Abhazya’da kadın sorunsalına genel bakış

0
449

Günümüzde yaşam şartlarımızı zorlaştıran çok sayıda ihmal edilmiş veya çözülememiş problemimiz varken kadın-erkek eşitsizliğini konuşuyor olmamız, insanlığın gelmiş olduğu noktada bu sorunu hâlâ aşamamış olmamızdan kaynaklanıyor. Bu, en gelişmiş toplumlar da dahil olmak üzere dünyanın tamamında geçerli bir sorun olsa da, siyasal statüsü nedeniyle bu alandaki uluslararası mücadeleye yeterince katılamayan ve ortak tarihi geçmişini paylaştığı güçlü partnerinin egemen uygulamalarından doğal olarak etkilenen Abhazya Cumhuriyeti’nde, çözümün daha yavaş ilerlediği kabul edilmelidir.

Abhazya’da yaşadığım yıllar boyunca, kadının geçmişten günümüze bu ülkeyi ayakta tutan ana unsurlardan olduğu görüşüm her gün daha da güçlendi. Öyle ki, kadını Abhazya’dan çekip çıkarırsanız, neredeyse tüm yaşamsal alanlar çalışamaz hale gelir. Halkın günlük yaşamında, üretimde, hizmet sektöründe, sağlık, eğitim ve kültürel alanlar başta olmak üzere tüm toplumsal mecralarda kadın çoğunluğunun emeği söz konusudur. Abhazya’nın, izole edildiği Batı dünyasında kendisini temsil edebildiği tek alan olan sivil toplum çalışmalarınının başarılı kahramanları da yine kadınlardır. Buna rağmen kadının karar mekanizmalarında ve siyasette çok az yer alması ise üzerinde durulması, nedenleri ve olası çözümleriyle irdelenmesi gereken bir sorun olarak karşımızdadır. Bu önemlidir, çünkü yakın tarihinde yaşadığı tüm olumsuz unsurları, toplumun ve ailenin varlığını devam ettirmesi yönünde evirmeyi başaran kadın, ülkenin üreten ve kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bir hukuk devleti haline gelmesinde yine en önemli rolü üstlenecektir.

Durumu daha iyi anlamak için, bu savı destekleyen geçmişten günümüze uzanan olaylara ve güncel uzman görüşlerine başvurmakta fayda görüyorum:

Abhazya insanını, birkaç nesil öncesinden başlayarak sürekli savaş ortamında ve var olma mücadelesi içinde görüyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nda, bu küçük ülke nüfusundan 55 bin erkek cepheye gitmiş, bunun yaklaşık 35 bini çeşitli travmalarla geri dönebilmiştir. Bu nesil henüz hayattayken ülke bu kez bağımsızlık mücadelesine mecbur olmuş, 1993 yılında bu savaştan da zaferle çıkmayı bilmiştir. Hiç unutmuyorum; her iki trajediyi de yaşamış yaşlı bir Abhaz kadınına, savaş sonrasını sorduğumda şöyle demişti: “Biz kadınların savaşı, asıl, erkekler cepheden geldikten sonra başladı…” Çünkü 93 savaşından sonra Abhazya’ya yaklaşık 15 yıl süren acımasız bir ambargo uygulanmaya başlamış ve bunun yükünü yine kadın göğüslemek zorunda kalmıştı. Rusya’nın ve diğer bazı ülkelerin, Abhazya’nın bağımsızlığını tanıdığı 2008 yılına kadar yavaş yavaş gevşetilerek sürdürülen bu ambargo döneminde, 16-60 yaş arasındaki erkeklerin sınır ötesine geçmeleri de yasaklandığı için, ürünü paraya dönüştürmenin tek yolu olan sınır piyasasında yine kadın çalışmış, erkek ülke içinde kalmak zorunda bırakılmıştı. Savaş sonrası yaşanan bu uzun tecrit döneminin sosyolojik ve psikolojik sonuçları, henüz toplum tarafından tam olarak analiz edilmedi.

