COVID-19 döneminde toplumsal cinsiyet eşitsizliği

0
950

Eşit Adımlar Platformu’nun ulusal ve uluslararası araştırmalardan yola çıkarak ortaya koyduğu çalışma; Türkiye’de doktorların yüzde 50’sini, hemşirelerin yüzde 70’ini, ebelerin tamamını, dünyada ise sağlık sektörünün yüzde 70’ini oluşturan kadınların, bu dönemde en çok zorlukla karşı karşıya kalan kesim olduğunu ortaya koydu. Araştırmaların tüm bulguları, zorlukların en başında salgın öncesinde de var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yer aldığını gösteriyor.

Ağır psikolojik etki

Çalışmada, Essex Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü tarafından yapılan araştırma sonuçlarının, bu dönemin kadınlar üzerindeki ağır psikolojik etkisini çok net bir şekilde ortaya koyduğuna işaret ediliyor. Yapılan analizde; bu süreçte, psikolojik sorun yaşayan erkeklerin oranı pandemiden önce yüzde 7 iken yüzde 18’e, aynı sorunları yaşayan kadınların oranının ise yüzde 11’den yüzde 27’ye çıktığı bilgisine yer veriliyor.

BM’den önlem uyarısı

Pandemi başlangıcında henüz pandeminin kadın üzerindeki etkileri çok belirgin değilken, BM Kadın Birimikoronavirüs salgınına karşı yürütülen çalışmalarla ilgili olarak 10 soruluk bir liste yayınladı ve karar vericileri bu sorular üzerinde düşünmeye davet etti. Bu sorularla kadınların; toplumsal cinsiyet problemi yaşadığı, çocuk ve yaşlı bakımında daha etkin rol oynadığı ve pandeminin en çok etkilediği sektörlerde çalışma gibi konularda her açıdan daha dezavantajlı oldukları ortaya çıktı. BM Kadın Birimi, karar vericilerin pandemi başından itibaren kadınların haklarını koruma konusunda önlem alması gerektiğinin altını çizdi.

BM Genel Sekreteri António Guterres pandemi süresince kadına odaklanan birçok mektup yayımladı. Temel olarak toplumların güçlü durabilmesinde kadının güçlendirilmesinin ön koşul olduğuna değindi ve karar vericileri toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda uyardı.

Kadın liderler göreve davet edildi

Mayıs ayında BM Kadın Birimi Türkiye Ofisi, koronavirüsün kadınlar üzerindeki sosyal ve ekonomik etkilerini aktaran rehber niteliğinde bir çalışma yayımladı. Çalışmada, kadın ve erkekleri farklı şekilde etkileyen koronavirüs gibi salgın hastalıkların, toplumda kadın ve kız çocuklarına yönelik mevcut eşitsizlikleri artırırken, engelliler ve yoksullar gibi kırılgan gruplara yönelik dolaylı veya doğrudan ayrımcılıkları daha görünür hale getirdiğine dikkat çekildi.

Kadın her alanda dezavantajlı

Türkiye’de doktorların yüzde 50’sini, hemşirelerin yüzde 70’ini, ebelerin tamamını, dünyada ise sağlık ve sosyal hizmet sektörlerinde çalışanların yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyor. Çeşitli araştırmaların bulgularına göre, kadınların ev ve bakım işlerini erkeklere oranla 3 kat daha fazla üstlenmiş durumda olduğu, bu rakamın Türkiye’de 5 kata kadar ulaştığı görülüyor.

Kadın çalışanlar yoğun etkilendi

Hedefler İçin İş Dünyası Platformu’nun yayınladığı araştırma, koronavirüs krizinin kadın çalışanları daha çok etkilediğini, işletmelerin yarısından fazlasının ikinci salgına hazır olmadığını ortaya koydu. Sonuçlar, krizin; çocuk ve hasta bakımı, hijyen ve gıda güvenliği gibi aile ile ev içine ilişkin sorumlulukları artırması nedeniyle özellikle kadın çalışanlar üzerinde daha yoğun bir etki oluşturduğunu gösterdi. Koronavirüs krizinden dolayı çalışanlarının iş-yaşam dengesinde zorlandığını gözlemleyen firmaların yüzde 34’ü kadınların daha olumsuz etkilendiğini ifade etti.

Pandemide kadın rakamları

Koronavirüs sürecinde sağlık alanındaki iş gücünün yüzde 70’i, doktorların yüzde 50’si, dünya çapında uzun süreli bakım iş gücünün yüzde 95’i ve market çalışanlarının üçte ikisini kadınlar oluşturuyor. (Birleşmiş Milletler)

Ev işleri ve bakım hizmetleri, kadınların yüzde 44.4’ü için haftada 30 saatten az çalışma sebebiyken, erkeklerde bu oran yüzde 0.83. (İstanPol Enstitüsü, COVID-19 Salgınının Kadınların Çalışma ve Hane Yaşamı Üzerine Etkileri)

Koronavirüs krizinden dolayı çalışanlarının iş-yaşam dengesinde zorlandığını gözlemleyen firmaların yüzde 34’ü kadınların bu durumdan daha olumsuz etkilendiğini belirtti. (UNDP, COVID-19 Krizinin İşletmeler Üzerindeki Etkilerinin ikinci Anket Sonuç Raporu)

Hem ücretli bir işte çalışan hem de çalışmayan ortalama bir anne, her gün çocuk bakımı ve eğitimi için 6 saat harcıyor. Buna karşılık evde bulunan -çalışan ya da çalışmayan- ortalama bir babanın aynı işlere ayırdığı zaman 4 saatin biraz üzerinde (UNDP, COVID-19 Krizinin İşletmeler Üzerindeki Etkilerinin ikinci Anket Sonuç Raporu)

Koronavirüs döneminde 8.5 milyon göçmen kadın ev işçisi gelir ve iş kaybına uğradı. (BM Kadın Birimi)

Sokağa çıkma sınırlamalarının ilan edilmesinden itibaren kadınların yüzde 57’sinin endişeli ve depresif olduğu, bu oranın erkeklerde yüzde 40 olduğu ortaya çıktı. (King’s College, The Coronavirus Crisis: Who Has Been and Who Will Be Most Affected?)

Yapılan bir araştırmaya göre en az bir ruh ve akıl sağlığı sorunu yaşayan erkeklerin oranı pandemiden önce yüzde 7 iken yüzde 18’e, aynı sorunları yaşayan kadınların oranı ise yüzde 11’den yüzde 27’ye çıktı. (Essex Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Enstitütüsü, Lisa Spantig ve Ben Etheridge’in araştırması)

Kadın sağlık çalışanlarının koruyucu giysilerini giymek için harcadıkları süre ortalaması 45 dakika. Çünkü tüm koruyucu giysiler erkek standartlarıyla üretilmiş durumda. Bu durum, kadınların tuvalet ihtiyaçlarını bile ertelemesine sebep oluyor. (BBC Türkçe)

Pandemi döneminde kadın akademisyenlerin makale üretimi yüzde 50 azalırken, erkek akademisyenlerin makale başvuru oranlarında yüzde 50 artış görüldü. (Monash Üniversitesi, Andy Casey’nin The Lily platformu için yaptığı karşılaştırma)

Kadınların işlerine ve ev işlerine ayırdıkları toplam zaman, haftalık 80 saate kadar çıkabiliyor. (Türkiye’de Kadın ve Erkeklerin Zaman Kullanımı, UNDP)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz