gerektiğini vurguluyor. Eski zamanlarda, bu görevi yapanın aslında rahip olduğu, daha sonra bunun soyun taşıyıcısına geçtiği, yani babadan büyük oğla aktarıldığı belirtilmekte.

Şamba, “Soyun yaşça en büyük olanı, soyun refahını temenni ettiği duayı yapar. Geleneklere göre, onun arkasından yaş sırasına göre herkes dua edip kurbanın ciğer ve kalbinden tadarlar. Töreni yöneten kişi ailenin her ferdi için ayrı-ayrı dua eder ve daha sonra demirhanede bırakmak üzere birer mum yakar. Mumlar ailenin fertleri tarafından evde hazırlanır” diye anlatıyor.

Şamba, isteyen herkesin bugün Abhazya Devlet Müzesini ziyaret ederek, Ajırnıhua bayramı ile ilgili sergiyi görebileceklerini, eski dönemden bugüne kadar hangi adetlerin sürdürüldüğünü, hangilerinin değiştiğini, hangilerinin ise tamamen unutulduğunu öğrenebileceklerini söyleyerek sözlerini noktaladı. (www.abaza.org)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here