‘Gudauta’nın ruhunu yansıtan kompozisyonlar oluşturmayı hedefledim’

0
44
Kadir Tvanba’yı, Sohum-Abhazya’da “Ubıh Sokağı” duvarına resmetmiş olduğu “Kırlangıcın Selamı” isimli mural (boş bina ve duvara yapılan büyük boyutlu resim) çalışmasıyla tanımış ve Haziran 2020 sayımızda söyleşimizi paylaşmıştık. https://jinepsgazetesi.com/2020/06/ kirlangicin-selami/
Gudauta’daki çalışmasından haberdar olunca kendisiyle irtibata geçtik.

 

-Yeni çalışmanızı anlatır mısınız bize; başlığı, konsep­ti, yer seçiminizdeki etken­ler…

-Haziran 2020 sayınız için sorularınızı yanıtlarken, Kan­dit Tarba’nın kurucusu ol­duğu, sanat yönetmenliği ve eğitmenliğini Arvelod Tar­ba’nın sürdürdüğü Abhazya Devlet Halk Dansları Toplu­luğu “Ensemble Kavkaz”da çalıştığımdan bahsetmiştim. Abhazya’da devlet halk dans­ları topluluklarında çalışan dansçıların hepsi birbirini tanır ve yakın iletişim halin­dedir. Gudauta şehrinde ya­şayan gençlerin oluşturduğu kolektif bir grup bulunmakta.

Gençler kişilerin yapmış ol­duğu bağışlar ile Gudauta’da sosyal alanları güzelleştirme­ye ve onarıma ihtiyaç olan bölgelerin eksiklerini gider­meye yönelik çalışmalar yapı­yorlar. Gudauta’da yaşayan, aynı zamanda Abhazya Dev­let Halk Dansları Topluluğu “Gos Ensemble”da dansçı olan arkadaşım Adamur Var­dania bana şehirlerindeki alt­geçidin duvarlarında resimler görmek istediklerini söyledi ve süreç bu şekilde başladı.

Gudauta, günümüz şartla­rında Abhaz örf ve âdetlerini mümkün olduğunca koruma­ya ve yaşatmaya önem veren bir şehir. Hazırladığım eskiz­lerde şehrin ruhunu yansıtan kompozisyonlar oluşturmayı hedefledim. Gudauta kültür evinde çeşitli kurslar veril­mekte ve etnik müzik ile ilgili koro çalışmaları aktif şekil­de devam etmekte. Gudau­ta’da yaşayan yerli halkın ve turistlerin sokakta yürürken, bulundukları şehirde sahip oldukları değerleri duvara yansıtmak düşüncesiyle; şe­hir, müzik ve doğa teması içe­ren eskizler hazırladım. Etnik kültürel değerlerimizi içeren eskizleri hazırladıktan son­ra duvar üzerinde çalışmaya başladım.

-Pandemiden en çok etki­lenen alanlardan biri de kül­tür-sanat. Bu dönemde sa­natseverlere ulaşmada hangi yöntemleri kullandınız?

-Öncelikle tüm dünyanın aynı anda savaştığı pande­mi sürecinin en kısa zaman­da sona ermesini diliyorum. Pandemide sanatseverlerle iletişimi sosyal medya aracı­lığıyla sağladım diyebilirim. Günümüzde yaygın bir şekil­de 7’den 70’e herkesin kullan­dığı sosyal medya, pandemi nedeniyle karantina sürecinde insanların daha fazla zaman geçirdiği bir platform haline geldi.

Çalışmalarım esnasında sü­recin nasıl ilerlediğine, kişi­sel tanıtım ve görsel niteliği artırmak adına çeşitli video klipler hazırlıyorum. Montaj aşamasında ana temaya uy­gun olacak şekilde etnik mü­zikler ekliyorum. Video klip hazır olduğunda şiirsel bir dille bir metin hazırlayarak sosyal platformlar kanalıyla ve medya kuruluşlarına gön­dererek klibi paylaşıyorum. Böylece sanatseverler sade­ce bir resim değil tüm süreci görmüş oluyor diye düşünü­yorum. Ayrıca kültürümüzü merak eden insanlar bize ait daha fazla kültürel ayrıntıya ulaşmış oluyorlar.