Savaş sırasında olduğu kadar, daha yakıcı sonuçları olan sonraki dönemde de cephe gerisinde kalanları, üretim yerlerini, varlıkları ve değerleri ayakta tutmak durumunda kalan kadın, anlaşılmaz nedenlerle günümüzde de, eşi dahil ailedeki herkesten ve yaşamın her alanından kendisini sorumlu hissetmeye devam etmektedir. Anlaşılmaz diyorum, çünkü bu konuda çeşitli araştırmalar ve uzman görüşleri olsa da, eldeki verilerin yetersizliği nedeniyle bunlar, sürekli teyide ve birbirini destekleyen aralıksız çalışmaların sonuçlarına muhtaçtır. Diğer yandan, geçmişten günümüze taşınan, toplumun kişiliğine damga vurmuş izler olmadan, kadın açısından bu derece olumsuz ve adaletsiz bir dönüşüm olması da mümkün değildir.

SSCB döneminde pek çok Abhazyalı seçkin kadının, yeterli olmasa da, iktidar kurumlarında yüksek mevkilerde yer aldıkları biliniyor. O zamanlar Abhazyalı insanın yaşam kalitesi, dahil olduğu büyük coğrafyanın gözde tatil ve sağlık turizmi bölgesi olması, narenciye deposu verimli toprakları ve yaygın “kayıt dışı” ekonomik varlığının etkisiyle, üyesi olduğu Sovyetler Birliği’nin diğer bölgelerine göre daha üst seviyedeydi. Ancak cinsiyet eşitliği anlamında diğer bölgelerden farklı uygulamalar yoktu diyebiliriz. Sovyetler Birliği’nin tamamında uygulandığı gibi, Abhazya Yüksek Sovyeti’nde de perde arkasında bazı kotalar vardı ve parlamentonun yaklaşık %30-40’ı kadın milletvekillerinden oluşuyordu.

Buna karşın, uygulanan etnik kota nedeniyle tam tersine, kadın özellikle siyasal yaşamda daha arka planda yer almak durumundaydı. Örnek vermek gerekirse, Sohum şehir konseyinin başında Gürcü kökenli bir erkek yönetici oluyor, Abhaz bir kadın ise ancak üçüncü kişi olabiliyordu. SSCB genel sisteminde bir kadının birinci kişi olması söz konusu değildi, ama Eğitim veya Kültür Bakanı olabiliyorlar, parlamentoda yer alabiliyorlar, bilimsel alanlarda ilerleyebiliyorlardı. Bazı toplum uzmanlarının görüşlerine göre, kadının konumu günümüzde hâlâ o seviyede değil. Örneğin; 1991-96 yıllarında Abhazya Parlamentosu’ndaki 65 milletvekilinden 6’sı yani %9’u, 1996-2002 döneminde 35 milletvekilinden 4’ü yani %11’i kadınlardan oluşuyordu. Bugün ise 2020 itibariyle Abhazya Hükümeti’nde iki kadın bakan (Kültür ve Ekonomi bakanları) ve sadece bir kadın milletvekili görev yapıyor.

Genel toplum yapısına olumsuz etkilerle ilgili oldukça yaygın bir görüşe göre, komünist ideolojinin çöküşü, SSCB sisteminin yıkılışı, bir siyasi ve ekonomik sistemden diğerine geçiş, Gürcistan ile bağımsızlık savaşı… vb. tüm bu olaylar, yaklaşık üç ya da dört yıl içinde hızla gerçekleşti. Bir toplum için yaşamsal önemi olan tüm bu olgular üst üste geldi ve Abhazya’daki yaşamın temellerini, tam anlamıyla salladılar. Toplumsal cinsiyet rollerinde önemli ölçüde eksen kayması oldu, tüm geleneksel aile yapısı radikal bir şekilde değişti ve bunun hem kadınlara hem de erkeklere önemli bir darbe vurduğu, çeşitli nedenlerle dengelerin hâlâ rayına oturamadığı da açıkça gözleniyor. Bu travma dönemlerinde erkeklerin ölümü ya da sakatlığı nedeniyle ailenin ekonomik yükünü üstlenmek zorunda kalan kadın, zaman içinde sosyopolitik yaşamdan yavaş yavaş geriye itildi. Bunun yerine savaşın sonuçlarından biri olarak, ganimete ve mali kaynaklara erişebilen erkekler siyasi arenada ön plana çıktılar. Bunun sonucu olarak, Abhazya’nın günlük çalışma hayatında aktif rol oynayan ve sivil toplum kuruluşlarında, yardım projelerinde, insan hakları çalışmalarında ve kâr amacı gütmeyen tüm yapılanmalarda lider durumda, üretimde, hizmet sektöründe ve sağlık alanında ön planda olan kadın, maalesef siyaset sahnesinde ve karar mekanizmalarında yeterince yer almamaktadır.

