Kadınların dayanışma derneği AYDGILARA!

0
619

Aydgılara kelimesi Abazaca dayanışma anlamına geliyor. Düzce’nin Gümüşova ilçesine bağlı Bıçkı (Yeşilyayla) Köyü’nün kadınları da köyde kurdukları dernek için bu ismi tercih etmişler. Derneğin resmi adı ise Yeşilyayla Çevre ve Kültür Koruma Dayanışma Derneği. Mine Yalçın çekimleri ve Murat Çimen asistanlığında gerçekleştirdiğimiz ziyaretimizde kurucu başkan İlkin Öztürk, yönetim kurulu ve dernek üyeleriyle birlikte keyifli bir söyleşi yaptık. 

-Sizi tanıyarak başlayabilir miyiz? Kimdir İlkin Öztürk?
-İlkin Öztürk (İ.Ö): Bu köyde doğdum. 1969 civarı ailemle Almanya’ya gittik. Döndüğüm zaman İstanbul’da yaşamaya başladım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldum. Öğrenim dönemimde tekstil sektöründe çalışmaya başlamıştım, ek gelire ihtiyacım vardı. Yaklaşık 36 yıllık bir çalışma hayatım oldu. Branş olarak, uluslararası ticaret, ithalat-ihracat ve işletme yönetimi üzerineydi. Hem işverenlik yaptım hem işgören olarak çalıştım. Son yıllarda sürekli köye kesin dönüş yapmayı istiyordum. Çünkü kentleri seven değil, doğaya âşık biriyim. Bu sene başında dönmek kısmet oldu. Şimdi düzenli olarak burada yaşıyorum.

-Dernek ne zaman ve hangi amaçla kuruldu?
-Bir akşamüstü ateş başında mehtabı seyrederken birkaç hanım, ya dedik hep bir şey yapalım diyoruz da eyleme geçemedik. Bir dayanışma oluşturalım, dedik. Hemen terminini tespit ettik ve ilk toplantımızı 16 kişi olarak 18 Eylül’de gerçekleştirdik. 4 Ekim’de sayımızı artırarak tekrar bir toplantı yaptık. Kooperatif mi kuralım, dernek mi kuralım kararsızlığı vardı fakat biz derneğe karar verdik. Çünkü gönüllülüğe dayanan bir şeydi, gönüllü olanlar dahil olacaktı. Artı kooperatifçilik belli bir eğitim altyapısı istiyordu. Dedik ki biz derneğimizi oluşturalım, kadrolarımızı eğitelim, ondan sonra kooperatifimizi de hayata geçiririz.

“Kültürü de çevreyi de korumanın temelinde bize göre dayanışma yatıyor!”

Köyümüz beş büyük mahalleden oluşuyor, çok dağınık yaşıyoruz. Düğün ve cenazeler dışında bir araya gelme olanağımız çok olmuyordu. Bir de üstüne pandemi eklenince herkes evine hapsoldu. Biz de dedik ki pandemi koşullarını ihlal etmeyelim ama yine bir mekân bulup bu hayalimizi hayata geçirelim. Sağ olsun köy muhtarımızla konuştuğumuzda bize köy konağını tahsis edebileceğini söyledi. Fakat bu alan uzun süredir bakımsız olduğu için ciddi bir tadilat istiyordu. Bir yandan dernek kuruluş çalışmaları, bir yandan da tadilatı başlattık. 2 Kasım’da derneğimiz resmi olarak kuruldu; Yeşilyayla Çevre ve Kültür Koruma ve Dayanışma Derneği. Abazaca adımız da Aydgılara.

Kültürü de çevreyi de korumanın temelinde bize göre dayanışma yatıyor. Yani bir imece ruhunu oluşturmazsak amaçlarımıza ulaşmamız mümkün değildi. Bu isim altında 2 Kasım’da 10 kurucu üye hanımla beraber yola çıktık. Uzun bir süre de sadece kadın üyelerle; erkekleri de onur üyesi olarak dahil edeceğiz. Şöyle bir şey var, ben derneği ev gibi düşünüyorum. Biz merkezdeki altyapıları hazırlarsak… Çünkü beylerin geçim kaynaklarını oluşturma kaygıları var ve buna zaman ayırma olanakları çok yoktu. Hanımların özellikle kışın daha çok zamanı olacağını düşünerek sadece kadınlardan oluşan, gençleri ve kadınları da uzun vadede istihdama kazandırabileceğimiz birtakım projeler geliştirerek bir şeyler yaparız diye yola çıktık.

