Kadınların siyasette yeri

0
223

İçinde Çerkes, kadın, siyaset kelimelerinin geçtiği bir yazı yazmak epeyce zor. Zira ülkemizde halkların siyasi yaşamda kimliği ile temsil edilme hakkı henüz çok tartışmalı. Zaman zaman bu hak bahşedilse bile nereden eseceği belli olmayan rüzgârlar sizi önüne katıp götürebilir. Siyaseten merkezde yer alan partilerde bitmek bilmeyen milli birlik beraberlik ihtiyaçlarına, sol cenahlarda siyaset yapan partilerde evrensellik söylemine yenik düşebilirsiniz. Velev ki yolunuzu başka bir etnik kimliğin hâkim olduğu yapılara düşürdü iseniz görece daha şanslısınız. Ancak bu defa daha kalabalık olanın gölgesinde kalma, sıra bekleme gibi durumlarla karşılaşmanız muhtemeldir. Hal böyle olunca Çerkes kimliği ile siyasete girme hakkı talebine bir de kadın eklenince daha gidilecek çok yollar, aşılacak çok bariyerler, çözülecek deste deste sorunlar olduğu aşikâr. İçinde yaşadığımız bu ülkede etnik, cinsel kimliklerin siyasette temsili başlı başına sorun olduğu için konu ‘kadının siyasetteki yeri’ olarak işlenecektir.

Önce bir konunun altını çizmek isterim. Kadının siyasette yer alması konusunu kadın cinsinden birilerinin eril kodlarla siyasi arenada boy göstermesi olarak değerlendirmiyorum. Zira öyle örneklerle karşılaşıyoruz ki, hele iktidar tarafında saf tutulmuşsa, saflardaki yerlerini korumak isteyen muktedir erkek zihniyetli kadınlar var etrafta. İktidar böyledir zaten, içinde yaşadığımız yıllardan, zamandan bağımsız olarak söylüyorum, kendini ele geçireni değiştirir, hatta zalimleştirir. Konumuz o kadınlar değil, dünyayı değiştirecek olanlar, ruhları ve kalpleri renkli olanlar bizim konumuz.

Tespit çok net: Kadınların siyasete katılımında çok ciddi bir eşitsizlik mevcut. Parlamentoda, yerel yönetimlerde, sendikalarda az sayıda yer alan kadının da karar alma mekanizmalarına katılımı çok sınırlı. Türkiye’de durum kötü ama dünyada da çok iyi değil. Hem katılımda eşitliğin hem de katılımda eşit ve adil şartların sağlanması için daha yapılacak çok iş var. Demokrasinin temel unsurlarından bir tanesi eşit temsil ise nüfusun yarısını oluşturan kadınların siyasette eşit oranda temsil edilememesi de temel olarak bir demokrasi sorunudur. Daha iyi bir dünya için daha gelişmiş bir demokrasiye ihtiyaç varsa bu da kadınların siyasette de eşit temsilinden geçiyor; zira insanın olduğu her yerde tüm sorunlar ve çözümler birbirine temelden bağlı.

Peki, kadınlar, kadın kimliği ile neden siyasette yer almalı?

ABD merkezli sivil toplum kuruluşu Ulusal Demokrasi Enstitüsü (NDI) (*) yayınladığı raporda bu soruya “Kadınların siyasi katılımı, cinsiyet eşitliğini sağlama, vatandaşların ihtiyaçlarına daha fazla cevap verme, partiler ve temsil sorunu yaşayan farklı kimlikler arasında daha fazla işbirliği yapma ve daha sürdürülebilir bir geleceğin inşası gibi demokratik kazanımlar sağlıyor” şeklinde yanıt veriyor. Daha iyi bir dünya için kadın bakış açısını anlatan çok net bir gerekçe.

Erkeklerin çıkardığı savaşlara karşı durmak için, yoksullukla daha kapsayıcı mücadele için, insan, çevre ve hayvan haklarına adil yaklaşım için, daha eşit ve renkli bir dünya için ‘kadınların’ siyasette yer almaları insanlığın geleceği için kaçınılmaz. Bütün bu değişimi elbette ‘erkek gibi kadınlar’ değil, ‘kadın gibi kadınlar’ gerçekleştirebilir.

Peki, Çerkes kadınlar, Çerkes kadın kimliği ile neden siyasette yer almalı?

Amin Maalouf, ‘Ölümcül Kimlikler’de şöyle der: “Kimlik bölümlere ayrılamaz, o ne yarımlardan oluşur, ne üçte birlerden ne de kuşatılmış diyarlardan. Benim birçok kimliğim yok, bir kişiden diğerine asla aynı olmayan özel bir ‘dozda’ onu biçimlendiren bütün öğelerden oluşmuş tek bir kimliğim var.” Bir kimliği diğerine tercih etmek zorunda değiliz kuşkusuz ve bizi biz yapan tüm değerlerle siyasete beklenen katkıyı sağlayabiliriz. Hem kadın hem Çerkes isek ve yaşadığımız ülkede azınlık isek, siyasetteki kimlik de tam olarak bu olmalıdır.