Durumun farkında olan aktivistler 90’lı yılların sonunda, kadınlardan oluşan bir girişim grubu ile başlattıkları örgütlenme çalışmasını 1999 yılında Abhazya Kadınlar Derneği’ni kurarak resmileştirdiler. Uluslararası bağlantıları da zorlayarak, kadınların siyasi ve kamusal yaşama aktif katılımları için yapılacak yasal düzenlemeler konusunda çalışmalar yapan, diğer yandan Abhazyalı kadını cinsiyet eşitliği yönünde bilinçlendirme eğitimleri veren bu ve benzeri örgütler, sahada yaptıkları anket çalışmalarıyla veri toplamaya, gerçekçi bir toplum analizi için zemin oluşturmaya başladılar. Bu çalışmalar sonucu 2008 yılında kabul edilen, cinsiyet eşitliği tanımının yer aldığı “Erkekler ve Kadınlar için Fırsatların Sağlanması” konulu bir yasa kabul edildi (yasanın 15. maddesi, erkekler ve kadınlar için eşit haklar ve fırsatlar sağlamak için kamu denetimi öngörüyor). Ancak yasa, uygulamada işletilmiyor. İşlemesi için diğer bazı kanunlarda da değişiklik yapılması gerektiği söyleniyor ve Abhazya Kadınlar Derneği bunun üzerinde çalışıyor.

Bu çalışmaların ön sonuçlarına baktığımızda;

-Kadın haklarının korunması, kadınların iktidara getirilmesi, kadın liderliğinin gelişimi bugün Abhazya için öncelikli bir sorun olarak görülmemektedir.

-Kadının siyasette yer almamasının nedenleri hakkındaki farklı yorumlara göre, erkekler toplumsal cinsiyet eşitliğine henüz hazır değiller; veya siyasi olarak kısmen tecrit edilmiş durumundan dolayı hâlâ askeri tehdit hissi yaşayan halk psikolojisi savaşçı ve asker misyonu olan erkeği, potansiyel lider olarak görüyor olabilir.

-Diğer yandan, sorumluluk yükü altındaki kadınların kendilerinin de siyasete katılma arzusunda yeterince istekli olmadıkları, potansiyel ve enerji olarak tüm siyasal görevlerde başarılı olabilecek olmalarına karşın, seçim öncesi yapılan gergin kampanya mücadelelerinde yer almakta çekimser davrandıkları görülüyor.

Yapılan anketlerdeki dikkat çekici bir veriyi söylemeden geçemeyeceğim. Var olan cinsiyet eşitsizliğinin nedenleri hakkındaki anketlerde kadınlar çoğunlukla şunlara dikkat çekiyorlar: Toplumun hazırlıksız olması ve geri kalmışlığı, ataerkillik, gelenekler, önyargılar, maddi zorluklar, aile işleriyle meşgul olmak, siyasi arenada gereken sertlik gösterisinin kadın karakterinde eksik olması… Erkekler ise bu nedenleri, toplumun erkeklere yönelimi ve kadının aile meselelerindeki iş yükü olarak belirtiyorlar.

“Kadınlar hükümete daha fazla dahil olsalardı, toplumun fayda sağlayacağını düşünüyor musunuz?” sorusuna ise kadınların %83’ü ve erkeklerin %74’ü (tüm katılımcıların %81’i) olumlu yanıt verirken, bazıları da bunun özellikle gerekli olduğunu bile belirtiyor.