“Amazara” projesi

-Abhaz-Abazin Kongresi ile yeni bir çalışma başlatı­yorsunuz, kutluyoruz önce­likle. Projenin kapsamından söz eder misiniz, siz neresin­de olacaksınız?

– Dünya Abhaz-Aba­za Kongresi ve uluslararası “Alaşara” derneği Abhaz-A­baza halkının manevi mirası üzerine “Amazara” (Abhaz­ca – hazine, varlık anlamına gelmektedir) adlı bir proje başlattı. Fikrin sahibi, DAK Yüksek Konsey Başkanı Musa Egzek’ti.

DAK YK Başkanı, “Proje, Abhaz-Abaza halkının mane­vi ve kültürel mirasını modern internet teknolojileri aracılı­ğıyla yaygınlaştırmayı hedef­liyor. Halkın kimliğinin ay­rılmaz bir parçası olan; güzel ve zengin bir anadil, gelenek ve görenekler, ulusal danslar, halk ezgileri, geleneksel el sa­natları gibi farklı temalarda klipler yayımlanıyor.

Dünya Abhaz- Abazin Kongresi sanat teması ile ala­kalı benimle çalışmak istedik­lerini belirterek görüşmek is­tediler. Projenin temasını ve hedeflerini içeren toplantının ardından koşulsuz kabul et­tim ve süreç bu şekilde baş­ladı.

Projenin benimle ilgili kıs­mı güncel yaşamda insanların yakın temas halinde olduğu yaygın ve popüler olan sokak sanatı ile “Amazara” projesi­ni birleştirmek. Şu anda proje çalışmaları devam etmekte. Proje teması ile alakalı tüm es­kiz süreci tamamlandı. 7 ayrı duvarda resimler üzerinde çalışmaya başladım ve video çekimleri sürüyor. Klip hazır olduğunda izleyicilerin bü­yük beğenisini kazanacağını düşünüyorum. Proje gizliliği açısından çok fazla detay ve­remiyorum fakat aynı video klip içinde Nart destanından bugüne kadar Kafkasya’nın sahip olduğu tüm kültürel de­ğerleri ve yaşadığı tüm süreci görebilecekler diyebilirim.

-Heyecanla bekliyoruz. Kolaylıklar dileriz.

Önceki İçerikBoğaziçililer anlatıyor: Direnmeyi sürdüreceğiz
Sonraki İçerikManşeti siz seçin
Gül Yılmaz
1965 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümü’ndeki lisans eğitimini 1986’da tamamladı. İÜ Çocuk Sağlığı Enstitüsü Oksoloji Bölümü’nde yüksek lisansını yaparken Milliyet gazetesinde düzeltmenliğe başladı. İÜ Sosyal Antropoloji Bölümü’nde 1990 – 1992 yıllarında üstlendiği okutmanlık görevinden sonra iki yıl Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda çalıştı. Cumhuriyet gazetesiyle döndüğü düzeltmenliği, emekliliğinin ardından Radikal, Karşı Gazete’de ve serbest düzeltmen olarak çeşitli yayınevlerinde sürdürdü. “Çocuk İsimleri Sözlüğü” adlı kitabı yayına hazırladı (Epsilon Yayınevi). Bazı yurtdışı gezilerine ilişkin izlenimlerini yazdı (Cumhuriyet, Jıneps, Hürriyet Seyahat). Dönem dönem Ruhi Su Dostlar Korosu koristi ve Kafkas halk dansları oyuncusu oldu. 2018-2019’da İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin “Türkiye’de Kültürel Çoğulluğun Bağımsız Araştırmacıları ve Sivil Toplum Kuruluşları İçin Ağ Oluşturma ve Eğitimi”ne katıldı. Halen Hürriyet Gazetesi/Ekler’de yarı zamanlı düzeltmenlik yapıyor ve Aralık 2018’den bu yana Jıneps gazetesi yayın kurulu üyesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here