Gördüğünüz gibi her şey yarım, yolculuğumuz daha yeni başladı ama hepimiz çok heyecanlıyız, keyifliyiz de. Az önce sözünü etmiş olduğum bu dağınık yaşam biçiminden kaynaklanan ve pandemiden dolayı yeni yetişen gençlerimizin de cemiyet hayatından uzaklaştığını görmeye başladık. Şimdi burada bir araya gelme ortamını sağlayıp bunları gençlere aktarmayı ve seyrettirerek, yaşatarak onlara da olabildiğince birtakım tohumlar ekebilmeyi arzu ediyoruz.

-Dernek binanız ve üyeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
-Dernek binamız köy konağı olarak geçiyor. İçinde bir kafeterya ve muhtarlığın bir odası var. Bizim kiraladığımız alanda da bir bölümünü market olarak planladık. Bir odamız var, ön ofis olacaktır, tam olarak adını koymadık. Belki eğitim aktiviteleri için kullanacağız. Bir de yönetim ofisimiz var, iki odadan oluşuyor. Biri çalışma ofisimiz, yani yönetim çalışma alanımız, diğeri de konuk ağırlama alanımız olacak. Aynı zamanda yine kira kontratımızda alt kat, yani bodrum katı ve bu bahçenin kullanımı da var. Bodrum katına sanayi mutfağı yerleştireceğiz, köydeki toplu etkinliklere destek vermek amacıyla… Yakında montajı bitecek, çalışmaları devam ediyor.

Biz tadilata karar verdiğimizde işbölümü yapmaya da karar verdik. Binanın iç tasarım ve genel görüntüsünü, kendisi de aynı zamanda seramik sanatçısı olan Semiha Ceyişakar Hanımefendi üstlendi. Bina henüz tamamlanmamış olsa da genel konsept Semiha Hanım’ın çalışmaları. Dış mekân tasarımında hepimizin bahçesine bayıldığımız Öyzupha Sema Ablamız vardı. Semiha Hanım aynı zamanda derneğimizin muhasibi. Ben kurucu başkan… Cansu Hanım da mimari çizim çalışmalarımıza destek verdi ve ayrıca derneğimizin genel sekreteri. Üye sayımız toplamda 40’a yaklaştı.

-Bu çatı altında ne tür aktiviteler göreceğiz?
-Daha önce de söylediğim gibi dernekte bir mutfak yapıyoruz ve imece ruhunu geliştirmek istiyoruz. Köyümüzde temiz tarımı özendirmek istiyoruz. Köye de katkısı olacak projeleri yapmak gibi bir isteğimiz var. Projelerin de genel çerçevelerini aslında çizdik. Köyümüzün, belki de âşık olduğum için bu köye, hem konum itibariyle hem de doğal yapısı olarak çok butik bir köy olduğuna inanıyorum. Olabildiğince dokusunu, kültürünü koruyabilmek adına yapabileceğimiz ne gibi çalışma var ise bunları gerçekleştirmek istiyoruz. Bu projeler hayata geçtikçe basınla da paylaşacağız. Hastamız olduğunda beraber olalım, cenazemiz olduğunda beraber olalım istiyoruz. Geçmişte bu dağınıklıktan dolayı, örneğin cenazeye gidilecek, hepimiz ayrı ayrı araçlarla gidiyor, birbirimizden çok haberdar olmuyorduk. Şu anda 116 kişilik bir WhatsApp grubumuz var, gençlerle de kurduğumuz yaklaşık 60 kişilik bir grup daha var ve bütün bunlarla dayanışma halindeyiz.