2016 yılında başkent Sohum’da yapılan ilk kadın sempozyumu, bu veri sonuçlarının değerlendirilmesi açısından önemliydi. Sempozyuma bilgi sunan STK liderleri konumundaki kadın aktivistler, toplumda “cinsiyet” ve “cinsiyet eşitliği” kavramları konusunda bilinç eğitimi yapılmasının önemine dikkat çektiler. Siyasette aday olmaya cesaret edemeyen ya da gerekli görmeyen kadının katılımı için, mevcut çoğunlukçu seçim sisteminden karma orantılı sisteme geçmenin ve kadınların parlamentoda temsilini artıracak parti içi cinsiyet kotaların oluşturulmasının gerekliliği yönünde görüş bildirdiler. Uzman konuşmacılar ayrıca, Abhazya’da maalesef kadını güçsüz gösteren, topluma yabancı olan değerler oluşturulmaya başladığını vurgulayarak, cinsiyet eşitliğiyle ilgili kalıplaşmış yargıların üstesinden gelmek için hem hükümet düzeyinde hem de sivil toplum düzeyinde ciddi bir stratejiye ihtiyaç olduğunu belirttiler. Yapılacak yasal değişikliklerle başlangıçta genç kadınlarımızın yerel yönetim düzeyinde siyasete girmelerinin önemli oduğunu, bu konuların üzerinde önemle durulması gerektiğini söylediler.

Sonuç:

Konunun büyüklüğü ve önemi göz önüne alınırsa, çok fazla ayrıntıya sahip olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ana hatlarıyla ve özellikle Abhazyalı kadının en eksik olduğu alan siyaset arenası çerçevesinde bakmaya çalıştım. Kafkas ortak kültüründeki mitolojik öğelerde de yer alan etkin kadın rolünün toplumda tekrar hak ettiği şekilde hayata geçirilmesi için yapılması gereken çok şeyler olduğu bir gerçektir. Abhazya’nın, kadın haklarının korunması, savunulması ve topluma kazandıracağı faydaların anlaşılması konusunda, bazı Güney Kafkasya ülkelerinin de gerisinde kalmasının nedenlerinden biri, bu alanda içinde yer aldığı uluslararası çalışmaların azlığıdır. Konuyla ilgili en önemli uluslararası sözleşmelere bile katılmayan Abhaz yetkililer bu şekilde, Abhazya’nın uluslararası arenada tanınmamasının temellerinden birine de hizmet etmiş olmaktadırlar. Ancak Abhazya’daki kadınların konumunu görmezden gelmenin sonuçları, sadece Abhazya için değil, tüm Kafkasya’nın geleceği için son derece olumsuz olabilir. Tüm Kafkasya’daki barış girişimleri ve müzakereleri, politik modernizasyon, ekonomik refah gibi temel konular ancak kadınlar bu süreçlere dahil olursa başarılı olabilir. Bunun için kadınların toplum içinde daha ön planda olmalarını sağlayacak ve kamusal hayata katılımlarını kolaylaştıracak programlara ihtiyaç vardır. Alanda aktif olan kadın örgütleriyle, gruplarla ve bireysel olarak kadınlarla çalışmalar yapılmalıdır. Bunu yaparken özellikle başkentte yoğunlaşan genç kadın nüfusunun ötesine geçebilmek, yerel örgütlenmeler yoluyla, ihmal edilmiş taşra şehirleri ve kırsal bölge kadınlarının sürece dahil edilmesini, sosyal hayata katılımlarını sağlamak önemlidir. Diğer kardeş coğrafyalardaki kadın örgütleriyle işbirliği projeleri, dünyadaki benzer örnekleri incelemek, farkındalık ve lobi faaliyetleri yapmak, sonrasında ortak bir örgüt kurmak doğru bir adım olabilir.

Bütün bunların yanı sıra kadınlar, toplumsal etkinlik elde etmek istiyorlarsa, sadece cinsiyet eşitliği konusunda değil, genel toplum sorunları konularında da duyarlı olmalı, örneğin yolsuzlukla ve uyuşturucuyla mücadele, insan haklarını koruma, hukukun üstünlüğünü sağlama, bölgede barışın devamı gibi konularda görüş beyan etmelidirler. Bu konularla ilgili kadınsal yaklaşım modelleri geliştirerek politikacılara yardım ve katılımlarını sunabilirler.

Kaynaklar:

“Стратегия вовлечения женщин в политическую жизнь Абхазии” (Abhazya siyasi yaşamına kadın katılımı) Abhazya Kadın Forumu raporu – 2016

“За женщин не голосуют” (Kadına oy verilmez) Арифа Капба

Обзор Положения Женщин В Абхазии (Abhazya’daki Kadınların Durumuna Genel Bakış) Нателла Акаба, Сухум 2003

Данные приводятся по сборнику «Абхазия в цифрах»

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here