Peki, kadınların siyasette yer almalarının önündeki engeller nedir?

En başta elbette toplumsal ve kültürel yapı geliyor. Kadınların çalışma hayatında daha çok yer alıyor olmalarına rağmen kendilerini daha çok ev, aile, çocuk özel alanında tanımlamaları, eş, anne rollerinin baskın olması, siyaseti erkek işi olarak gören bakış açısı ve erkek egemen zihniyet engellerin başında geliyor.

Kadınların aile yaşamı içerisindeki harcamaları yönetemiyor / yönetmiyor olması da başka bir sorun, yani ekonomik nedenler. Yapılan pek çok araştırma kadınların sosyal ve siyasal yaşama katılmalarının önündeki engel sorulduğunda ekonomik kaynak ayıramadıkları şeklinde yanıt vermesi bunun en önemli göstergesi.

Siyasal sistem ve partilerin yapısı da önemli engelleyici faktörlerin başında geliyor. Metropollerde ve büyük şehirlerde durum değişiyor gibi görünse de küçük şehirler ve ilçelere gittikçe siyasi parti mekânlarının lokal / kahvehane işlevi görmeleri, daha çok erkek mekânlar olması ve kadına yer açılmaması kadınları siyasi alanlardan uzaklaştırıyor.

Kadınların siyasete ilgisizliği diye bir kavram da var, evet. İsteseler gelirler ve kırmızı halılar serilir edasıyla dillendirilen bu nedenin iyi araştırılması gerekir. Yukarıda sayılan tüm gerekçeleri tek başına alt etmesi gereken kadın siyasetten uzak duruyor ise eğer, önce bu gerekçelerin ortadan kaldırılması gerekir. Eşit katılımı talep etmek yetmez, katılım koşullarında adalet sağlanması gerekir.

Çerkes kadınlarının durumuna gelince, diğer kadınlarla birlikte göğüslemek zorunda oldukları bu engellerin üzerine bir de Çerkes kültürünün sorumluluklarını eklemek gerekir. Anadilin ve kültürün taşıyıcısı, geleceği var edecek Çerkesleri yetiştirecek olan anne rolleri de eklenince siyaset daha uzak bir ihtimal haline dönüşüyor.

Kadınlara, siyasi yaşama katılım konusunda sıkıntılardan bahsettiklerinde hep “Vazgeçmeyin, mücadele edin, kazanın” denir. Gerçekte burada kastedilen mücadele, erkek usulü siyasetin ve rekabetin bir parçası olmaktır. Delege savaşları, güç dengeleri, çıkar toplulukları içinde yer almak, alışıldık siyaset ağlarının içinde ‘aynılaşmak’. Ya da ‘temsili’ olarak yer almayı kabul etmek.

Elbette vazgeçmek yok, yapacak işimiz var. Ama vazgeçmeyeceğimiz, kadın bakış açısı ile siyasete dahil olmak elbette. Kadınların siyasette eşit temsilinin gerekliliğini her ne kadar mikrofon uzatılan herkes tespit ediyor olsa da asıl iş biz kadınlara düşüyor, düşecek. Teknolojinin gelişimi, internet, sosyal medya bize olanaklar sunmuş ise de daha kat edecek çok yolumuz var.

Engelleri ortadan kaldırıp ‘Çerkes’ olarak, ‘kadın’ olarak, ‘Çerkes kadın’ olarak her nerede ve nasıl mücadele etmek gerekiyorsa orada olmak durumundayız.

Toplumsal ve kültürel alışkanlıklar ile mücadele edecek, ekonomik hayatta daha çok var olacağız. Yol yürürken arkadan gelenlere de elimizi uzatacağız.

Toroslar’da doğmuş, köylü, tiyatrocu bir Yörük ve kadın olan Ülmiye Koçak’ın dediği gibi “Bir kadın kendini geliştirsin, dünya değişir”.

Ben siyaseti zarafet, bilgi, sadelik ve cesaretle yapan muhteşem bir kadın tanıdım. Yol arkadaşlığı ettiğimiz süre içerisinde dokunduğu her konuda, tanıştığı herkeste nasıl güzel bir etki bıraktığına, mücadelesine şahitlik ettim. Hem etnik kimliğine hem kadın kimliğine hem siyasi düşüncelerine sahip çıkan ve tüm bu kimliklerle nasıl bir arada olunabileceğini gösteren çok sevgili bir kadın; Sımra Kozapha (Ferdane Kılıç)…

Anısına sonsuz saygıyla…

 

* NDI’nın kadınların siyasete katılımına ilişkin sorunları ve çözüm önerilerini irdelediği “Democracy and the Challenge of Change A Guide to Increasing Women’s Political Participation” raporu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here