İlk etapta derneğimizi kurduk. İkinci aşamada ya kooperatif kuracağız ya da iktisadi teşekkül oluşturacağız ki ticari gelir elde edebilelim. O aşamaya geldiğimizde aşağıdaki mutfağımızda üyelerimizle beraber köyün meyvelerini toplayacağız ki hepsi organik diyebileceğimiz durumdalar. Pestiller kaynatacağız mutfağımızda ve bahçemizde. Kendi biberlerimizi ekip, topladığımız biberleri yine buraya getirip acıkalar yapacağız. Peynirimizden tarhanaya kadar, hatta el işlerine kadar ne üretebiliyorsak ürünleri derneğimizde bir araya getireceğiz. Alta katta market olarak planladığımız bölüm ekomarket gibi olacak ve köyümüze dışardan gelenlere de hizmet verebilecek.

Bunun yanı sıra bir web sayfası çalışmamız var. Orada da bir sanal market oluşturacağız, yine köyümüz kadınlarının el emeği göz nuru olan ürünleri pazara sunacağız. Tabii bunları henüz hayata geçiremedik ama bu süreçte üyelerimize şöyle bir öneride bulunduk, “Ürünlerinizin satış ve pazarlamasında dernek olarak destek verelim” dedik. Şu anda onların yaptığı ürünleri kendi içimizde ve dışarıya duyuruyoruz. Örneğin acıka isteyen olursa diyorum ki benim üyem acıka üretiyor ve o üyemize yönlendiriyoruz.

“Bir süre kadın kadına devam etmek istiyoruz”

-Sadece kadınlardan oluşan bir topluluksunuz, bu başka bir duruşu da temsil ediyor mu? Çerkes kadını olarak bir vurgu var mı?
-Cemiyetimizin yaşam tarzına tam vâkıf olmayanlar tarafından Çerkeslerde kadın ezilen gibi dile getirilir. Ben bizde bir dengede olduğuna inanırım kadın – erkek ilişkisinin. Yani görevlerimiz, konumlarımız belki farklı ama ilişkilerimizde saygıda, sevgide ve özgürlüklerimizde belli bir denge vardır. En azından genlerimiz bu şekilde bugüne kadar geldi. Yaşamış olduğumuz ülkede ve dünyadaki değişimlerden sonra her halkta biraz da olsa asimilasyon veya deformasyon mutlaka karşımıza çıkıyor.

Bundan daha güzel bir örnek olabilir mi? Biz kadınlar oturduk, karar verdik ve biz dernek kuruyoruz, dedik. Sorgusuz sualsiz herkes kendi başına, özgür iradesiyle, evet biz bunda varız diyebilecek kadar hem özgüveni gelişmiş hem de kendini bu derece özgür hisseden bireyler olarak burada bir arada oturuyoruz ve burada olmayan pek çok arkadaşımız da var. Bu bizim geleneklerimizdeki kadının yerini sanıyorum birazcık olsun ortaya koymuş oluyor. Artı, biliyorsunuz bizde kadın dengeyi sağlayan, barıştıran, sevgi yumağı, kucaklayandır. Hepsi birer annedir ve biz anneler bir araya gelirsek evlatlarımıza da bu dayanışmada en güzel örnek oluruz diye düşündük. Madem hedefimiz dayanışma modunda yola çıkmak; çocuklarımıza da bu konuda örnek olmak istiyorsak önce biz bir yola çıkalım, sonra gençlerimizin de bizlerle beraber o yolculukta gelişmelerine katkıda bulunalım, dedik ve bugüne geldik.

Bir süre kadın kadına devam etmek istiyoruz. Ana sözleşmemizde herhangi bir kısıt yok ama prensip kararımız olarak uzun bir süre erkekleri sisteme dahil etmemeyi düşünüyoruz. Onur üyelerimiz olacaktır.

Derneğin oluşması sürecinde, evet biz bu yola çıktık, çabadaydık ama o çabayı destekleyen tabii ki işin bir de ekonomik boyutu var. Bugüne kadar edinmiş olduğumuz çevredeki dostlarımızın, köy halkımızın ekonomik maddi ve manevi katkılarıyla biz bu oluşumu hayata geçirdik. Burada da şunu görüyoruz; kadın projeleri yapıyor ama erkek de katkılarını esirgemiyor. Burada da belli bir denge unsuru var. Yani “Siz kurdunuz bu derneği, bizi ilgilendirmez” duruşu da yok. Bu anlamda köy muhtarımıza, köyümüzün gençlerine, üye olan olmayan kadınlarımızın hepsine ve katkıda bulunan dostlarımıza çok teşekkür ediyorum. Belki de hayatta bu köyün yerini bile bilmezler ama sağ olsunlar bu girişimimizden dolayı inanılmaz desteklediler. Tabii daha yapılacak çok işimiz var, desteklerle devam edeceğiz.

-Köyde böyle bir dernek kurulması köy halkı tarafından nasıl karşılandı?
-Sema Başkoç: İnanılmaz bir destek görüyoruz. Henüz çok daha başındayız işin. Ondan dolayı ulaşamadığımız kişiler de var ama bu kısa sürede bu kadar güzel bir başarının ileriki tarihlerde çok daha güzel yerlere geleceğini zannediyorum. Yolumuza devam ediyoruz.
-Erdoğan Başkoç (Köy Muhtarı): Bizim çok özel bir kültürümüz var. En büyük görevimiz bu kültürümüzü yaşatmak, çevremizi korumak, köyümüzü korumak. Bu zaten geleneğimizde var. Bir çocuk bu cemiyette doğup büyüyor ve bunları biliyor, kendiliğinden oluşuyor. Bu derneği kuran gelinlerimize, kızlarımıza biz de elimizden gelen yardımı hep yapacağız. Buna emin de olsunlar, sizin aracılığınız ile onlara da bir mesaj verelim.

“Bir ihtiyaç listesi oluşturduk, katkı sağlamak isteyenler bize ulaşabilir”

-Şu aşamada ne gibi desteklere ihtiyacı var derneğin?
-İ.Ö: İlk etapta inşaat malzemelerimiz hesapladığımız gibi gitti fakat bağış miktarlarımız hesapladığımız gibi olmadığı için orada bir açığımız var. Maddi desteğe ihtiyacımız var, ama bunun altını çizmek istiyorum, biz sürekli bağışla yaşayan bir dernek olmayı kesinlikle düşünmüyoruz. Onun dışında çok sayıda ayni destek aldık. Mesela Hendek Belediyesi sağ olsun 200 m² ateş tuğla hediye etti, sanayi mutfağımızı o verecek. Düzce Belediyesi ile bir türlü iletişime geçemedik. İlk önce sağlık sorunları oldu, pandemide çalışma süreleri kısaldı, programları çok yoğundu. “Size en kısa sürede randevu vereceğiz” diye geri dönüş yaptılar. İl Özel İdare sağ olsun buranın toprağına, dolgu malzemelerine katkıda bulundu. En büyük katkıyı Semiha Hanım verdi. Buradaki tasarımı, malzemeleri ve işçiliğini de üstlendi ve ahşap çalışmaları, içerideki avizelerde dahil onun katkılarıyla gerçekleşti.

Şu an en büyük eksiğimiz bahçe ve kahvemizin oturma grupları. Biz aslında bir ihtiyaç listesi oluşturduk; katkı sağlamak isteyenler web sayfamızdan, e-mail adresinden ve telefon ile ulaşabilirler. Zaten camiada biliyorsunuz, biri bilmiyorsa ötekinden bilgi alabilirsiniz, o anlamda bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyoruz.

İletişim için:
baskan@aydgilara.org.tr
bilgi@aydgilara.org.tr

-Bu güzel sohbet için hepinize çok teşekkür ederiz.
-Bizler de buraya kadar geldiğiniz için çok teşekkür ederiz. Ancak sizleri ilerleyen tarihlerde tekrar ağırlamak ve faaliyetlerimizden daha ayrıntılı olarak bahsetmek isteriz. Yolu düşen herkesi derneğimize bekliyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here